Constantinus'un durumu gittikçe daha umutsuz bir hâl alıyordu.Constantijns positie werd moeilijker.
Artık korsanlar da gelmiş ve son umut da kaybedilmiştir.Daarna kwamen de Spanjaarden niet meer terug, en was ook de geloofsvervolging voorbij.
Pam ona gelecek hakkında umut vermiştir.Hij vraagt Marfa hem de toekomst te voorspellen.
Hurley umutsuz bir şekilde evine döner.De Villefort gaat berouwvol naar huis.
1990'lı yıllara takım çok iyimser ve umutlu bir şekilde başladı.De groep maakte begin jaren negentig tracks als Feel So Real en Satisfaction.
Şaban ise kendisine umut bağlayanların yüzünü kara çıkarmaz.Hij schrikt er niet voor terug zijn klanten te schofferen als hij daar aanleiding toe ziet.
Ancak Umut daha sonra istediği süreleri bulamadı.En ze ontdekt meer dan ze ooit had durven hopen.
İlk olarak Bölüm IV: (Yeni Bir Umut) A New Hope filminde ortaya çıkmıştır.De film speelt zich af net voor de gebeurtenissen in Episode IV: A New Hope.
Licinia Eudoxia, umutsuzca Vandal kralı Genseric'ten yardım beklemişti.455 : Licinia Eudoxia roept de hulp in van de Vandalen koning Geiserik.
2013 yılında Umutsuz Ev Kadınları'nda Suzan karakterini canlandırmıştır.In 2010 speelde ze ook een bijrol in Desperate Housewives.
Umut ediyorum ki bir diğer seçime diğer kadınlar da katılma cesaretini göstereceklerdir." demiştir.Haar moed inspireert anderen om ook moedig te zijn."
Diğer bölümlerinde 2010 yılında umuttepeye taşınması planlanmaktatır.Tramnet in 2010 met de toekomstplannen er ingetekend.
Durumun değişeceğine dair bir umut yok.Er is derhalve geen reden tot wijziging van de situatie.
Winston Churchill'in iktidara gelmesi umutlarını yeniledi.Aanvankelijk wilde hij uitspraken van Winston Churchill gebruiken.
Durum açıkça umutsuzdu.De situatie leek hopeloos.
Gelecek adına çok umutluyuz.Hoop in de toekomst.
Artık denizaltıdakiler için umutlar kesilmişti.De mist beschermde de onderzeeërs die nu boven water voerden.
Bunu görenleri bir umut ve cesaret sarar.De weg tot inzicht vergt echter moed en kost moeite.
Yaşam olduğu sürece umut da olacaktır.Zolang er leven is, is er hoop.
Hayat varken umut var.Zolang er leven is, is er hoop.
Yeni bir yıl hep umut getirir.Een nieuw jaar brengt altijd hoop.
Toplantıları düzenleyenlere göre çiftçiler umutlarını bankalara bağlamış.Volgens degenen die de bijeenkomsten organiseren, zouden de boeren hun hoop op de banken hebben gevestigd.
YouTube'da Umut TimurUmut Timur op YouTube
Umut Vaadeden Bir GelecekEen Veelbelovende Toekomst
Graz daki politik ve dini zorluklar Kepler in Brahe’ye hızlıca dönme umutlarını altüst etti.Polityczne i religijne trudności w Grazu uniemożliwiły Keplerowi natychmiastowy powrót.
İlk olarak Yeni Bir Umut filminde görünmüşlerdir.Pierwszy raz pojawia się w ogóle w filmie Nowa Nadzieja.
Ancak o yılın Kasım ayında, Virginia'nın durumu artık umutsuzdu.Ale jeszcze przed listopadem tego samego roku stan zdrowia Virginii nie pozostawiał nadziei na poprawę.
Çeşitli yalanlar söylediği kadınların tümüne de umut vermiştir.Wsławił się licznymi skandalami związanymi z kobietami.
2001'de büyük umutlarla İtalyan takımı AC Milan'a transfer oldu.W nim, podobnie jak w 2005 roku, przeciwnikiem był włoski AC Milan.
Halbe'de durum, Alman kuvvetleri açısından umutsuzdu.Sytuacja w Halbe była dla Niemców rozpaczliwa.
Bunu görenleri bir umut ve cesaret sarar.Któż z nas miał myśl i śmiałość wraz?
Hurley umutsuz bir şekilde evine döner.Villefort wrócił do domu uspokojony.
Anlatıcının önündeki masada yedi uzun mum yanmaktadır ve mumlar eridikçe adamın kurtulma umutları da azalır.Przed nim stoi na stole 7 cienkich białych świec, a gdy te się topią, również i jego nadzieje się zmniejszają.
Büyük Umutlar.Jestem pełna nadziei.
İnsanlar artık umut veren şeyler izlemek istemektedir.Podajemy rodzaj oczekiwanej przez nas pomocy.
Gelecek adına çok umutluyuz.Ma moc przewidywania przyszłości.
Mutluluk için tek bir umut var: O da sizin içinizde!Jego największym pragnieniem jest śmierć, w której doszukuje się szczęścia.
Kardeşi Umut Özkan'da kendisi gibi oyuncudur.Okazał się równie dobrym gospodarzem jak w Aleksandrowie.
Altın umutlar (2004) Dövüşün sultanları (2005)Zwycięzca Wyścigu Pokoju (2004).
Bu umutlar hayal kırıklığı ile sonuçlandı.Był to efekt zawiedzionych nadziei.
Yıldız Savaşları: Bölüm IV - Yeni Bir Umut'ta Asi Birliği'nin ana askeri üssüdür.Gwiezdne wojny: część IV – Nowa nadzieja.
Saltanatı umut verici bir işaretle başlamıştı.Słupek zakończony jest pierzastym znamieniem.
"Kuzgun" Umut Bilaloğlu (Müjde Uzman): Kedi'nin ihmal edilmiş kızı.Dagmara Cieślik (Katarzyna Kołeczek) - matka, porzuconej Lenki.
Ekim ayı başlarında Almanya'nın savaşta kısa süre içinde kesin sonuç alma umutları sönmeye başlamıştı.Zwrócić jednak należy uwagę, że jesienią 1943 roku porażka Niemiec w wojnie wydawała się już pewna.
Yıllar yılları kovaladı hiç kaybetmedikleri umutlarına çok çalışmayı, sıkıntılar çekip pes etmemeyi eklediler.Przez wiele lat zarzucano mu zaspanie na swoje zawody, czego się wypierał.
Tom için büyük umutlarım vardı.Mam dobre oczekiwania wobec Toma.
Bart umutsuz bir şekilde yürür ve bilinçsizce, kendi kendine Fransızca konuşmaya başlar.Bart går iväg, förtvivlad över sin egen dumhet, sedan börjar han omedvetet tala franska med sig själv.
Umut yeni ergen gelgitleri yaşasa da bunları ortaya dökmez.De ville ha något nytt, men de visste inte vad."
Çeşitli yalanlar söylediği kadınların tümüne de umut vermiştir.Som ung man korresponderade han med olika kvinnor.
Umutlarımızdı onlar.De behöver hopp!
Durum açıkça umutsuzdu.Ställningen var förtvivlad.
Umutsuzluğa kapılan Homer, Bart'ı yanlarına alarak Moe ve Barney ile geyik avına çıkar.Den nu desperate Homer tar med sig Bart på hjortjakt tillsammans med Moe Szyslak och Barney Gumble.
Eşcinselliği yenme umutlarını yitirerek Oregon'a taşınır.Han flyttar till Oregon och ger upp försöken med att besegra homosexualiteten.
Ne olursa olsun bir umuttu benim için.För andra betydelser, se Hope Mine.
2007 Türkiye genel seçimlerinde Bin Umut Adayları ittifakı içinde yer aldı.Till skillnad från 2013 dök ett antal nominerade upp på galan.
1984 - Umut Veren Oyuncu (Gılgamış).(LiberLäromedel, 1984) (Vad tycker du?)
Des Grieux Manon'u tamamiyle kaybetmek durumda olması umutsuzluğu ile Manon'un yanına gelir.Des Grieux insisterar på att Manon skall fly tillsammans med honom.
Sert mizacına rağmen, Drusus hem askeri hem de politik olarak umut vadetti.Trots sitt hetsiga temperament visade han sig ha talang både för det militära och politiken.
Bu, Umutsuz Ev Kadınları'ndaki karakterlerin bir listesidir.Detta är en presentation av rollfigurerna i den amerikanska TV-serien Desperate Housewives.
Kulüp başkanı Umut Çelik'tir.Det ledande materialet är stål.