Ancak Umut daha sonra istediği süreleri bulamadı.Kebersamaan mereka tak bisa selama yang mereka inginkan.
Mel Gibson, "Ondan çok umutluydum.Mel Gibson rất tức giận vì quyết định này.
Bu da birçoğunu umutsuzluğa ve hayal kırıklığına sevk ediyordu.Câu nói này đã làm nhiều người than phiền, thất vọng.
Yeni araçları R29'dan oldukça umutludur.Phiên bản sản xuất của Ka-29RLD/-31 rất khác so với phiên bản gốc Ka-29.
NA’nın mesajı umuttur: yaşamak için başka bir yol olduğudur.Những hồi tưởng của Minh cho thấy anh đã từng mong ước rằng mình đã chọn một con đường khác cho cuộc đời.
Hiçbir umut kalmadı, halk dehşet içinde, insanlar ne yapacaklarını bilmiyorlar" dedi.「貞やんを(落語界で)知らぬ者はいない。
İnsan doğasını tümden reddetmek insanı edimsel olarak umutsuzluğa götüren bir noktada durmaktır.人間時代には人間を奴隷とする魔王を討とうと単身魔王ガイに挑むも敗れる。
Çeşitli yalanlar söylediği kadınların tümüne de umut vermiştir.また、様々な女性に対する愛の詩を多く残した。
Bale "O, büyük ve parlak bir umut ışığı gibi.ブレン曰く「華麗で強力で素晴らしい技」。
Gelecek adına çok umutluyuz.未来に向けて持続的である。
Umut Koçin, genç millî takımlarda çeşitli seviyelerde 22 kez forma giymiştir.航空学生には22期から男子制服に採用された。
Barış için son ve en güçlü umut hep burasıdır.人類最後の到達点は絶対平和に在り。
Mutluluk için tek bir umut var: O da sizin içinizde!なぜならば、私は慈悲の母であり、私の中にあるのは善きことと、愛だけなのです。
Mutluluk için tek bir umut var: O da sizin içinizde!主上遊幸快乐,我们内心也是欢喜」。
Umutsuzluğa kapılan Homer, Bart'ı yanlarına alarak Moe ve Barney ile geyik avına çıkar.霍默绝望之下坚持要带上巴特,与莫和巴尼一起去獵鹿(英语:Deer hunting)。
1984 - Umut Veren Oyuncu (Gılgamış).1984亞視劇集《毋忘我》。
Bart umutsuz bir şekilde yürür ve bilinçsizce, kendi kendine Fransızca konuşmaya başlar.德鲁比移动的很慢,昏昏欲睡,并且说着一口很单调无味的英语。
Erişim tarihi: 7 Nisan 2007. ^ "Yemen 2016 yılında GCC üyeliği için umutlu".2009년 3월 10일에 확인함. “Yemen hopeful to join GCC in 2016”.
Oysa o son umutlarıdır.마지막 희망일 수도 있잖아.
Refrain Güneş, alın teri ve yeşillik ve deniz, Yüz yıllardır acı ve umut; Bu atalarımızın ülkesidir.1절 해, 달콤함, 푸름과 바다여, 고통과 희망의 세기여, 이 땅은 우리 조상의 것이라네.
Eğer bu olursa, insanlar kendilerini umutsuz bir karmaşanın içinde bulurlar.인간이 탈출할 수 없게 되는 경우, 그 동안 쭉 일어날 수 없게 되는 혼수 상태에 빠진다.
Biz umutluyuz, umarım başarıya ulaşır ve ülkemizi temsil ederiz.우리는 그것을 이해하고 있으며, 우리의 의견은 당신이 당신의 국가를 재건하기 위한 기회가 필요하다는 것입니다.
Çeşitli yalanlar söylediği kadınların tümüne de umut vermiştir.הותיר אחריו ילדים רבים מנשים שונות.
Kate umutsuzca Jimmy'ye doğru koşar.קייט בורחת הביתה לאימה.
Umut Karadağ, İmam rolünde: Köyün imamıdır.אומה, לפי מציני, היא אהבת המולדת.
Mesajın sahibi genç kız Obi-Wan Kenobi isimli birinden umutsuzca yardım istemekteydi.Ce dernier intercepte un message de la princesse Leia qui cherche de l'aide d'un certain Obi-Wan Kenobi.
Durum umutsuz görünüyor.La situación parece desesperada.
Umut, hayal kırıklığına giden yolda ilk adımdır.La esperanza es el primer paso en el camino a la decepción.
