'Doğru' ve 'yanlış' olmaz; buradaki vadenizden sonrası için umudunuz kalmazdı."N-ar mai exista bine sau rău și nici speranța după puținii ani petrecuți pe Pământ".
'Doğru' ve 'yanlış' olmaz; buradaki vadenizden sonrası için umudunuz kalmazdı."Nebylo by žádné "dobré" a "špatné" a žádná naděje za koncem vašich krátkých let na Zemi. "
'Doğru' ve 'yanlış' olmaz; buradaki vadenizden sonrası için umudunuz kalmazdı."Nem lenne jó és rossz, és az itt töltött rövid éveken kívül nem remélhetnénk mást."
'Doğru' ve 'yanlış' olmaz; buradaki vadenizden sonrası için umudunuz kalmazdı."Nie istniałoby dobro i zło, ani nadzieja przekraczająca przelotne ziemskie istnienie".
'Doğru' ve 'yanlış' olmaz; buradaki vadenizden sonrası için umudunuz kalmazdı."No habría bien ni mal ni esperanza más allá de tu breve estancia en la Tierra."
'Doğru' ve 'yanlış' olmaz; buradaki vadenizden sonrası için umudunuz kalmazdı."Non ci sarebbe giusto o sbagliato e nessuna speranza al di là dei tuoi brevi anni sulla Terra."
'Doğru' ve 'yanlış' olmaz; buradaki vadenizden sonrası için umudunuz kalmazdı."Tak ada benar atau salah, tak ada harapan sesudah hidupmu yang singkat di Bumi."
'Doğru' ve 'yanlış' olmaz; buradaki vadenizden sonrası için umudunuz kalmazdı."Δεν θα υπήρχε σωστό ή λάθος ή ελπίδα πέρα από τα λίγα χρόνια μας στη Γη".
'Doğru' ve 'yanlış' olmaz; buradaki vadenizden sonrası için umudunuz kalmazdı."Не би имало правилно и погрешно и никаква надежда отвъд кратките ви години на Земята."
'Doğru' ve 'yanlış' olmaz; buradaki vadenizden sonrası için umudunuz kalmazdı."Не было бы ни верного, ни неверного, не надежды по ту сторону ваших недолгих лет на Земле".
'Doğru' ve 'yanlış' olmaz; buradaki vadenizden sonrası için umudunuz kalmazdı."" לא יהיו 'טוב' או 'רע' או כל תקווה, מעבר לחייכם הקצרים עלי-אדמות."
'Doğru' ve 'yanlış' olmaz; buradaki vadenizden sonrası için umudunuz kalmazdı."لن يكون هناك حق أو باطل ولن يكون هناك أمل أبعد من الأعوام القليلة التي ستعيشها."
'Doğru' ve 'yanlış' olmaz; buradaki vadenizden sonrası için umudunuz kalmazdı."私はこれを信じません
Dün birisi bunu söyledi, ve ben seyahet ederken, umudunu yitirmiş genç insanlarla tanışıp durdum.Cineva spunea asta ieri. Călătorind prin lume am întîlnit adesea tineri care și-au pierdut speranța.
Dün birisi bunu söyledi, ve ben seyahet ederken, umudunu yitirmiş genç insanlarla tanışıp durdum.En parcourant le monde, je n'ai cessé de rencontrer de jeunes personnes qui avaient perdu espoir.
Dün birisi bunu söyledi, ve ben seyahet ederken, umudunu yitirmiş genç insanlarla tanışıp durdum.Joku sanoi sen eilen. Matkustellessani ympäri maailman tapasin nuoria, jotka olivat menettäneet toivonsa.
Dün birisi bunu söyledi, ve ben seyahet ederken, umudunu yitirmiş genç insanlarla tanışıp durdum.누군가 어제 말하더군요. 세상을 돌아 다니며 희망을 잃어버린 많은 젊은이들을 만나면서,
Dün birisi bunu söyledi, ve ben seyahet ederken, umudunu yitirmiş genç insanlarla tanışıp durdum.Ktoś powiedział to wczoraj. Na całym świecie spotykam młodych ludzi, którzy stracili nadzieję.
