Ana içeriğe geç
Sözlük

umursama ile cümle

umursama kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
4
HECE
7
ORT. KELİME
Genellikle, insanlar çok umursamadıkları işleri daha iyi yaparlar.לעיתים קרובות, אנשים אינם מצטיינים בדברים
Genellikle, insanlar çok umursamadıkları işleri daha iyi yaparlar.في كثير من الأحيان، الناس جيدون بأمور لا تهمهم حقا.
Genellikle, insanlar çok umursamadıkları işleri daha iyi yaparlar.情熱が大切なのです
Geoff'in bankaya gidemediği için üzgün olduğunu umursamazlardı.A nezáležalo im ani na tom, či Geoff bude alebo nebude naštvaný, že nemôže ísť do banky.
Geoff'in bankaya gidemediği için üzgün olduğunu umursamazlardı.Dat deed er niet toe. En het kan ze niets schelen dat Geoff baalt omdat hij niet naar de bank kan.
Geoff'in bankaya gidemediği için üzgün olduğunu umursamazlardı.E a loro non importa se Geoff è arrabbiato perché non può andare in banca.
Geoff'in bankaya gidemediği için üzgün olduğunu umursamazlardı. "Git başka banka bul." diye düşünürlerdi.E eles não se importam se o Geoff está chateado por não poder ir ao banco.
Geoff'in bankaya gidemediği için üzgün olduğunu umursamazlardı.그들은 제가 은행에 갈 수 없다는 사실에 화가 나던 말던 관심이 없어요. 다른 은행을 찾아보라고 하겠죠.
Geoff'in bankaya gidemediği için üzgün olduğunu umursamazlardı.Nem számított.
Geoff'in bankaya gidemediği için üzgün olduğunu umursamazlardı.Nie obchodzi ich, czy Geoff jest zdenerwowany, że nie może iść do banku.
Geoff'in bankaya gidemediği için üzgün olduğunu umursamazlardı.No importaba. Y no les importa que Geoff estuviera enojado porque no podía ir al Banco.
Geoff'in bankaya gidemediği için üzgün olduğunu umursamazlardı.Nu-i interesează dacă Geoff e supărat că nu ajunge la bancă.
Geoff'in bankaya gidemediği için üzgün olduğunu umursamazlardı.Och de bryr sig inte om ifall Geoff är upprörd över att han inte kan gå till banken.
Geoff'in bankaya gidemediği için üzgün olduğunu umursamazlardı.Og de er ligeglade med at Geoff er oprevet over at han ikke kan komme i banken.
Geoff'in bankaya gidemediği için üzgün olduğunu umursamazlardı.Und es ist ihnen egal, ob Geoff sich darüber aufregt, dass er nicht zur Bank gehen kann.
Geoff'in bankaya gidemediği için üzgün olduğunu umursamazlardı.Και δεν τους ενδιαφέρει αν ο Τζεφ στενοχωρήθηκε που δεν μπορεί να πάει στην τράπεζα.
Geoff'in bankaya gidemediği için üzgün olduğunu umursamazlardı.И те не се интересуват дали Джеф е разстроен, че не може да отиде до банката.
Geoff'in bankaya gidemediği için üzgün olduğunu umursamazlardı.Их также не волновало: расстроится ли Джефф, что не сможет прийти в банк.
Geoff'in bankaya gidemediği için üzgün olduğunu umursamazlardı.І вони також не переймалися, чи Джефф засмучений, що він не може піти в банк.
Geoff'in bankaya gidemediği için üzgün olduğunu umursamazlardı.ולא היה איכפת להם אם ג'ף מעוצבן
Geoff'in bankaya gidemediği için üzgün olduğunu umursamazlardı.و لا يهمّهم إن كان (جيف) منزعجا لأنه ليس بإمكانه الذهاب إلى البنك. ابحث عن بنك آخر!
Geoff'in bankaya gidemediği için üzgün olduğunu umursamazlardı.佢哋都唔在乎我 係咪因為去唔到銀行而發火
Geoff'in bankaya gidemediği için üzgün olduğunu umursamazlardı.関係なかったんです 嫌なら他に行けば? でもどこも一緒でしょ?
Gerçekten umursamaz.Ce n'est pas nécessaire.
Gerçekten umursamaz.Daar geeft dit apparaat helemaal niet om.
Gerçekten umursamaz.Das kümmert das Gerät nicht wirklich.
Gerçekten umursamaz.Ezekre egyáltalán nincs szükség.
Gerçekten umursamaz.Isso realmente não importa.
