Ana içeriğe geç
Sözlük

ucuna ile cümle

ucuna kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
3
HECE
11
ORT. KELİME
Ve eğer bir ikinci dünya savaşı gazisinin sinir ucuna dokunsam, kaybettiği kolunu hissedecektir.腕の端の神経を触ると 彼はまだ手を感じるのです それならば脳を開けて
Ve Pasifik'i iki yarıya bölüp, haritanın iki uzak ucuna atmışız.A Pacifik jsme rozpůlili ve dví a praštili s ním na okraj mapy.
Ve Pasifik'i iki yarıya bölüp, haritanın iki uzak ucuna atmışız.Et nous avons coupé le Pacifique en deux
Ve Pasifik'i iki yarıya bölüp, haritanın iki uzak ucuna atmışız.태평양을 반으로 갈라서 세계의 구석으로 내팽개쳤습니다.
Ve Pasifik'i iki yarıya bölüp, haritanın iki uzak ucuna atmışız.Ta đang ở giữa và ta đã cắt một nửa Thái Bình Dương và ném chúng vào một góc khác của thế giới
Ve Pasifik'i iki yarıya bölüp, haritanın iki uzak ucuna atmışız.А Тихий океан разделен на две части и раскидан по краям мира.
Ve Pasifik'i iki yarıya bölüp, haritanın iki uzak ucuna atmışız.וחתכנו את האוקיינוס הפאסיפי לשניים והעפנו אותו לקצוות העולם
Ve Pasifik'i iki yarıya bölüp, haritanın iki uzak ucuna atmışız.و قمنا بشق رسمة المحيط الهادى للنصف و قمنا بقذفها إلى أقاصى حدود العالم
Ve Pasifik'i iki yarıya bölüp, haritanın iki uzak ucuna atmışız.世界の両端に押しやってしまいましたが Google Earthで見ると
Yakup ölürken iman sayesinde Yusufun iki oğlunu da kutsadı, değneğinin ucuna yaslanarak Tanrıya tapındı.Bởi đức tin, Gia-cốp lúc gần chết, chúc phước cho hai con của Giô-sép, và nương trên gậy mình mà lạy.
Yakup ölürken iman sayesinde Yusufun iki oğlunu da kutsadı, değneğinin ucuna yaslanarak Tanrıya tapındı.Bởi đức_tin , Gia-cốp lúc gần chết , chúc phước cho hai con của Giô-sép , và nương trên gậy mình mà lạy .
Yakup ölürken iman sayesinde Yusufun iki oğlunu da kutsadı, değneğinin ucuna yaslanarak Tanrıya tapındı.Durch den Glauben segnete Jakob, da er starb, beide Söhne Josephs und neigte sich gegen seines Stabes Spitze.
Yakup ölürken iman sayesinde Yusufun iki oğlunu da kutsadı, değneğinin ucuna yaslanarak Tanrıya tapındı.Genom tron välsignade den döende Jakob Josefs båda söner och tillbad, lutad mot ändan av sin stav.
Yakup ölürken iman sayesinde Yusufun iki oğlunu da kutsadı, değneğinin ucuna yaslanarak Tanrıya tapındı.Hit által áldá meg a haldokló Jákób a József fiainak mindenikét, és botja végére hajolva imádkozott.
Yakup ölürken iman sayesinde Yusufun iki oğlunu da kutsadı, değneğinin ucuna yaslanarak Tanrıya tapındı.믿음으로 야곱은 죽을 때에 요셉의 각 아들에게 축복하고 그 지팡이 머리에 의지하여 경배하였으며
Yakup ölürken iman sayesinde Yusufun iki oğlunu da kutsadı, değneğinin ucuna yaslanarak Tanrıya tapındı.Po veri je Jakob umiraje blagoslovil obadva sinova Jožefova in „je molil, sklonjen ob vrh palice svoje“.
Yakup ölürken iman sayesinde Yusufun iki oğlunu da kutsadı, değneğinin ucuna yaslanarak Tanrıya tapındı.Uskon kautta siunasi Jaakob kuollessaan kumpaisenkin Joosefin pojista ja rukoili sauvansa päähän nojaten.
Yakup ölürken iman sayesinde Yusufun iki oğlunu da kutsadı, değneğinin ucuna yaslanarak Tanrıya tapındı.Ved Tro velsignede Jakob døende hver af Josefs Sønner og tilbad, lænende sig over sin Stav.
Yakup ölürken iman sayesinde Yusufun iki oğlunu da kutsadı, değneğinin ucuna yaslanarak Tanrıya tapındı.Ved tro velsignet Jakob døende hver og en av Josefs sønner og tilbad, bøiet over knappen på sin stav.
Yakup ölürken iman sayesinde Yusufun iki oğlunu da kutsadı, değneğinin ucuna yaslanarak Tanrıya tapındı.Věrou Jákob, umíraje, každému z synů Jozefových požehnání dával, a poklonil se podepřev se na vrch hůlky své.
Yakup ölürken iman sayesinde Yusufun iki oğlunu da kutsadı, değneğinin ucuna yaslanarak Tanrıya tapındı.Vierou Jakob zomierajúc požehnal každého zo synov Jozefových a poklonil sa na vrch svojej palice.
Yakup ölürken iman sayesinde Yusufun iki oğlunu da kutsadı, değneğinin ucuna yaslanarak Tanrıya tapındı.Верою Иаков, умирая, благословил каждого сына Иосифова и поклонился на верх жезла своего.
Yakup ölürken iman sayesinde Yusufun iki oğlunu da kutsadı, değneğinin ucuna yaslanarak Tanrıya tapındı.Вірою Яков, умираючи, благословив кожного сина Йосифого і "склонивсь на верх жезла свого".
Yakup ölürken iman sayesinde Yusufun iki oğlunu da kutsadı, değneğinin ucuna yaslanarak Tanrıya tapındı.Чрез вяра ерихонските стени паднаха след седмодневно обикаляне около тях.
Yakup ölürken iman sayesinde Yusufun iki oğlunu da kutsadı, değneğinin ucuna yaslanarak Tanrıya tapındı.באמונה ברך יעקב את שני בני יוסף לפני מותו וישתחו על ראש המטה׃
Yakup ölürken iman sayesinde Yusufun iki oğlunu da kutsadı, değneğinin ucuna yaslanarak Tanrıya tapındı.بالايمان يعقوب عند موته بارك كل واحد من ابني يوسف وسجد على راس عصاه.
Yakup ölürken iman sayesinde Yusufun iki oğlunu da kutsadı, değneğinin ucuna yaslanarak Tanrıya tapındı.雅 各 因 著 信 、 臨 死 的 時 候 、 給 約 瑟 的 兩 個 兒 子 各 自 祝 福 、 扶 著 杖 頭 敬 拜 神
Yakup ölürken iman sayesinde Yusufun iki oğlunu da kutsadı, değneğinin ucuna yaslanarak Tanrıya tapındı.雅各 因 著信 、 臨死 的 時候 、 給約瑟 的 兩個兒 子 各自 祝福 、 扶著 杖 頭敬 拜神
Yani eğer dibini sıkacak olursam, bantlar dibinden ucuna gidiyor.Als ik in de basis knijp, gaan de banden van basis naar top.
Yani eğer dibini sıkacak olursam, bantlar dibinden ucuna gidiyor.Así que, si aprieto la base, las bandas van de la base a la punta.
Yani eğer dibini sıkacak olursam, bantlar dibinden ucuna gidiyor.Astfel, dacă apăs baza, benzile se vor deplasa de la bază spre vârf.
Yani eğer dibini sıkacak olursam, bantlar dibinden ucuna gidiyor.Donc si je presse sa base, les bandes vont de la base au sommet.
Yani eğer dibini sıkacak olursam, bantlar dibinden ucuna gidiyor.Então, se eu apertar a base, as faixas vão da base até à ponta.
Yani eğer dibini sıkacak olursam, bantlar dibinden ucuna gidiyor.Ha megnyomjuk az alját, a fényhullámok az aljától a tetejéig szaladnak.
Yani eğer dibini sıkacak olursam, bantlar dibinden ucuna gidiyor.Jadi jika saya menekan dasarnya cahaya ini berjalan dari dasar ke ujungnya.
Yani eğer dibini sıkacak olursam, bantlar dibinden ucuna gidiyor.Když ho zmáčknete ve spodní části, pruhy jdou odspodu ke špičce.
Yani eğer dibini sıkacak olursam, bantlar dibinden ucuna gidiyor.아래부분을 쥐면, 띠는 누른데서 끝까지 가게됩니다.
