Ana içeriğe geç
Sözlük

ucuna ile cümle

ucuna kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
Göğün bir ucundan çıkar, Öbür ucuna döner, Hiçbir şey gizlenmez sıcaklığından.他 從天這邊 出來 、 繞到天 那 邊 . 沒有 一 物 被 隱藏 不 得 它 的 熱氣
GStreamer Arka UcuNameBackend für GStreamerName
GStreamer Arka UcuNameGStreamer backendName
GStreamer Arka UcuNameGStreamer-backendName
GStreamer Arka UcuNameGStreamer BackendName
GStreamer Arka UcuNameGstreamer- gränssnittName
GStreamer Arka UcuNameGStreamer バックエンドName
GStreamer Arka UcuNameInfra- Estrutura do GStreamerName
GStreamer Arka UcuNameMoteur GStreamerName
GStreamer Arka UcuNameMotor GStreamerName
GStreamer Arka UcuNameName
GStreamer Arka UcuNameName
GStreamer Arka UcuNameName
GStreamer Arka UcuNameSuportul GStreamerName
GStreamer Arka UcuNameΣύστημα υποστήριξης GStreamerName
GStreamer Arka UcuNameСервер GStreamerName
GStreamer Arka UcuNameنهاية خلفيةName
Hepburn kitabı, konuşma üslubuyla yazılmıştı, sanki masanın bir ucuna oturmuş, size her şeyi anlatıyordu.El de Hepburn estaba escrito como si fuera una conversación, como si estuvierais charlando en una cafetería.
Hepburn kitabı, konuşma üslubuyla yazılmıştı, sanki masanın bir ucuna oturmuş, size her şeyi anlatıyordu.Hepburn-bogen var skrevet som en samtale, det var som om, hun sad overfor en og talte til en.
Hepburn kitabı, konuşma üslubuyla yazılmıştı, sanki masanın bir ucuna oturmuş, size her şeyi anlatıyordu.Het Hepburn-boek was in conversatie-stijl geschreven, alsof je met haar aan tafel zat en ze je alles vertelde.
Hepburn kitabı, konuşma üslubuyla yazılmıştı, sanki masanın bir ucuna oturmuş, size her şeyi anlatıyordu.햅번의 책은 아주 대화적인 문체로 쓰여졌어요 마치 탁자 맞은 편에 앉아서 여러분께 이야기를 해주는 것 같았죠
Hepburn kitabı, konuşma üslubuyla yazılmıştı, sanki masanın bir ucuna oturmuş, size her şeyi anlatıyordu.Styl książki Hepburn był potoczny i gawędziarski, jakby siedziała z nami przy stole i opowiadała.
Hepburn kitabı, konuşma üslubuyla yazılmıştı, sanki masanın bir ucuna oturmuş, size her şeyi anlatıyordu.Книгата на Хепбърн беше написана в много разговорен стил, беше като че ли тя седи насреща ти и ти я разказва.
Hepburn kitabı, konuşma üslubuyla yazılmıştı, sanki masanın bir ucuna oturmuş, size her şeyi anlatıyordu.Стиль книги Хепбёрн очень разговорный, как будто она сидит с вами за столом и рассказывает свою историю.
Hepburn kitabı, konuşma üslubuyla yazılmıştı, sanki masanın bir ucuna oturmuş, size her şeyi anlatıyordu.עכשיו הספר של הפבורן נכתב בסגנון מאוד שיחתי, זה היה כאילו היא יושבת מולך בשולחן ומספרת לך את הכל.
Hepburn kitabı, konuşma üslubuyla yazılmıştı, sanki masanın bir ucuna oturmuş, size her şeyi anlatıyordu.الآن كتاب هيبورن قد كتب بأسلوب حواري جدا، وكأنها كانت جالسة على طاولة تخبركم بكل هذا.
Hepburn kitabı, konuşma üslubuyla yazılmıştı, sanki masanın bir ucuna oturmuş, size her şeyi anlatıyordu.会話的に書かれ テーブルの向かいに座って読者に語りかけるようでした ディートリッヒの本は娘による観察であり
Hepimiz ofiste oturup bir ucundan diğer ucuna birbirimize bağırıyoruz.Chúng tôi ngồi chung một phòng và hét vào mặt nhau,
Hepimiz ofiste oturup bir ucundan diğer ucuna birbirimize bağırıyoruz.일례로 우린 한 사무실에 일하고, 사무실에서 서로에게 큰 소리로 얘기도하죠.
Hepimiz ofiste oturup bir ucundan diğer ucuna birbirimize bağırıyoruz.Mind egy irodában ülünk és átkiabálunk egymásnak az irodán.
Hepimiz ofiste oturup bir ucundan diğer ucuna birbirimize bağırıyoruz.Nos sentamos todos en una oficina y le gritamos al que está al otro lado.
Hepimiz ofiste oturup bir ucundan diğer ucuna birbirimize bağırıyoruz.Nous sommes tous assis dans le même bureau, et nous nous crions dessus à travers le bureau.
Hepimiz ofiste oturup bir ucundan diğer ucuna birbirimize bağırıyoruz.Sedneme si v kanceláři a křičíme na sebe.
Hepimiz ofiste oturup bir ucundan diğer ucuna birbirimize bağırıyoruz.Sentamo-nos num escritório e gritamos uns com os outros.
Hepimiz ofiste oturup bir ucundan diğer ucuna birbirimize bağırıyoruz.Siedzimy w jednym biurze i krzyczymy do siebie przez całe pomieszczenie.
Hepimiz ofiste oturup bir ucundan diğer ucuna birbirimize bağırıyoruz.Stăm cu toții într-un birou și țipăm unii la alții.
Hepimiz ofiste oturup bir ucundan diğer ucuna birbirimize bağırıyoruz.Stiamo tutti in un ufficio e ci urliamo da una parte all'altra,
Hepimiz ofiste oturup bir ucundan diğer ucuna birbirimize bağırıyoruz.We zitten allemaal in een kantoor en roepen naar elkaar.
Hepimiz ofiste oturup bir ucundan diğer ucuna birbirimize bağırıyoruz.Wir sitzen alle in einem Geschäftszimmer und schreien einander an.
Hepimiz ofiste oturup bir ucundan diğer ucuna birbirimize bağırıyoruz.Καθόμαστε όλοι σε ένα γραφείο και φωνάζουμε από τη μια άκρη στην άλλη.
Hepimiz ofiste oturup bir ucundan diğer ucuna birbirimize bağırıyoruz.Всички сядаме в един офис и си крещим един на друг.
Hepimiz ofiste oturup bir ucundan diğer ucuna birbirimize bağırıyoruz.Мы все сидели в одном офисе и кричали друг на друга через все помещение.
Hepimiz ofiste oturup bir ucundan diğer ucuna birbirimize bağırıyoruz.Усі ми сидимо в одному офісі та кричимо щось комусь через увесь офіс.
Hepimiz ofiste oturup bir ucundan diğer ucuna birbirimize bağırıyoruz.כולנו יושבים במשרד אחד וצועקים אחד לשני מעברי המשרד
Hepimiz ofiste oturup bir ucundan diğer ucuna birbirimize bağırıyoruz.نحن نجلس في مكتب واحد .. ونرمي الكلمات فيما بيننا عبر المكتب
Hepimiz ofiste oturup bir ucundan diğer ucuna birbirimize bağırıyoruz.発想の転換を図るためノートパソコンを手に席を移動します
İçlerinden biri hemen koşup bir sünger getirdi, ekşi şaraba batırıp bir kamışın ucuna takarak İsaya içirdi.A hneď bežal jeden z nich, vzal špongiu, naplnil octom, naložil na trsť a napájal ho.
İçlerinden biri hemen koşup bir sünger getirdi, ekşi şaraba batırıp bir kamışın ucuna takarak İsaya içirdi.A hned jeden z nich běžev, vzal houbu, naplnil ji octem a vloživ na tresť, dával jemu píti.
İçlerinden biri hemen koşup bir sünger getirdi, ekşi şaraba batırıp bir kamışın ucuna takarak İsaya içirdi.A zarazem bieżawszy jeden z nich, wziął gąbkę, i napełnił ją octem, a włożywszy na trzcinę, dał mu pić.
İçlerinden biri hemen koşup bir sünger getirdi, ekşi şaraba batırıp bir kamışın ucuna takarak İsaya içirdi.E logo correu um deles, tomou uma esponja, ensopou-a em vinagre e, pondo-a numa cana, dava-lhe de beber.
İçlerinden biri hemen koşup bir sünger getirdi, ekşi şaraba batırıp bir kamışın ucuna takarak İsaya içirdi.In precej pohiti eden izmed njih in vzame gobo in jo namoči z octom in natakne na trst, ter mu daje piti.
İçlerinden biri hemen koşup bir sünger getirdi, ekşi şaraba batırıp bir kamışın ucuna takarak İsaya içirdi.그 중에 한 사람이 곧 달려가서 해융을 가지고 신 포도주를 머금게 하여 갈대에 꿰어 마시우거늘
İçlerinden biri hemen koşup bir sünger getirdi, ekşi şaraba batırıp bir kamışın ucuna takarak İsaya içirdi.Και ευθυς εδραμεν εις εξ αυτων και λαβων σπογγον και γεμισας οξους και περιθεσας εις καλαμον εποτιζεν αυτον.
İçlerinden biri hemen koşup bir sünger getirdi, ekşi şaraba batırıp bir kamışın ucuna takarak İsaya içirdi.И веднага един от тях се завтече, взе гъба, натопи я в оцет, и като я надяна на тръст, даде Му да пие.
İçlerinden biri hemen koşup bir sünger getirdi, ekşi şaraba batırıp bir kamışın ucuna takarak İsaya içirdi.И тотчас побежал один из них, взял губку, наполнил уксусом и, наложив на трость, давал Ему пить;
İçlerinden biri hemen koşup bir sünger getirdi, ekşi şaraba batırıp bir kamışın ucuna takarak İsaya içirdi.І зараз, побігши один із них, і взявши губку, сповнивши оцтом і, настромивши на тростину, поїв Його.
İçlerinden biri hemen koşup bir sünger getirdi, ekşi şaraba batırıp bir kamışın ucuna takarak İsaya içirdi.וימהר אחד מהם וירץ ויקח ספוג וימלא אתו חמץ וישימהו על קנה וישקהו׃
İçlerinden biri hemen koşup bir sünger getirdi, ekşi şaraba batırıp bir kamışın ucuna takarak İsaya içirdi.وللوقت ركض واحد منهم واخذ اسفنجة وملأها خلا وجعلها على قصبة وسقاه.
İçlerinden biri hemen koşup bir sünger getirdi, ekşi şaraba batırıp bir kamışın ucuna takarak İsaya içirdi.內 中 有 一 個 人 、 趕 緊 跑 去 、 拿 海 絨 蘸 滿 了 醋 、 綁 在 葦 子 上 、 送 給 他 喝
İçlerinden biri hemen koşup bir sünger getirdi, ekşi şaraba batırıp bir kamışın ucuna takarak İsaya içirdi.內中 有 一 個 人 、 趕緊 跑去 、 拿 海絨蘸滿 了 醋 、 綁 在 葦子 上 、 送給 他 喝
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod