Ana içeriğe geç
Sözlük

umursama ile cümle

umursama kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
4
HECE
7
ORT. KELİME
Evren ne düşman ne de dosttur. Sadece umursamazdır.L'univers n'est ni hostile, ni ami. Il est simplement indifférent.
Ama bunu hiçbir zaman umursamadı.Cela ne l’a jamais vraiment intéressé.
Carl rahatsız ve umursamaz bir tavır takınmaya başlamıştır.Un soir, Harry reçoit un appel téléphonique troublant et anonyme.
Bu olaydan sonra da hiç umursamaksızın araştırmalarına devam edeceğine yemin etti.Il s'est juré de ne plus jamais fuir ses problèmes.
Kendini tanımayanların bu önyargılarını pek umursamaz.Le importan poco los prejuicios infundados de los que no le conocen.
Bu olaydan sonra da hiç umursamaksızın araştırmalarına devam edeceğine yemin etti.Ha jurado completar cualquier misión que tome, sea cual sea la situación.
Ama bunu hiçbir zaman umursamadı.No siempre apreciaban este hecho.
Bir şeyin iyi olmasını umursamazdım.Yo sabía que no iba a haber problema.
Michael onu umursamaz, adını ve bulunduğu yeri söyler.Edward insiste comunque per sapere nome e luogo.
Bu olaydan sonra da hiç umursamaksızın araştırmalarına devam edeceğine yemin etti.Giura però di non rivelare nulla del suo segreto.
Mahone umursamaz.A Ojomo non importava.
Ama bunu hiçbir zaman umursamadı.Scusa se non l'ho mai capito.
Kendisi gibi tanınmayan kişilere karşı çok umursamazdır.È molto chiuso con le persone che non conosce.
Beth ise Daryl'ı hiçbir şeyi umursamamakla suçlar.Pensa sia solo spaventata e Daryl può mostrarle che non c'è nulla di cui aver paura.
Castle ayrıca polisin ve halkın onun hakkında ne düşündüğünüde umursamaz, ve rüşvetçi polisleride öldürür.Карателя не волнует, что о нём думают полиция и общественность.
Mahone umursamaz.Увлекается маджонгом.
Sonny umursamaz.Суни осторожны.
Kaba ve umursamaz görüntüsüne rağmen, o bütün grubun babası gibi davranır.Отчаянная и дерзкая девочка растёт во всем похожей на своего отца.
Kasım 1895’te, Herzl’i bir merak, umursamazlık ve soğuklukla toplantılarına davet ettiler.في نوفمبر 1895 استقبلوه بالفضول واللامبالاة والبرودة.
Ama bunu hiçbir zaman umursamadı.لكنها لم تشعر بذلك قط.
Kişi henüz konuya duyarsızlaşmamış fakat tavırları umursamazcadır.لا داعي لأن يقلق المخرج حول أي شيء باستثناء أفكاره.
Kendini tanımayanların bu önyargılarını pek umursamaz.الكبار في اعتقادهم بأنهم غير مهتمين بالأمر.
Başkalarının dediklerini umursamaلا اهتم بما يقوله الآخرون.
Ama bunu hiçbir zaman umursamadı.Mesmo assim ele sempre não se importa.
Kendisi gibi tanınmayan kişilere karşı çok umursamazdır.Sin Cara como Ele mesmo.
Anya umursamaz gözükür ve elini tutar.A mulher graciosamente aceita e segura a mão dele.
Zain kendini beğenmiş hayatı umursamayan yakışıklı bir gençtir.Ze is een onbevangen jong meisje dat haar mening niet voor zich houdt.
Kaba ve umursamaz görüntüsüne rağmen, o bütün grubun babası gibi davranır.Alhoewel hij zich wild en gek gedraagt is hij de spil van het geheel.
Umursamadığımı düşünüyor musun?Denk je echt dat dat me koud laat?
Onlar umursamazlar.Het kan ze niet schelen.
Sonuçta bölgede yerleşim yerli halkı umursamaksızın devam etti.Ze zrozumiałych względów ludność autochtoniczna niechętnie przyjmowała przesiedleńców.
Fakat Riccardo bu ikaza umursamaz.Ryszard nie interesuje się nią wcale.
Ama umursamaz gibi davranmaktadır.Został jednak potraktowany lekceważąco.
Mahone umursamaz.Женев'єві байдуже.
Fakat Riccardo bu ikaza umursamaz.Цю суперечність Рікардо навіть не помітив.
Bu olaydan sonra da hiç umursamaksızın araştırmalarına devam edeceğine yemin etti.Bez ohledu na tuto událost slíbila pokračování svého vyšetřování.
Kendisi gibi tanınmayan kişilere karşı çok umursamazdır.A právě Gusta ji zná jako nikdo jiný.
Fakat Riccardo bu ikaza umursamaz.Riccardo refuză să-și facă griji.
Michael onu umursamaz, adını ve bulunduğu yeri söyler.Cel puțin spune-mi numele său, neamul ascuns și viața.
11- "Pacify Her": Eve döner, ama hiç kimse onu umursamaz.Șerban: O clipă, vă rog, nu pleacă nimeni!
Bir şeyin iyi olmasını umursamazdım.Dar simțeam că ceva nu e bine.
Ama bunu hiçbir zaman umursamadı.Ezt sohasem felejtette el.
O kadar umursamazdır ki, sosyoloğa mahkemede ortaya çıkmamış olan diğer suçlarını bile tek tek anlatır.Síkraszállt a társadalmi igazságtalanság ellen is, ahol csak tudott.
Umursamaz bir tiptir.Mies vailla ominaisuuksia.
Beyzbolu fazla umursamaz.Hän ei juurikaan piittaa baseballista.
Ama bunu hiçbir zaman umursamadı.Στην πραγματικότητα, ποτέ δεν το σκέφτηκα.
Mahone umursamaz.Σεβαστία γενν.
Garrincha futbola yetenekli olmasına rağmen, bir o kadar da umursamaz tavırlara sahipti.Walau karisma yang dimilikinya tinggi ia sebenarnya cukup bodoh.
Kendisi gibi tanınmayan kişilere karşı çok umursamazdır.Persona non grata Orang yang tak disukai.
Sam tam o sırada Alex'in "Bu uçak havaya uçacak" dediğini duyar, fakat umursamaz.Sam vô ình nghe rằng anh Alex có một giấc mơ kì lạ là chiếc máy bay này sẽ nổ.
Bir şeyin iyi olmasını umursamazdım.他意があるとうまくゆかない。
Bu olaydan sonra da hiç umursamaksızın araştırmalarına devam edeceğine yemin etti.今回はそんなことがないよう誓いを立てて試験に挑戦。
Sonny umursamaz.サニーの愛用。
Ama umursamaz gibi davranmaktadır.身なりには無頓着。
Mahone umursamaz.ジャンケンが苦手。
Fakat Riccardo bu ikaza umursamaz.ライラはいまだそれを気にしている。
Zain kendini beğenmiş hayatı umursamayan yakışıklı bir gençtir.元気の無い茜の様子を気遣う一面を持つ真面目そうな優しい男である。
Ancak Lynch bu kararı umursamadı ve finansal kayıtlarını mahkemeye bildirmesi için gelen celbi yanıtlamadı.然而Lynch无视了这场诉讼,并没有回应关于她财政记录的传票。
Ken'i umursamadan olay yerinden ayrılır.有才不偶誰之過,肯即藏鋒事高臥。
Köylü bu işgali umursamamaktadır.但是北京市民對此卻漠不關心。
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod