Dosya adında BÜYÜK/ küçük harf umursamadan karşılaştır. Not: Windows dosya- sistemlerinde yararlıdır.Σύγκριση χωρίς διάκριση πεζών/ κεφαλαίων. Σημείωση: χρήσιμο όταν συγχρονίζετε συστήματα αρχείων των Windows.
Dosya adında BÜYÜK/ küçük harf umursamadan karşılaştır. Not: Windows dosya- sistemlerinde yararlıdır.Порівняння без урахування регістру. Зауваження: корисно для синхронізації на файлових системах Windows.
Dosya adında BÜYÜK/ küçük harf umursamadan karşılaştır. Not: Windows dosya- sistemlerinde yararlıdır.ファイル名 注意ウィンドウ
Eğer CEO, tıpkı bizim katılımcılarımız gibi, anlamın özünün önemsiz olduğunu düşündüyse umursamamış olabilir.만약 CEO가 피실험자들과 같아서, 의미의 본질은 중요하지 않다고 생각했다면, 아마 신경을 쓰지 않을겁니다.
Eğer CEO, tıpkı bizim katılımcılarımız gibi, anlamın özünün önemsiz olduğunu düşündüyse umursamamış olabilir.Pokud si, tak jako naši účastníci, myslel, že podstata smyslu je nedůležitá, tak na to nedbal.
Eğer CEO, tıpkı bizim katılımcılarımız gibi, anlamın özünün önemsiz olduğunu düşündüyse umursamamış olabilir.W przypadku, gdyby dyrektor i nasi uczestnicy myśleli, że znaczenie jest nieważne, nie obchodziłoby ich to.
Eğer CEO, tıpkı bizim katılımcılarımız gibi, anlamın özünün önemsiz olduğunu düşündüyse umursamamış olabilir.Если директор, как и наши подопытные, думал, что смысл неважен, то он бы [не] позаботился.
Eğer CEO, tıpkı bizim katılımcılarımız gibi, anlamın özünün önemsiz olduğunu düşündüyse umursamamış olabilir.אם המנכ"ל, כמו המשתתפים שלנו, חשב שאין חשיבות למרכיב המשמעות אז [לא יהיה] לו אכפת.
Eğer CEO, tıpkı bizim katılımcılarımız gibi, anlamın özünün önemsiz olduğunu düşündüyse umursamamış olabilir.لو إنّ الرئيس ، تماماً كما مشتركينا ، فكّر أنّ وجود المضمون غير ضروري لما كان قد اهتم .
Eğer CEO, tıpkı bizim katılımcılarımız gibi, anlamın özünün önemsiz olduğunu düşündüyse umursamamış olabilir.「意義」の本質を軽視していたなら 彼は気にもしなかったでしょう そしてこう言うでしょう- 「あの時はそのように指示を出したけれど
Eğer o imkanlara sahip oldukları halde dünyayı umursamasalardı, çok endişe verici olurdu.Als ze dat soort rijkdom hadden en ze niet begaan waren met de wereld, dan zou dat heel zorgwekkend zijn.
Eğer o imkanlara sahip oldukları halde dünyayı umursamasalardı, çok endişe verici olurdu.Gdyby mając tyle pieniędzy nie przejmowali się losami świata, byłoby to bardzo niepokojące.
Eğer o imkanlara sahip oldukları halde dünyayı umursamasalardı, çok endişe verici olurdu.Ha ezzel a vagyonnal nem gondoskodnának a világról, az nagyon aggasztó volna.
Eğer o imkanlara sahip oldukları halde dünyayı umursamasalardı, çok endişe verici olurdu.Kdyby byli takhle bohatí a nezáleželo by jim na světě, bylo by to velmi znepokojující.
Eğer o imkanlara sahip oldukları halde dünyayı umursamasalardı, çok endişe verici olurdu.그 두 사람이 그 정도의 부를 가지고 세상에 대해 신경을 쓰지 않았으면, 매우 걱정되는 결과가 일어났겠죠.
