Ana içeriğe geç
Sözlük

umudu ile cümle

umudu kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
O dediki: "Hayır, çünkü bizlerin bir umudu var.היא אמרה "לא, כי עכשיו יש לנו תקווה.
O dediki: "Hayır, çünkü bizlerin bir umudu var.قالت، "لا، لأننا نملك الأمل الآن."
O dediki: "Hayır, çünkü bizlerin bir umudu var.もはや失敗はあり得ないです"
Ona hiçbir umudun olmadığını ve artık vazgeçmesini söyle.Dille che non c'è speranza e di rinunciare.
Ona hiçbir umudun olmadığını ve artık vazgeçmesini söyle.Dis-lui qu'il n'y a pas d'espoir et qu'elle laisse tomber.
Ona hiçbir umudun olmadığını ve artık vazgeçmesini söyle.Katakan padanya bahwa tak ada harapan dan untuk menyerah
Ona hiçbir umudun olmadığını ve artık vazgeçmesini söyle.Nói với cậu ấy là không có hi vọng gì, và từ bỏ đi.
Ona hiçbir umudun olmadığını ve artık vazgeçmesini söyle.Powiedz jej, że nic z tego nie będzie i żeby dała sobie spokój.
Ona hiçbir umudun olmadığını ve artık vazgeçmesini söyle.Säg åt henne att det inte finns nåt hopp och ge upp.
Ona hiçbir umudun olmadığını ve artık vazgeçmesini söyle.Sag ihr, dass es keine Hoffnung gibt und das sie aufgeben soll.
Ona hiçbir umudun olmadığını ve artık vazgeçmesini söyle.Spune-i ca nu mai e speranta si sa renunte.
Ona hiçbir umudun olmadığını ve artık vazgeçmesini söyle.Vertel haar dat er geen hoop is en om het op te geven.
Ona hiçbir umudun olmadığını ve artık vazgeçmesini söyle.Πες της ότι δεν υπάρχει ελπίδα και να τα παρατήσει.
Ona hiçbir umudun olmadığını ve artık vazgeçmesini söyle.Скажи ей не надеяться и сдаться.
Ona hiçbir umudun olmadığını ve artık vazgeçmesini söyle.اخبرها انه لا يوجد امل في علاقتكم وان تتخلى عن هذا الامر
Ona hiçbir umudun olmadığını ve artık vazgeçmesini söyle.オ・ハニ
O şemsiye benim son umudumdu.Ese paraguas era mi última posibilidad.
O şemsiye benim son umudumdu.Ese paraguas era mi última posibilidad...
O şemsiye benim son umudumdu.Esse guarda-chuva era a minha última esperança.
O şemsiye benim son umudumdu.그 우산은 제 희망의 끈이었습니다
O şemsiye benim son umudumdu.Payung itu adalah senar terakhir bagiku
O şemsiye benim son umudumdu.Парасолька була моєю останньою надією.
O şemsiye benim son umudumdu.تلك المظلة كانت أملي الأخير
O zamana dek tutunduğum her şey yok oldu ve umudumu kaybettim.Allt som jag höll fast vid försvann och jag tappade hoppet.
O zamana dek tutunduğum her şey yok oldu ve umudumu kaybettim.Alt, som jeg troede på, forsvandt, og jeg mistede håbet.
O zamana dek tutunduğum her şey yok oldu ve umudumu kaybettim.Aquilo a que me mantive fiel desaparecera e perdi a esperança.
O zamana dek tutunduğum her şey yok oldu ve umudumu kaybettim.Kaikki, mihin olin nojautunut, katosi, ja minä menetin toivoni.
O zamana dek tutunduğum her şey yok oldu ve umudumu kaybettim.Runęło to, czego się kurczowo uczepiłam, i straciłam nadzieję.
O zamana dek tutunduğum her şey yok oldu ve umudumu kaybettim.Todo a lo que me había aferrado desapareció y perdí la esperanza.
O zamana dek tutunduğum her şey yok oldu ve umudumu kaybettim.Tutto ciò in cui avevo creduto era svanito, e persi le speranze.
O zamana dek tutunduğum her şey yok oldu ve umudumu kaybettim.Χάθηκαν όλα όσα είχα στηριχτεί και έχασα κάθε ελπίδα.
O zamana dek tutunduğum her şey yok oldu ve umudumu kaybettim.Всё, во что я верила, исчезло, и я потеряла надежду.
Samuel Johnson'ın dediği gibi, "İkinci evlilik, umudun deneyime karşı kazandığı zaferdir."Samuel Johnson bezeichnet die Wiederheirat als den "Triumph der Hoffnung über die Erfahrung".
Senin güvendiğin Tanrıdan korkun değil mi, Umudun kusursuz yaşamında değil mi?¿Acaso tu confianza no es tu devoción; y la integridad de tus caminos, tu esperanza
Senin güvendiğin Tanrıdan korkun değil mi, Umudun kusursuz yaşamında değil mi?Azaż pobożność twoja nie była ufnością twoją, a uprzejmość spraw twoich oczekiwaniem twojem?
Senin güvendiğin Tanrıdan korkun değil mi, Umudun kusursuz yaşamında değil mi?Či nebola tvoja bohabojnosť tvojou nádejou, tvojím očakávaním bezúhonnosť tvojich ciest?
Senin güvendiğin Tanrıdan korkun değil mi, Umudun kusursuz yaşamında değil mi?Eikö jumalanpelkosi ole sinun uskalluksesi ja nuhteeton vaelluksesi sinun toivosi?
Senin güvendiğin Tanrıdan korkun değil mi, Umudun kusursuz yaşamında değil mi?Er ikke din Gudsfrygt din Tillid, din fromme Færd dit Håb?
Senin güvendiğin Tanrıdan korkun değil mi, Umudun kusursuz yaşamında değil mi?Er ikke din gudsfrykt din tillit, din ulastelige ferd ditt håp?
Senin güvendiğin Tanrıdan korkun değil mi, Umudun kusursuz yaşamında değil mi?Ist nicht deine Gottesfurcht dein Trost, deine Hoffnung die Unsträflichkeit deiner Wege?
Senin güvendiğin Tanrıdan korkun değil mi, Umudun kusursuz yaşamında değil mi?네 의뢰가 경외함에 있지 아니하냐 네 소망이 네 행위를 완전히 함에 있지 아니하냐
Senin güvendiğin Tanrıdan korkun değil mi, Umudun kusursuz yaşamında değil mi?La tua pietà non era forse la tua fiducia e la tua condotta integra, la tua speranza
Senin güvendiğin Tanrıdan korkun değil mi, Umudun kusursuz yaşamında değil mi?Nădejdea ta, nu -i neprihănirea ta?
Senin güvendiğin Tanrıdan korkun değil mi, Umudun kusursuz yaşamında değil mi?Nebylo-liž náboženství tvé nadějí tvou, a upřímost cest tvých očekáváním tvým?
Senin güvendiğin Tanrıdan korkun değil mi, Umudun kusursuz yaşamında değil mi?Nem bizodalmad-é a te istenfélelmed, s nem reménységed- é utaidnak becsületessége?
Senin güvendiğin Tanrıdan korkun değil mi, Umudun kusursuz yaşamında değil mi?Ni li tvoja bogaboječnost upanje tvoje in popolnost potov tvojih nada tvoja?
Senin güvendiğin Tanrıdan korkun değil mi, Umudun kusursuz yaşamında değil mi?Porventura não está a tua confiança no teu temor de Deus, e a tua esperança na integridade dos teus caminhos?
Senin güvendiğin Tanrıdan korkun değil mi, Umudun kusursuz yaşamında değil mi?Skulle då icke din gudsfruktan vara din tillförsikt och dina vägars ostrafflighet ditt hopp?
Senin güvendiğin Tanrıdan korkun değil mi, Umudun kusursuz yaşamında değil mi?Ta crainte de Dieu n`est-elle pas ton soutien? Ton espérance, n`est-ce pas ton intégrité?
Senin güvendiğin Tanrıdan korkun değil mi, Umudun kusursuz yaşamında değil mi?Ο φοβος σου δεν ειναι το θαρρος σου, και η ευθυτης των οδων σου η ελπις σου;
Senin güvendiğin Tanrıdan korkun değil mi, Umudun kusursuz yaşamında değil mi?Богобоязненность твоя не должна ли быть твоею надеждою, и непорочность путей твоих – упованием твоим?
Senin güvendiğin Tanrıdan korkun değil mi, Umudun kusursuz yaşamında değil mi?В страха ти от Бога не е ли твоето упование, И в правотата на пътищата ти твоята надежда?
Senin güvendiğin Tanrıdan korkun değil mi, Umudun kusursuz yaşamında değil mi?הלא יראתך כסלתך תקותך ותם דרכיך׃
Senin güvendiğin Tanrıdan korkun değil mi, Umudun kusursuz yaşamında değil mi?أليست تقواك هي معتمدك ورجاؤك كمال طرقك.
Senin güvendiğin Tanrıdan korkun değil mi, Umudun kusursuz yaşamında değil mi?你 的 倚 靠 、 不 是 在 你 敬 畏 神 麼 . 你 的 盼 望 、 不 是 在 你 行 事 純 正 麼
Senin güvendiğin Tanrıdan korkun değil mi, Umudun kusursuz yaşamında değil mi?你 的 倚靠 、 不 是 在 你 敬畏 神麼 . 你 的 盼望 、 不 是 在 你 行事 純正麼
Size ilişkin umudumuz sarsılmaz. Çünkü acılarımıza olduğu gibi, tesellimize de ortak olduğunuzu biliyoruz.A nadzieja nasza mocna jest o was, ponieważ wiemy, iż jakoście uczestnikami utrapienia, tak i pociechy.
Size ilişkin umudumuz sarsılmaz. Çünkü acılarımıza olduğu gibi, tesellimize de ortak olduğunuzu biliyoruz.efterdi vi vide, at ligesom I ere delagtige i Lidelserne, således ere I det også i Trøsten.
Size ilişkin umudumuz sarsılmaz. Çünkü acılarımıza olduğu gibi, tesellimize de ortak olduğunuzu biliyoruz.In upanje naše je trdno za vas, ker vemo, da kakor ste deležniki trpljenja, tako ste tudi tolažbe.
Size ilişkin umudumuz sarsılmaz. Çünkü acılarımıza olduğu gibi, tesellimize de ortak olduğunuzu biliyoruz.너희를 위한 우리의 소망이 견고함은 너희가 고난에 참예하는 자가 된것 같이 위로에도 그러할 줄을 앎이라
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod