Ama barış için son ve en iyi umudumuz.Trúfesti og fullkomin friður.
Selam olsun sana, umudun ülkesi, Misafirperverliğin ülkesi.Heil dir im Siegerkranz, Herrscher des Vaterlands!
"Bütün umudum kendimde".Jeg har mistet alt håb."
İmparator'un kayınpederi olursa, İmparator olma umudu da vardı.Hvis han skulle være kejser, ville han være kejser af Tyskland.
Artık 6. Ordu'nun kurtarılma umudu kalmamıştır.Resultatet blev at hele 6. armé gik tabt.
Proje, umudunu Danimarka ile birleşmeye bağlayanların önünü kesmeyi hedefliyordu.Danskene ville nå hindre nye gjennombrudd som kunne sette Danmarks sikkerhet i fare.
Kartini'nin mektupları ayrıca onun yurtdışından gelecek olan destek umudunu da açıkladı.Surat-surat Kartini juga berisi harapannya untuk memperoleh pertolongan dari luar.
Kefaret, bir günahı Tanrı'ya bağışlatmak umuduyla verilen sadaka veya tutulan oruç.Kehendak manusia bebas memilih untuk menghargai atau pun menolak anugerah Allah.
Şarkı özgürlüğü, kardeşliğini ve umudunu anlatıyor.Mendukung kebebasan, kesetaraan dan rasa persaudaraan.
Sığınakta 22 Nisan öğleden sonraki toplantıda Hitler, General Steiner'in taarruzundan umudu kesti.Pada konferensi militer tanggal 22 April, Hitler mempertanyakan serangan Steiner.
Selam olsun sana, umudun ülkesi, Misafirperverliğin ülkesi.Sekarang kuduskanlah dirimu dan kuduskanlah rumah TUHAN, Allah nenek moyangmu!
Uzaklarda küçük bir "Y" görünce dağdan çıkışın buradan olduğunu düşündü ve umudunu kaybetmedi.Thấy hình "Y" nhỏ ở xa, anh đoán ra lối để ra khỏi dãy núi, và nhất định không từ bỏ hy vọng.
Spielberg'e göre onlar "sadece bir renk parıltısı, umudun titrek ışığı" temsil eder.Theo Spielberg, chúng tượng trưng cho "chỉ một tia màu, và một tia hy vọng."
365'in kış ayının ardından Valens'in birinci önceliği durumu düzeltmek umuduyla doğuya hareket etmek oldu.Ưu tiên đầu tiên của Valens sau mùa đông năm 364 là tiến về phía đông với hy vọng chống đỡ tình hình.
Terfi umudunu taşımadığı için çavuş rütbesiyle emekli oldu.Nhưng do không có hy vọng được thăng tiến mà ông nghỉ hưu non với quân hàm trung sĩ.
En kötü fırtınada veya hapiste dahi mücadele edip hiç umudunu kaybetmedi.Khi cơ may thắng lợi trong cuộc chiến mất đi hoặc còn mong manh thì không còn có thể làm gì được nữa.
Aynı zamanda tüm insanların umudu haline geldi.Cô bỏ chạy trong sự hy vọng của mọi người.
Selam olsun sana, umudun ülkesi, Misafirperverliğin ülkesi.Xã Tam Hiệp, huyện Phúc Thọ, thành phố Hà Nội.
Halkın işgal altındayken son umudu olmuştur.占領下の国民にとって最後の希望となっていた。
Sonunda 1920'de, "Aslan Asker Şvayk"ı bitirebilme umuduyla Prag'a geri döner.1919年、彼は『兵士シュヴェイク』を完結させることを望んでプラハに帰った。
Artık 6. Ordu'nun kurtarılma umudu kalmamıştır.そのため、第6軍が救出される可能性は潰えたのであった。
Manstein, Sovyet taarruzunu durdurma umuduyla 12 yeni tümen istedi.エーリッヒ・フォン・マンシュタインはソビエト赤軍の攻撃を阻止するためにさらに12個の新設師団を要求したが、ドイツ軍の予備戦力は枯渇状態であった。
O koruyucular, en iyiler ve insanlığın son umudu onlar.(我々は人類最後の希望。
Gelecek için umudun simgesi olan bebekleri, Luke ve Leia'yı dünyaya getirdi.しかし彼女は死の直前に、未来への希望となる双子、ルークとレイアを出産している。
Burak King) Umudum Kalmadı Sen (feat.伊都内親王(いずないしんのう、?