Yani eğer dibini sıkacak olursam, bantlar dibinden ucuna gidiyor.Så hvis jeg klemmer om roden, går bælterne fra roden til spidsen.
Yani eğer dibini sıkacak olursam, bantlar dibinden ucuna gidiyor.Se premo alla base, i fasci vanno dalla base alla punta.
Yani eğer dibini sıkacak olursam, bantlar dibinden ucuna gidiyor.Takže ak ho zmačknem na začiatku, svetlo ide od koreňa na špičku.
Yani eğer dibini sıkacak olursam, bantlar dibinden ucuna gidiyor.Vì vậy nếu tôi ép chặt gốc, dải ánh sáng phát ra từ gốc đến đỉnh.
Yani eğer dibini sıkacak olursam, bantlar dibinden ucuna gidiyor.Wenn man den Stamm drück, wandert das Licht von von unten zur Spitze.
Yani eğer dibini sıkacak olursam, bantlar dibinden ucuna gidiyor.Więc jeśli ściśnie się podstawę, pasma biegną od podstawy, po końce.
Yani eğer dibini sıkacak olursam, bantlar dibinden ucuna gidiyor.Если я нажимаю на основание, полоса идёт от основания к верхушке.
Yani eğer dibini sıkacak olursam, bantlar dibinden ucuna gidiyor.Така че, ако стисна основата, лентите преминават от основата към върха.
Yani eğer dibini sıkacak olursam, bantlar dibinden ucuna gidiyor.Якщо натиснути знизу - світло рухається від основи до верхівки.
Yani eğer dibini sıkacak olursam, bantlar dibinden ucuna gidiyor.כך שאם לוחצים על הבסיס, הפסים נעים מהבסיס לקצה.
Yani eğer dibini sıkacak olursam, bantlar dibinden ucuna gidiyor.ان قمت بعصره من القاعدة فان الحزم الضوئية تنطلق الى الاطراف
Yani eğer dibini sıkacak olursam, bantlar dibinden ucuna gidiyor.基部から先端に向かって光の帯が走ります 先端を押さえると基部から根元に走ります
Yusuf Mısırın bir ucundan öbür ucuna kadar bütün halkı köleleştirdi.A čo do ľudu, previedol ho do miest od jedného konca hranice Egypta po druhý.
Yusuf Mısırın bir ucundan öbür ucuna kadar bütün halkı köleleştirdi.A népet pedig egyik városból a másikba telepíté Égyiptom egyik határszélétõl másik széléig.
Yusuf Mısırın bir ucundan öbür ucuna kadar bütün halkı köleleştirdi.Cît despre popor, l -a mutat în cetăţi, dela o margine hotarelor Egiptului pînă la cealaltă.
Yusuf Mısırın bir ucundan öbür ucuna kadar bütün halkı köleleştirdi.Còn dân chúng, từ đầu nầy đến đầu kia, người đều dời về ở trong các thành.
Yusuf Mısırın bir ucundan öbür ucuna kadar bütün halkı köleleştirdi.Còn dân_chúng , từ đầu nầy đến đầu kia , người đều dời về ở trong các thành .
Yusuf Mısırın bir ucundan öbür ucuna kadar bütün halkı köleleştirdi.Il fit passer le peuple dans les villes, d`un bout à l`autre des frontières de l`Égypte.
Yusuf Mısırın bir ucundan öbür ucuna kadar bütün halkı köleleştirdi.I przeniósł lud do miast, od ostatnich granic Egiptu aż do końca jego.
Yusuf Mısırın bir ucundan öbür ucuna kadar bütün halkı köleleştirdi.Ja hän siirsi kansan kaupunkeihin, Egyptin toisesta äärestä toiseen saakka.
Yusuf Mısırın bir ucundan öbür ucuna kadar bütün halkı köleleştirdi.요셉이 애굽 이 끝에서 저 끝까지의 백성을 성읍들에 옮겼으나
Yusuf Mısırın bir ucundan öbür ucuna kadar bütün halkı köleleştirdi.Lid pak převedl do měst, od jednoho pomezí Egyptského až do druhého.
Yusuf Mısırın bir ucundan öbür ucuna kadar bütün halkı köleleştirdi.Ljudstvo pa je preselil v mesta, od skrajne meje Egipta do druge meje njegove.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod