Her ulusun kendine özgü bir karakteri vardır.Every nation has its peculiar character.
Bu, uluslararası olduğu için altı dolar olacak.It's going to be six dollars because it's international.
Hepimiz ulusal mirasımızı korumak için özen göstermeliyiz.We must all take care to preserve our national heritage.
Uluslararası futbol turnuvasında İngiliz takımı Brezilya takımını yendi.The English team beat the Brazilian team in the international football tournament.
İngilizce artık dünyadaki çeşitli ulusların ortak dili haline gelmiştir.English has now become the common language of several nations in the world.
İngilizce uluslararası bir dil oldu.English has become an international language.
İngilizce uluslararası bir dildir.English is an international language.
Birkaç dakika içinde yeni Tokyo Uluslararası Havalimanına iniyor olacağız.In a few minutes we'll be landing at New Tokyo International Airport.
Polonya 120 yıl boyunca bir ulus olarak var olmayı durdurdu.Poland ceased to exist as a nation for 120 years.
Her ulusun kendi efsaneleri vardır.Every nation has its own myths.
Yeni ulus, Japonya'nın ekonomik etkisi altında.The new nation is under the economic influence of Japan.
O ülke, ulusumuzun iç işlerine karıştı.That country intervened in the internal affairs of our nation.
Böyle uluslararası birleşme harika sonuçlar doğurdu.Such international cooperation produced great results.
Ulumalar gittikçe yükseldi.The howls grew louder and louder.
Her ulus dünya barışını arzular.Every nation longs for world peace.
Onlar Singapur'da ikinci ulusal dil olarak Çince öğretiyorlar.They teach Chinese as a second national language in Singapore.
Zirve uluslar serbest ticareti gündemin en başına koydular.The summit nations put free trade at the top of the agenda.
Bu onların diğer uluslarla ortak neye sahip olduklarıdır.This is what they have in common with other peoples.
Bu ulusal park güzel manzarayla dolu.This national park is full of beautiful scenery.
Bu ulusal hazine yılda yalnızca bir kez halk tarafından görülebilir.This national treasure can be seen by the public only once a year.
Bu ulusun ekonomisi son yıllarda çarçabuk büyüyor.This nation's economy is growing by leaps and bounds in recent years.
Bu bina ulusal miras olarak tutulmalıdır.This building should be kept as a national heritage.
Bir kurt uluması duydum.I heard a wolf crying.
Köpekler Ay'a uluyorlardı.The dogs were howling at the moon.
Bir ankete göre, insanların beşte üçü uluslararası konulara ilgisiz.According to a survey, three in five people today are indifferent to foreign affairs.
Bir ulusu bilmek istiyorsan onun tarihini öğrenmelisin.If you are to know a nation, you must learn its history.
Amerikalılar demokratik bir ulustur.The Americans are a democratic people.
Ulusal Futbol Liginde en iyi koçun kim olduğunu düşünüyorsun?Who do you think is the best coach in the NFL?
IMF Uluslararası Para Fonu (IMF) anlamına gelir.IMF stands for International Monetary Fund.
Yüksek tarifeler uluslararası ticaret için bir engel haline gelmiştir.High tariffs have become a barrier to international trade.
ABD'nin ulusal bayrağına birleşik Amerika bayrağı denilmektedir.The national flag of the USA is called the Stars and Stripes.
ABD Başkanı, ulusal bir seçimle seçilir.The President of the U.S. is chosen in a national election.
Bir ulusun büyük olması için mutlaka güçlü olması gerekmez.A nation need not necessarily be powerful to be great.
Uluslar arası anlaşmazlıkların barışçıl bir şekilde çözümlenmeli.International disputes must be settled peacefully.
Ben uluslararası finansta bir kariyer peşinde koşmayı planlıyorum.I plan to pursue a career in international finance.
Uluslararası durum önemli hâle geliyor.The international situation is becoming grave.
Uluslararası olmak isteyebilmemize rağmen hepimizin limitleri var.Although we may want to be international, we all have our limits.
Uluslararası anlaşmazlıkları çözmek için silahlara başvurmamalıyız.We should not resort to arms to settle international disputes.
Önemli miktarda para ulusal savunma için tahsis edilmiştir.A considerable amount of money was appropriated for the national defense.
Ulusun refahı hükümetin sorumluluğudur.The well being of the nation is the government's responsibility.
Birleşmiş milletler uluslararası bir organizasyon.The United Nations is an international organization.
Bu ay uluslararası bir fuarımız olacak.We are having an international trade fair this month.
En mutlu kadınların, en mutlu uluslar gibi, bir öz geçmişi yoktur.The happiest women, like the happiest nations, have no history.
Uluslararası aramaları kişiden kişiye yapmak en iyisidir.It's best to make international calls person to person.
İngilizcenin uluslararası bir dil olduğunu öğrendik.We learned that English is an international language.
Ulusal bayramlarda bayrakları havaya kaldırmalıyız.We put up the flags on national holidays.
II. Dünya Savaşı'ndan sonraki uluslararası anlaşmazlıklar hakkında bir tez yazıyorum.I am writing a thesis about international disputes after World War II.
Biz uluslararası olmak istiyoruz.We want to be international.
Enerji tasarrufu için ulusal bir kampanya sürüyor.A national campaign for energy saving is underway.
Uluslararası New Tokyo Havaalanı Narita'da açıldı.The New Tokyo International Airport was opened in Narita.
Dünyada 150 ulustan daha fazlası var.There are more than 150 nations in the world.
Narita'da uluslararası bir havalimanı var.There is an international airport in Narita.
Tüm ulus haberden memnun oldu.The entire nation was glad at the news.
Bütün ulus barış istiyor.The whole nation wants peace.
Her şeyi hesaba katarsak, uluslararası konferans bir başarı idi.All in all, the international conference was a success.
Bir bütün olarak ulus, siyasi reformun lehinde.The nation as a whole is in favor of political reform.
Hiçbir ulus diğerlerinden tamamen ayrılmış olamaz.No nation can exist completely isolated from others.
Büyük uluslar, küçük uluslara müdahale etmemelidirler.The big nations should not interfere with the smaller nations.
Başkan TV'de ulusa seslendi.The President spoke to the nation on TV.
Başkan ulusa sesleniş konuşması yaptı.The President made an address to the nation.