Aynı zamanda tüm insanların umudu haline geldi.同じく人の一生においてもすべてはただ起きる。
Ama o umudunu kesmez.希望はあなたを捨てません。
Buna rağmen, krizin barışçıl yöntemlerle aşılması konusundaki umudunu da yitirmemişti.しかし、元就は戦力的劣勢を理由に慎重な姿勢を崩さなかった。
Ondan bir şey uman aldanır, umudundan kesilir."人間嫌い(にんげんぎらい)、厭人(えんじん)、厭人家(えんじんか)ともいう。
En kötü fırtınada veya hapiste dahi mücadele edip hiç umudunu kaybetmedi.東風と戦った際は戦闘シーン無しで負けるなど、実力はさほどでもない。
Ayrıca Britanya hükmünün medeniyeti ve Hristiyanlığı Fiji'ye getireceği umuduyla harekete geçmiştir.他亦部分出於希望大英帝國會帶來基督教和文明給斐濟。
Ondan bir şey uman aldanır, umudundan kesilir."天佑堅信此乃人為惡行,終於揭開了一個販童的大陰謀。
Spielberg'e göre onlar "sadece bir renk parıltısı, umudun titrek ışığı" temsil eder.对斯皮尔伯格本人来说,这代表“一抹色彩,代表着希望的一串光芒。
Manstein, Sovyet taarruzunu durdurma umuduyla 12 yeni tümen istedi.曼施坦因要求提供多達12個師的增援部隊,希望遏制蘇聯的進攻,但德軍的預備隊兵力不足。
Kuzeybatı Cephesi'nin cebi ortadan kaldırma umudu giderek azaldı.东北问题和平解决变得越来越渺茫。
Şu an bağımsız Kürdistan’a dair tek umudumuz da o.”时人誉其“江淮之间,独为化主”。
Ardından kocası Rick'i bulma umuduyla yoluna devam eder.但仍為了尋找國王與里克而繼續上路。
Sonunda 1920'de, "Aslan Asker Şvayk"ı bitirebilme umuduyla Prag'a geri döner.最终,他于1920年回到了布拉格,希望能够完成《好兵帅克》。
Ama asıl umudu bir gün kaset yapacağına inandığı besteleridir.現在則是夢想有朝一日能成立屬於自己的品牌。
O koruyucular, en iyiler ve insanlığın son umudu onlar.很快地它被視為人類最後的希望。
Bu da size yüceliğe kavuşma umudunu veriyor.그리고 가신에게 할복을 명하는 것도 가능하게 되었다.
Çünkü hayattan hiçbir beklentisi, hiç umudu yoktur.하지만 희망이 없다면 인생은 살 가치가 없습니다.
"Bütün umudum kendimde".너 자신이 희망이 되는거야."
Umudu ailesi ile birlikte daha iyi bir hayat yaşamaktır...“'삐딱이 가족'서 찾는 삶의 희망 ..
NOL onu yakalama umuduyla kellesine ödül koyar.박규수는 체포조를 구성하는데 상금을 걸었다.
Ama o umudunu kesmez.희망의 끈을 놓지 않는다.
Romanı Umudun Çiçeklendiği Günler (1991).신조협려 여도신 호문야연(이상 1991년.)
Boemondo bundan sonra tüm umudunu yitirmiş bir kişi idi.아마스트레는 결국 모든 희망을 버린다.
Oğlunuzu görmek için bize eşlik edin, İsa, bizim umudumuz!귀양살이 끝날 때에 ●당신의 아들 우리 주 예수님 뵙게 하소서.
Spielberg'e göre onlar "sadece bir renk parıltısı, umudun titrek ışığı" temsil eder.얼음 위성들의 경우, 펠름시스트는 "고대 충돌구일 가능성이 있는 밝고 둥근 표면 구조"라고 정의된다.
Kefaret, bir günahı Tanrı'ya bağışlatmak umuduyla verilen sadaka veya tutulan oruç.유의어로 사죄(謝罪)가 있으며 이는 자신의 잘못이나 자신이 지은 죄에 대해 용서를 비는 것을 의미한다.
Aşkın her şeye karşı gelebileceği umuduyla da masalı bitirdiler.이 극은 열렬한 사랑의 맹세가 모든 것을 해결한다는 단순 논리로 가지 않는다.
Dempsey, 16 yaşındayken kendisi için daha iyi bir hayata başlamak umuduyla evini bıraktı.דמפסי עזב את הבית בהיותו בן 16, להוט ליצור חיים טובים יותר עבור עצמו.
Umudum, Yahudilere sanki bizler Yahudiliğin bir parçasıymış gibi kardeşçe davranılmasıdır.משאלת ליבי היא שהיהודים יקבלו יחס של אחים, כמו היינו כולנו חלק מהיהדות.
"Umut umudu kovalıyor".נראה שביב של תקווה.
Kişi hiçbir zaman Tanrı'dan umudunu kesmemelidir.הוא אינו דורש מהאדם להיענות לרצון אלוהים.
Bizim korkumuz üzerine güneş doğsun ve umudumuz üzerine de güneş doğsun.בָּרְכוּנִי לְשָׁלום וְאִמְרוּ בָּרוּךְ לְשֻׁלְחָנִי הֶעָרוּךְ.
O tüm umudunu kaybetti.הוא איבד כל תקווה.
O tüm umudunu kaybetti.היא איבדה כל תקווה.
Nisan ayında, Cassius Antonius'un devrileceği umuduyla taşraya çekildi.През април Касий бяга от Рим към околностите, надявайки се, че Антоний ще бъде свален.