Eğer o imkanlara sahip oldukları halde dünyayı umursamasalardı, çok endişe verici olurdu.Om de hade den mängden pengar och inte brydde sig om världen skulle det vara väldigt oroande.
Eğer o imkanlara sahip oldukları halde dünyayı umursamasalardı, çok endişe verici olurdu.Se eles tivessem esse tipo de riqueza e não se preocupassem com o mundo, seria muito preocupante.
Eğer o imkanlara sahip oldukları halde dünyayı umursamasalardı, çok endişe verici olurdu.Se pur essendo così ricchi non pensassero mai al resto del mondo, sarebbe molto preoccupante.
Eğer o imkanlara sahip oldukları halde dünyayı umursamasalardı, çok endişe verici olurdu.Si daca ei ar avea acel fel de bogatie si nu le-ar pasa de lume, ar fi foarte ingrijorator.
Eğer o imkanlara sahip oldukları halde dünyayı umursamasalardı, çok endişe verici olurdu.S'ils avaient ce genre de fortune et ne se préoccupaient pas du monde, ce serait très inquiétant.
Eğer o imkanlara sahip oldukları halde dünyayı umursamasalardı, çok endişe verici olurdu.Si tuvieran este tipo de riqueza y no les importara el mundo, sería muy preocupante.
Eğer o imkanlara sahip oldukları halde dünyayı umursamasalardı, çok endişe verici olurdu.Wenn sie diesen Reichtum hätten und die Welt wäre ihnen egal - das wäre beunruhigend.
Eğer o imkanlara sahip oldukları halde dünyayı umursamasalardı, çok endişe verici olurdu.Ако имаха това богатство, но не им пукаше за света, това би било много притесняващо.
Eğer o imkanlara sahip oldukları halde dünyayı umursamasalardı, çok endişe verici olurdu.Их могли бы не волновать бы мировые проблемы. Но тогда это было бы очень тревожно.
Eğer o imkanlara sahip oldukları halde dünyayı umursamasalardı, çok endişe verici olurdu.Якщо б у них було таке багатство і вони не дбали про світ, було б дуже тривожно.
Eğer o imkanlara sahip oldukları halde dünyayı umursamasalardı, çok endişe verici olurdu.במידה ויש להם את העושר הזה והם לא דואגים לעולם, זה היה מאד מדאיג.
Eğer o imkanlara sahip oldukları halde dünyayı umursamasalardı, çok endişe verici olurdu.لو أن لديهم هذا القدر من المال و لم يهتما بالعالم سيكون ذلك مقلقا جدا.
Eğer o imkanlara sahip oldukları halde dünyayı umursamasalardı, çok endişe verici olurdu.あれ程の富を持ちながら 世界について考えないなら それはとても憂うべきことだ 彼らはとんでもない変化を世界に もたらそうとしている
Eğlenceyi umursamazlarNO SE PREOCUPAN DE LOS DEMAS....
Emirleri umursamamak ya da basına yalan söylemek hakkında bir şey demedimN-am zis nimic despre ignorarea ordinelor sau minţirea presei.
Emirleri umursamamak ya da basına yalan söylemek hakkında bir şey demedimNeříkala jsem nic o ignorování rozkazů a lhaní novinářům.
Emirleri umursamamak ya da basına yalan söylemek hakkında bir şey demedimNie mówiłam nic o ignorowaniu rozkazów i okłamywaniu dziennikarzy.
Emirleri umursamamak ya da basına yalan söylemek hakkında bir şey demedimNo dije nada acerca de ignorar órdenes y mentir a la prensa.
Emirleri umursamamak ya da basına yalan söylemek hakkında bir şey demedimNon ho parlato di ignorare gli ordini o mentire alla stampa.
Emirleri umursamamak ya da basına yalan söylemek hakkında bir şey demedimΔεν είπα να αγνοείς εντολές ή να ψεύδεσαι στον Τύπο.
Emirleri umursamamak ya da basına yalan söylemek hakkında bir şey demedimЯ ничего не говорила о неподчинении приказам и вранье в прессе.
