Eğer biriyle tanışma umuduyla bir bara gidecekseniz yanınıza kimi alacaksınız?Cuando sales a recorrer bares ¿con quién quieres ir?
Eğer biriyle tanışma umuduyla bir bara gidecekseniz yanınıza kimi alacaksınız?Dacă mergeţi vreodată prin baruri oare pe cineva îl veţi lua cu voi?
Eğer biriyle tanışma umuduyla bir bara gidecekseniz yanınıza kimi alacaksınız?Ha ismerkedni akarnak, kit vigyenek magukkal?
Eğer biriyle tanışma umuduyla bir bara gidecekseniz yanınıza kimi alacaksınız?Hvis du tager i byen, hvem vil du så have med dig?
Eğer biriyle tanışma umuduyla bir bara gidecekseniz yanınıza kimi alacaksınız?Jeśli pójdziesz do lokalu, to kogo zabierzesz ze sobą?
Eğer biriyle tanışma umuduyla bir bara gidecekseniz yanınıza kimi alacaksınız?Jika Anda akan pergi ke bar, siapa akan Anda bawa bersama Anda?
Eğer biriyle tanışma umuduyla bir bara gidecekseniz yanınıza kimi alacaksınız?Jos menet baariin, kenet haluat ottaa mukaan?
Eğer biriyle tanışma umuduyla bir bara gidecekseniz yanınıza kimi alacaksınız? (Kahkahalar)Αν ποτέ πηγαίνετε από μπαρ σε μπαρ, ποιόν θέλετε να πάρετε μαζί σας; (Γέλια)
Eğer biriyle tanışma umuduyla bir bara gidecekseniz yanınıza kimi alacaksınız?Keď pôjdete do baru na lov, koho so sebou vezmete?
Eğer biriyle tanışma umuduyla bir bara gidecekseniz yanınıza kimi alacaksınız?Khi bạn đi uống rượu bạn sẽ muốn đem theo ai?
Eğer biriyle tanışma umuduyla bir bara gidecekseniz yanınıza kimi alacaksınız?술마시러 바에 간다면 누구와 함께 가시겠습니까?
Eğer biriyle tanışma umuduyla bir bara gidecekseniz yanınıza kimi alacaksınız?Om du går en runda på barerna, vem vill du ta med dig?
Eğer biriyle tanışma umuduyla bir bara gidecekseniz yanınıza kimi alacaksınız?Se alguma vez forem engatar quem querem levar convosco?
Eğer biriyle tanışma umuduyla bir bara gidecekseniz yanınıza kimi alacaksınız?Se per caso andate per bar a rimorchiare chi vorreste portare con voi?
Eğer biriyle tanışma umuduyla bir bara gidecekseniz yanınıza kimi alacaksınız?Si vous allez un jour faire la tournée des bars, avec qui voulez-vous aller ?
Eğer biriyle tanışma umuduyla bir bara gidecekseniz yanınıza kimi alacaksınız?Wenn Sie je auf Kneipentour gehen, wen möchten Sie mitnehmen?
Eğer biriyle tanışma umuduyla bir bara gidecekseniz yanınıza kimi alacaksınız?Ако искате да ходите по барове, кого ще вземете?
Eğer biriyle tanışma umuduyla bir bara gidecekseniz yanınıza kimi alacaksınız?Кого прихватить в компанию, если собираешься гулять до утра по барам?
Eğer biriyle tanışma umuduyla bir bara gidecekseniz yanınıza kimi alacaksınız?אם תצאו לסבב בארים את מי תרצו לקחת איתכם?
Eğer biriyle tanışma umuduyla bir bara gidecekseniz yanınıza kimi alacaksınız?إذا ذهبت للحانة من ستأمل أن تأخذه معك؟
Eğer biriyle tanışma umuduyla bir bara gidecekseniz yanınıza kimi alacaksınız?(笑)
‹‹Eğer umudumu altına bağladımsa, Saf altına, ‹Güvencim sensin› dedimse,Ako sem postavil zlato za nado svojo in čistemu zlatu rekel: Upanje moje!
‹‹Eğer umudumu altına bağladımsa, Saf altına, ‹Güvencim sensin› dedimse,Ak som položil zlato za svoju nádej a povedal som čistému zlatu: Moje dúfanie;
‹‹Eğer umudumu altına bağladımsa, Saf altına, ‹Güvencim sensin› dedimse,Als ik op geld heb vertrouwd;
‹‹Eğer umudumu altına bağladımsa, Saf altına, ‹Güvencim sensin› dedimse,Dacă mi-am pus încrederea în aur, dacă am zis aurului: ,Tu eşti nădejdea mea`;
‹‹Eğer umudumu altına bağladımsa, Saf altına, ‹Güvencim sensin› dedimse,Hab ich das Gold zu meiner Zuversicht gemacht und zu dem Goldklumpen gesagt: "Mein Trost"?
‹‹Eğer umudumu altına bağladımsa, Saf altına, ‹Güvencim sensin› dedimse,Ha reménységemet aranyba vetettem, és azt mondtam az olvasztott aranynak: Én bizodalmam!
‹‹Eğer umudumu altına bağladımsa, Saf altına, ‹Güvencim sensin› dedimse,Har jag satt mitt hopp till guldet och kallat guldklimpen min förtröstan?
‹‹Eğer umudumu altına bağladımsa, Saf altına, ‹Güvencim sensin› dedimse,Har jeg satt mitt håp til gullet og sagt til gullklumpen: Du er min tillit?
‹‹Eğer umudumu altına bağladımsa, Saf altına, ‹Güvencim sensin› dedimse,Har jeg slået min Lid til Guld, kaldt det rene Guld min Fortrøstning,
‹‹Eğer umudumu altına bağladımsa, Saf altına, ‹Güvencim sensin› dedimse,Jeźlim pokładał w złocie nadzieję moję, a do bryły złota mawiałem: Tyś ufanie moje;
‹‹Eğer umudumu altına bağladımsa, Saf altına, ‹Güvencim sensin› dedimse,Jos minä panin uskallukseni kultaan ja sanoin hienolle kullalle: `Sinä olet minun turvani`,
‹‹Eğer umudumu altına bağladımsa, Saf altına, ‹Güvencim sensin› dedimse,내가 언제 금으로 내 소망을 삼고 정금더러 너는 내 의뢰하는 바라 하였던가
‹‹Eğer umudumu altına bağladımsa, Saf altına, ‹Güvencim sensin› dedimse,Nếu tôi có để lòng tin cậy nơi vàng, Và nói với vàng ròng rằng: Ngươi là sự nương nhờ của ta;
‹‹Eğer umudumu altına bağladımsa, Saf altına, ‹Güvencim sensin› dedimse,Nếu tôi có để lòng tin_cậy nơi vàng , Và nói với vàng_ròng rằng : Ngươi là sự nương_nhờ của ta ;
‹‹Eğer umudumu altına bağladımsa, Saf altına, ‹Güvencim sensin› dedimse,Se do ouro fiz a minha esperança, ou disse ao ouro fino: Tu és a minha confiança;
‹‹Eğer umudumu altına bağladımsa, Saf altına, ‹Güvencim sensin› dedimse,Se ho riposto la mia speranza nell'oro e all'oro fino ho detto: «Tu sei la mia fiducia
‹‹Eğer umudumu altına bağladımsa, Saf altına, ‹Güvencim sensin› dedimse,Si j`ai mis dans l`or ma confiance, Si j`ai dit à l`or: Tu es mon espoir;
‹‹Eğer umudumu altına bağladımsa, Saf altına, ‹Güvencim sensin› dedimse,Si puse al oro como objeto de mi confianza y al oro fino dije: "Tú eres mi seguridad"
‹‹Eğer umudumu altına bağladımsa, Saf altına, ‹Güvencim sensin› dedimse,Skládal-li jsem v zlatě naději svou, aneb hrudě zlata říkal-li jsem: Doufání mé?
‹‹Eğer umudumu altına bağladımsa, Saf altına, ‹Güvencim sensin› dedimse,Tidak pernah aku mengandalkan hartaku
‹‹Eğer umudumu altına bağladımsa, Saf altına, ‹Güvencim sensin› dedimse,Αν εθεσα εις το χρυσιον την ελπιδα μου, η ειπα προς το καθαρον χρυσιον, Συ εισαι το θαρρος μου,
‹‹Eğer umudumu altına bağladımsa, Saf altına, ‹Güvencim sensin› dedimse,Ако съм турял надеждата си в злато, Или съм рекъл на чистото злато: Ти си мое упование;
‹‹Eğer umudumu altına bağladımsa, Saf altına, ‹Güvencim sensin› dedimse,Полагал ли я в золоте опору мою и говорил ли сокровищу: ты – надежда моя?
‹‹Eğer umudumu altına bağladımsa, Saf altına, ‹Güvencim sensin› dedimse,אם שמתי זהב כסלי ולכתם אמרתי מבטחי׃
‹‹Eğer umudumu altına bağladımsa, Saf altına, ‹Güvencim sensin› dedimse,ان كنت قد جعلت الذهب عمدتي او قلت للابريز انت متكلي.
‹‹Eğer umudumu altına bağladımsa, Saf altına, ‹Güvencim sensin› dedimse,我 若 以 黃 金 為 指 望 、 對 精 金 說 、 你 是 我 的 倚 靠
‹‹Eğer umudumu altına bağladımsa, Saf altına, ‹Güvencim sensin› dedimse,我 若以 黃金 為 指望 、 對精 金說 、 你 是 我 的 倚靠
‹‹Eğer yoksulların dileğini geri çevirdimse, Dul kadının umudunu kırdımsa,Ako sem ubožcem odrekel, kar so želeli, in povzročil, da so vdovine oči medlele,
‹‹Eğer yoksulların dileğini geri çevirdimse, Dul kadının umudunu kırdımsa,Ak som uňal z toho, čo si priali chudobní, a dal som hynúť očiam vdovy
‹‹Eğer yoksulların dileğini geri çevirdimse, Dul kadının umudunu kırdımsa,Als ik de armen verdriet heb gedaan en weduwen reden tot huilen heb gegeven;
‹‹Eğer yoksulların dileğini geri çevirdimse, Dul kadının umudunu kırdımsa,Belum pernah aku tak mau menolong orang yang papa, atau membiarkan para janda hidup berputus asa
‹‹Eğer yoksulların dileğini geri çevirdimse, Dul kadının umudunu kırdımsa,Dacă n'am dat săracilor ce-mi cereau, dacă am făcut să se topească de plîns ochii văduvei,
‹‹Eğer yoksulların dileğini geri çevirdimse, Dul kadının umudunu kırdımsa,Ha a szegények kivánságát megtagadtam, és az özvegy szemeit epedni engedtem;
‹‹Eğer yoksulların dileğini geri çevirdimse, Dul kadının umudunu kırdımsa,Habe ich den Dürftigen ihr Begehren versagt und die Augen der Witwe lassen verschmachten?
‹‹Eğer yoksulların dileğini geri çevirdimse, Dul kadının umudunu kırdımsa,Har jag vägrat de arma vad de begärde eller låtit änkans ögon försmäkta?
‹‹Eğer yoksulların dileğini geri çevirdimse, Dul kadının umudunu kırdımsa,Har jeg afslået ringes Ønske, ladet Enkens Øjne vansmægte,
‹‹Eğer yoksulların dileğini geri çevirdimse, Dul kadının umudunu kırdımsa,Har jeg nektet fattigfolk det de ønsket, og latt enkens øine tæres bort?
‹‹Eğer yoksulların dileğini geri çevirdimse, Dul kadının umudunu kırdımsa,Jeźliżem odmówił ubogim, czego chcieli, a oczy wdowy jeźliżem zasmucił;
‹‹Eğer yoksulların dileğini geri çevirdimse, Dul kadının umudunu kırdımsa,내가 언제 가난한 자의 소원을 막았던가 과부의 눈으로 실망케 하였던가