Asırlar sonra insanoğlu, Kral Arthur ve Yuvarlak Masa Şövalyeleri ile yeni bir umut buluyor.Siglos antes, la humanidad encuentra una nueva esperanza en el Rey Arturo y los Caballeros de la Mesa Redonda.
Yeni Bir Umut'un ses efekteri için George Lucas, Ben Burtt'ü işe almıştır.Para los efectos de sonido fue elegido Ben Burtt, veterano de Star Wars.
Umutsuz Ev Kadınları dizisinin ikinci sezonu.Participó en dos temporadas de la serie Amas de casa desesperadas.
Mel Gibson, "Ondan çok umutluydum.Bobby Robson. «En ese momento no lo grité.
Hepimiz ayrılıklar yaşarız ve hepimiz bunalmış, umutsuz hissederiz."Podrían hacer lo que quieran, todos somos títeres".
Sonuçta ortaya rahatsız edici, umutsuzluk aşılayan ve acıtıcı bir sinema çıkmıştır.Creo que realmente puede ser un film conmovedor, terrorífico e inolvidable.
Tom çok umutlu görünmüyor.Tom non sembra molto speranzoso.
Bu, Umutsuz Ev Kadınları'ndaki karakterlerin bir listesidir.Questa voce contiene un elenco dei personaggi della serie televisiva Desperate Housewives.
Yeni Bir Umut'un ses efekteri için George Lucas, Ben Burtt'ü işe almıştır.Lucas ingaggiò Ben Burtt per supervisionare gli effetti sonori di Una nuova speranza.
Bu da birçoğunu umutsuzluğa ve hayal kırıklığına sevk ediyordu.Questo sarebbe stato seguito da molte altre delusioni e peggio.
Bu durum, Carol'un Sophie'yi bulma umutlarını arttırır.È lei a risvegliare i poteri di Sophie.
Altın umutlar (2004) Dövüşün sultanları (2005)Varcare la soglia della speranza (1994).
Oyun, özünde bir umut öyküsüdür.Il gioco è un'avventura grafica con una prospettiva in prima persona.
Her zaman umut var.Надежда всегда есть.
Tüm üyeler Tatoeba'nın yıl sonuna kadar bir milyon cümleye sahip olmasını umut ediyor.Все участники надеются, что на Татоэбе будет миллион предложений к концу года.
Umutlarımızdı onlar.Наша надежда.
İnsanlar umutlarını kaybetmeye başladı.Жители города теряют надежду.
Göçürmeler, dağıntılar insanların burada yaşamak umutlarını mahvediyordu.Частые переселения, разрушения наносили удар по надеждам жителей обосноваться в этом городе.
Umut yeni ergen gelgitleri yaşasa da bunları ortaya dökmez.Если же они стираются, их не трудно восстановить новыми.
Aşılar geliştirilme aşamasında olup bazıları umut verici sonuçlar göstermiştir.ما تزال اللقاحات قيد التطوير كما أظهر بعضها نتائج مشجعة.
Umutlarımızdı onlar.هذا هو أملنا.
Kent, 1728 yılında Norveçli misyoner Hans Egede tarafından "iyi umut" anlamına gelen Godthåb adıyla kuruldu.تأسست عام 1728م عن طريق المبشر النرويجي هانس إجد وقد أطلقَ عليها اسم غودهوب والتي تعني الأمل الجيّد.
Kate umutsuzca Jimmy'ye doğru koşar.ايمي تنتظر خوان بفارغ الصبر.
Sakın umutsuzluğa düşenlerden olma.فلا تكن من القانطين.
Umutsuzluğa kapılan Homer, Bart'ı yanlarına alarak Moe ve Barney ile geyik avına çıkar.Desesperado, Homer insiste em levar Bart para caçar veados com Moe e Barney.
İnsan doğasını tümden reddetmek insanı edimsel olarak umutsuzluğa götüren bir noktada durmaktır.Suplício do qual o homem, cumprindo seu destino, libertou-se e transcendeu.
3. konu Tanrı'nın halkı için umuttan bahseder.O autor olha para o futuro do povo de Deus.
3. konu Tanrı'nın halkı için umuttan bahseder.Hoofdstuk 3 spreekt over de hoop voor het volk van God.
Umutlarımızdı onlar.Wij gaven hen hoop.
İtalya'nın gruptan çıkma umutları devam etti.De geallieerde opmars in Italië verliep stroef.
Mutluluk için tek bir umut var: O da sizin içinizde!Het leven is voor hem één groot feest en dat moet gevierd worden!
Hurley umutsuz bir şekilde evine döner.De Villefort gaat berouwvol naar huis.