Emirleri umursamamak ya da basına yalan söylemek hakkında bir şey demedim今してほしことは、、、、 >今の時点では、僕はまだ生垣で踏ん張っているということ。
Fakat, işin aslı, kolay olduğu için değil. Önemsiz olduğu için değil. Umursamadığımız için değil.Invece non è perchè è facile, non è perchè è insignificante, non è perchè non ci interessa.
Genellikle, insanlar çok umursamadıkları işleri daha iyi yaparlar.A menudo, las personas son buenas en cosas que realmente no les importa.
Genellikle, insanlar çok umursamadıkları işleri daha iyi yaparlar.Az emberek néha olyan dolgokban jók, ami nem érdekli őket.
Genellikle, insanlar çok umursamadıkları işleri daha iyi yaparlar.Často jdou lidem věci, o které se moc nestarají.
Genellikle, insanlar çok umursamadıkları işleri daha iyi yaparlar.Často sú ľudia dobrý v niečom, čo ich nezaujíma.
Genellikle, insanlar çok umursamadıkları işleri daha iyi yaparlar.Często ktoś jest dobry w czymś czego nie lubi.
Genellikle, insanlar çok umursamadıkları işleri daha iyi yaparlar.De multe ori, oamenii sunt buni la lucruri de care nu prea le pasă.
Genellikle, insanlar çok umursamadıkları işleri daha iyi yaparlar.Ihmiset ovat harvoin hyviä asioissa, joista he eivät erityisemmin välitä.
Genellikle, insanlar çok umursamadıkları işleri daha iyi yaparlar.사람들은 관심을 쏟는 일을 곧잘 하곤 합니다.
Genellikle, insanlar çok umursamadıkları işleri daha iyi yaparlar.Muitas vezes, as pessoas são boas em coisas que não lhes interessam.
Genellikle, insanlar çok umursamadıkları işleri daha iyi yaparlar.Người ta thường giỏi về những thứ họ không thực sự chú tâm đến.
Genellikle, insanlar çok umursamadıkları işleri daha iyi yaparlar.Ofta, är folk bra på saker de inte riktigt bryr sig om.
Genellikle, insanlar çok umursamadıkları işleri daha iyi yaparlar.Ofte er folk gode til ting de ikke rigtig holder af.
Genellikle, insanlar çok umursamadıkları işleri daha iyi yaparlar.Oft ist es so, dass Menschen Dinge gut können, die ihnen eigentlich nicht viel bedeuten.
Genellikle, insanlar çok umursamadıkları işleri daha iyi yaparlar.Pogosto so ljudje dobri v rečeh, za katere jim ni mar.
Genellikle, insanlar çok umursamadıkları işleri daha iyi yaparlar.Seringkali, orang-orang mahir di bidang yang tidak mereka pedulikan.
Genellikle, insanlar çok umursamadıkları işleri daha iyi yaparlar.Souvent, les gens sont bons à des choses qui ne les branchent pas.
Genellikle, insanlar çok umursamadıkları işleri daha iyi yaparlar.Spesso le persone sono brave nelle cose che non gli interessano.
Genellikle, insanlar çok umursamadıkları işleri daha iyi yaparlar.Vaak zijn mensen goed in dingen waar ze niet echt om geven.
Genellikle, insanlar çok umursamadıkları işleri daha iyi yaparlar.Πολλές φορές, οι άνθρωποι γίνονται καλοί σε πράγματα που δεν τους ενδιαφέρουν πραγματικά.
Genellikle, insanlar çok umursamadıkları işleri daha iyi yaparlar.Зачастую нам удаётся то, что нас мало волнует.
Genellikle, insanlar çok umursamadıkları işleri daha iyi yaparlar.Много често, хората са добри в неща, за които истински не ги е грижа.
Genellikle, insanlar çok umursamadıkları işleri daha iyi yaparlar.Часто люди добре роблять ті речі, яким не надають великого значення.