Dün birisi bunu söyledi, ve ben seyahet ederken, umudunu yitirmiş genç insanlarla tanışıp durdum.Någon sa så igår, och när jag reste runt om i världen, stötte jag på unga människor som gett upp hoppet.
Dün birisi bunu söyledi, ve ben seyahet ederken, umudunu yitirmiş genç insanlarla tanışıp durdum.Nas minhas viagens, encontrei muitas vezes jovens que tinham perdido a esperança.
Dün birisi bunu söyledi, ve ben seyahet ederken, umudunu yitirmiş genç insanlarla tanışıp durdum.Někdo o tom mluvil včera... Během svých cest po světě potkávám mladé lidi, kteří ztratili naději.
Dün birisi bunu söyledi, ve ben seyahet ederken, umudunu yitirmiş genç insanlarla tanışıp durdum.Qualcuno lo ha detto ieri. Mentre viaggiavo, continuavo ad incontrare giovani senza speranza.
Dün birisi bunu söyledi, ve ben seyahet ederken, umudunu yitirmiş genç insanlarla tanışıp durdum.Κάποιος το είπε αυτό χθες, και καθώς ταξίδευα, συνέχεια συναντούσα νέους που είχαν χάσει την ελπίδα.
Dün birisi bunu söyledi, ve ben seyahet ederken, umudunu yitirmiş genç insanlarla tanışıp durdum.Вчера някой каза това и докато пътувах из света аз се срещах с млади хора, които бяха изгубили надежда.
Dün birisi bunu söyledi, ve ben seyahet ederken, umudunu yitirmiş genç insanlarla tanışıp durdum.Хтось це сказав вчора. Я їздила довкола світу, зустрічала молодь, яка втратила надію.
Dün birisi bunu söyledi, ve ben seyahet ederken, umudunu yitirmiş genç insanlarla tanışıp durdum.מישהו אמר זאת אתמול, ובזמן שהייתי מטיילת, הקפדתי לפגוש אנשים צעירים שאיבדו תקווה.
Dün birisi bunu söyledi, ve ben seyahet ederken, umudunu yitirmiş genç insanlarla tanışıp durdum.شخص قال ذلك بالأمس، وبينما كنت مسافرة في مختلف المناطق، ظللت ألتقي بالشباب الذين ربما فقدوا الأمل.
Dün birisi bunu söyledi, ve ben seyahet ederken, umudunu yitirmiş genç insanlarla tanışıp durdum.私は世界中で望みを失くした若者を見てきました 絶望にまみれた若者は
Dürüstlük, doğruluk korusun beni, Çünkü umudum sendedir.(24:21) Непорочность и правота да охраняют меня, ибо я на Тебя надеюсь.
Dürüstlük, doğruluk korusun beni, Çünkü umudum sendedir.A integridade e a retidão me protejam, porque em ti espero.
Dürüstlük, doğruluk korusun beni, Çünkü umudum sendedir.Ártatlanság és becsület védelmezzenek meg engem, mert téged várlak.
Dürüstlük, doğruluk korusun beni, Çünkü umudum sendedir.Brezmadežnost in poštenost naj me stražita, ker tebe čakam.Reši, Bog, Izraela vseh nadlog njegovih.
Dürüstlük, doğruluk korusun beni, Çünkü umudum sendedir.내가 주를 바라오니 성실과 정직으로 나를 보호하소서
Dürüstlük, doğruluk korusun beni, Çünkü umudum sendedir.Lad Uskyld og Retsind vogte mig, thi jeg bier på dig, HERRE.
Dürüstlük, doğruluk korusun beni, Çünkü umudum sendedir.La integridad y la rectitud me guarden, porque en ti he esperado
Dürüstlük, doğruluk korusun beni, Çünkü umudum sendedir.La uskyld og opriktighet verge mig! for jeg bier på dig.
Dürüstlük, doğruluk korusun beni, Çünkü umudum sendedir.Mi proteggano integrità e rettitudine, perché in te ho sperato
Dürüstlük, doğruluk korusun beni, Çünkü umudum sendedir.Nguyện sự thanh liêm và sự ngay thẳng bảo hộ tôi, Vì tôi trông đợi Chúa.