Gerçekten umursamaz.그런 것은 문제가 되지 않습니다.
Gerçekten umursamaz.Nie przejmuje się tym.
Gerçekten umursamaz.Non ce n'é veramente bisogno.
Gerçekten umursamaz.Nu prea contează.
Gerçekten umursamaz.Realmente no importa.
Gerçekten umursamaz.Tất cả đều không ảnh hưởng gì.
Gerçekten umursamaz.За устройството всъщност няма значение.
Gerçekten umursamaz.Это не имеет значения.
Gerçekten umursamaz.למערכת לא איכפת מכל זה. היא רק מחפשת את הנקודה הכי חמה,
Gerçekten umursamaz.في الحقيقة إنها لا تهتم بذلك
Gerçekten umursamaz.ただ最高温度の位置を探し
Hayırseverlik dediğin sevgi piyasası. Şirketlerin, diğer piyasaların umursamadığı insanlar için bir piyasa.Der Markt ist für all jene Menschen, für die es keinen anderen Markt gibt.
Hayırseverlik dediğin sevgi piyasası. Şirketlerin, diğer piyasaların umursamadığı insanlar için bir piyasa.È il mercato per tutte quelle persone per le quali non esiste nessun altro mercato.
Hayırseverlik dediğin sevgi piyasası. Şirketlerin, diğer piyasaların umursamadığı insanlar için bir piyasa.É o mercado para todas aquelas pessoas para quem não aparece outro mercado.
Hayırseverlik dediğin sevgi piyasası. Şirketlerin, diğer piyasaların umursamadığı insanlar için bir piyasa.E piaţa pentru toţi aceşti oameni pentru care nu apare nicio altă piaţă,
Hayırseverlik dediğin sevgi piyasası. Şirketlerin, diğer piyasaların umursamadığı insanlar için bir piyasa.Het is de markt voor al deze mensen voor wie er geen andere markt is.
Hayırseverlik dediğin sevgi piyasası. Şirketlerin, diğer piyasaların umursamadığı insanlar için bir piyasa.Je to trh pro všechny tyto lidi, pro které není žádný jiný trh.
Hayırseverlik dediğin sevgi piyasası. Şirketlerin, diğer piyasaların umursamadığı insanlar için bir piyasa.To rynek dla wszystkich ludzi, dla których nie ma innych rynków.
Hayırseverlik dediğin sevgi piyasası. Şirketlerin, diğer piyasaların umursamadığı insanlar için bir piyasa.Είναι η αγορά για όλους αυτούς τους ανθρώπους για τους οποίους δεν έρχεται άλλη αγορά.
Hayırseverlik dediğin sevgi piyasası. Şirketlerin, diğer piyasaların umursamadığı insanlar için bir piyasa.Это рынок для всех тех людей, которым недоступны другие рынки.
Her bir projeyi yok ederken, umursamamayı öğrendim.Bei jedem Projekt, das ich zerstörte,
Her bir projeyi yok ederken, umursamamayı öğrendim. Çıktıları, başarısızlıkları ve kusurları umursamamayı.Коли я руйнував проекти, я вчився не перейматися, не перейматися результатами, невдачами та недосконалостями.
Her bir projeyi yok ederken, umursamamayı öğrendim.Door het vernietigen van elk project,
Her bir projeyi yok ederken, umursamamayı öğrendim.I takt med at jeg ødelagde hvert projekt,
Her bir projeyi yok ederken, umursamamayı öğrendim.각 작품을 파괴시킬 때마다, 잊는 법을 배우고 있었어요.
Her bir projeyi yok ederken, umursamamayı öğrendim.Mentre distruggevo ogni progetto, imparavo a lasciare perdere,
Her bir projeyi yok ederken, umursamamayı öğrendim.Mỗi khi tôi phá hủy một dự án,
Her bir projeyi yok ederken, umursamamayı öğrendim.Z chwilą niszczenia każdego projektu, uczyłem się odpuszczać.
Her bir projeyi yok ederken, umursamamayı öğrendim.בכל פעם שהרסתי פרויקט, למדתי לשחרר,
Her bir projeyi yok ederken, umursamamayı öğrendim.و مع تدمير المشروع تلو الآخر كنت أتعود على التخلي
Her bir projeyi yok ederken, umursamamayı öğrendim.「気にしない」ことです 結果を気にせず 失敗を気にせず
Hiç umursamadan fahişeliğiyle ülkeyi kirletti; taşla, ağaçla zina etti.A stalo sa, že svojím hanebným smilstvom poškvrnila zem a cudzoložila s kameňom i s drevom.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod