Yapmamız gereken şey, uluslarla yakınlaşmak ve yapabiliyorsak bazı değerlerimizi paylaşmaktır.And what we have to do is approach nations and share with them some of our values, if we can.
Uluslar arasındaki farklılıkları birbirine bağlamanın bir yolunu bulmak kesinlikle çok önemlidir.It is absolutely essential that we find the means for bridging the difference between nations.
Bu şekilde muhtemelen uluslar ile daha yakın anlaşmalara varabiliriz.And in that manner, we can probably arrive at closer agreements with nations.
Kriket onların ulusal takıntısı olmuş. Her türlü zeminde oynarlar.Cricket is a national obsession, played at any moment on any patch of ground.
Uluslararası poloda oyun her 7 dakikada bir durur.In international polo, play is stopped every seven minutes.
Şunu sormayı deneyelim, bilmem ki, uluslararası uzay istasyonu.Or let's try asking about, I don't know, the International Space Station.
Ulusal Tiyatro HaeOhReumNational Theater HaeOhReum
Sadece sana Uluslararası görsel-işitsel program festivalinde rakip olmak için yalan söylüyorumJust like your lies about competing for Festival International de Programmes Audiovisuels
Hollanda Ulusal II. Dünya Savaşı müzesi eski bir savaş alanının üzerine kurulu.The Dutch National World War II museum was founded on a former battlefield.
Bu deneyim, Ortadoğu'daki diğer Müslüman ulusların çok yakın zamana kadar sahip olmadığı birşeydi.That's an experience that not every other Muslim nation in the Middle East had until very recently.
Uzun zamandir biliyoruz ki bu, uluslarin refahinin iyi bir olcusu degil.And we've know for a long time that this is not a good measure of the welfare of nations.
Aslinda, ulusal muhasebe sistemimizin mimari olanIn fact, the architect of our national accounting system,
Dolayisiyla ulusal muhasebe sistemimiz uretebildiklerimize bagli hale geldi.And so our national accounting system became fixated on what we can produce.
Dunya uzerindeki her ulusun hedefi bu olmalidir.That should be the goal of every nation on the planet.
Uluslarin refahiyla ilgili.It's about the well-being of nations.
Uluslardaki yasamlarin nitelik ve niceligi gibi.It's like quality and quantity of life in nations.
Simdi, bu kuresel ortalamanin cevresinde buyuk bir uluslar dizisi var.Now, there's a huge array of nations around that global average.
Hukumet seviyesinde, refaha bagli ulusal hesaplar olusturabilirler.At a government level, they might create national accounts of well-being.
Dünya uluslararası bir foruma ihtiyaç duyuyorIf we didn't have the U.N., we'd have to invent it.
Tabii ki öyleler, çok ticari bir uluslar.Of course they are, they are a mercantilist nation.
Uluslar arasındaki ilişkiler her zaman varoldu.The interrelationship of nations, well it's always existed.
Diplomasi ulusların birbirleriyle olan ilşkilerini yönetmekle ilgilidir.Diplomacy is about managing the interrelationship of nations.
Ulusal deneme yardımcısı Mr. Gould, hayal gücünü de detaylandırılmışElaborated in the imagination of Mr. Gould, the probationary assistant in the National
Şimdiden, 17 büyük uluslararası balık yatağından 13'ü boşaldı veya ciddi bir düşüş içerisinde.Already, thirteen of the seventeen major global fisheries are depleted or in serious decline.
Her şey ulusararası yazışma sistemleri ile alakalı.And it's all about international writing systems.
Yedi ulus bu aletin yapımında çalışıyor.Seven nations are involved in building this.
Ulus Birleşmesi:National Assembly:
Ve evet, Katar modern bir ulus olmak istiyor.And yes, Qatar wants to be a modern nation.
Sanat bizim ulusal kimliğimiz için önemli hale geliyor.Art becomes a very important part of our national identity.
Bunun yerine, kendi kültürü, ulusu ve mirası üzerine çok önemli bir diyalog kurmaya çalışıyor.Instead, she tries to engage in a very important dialogue about her culture, nation and heritage.
Ve uluslararası koruma bu anlaşmaların bazılarını yok saydı.And Conservation International had struck some of those deals.
Demek istediğim, Internet uluslararası.I mean, the Internet is international.
Bu arada, diğer batılı ulusların yarı bütçesine sahiptik.By the way, we had half the budget of the other Western nations.
Ayrıca Ulusal Kamu Radyosundaki bir editörle ulusal bazda tartışılan bir hikayeyi ele aldı.And she worked with an editor at National Public Radio to try to get a story aired nationally.
Uluslararası Kedi Videoları Festivali bile bu kadar büyük bir tepki almamıştı.The International Cat Video Film Festival didn't have that much of a reaction.
Tekvando'ya bayılıyorum, bir keresinde ulusal şampiyon olmuştum.So, I love doing Taekwondo and was once a national champion.
Burası o kadar uluslararası bir yer ki.It feels like the United Nations here.
3 profesör ve 2 uluslararası uzman-Three professors and two international experts-
Uluslararası arama emri de çıkaramazlar.They can't issue an international warrant of arrest.
Yani yerel durumların daha genel ve daha uluslararası meselelere bağlanmaya çalışılması gerekiyorSo it's necessary to try to link local situations to the broader and more international issues.
Bu, uluslararası iletişimi görselleştirme oluyor.This is visualizing international communications.
Dolayısıyla New York'un diğer uluslararası şehirlerle nasıl iletişim kurduğunu gösteriyor.So it's how New York communicates with other international cities.
Yahudi halkının ulusal anlamda kendi geleceğini belirlemesine -HayırNo -to the national self-determination of the Jewish people
Böylece kimlik öncelikle etnisite tarafından belirlendi, ve ulus devlet bunu yansıttı.So identity was primarily defined by ethnicity, and the nation-state reflected that.
İslam karşıtı söylem de yükselişte ve bu ulusaşırı.A form of anti-Islam rhetoric is also on the rise and it's transnational.
Buna ulusal e-marketler kısace UEM diyelim.Let's call it national e-markets, NEMs for short.
David, benim Ulusal Kanser Enstitü'sünde bir konuşmaya davet etti. Anna Barker de oradaydı.David got me invited to give a talk at National Cancer Institute and Anna Barker was there.
Amerika kriz içinde, ekonomi, ulusal güvenlik, iklim krizi.America is in crisis -- the economy, national security, the climate crisis.
Hayalimdeki okul Kenya Lisesiydi. ulusal bir okul.My dream school at that time was Kenya High School, a national school.
Ulusal ortalamanýn... altýnda mýydým?Was it you know... well below the national avarage?
Çin ulusal doku mühendisliği merkezini henüz açtı.China just launched a national tissue-engineering center.
Hatta ulusal güvenliği tehdit eden durum bile olabilir.It could even be a matter of national security.
Onu Mavi Saray için tüm ulus tarafından... ...kabul gören bir konuşmacı yapalım.I'm saying mold her into a speaker that can reach all citizens, a speaker for the Blue House.
Bu nedenle, Ulusal Otoyol Trafik Güvenliği İdaresi' nden desteğe ihtiyacımız var.So we did need a little bit of support from the National Highway Traffic Safety Administration.
Bu organizasyonumuz tarafından yürütülen bir başkaldırıdır. Zapatista Ulusal Kurtuluş Ordusu.This is an insurrection led by our organization, the Zapatista National Liberation Army.
- Bir ulusal güvenlik meselesi var. - İyi şanslar.- We have a national security matter.
Bu, bir ulusal güvenlik sorunu, adamım.You are so messing with national security right now, man.
Başkan, bir saat içinde ulusa ve sizlere seslenecek. TÜM İNSANLIK ADINAThe president will be addressing the nation and all of you personally within the hour.
Sanırım Uluslararası Uzay İstasyonundan da aramalar yapılıyor.I think the International Space Station would have it, too.
"İsa, öğrencilerine göründüğünde, 'Bütün ulusları, öğrencim olarak yetiştirin."In the Great Commission, Jesus said, 'Go to all people of all nations and make them my disciples.