Ana içeriğe geç
Sözlük

ucun ile cümle

ucun kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Kafasının ucunda 2 turuncu anteni vardır.Der Kopf trägt zwei Paar Antennen.
Perdenin ucundan göz attı.Elle jeta un coup d'œil à travers le rideau.
Bir ucundan kendisi tutar, öbür ucunu karşısındakine tutturur.Il suggère plutôt un épaulement traversant le chemin de part en part.
81 yılında Senate, imparator Titus'un onuruna yakın doğu ucuna üç gözlü bir zafer takı yaptırdı.En 81, le Sénat fait construire un grand arc de triomphe à trois voûtes honorant l'empereur Titus.
Tabanda (dip) yer alan yaprakların sapı üç sapçığa ayrılır ve her birinin ucunda üçer yaprakçık bulunur.Claire-voie (Couvrir à)- Laisser entre chaque tuile la distance du tiers de sa largeur.
Bu sebeple bir ucundan diğer ucuna yürüyerek gidilebilir.Une partie peut se parcourir à pied.
Dünyanın diğer ucundaki bir kişinin bilgilerinden faydalanılabilir.La présence d'une personne à sa droite peut être devinée.
Değil Kapısı bir giriş ve bir de çıkış ucuna sahiptir.C'est un circuit à une entrée et une sortie.
Üst ucunda bir duman deliği vardı.Sur le dessus se trouvait une girouette.
Onun kredi ucunda geldiğinde, o Slavia dönmek istedim Belirtilen ve tekrar Jablonec için oynamak istemedi.Lorsque son prêt prend fin, il déclare qu'il veut revenir au Slavia et ne plus rejouer pour Jablonec.
Amaç ucun ele geçirilmesidir.La reconnaissance de toucher.
Çünkü beni son görüşünü aklının bir ucuna kazıdın.ARTHUR : Bien, imaginons que je sème une idée dans votre crâne.
"Namlunun ucundaki ünlüler".Du nouveau sur Famille-Sans-Nom *.
Yani küme, atın tam burnunun ucunda denebilir.Elles permettent de placer le cheval en lui fléchissant la nuque.
Uzun mesafeli bir patika olan Yorksire Wolds Way Ulusal Yolu köyün doğu ucundan geçmektedir.De nos jours le Chemin de Glyndŵr, sentier national de longue distance, passe par la ville.
Arjantinli takım arkadaşı Juan Manuel Fangio'yu ucu ucuna geçerek birinci olabilmiştir.C'est la Maserati de Juan Manuel Fangio qui effectue le meilleur départ.
Sağ ucunda kontrol öğesi yoktur.Il n'y a pas de contrefort à droite de la façade.
Ne olduğunu bilmese de ipin ucunu bırakmayacak.Ne vous inquiétez pas, vous saurez où il se trouve.
Ülkenin güneydoğu ucunda bulunan eyalet Afganistan ve Pakistan ile sınırdır.Elle est située au sud-est du pays, à la frontière avec le Pakistan et l'Afghanistan.
Ayrıca kuzey ucunda Shichahai ile bağlantılıdır.Au nord, le lac est connecté au Shichahai.
Eğer cisim yeterli miktarda ısıtılırsa spektrumun&nbsp kırmızı ucunda ışık yaymaya başlarlar. red hot.Si un objet est suffisamment chauffé, il commence à émettre de la lumière du côté rouge du spectre visible.
Erişkinlerin kanatlarının ucunda bulunan siyah kısımlar yalnızca uçarken görünür.Les rémiges noires des ailes ne sont pas visibles lorsque les ailes sont repliées.
Ancak bu dil, doğu ucunda gölün ayağı olan dere ile kesintiye uğrar.La Forêt d'Othe les sépare des Lingons à l'est.
Tablonun sağ ucunda, kucağındaki bebeğe bacayı gösteren bir çocuk vardır.Sur le côté gauche, il y a l'image d'une mère tenant un fils dans ses bras.
Mendilimin Ucuna Sakız Bağladım Sakız 03.J’ai un super feeling avec cette Oreca 03.
Nesneye bağ: İp ucunda oluşturulacak halkayı bir nesne içinden geçirmek gerekirse Bir adi düğüm atılır.Cornement : Se dit quand, sans abaisser une touche du clavier, un tuyau parle.
Jessie masanın ucunda oturdu.Jessie se sentó al extremo de la mesa.
Dünyanın öteki ucuna gidiyorum.Me voy al otro lado del mundo.
Gulf Stream'in batı ucunda, Florida ile Bermuda arasında oldukça yüksek oranda gözlemlenmişlerdir.Ha sido ampliamente observada en el extremo occidental de la corriente del golfo, entre Florida y Bermuda.
Doğu ucunda hiçbir transept yok.No hay transepto en el extremo oriental.