Dürüstlük, doğruluk korusun beni, Çünkü umudum sendedir.Nguyện sự thanh_liêm và sự ngay_thẳng bảo_hộ tôi , Vì tôi trông_đợi Chúa .
Dürüstlük, doğruluk korusun beni, Çünkü umudum sendedir.Niewinność i szczerość niech mię strzegą; bom na cię oczekiwał.
Dürüstlük, doğruluk korusun beni, Çünkü umudum sendedir.Nuhteettomuus ja oikeamielisyys varjelkoon minua, sillä sinua minä odotan.
Dürüstlük, doğruluk korusun beni, Çünkü umudum sendedir.Ostrafflighet och redlighet bevare mig, ty jag förbidar dig.
Dürüstlük, doğruluk korusun beni, Çünkü umudum sendedir.Que l`innocence et la droiture me protègent, Quand je mets en toi mon espérance!
Dürüstlük, doğruluk korusun beni, Çünkü umudum sendedir.Să mă ocrotească nevinovăţia şi neprihănirea, cînd îmi pun nădejdea în Tine!
Dürüstlük, doğruluk korusun beni, Çünkü umudum sendedir.Schlecht und Recht, das behüte mich; denn ich harre dein.
Dürüstlük, doğruluk korusun beni, Çünkü umudum sendedir.Semoga kebaikan dan kejujuran mengawal aku, sebab aku berharap kepada-Mu
Dürüstlük, doğruluk korusun beni, Çünkü umudum sendedir.Sprostnost a upřímnost nechať mne ostříhají, nebo na tě očekávám.
Dürüstlük, doğruluk korusun beni, Çünkü umudum sendedir.Thav. Nech ma ostríhajú bezúhonnosť a priamosť, lebo očakávam na teba.
Dürüstlük, doğruluk korusun beni, Çünkü umudum sendedir.Ακακια και ευθυτης ας με περιφυλαττωσι, διοτι σε προσεμεινα.
Dürüstlük, doğruluk korusun beni, Çünkü umudum sendedir.Незлобие и правота нека ме пазят, Защото Тебе чакам.
Dürüstlük, doğruluk korusun beni, Çünkü umudum sendedir.תם וישר יצרוני כי קויתיך׃
Dürüstlük, doğruluk korusun beni, Çünkü umudum sendedir.يحفظني الكمال والاستقامة لاني انتظرتك.
Dürüstlük, doğruluk korusun beni, Çünkü umudum sendedir.願 純 全 正 直 保 守 我 、 因 為 我 等 候 你
Dürüstlük, doğruluk korusun beni, Çünkü umudum sendedir.願純 全 正直 保守 我 、 因為 我 等候 你
Düşünceleri, duyguları, zamanı, eylemleri, tepkileri, etkileşimleri, değişimi, umudu algılayan benim.Ja som pozorovateľ myšlienok, pocitov, času, činností, reakcií, interakcií, zmeny, nádeje.
Düşünceleri, duyguları, zamanı, eylemleri, tepkileri, etkileşimleri, değişimi, umudu algılayan benim."Я есть" воспринимающий мысли, эмоции, время, действия, реакции, взаимодействия, изменения, надежды.
Düşünceleri, duyguları, zamanı, eylemleri, tepkileri, etkileşimleri, değişimi, umudu algılayan benim.行動、反応、相互作用 変化や希望を知覚する 私は信念すらも知覚する
Eğer biriyle tanışma umuduyla bir bara gidecekseniz yanınıza kimi alacaksınız?Als je op kroegentocht gaat, wie neem je dan mee?
Eğer biriyle tanışma umuduyla bir bara gidecekseniz yanınıza kimi alacaksınız?Až půjdete někdy na party, koho si se sebou vezmete?
Eğer biriyle tanışma umuduyla bir bara gidecekseniz yanınıza kimi alacaksınız?Če greste kdaj zvečer ven, veste koga vzeti s seboj?