Ayrıca kuzey ucunda Shichahai ile bağlantılıdır.Está conectado por el norte con el Shichahai.
Dolayısıyla, primer ve ters transkriptaz, RNA'nın 3' ucuna taşınmalıdır.Por lo tanto, el primer y la transcriptasa inversa deben ser reubicado en el extremo 3 'del ARN viral.
Jackson, Wyoming kasabası vadinin güney ucundadır.La ciudad de Jackson, Wyoming, está en el extremo sur.
Şehrin Churchill Yolu'nun kuzey ucunda yer alır.Se encuentra en el extremo norte de la calle Churchill de esa ciudad.
1,4, ve 6 numaraları her bir glikozidik bağın ucundaki karbon atomlarını tanımlamak için kullanılır.Los números 1,4 y 6 identifican los átomos de carbono en cada extremo del enlace glucosídico.
Eşmerkezli kablonun ucuna BNC konnektörü takılır.El cable utiliza un conector BNC giratorio.
Kesenin içine girdikten sonra her biri ilerleyen 100 gün boyunca bir meme ucuna bağlı kalır.Una vez dentro de la bolsa, cada uno de ellos permanece unido a un pezón durante los siguientes cien días.
Körfezin en doğu ucunda Mithlond limanları (diğer adıyla Gri Limanlar') inşa edilmiştir.En ambas orillas se ubicaban los puertos de Mithlond, es decir, los Puertos Grises.
Amaç ucun ele geçirilmesidir.El objetivo es eliminalo.
Ayrıca bazı enstrümanların tellerinin ucuna teli korumak için ipek sarılmış da olabilir.Se les podía a su vez unir otra cuerda auxiliar.
Burada Virginia eyaletinin en uç doğu ucuna gelmiştir.Es el condado más septentrional de Virginia.
Olumlu sonuç alınmaması üzerine, bunların ucuna 12 adet dalgakıran yapılmıştır.Sin embargo para derrotarle y que no lo sea, tienen que pasar por los 12 paches.
La Silla dağı 2400 m yüksekliktedir ve Atacama Çölü'nün güney ucunda yer almaktadır.La Silla es una montaña de 2400 m, que limita con el desierto de Atacama en Chile.
Daha sonra Afrika'nın güney ucunu dolaşarak, Hint Okyanusu'na yöneldi.El viaje lo llevó a lo largo y ancho del subcontinente indio.
Mendilin Ucundakiler, 1954, şiir.Presencia del mito, 1957, poesía.
Kimi zaman külah ucuna da faset atılabilir.Y alguna vez podría sentarlos en el banquillo.
Bu iskelet boyunca var olan baz dizileri genelde zincirin 5' ucundan 3' ucuna doğru azalır.Casi siempre viajan ocultos en el maletero del Mach 5.
Daha sonra mRNA 5' ucundan okunmaya başlar.Cañón Ángelo: Se aprende con Hocicos n º5.
Kral Gılgamış ölümden kurtulma çabasıyla dünyanın öbür ucuna kaçar.El rey evita que es escape por el otro lado.
Kızlardan biri bir gece, baş ucunda duran birisinin varlığıni hissederek gözlerini açtı.Hasta que un día la presencia de un misterio mayor los hizo hablar.
Ülkenin güneydoğu ucunda bulunan eyalet Afganistan ve Pakistan ile sınırdır.Situada al surdeste del país, cerca de la frontera con Pakistán y con Afganistán.
Sadece güney ucunda mangrovlar vardır.Los pantanos existen solo en las orillas del Bug Meridional.
Akşam yemeğinde sofranın en ucunda oturur.Yo creo que estáis sentados frente a frente de mí a esta mesa.
Kafasının ucunda 2 turuncu anteni vardır.In testa ha anche un paio di antenne.
Amino asidin bağlanması 3' ucundadır.Chiaramente vale anche l'assioma I 3.
Yarımadanın uzak ucunda yalnızca kıyı muhafızları ve deniz feneri görevlileri bulunmaktaydı.A metà inverno, solo i sommergibili e le navi rompighiaccio potevano ancora operare.
Tablonun sağ ucunda, kucağındaki bebeğe bacayı gösteren bir çocuk vardır.In primo piano a sinistra c'è la Carità con un bambino in braccio.
Bir arkhon tarafından yönetilen şehrin bulunduğu alan, Bosporos Krallığı'nın doğu ucunda yer almaktaydı.Il sito della città, dominato da un arconte, era sul bordo orientale del territorio del Regno del Bosforo.
Bu sebeple bir ucundan diğer ucuna yürüyerek gidilebilir.Il Sim con questo tratto può camminare di soppiatto.
Kolektör ucundan ise transistörün çıkışı alınır.Insieme infine si godono un viaggio sul portabagagli.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod
ucun ile cümle - Sayfa 8 - ucun kelimesiyle örnek cümleler | KKTC App