Ana içeriğe geç
Sözlük

ucun ile cümle

ucun kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
10
ORT. KELİME
Hattın diğer ucundaki kadı, ona Carol diyelim, telaşlıydı.De vrouw aan de andere kant van de lijn, laten we haar Carol noemen, was in paniek.
Hattın diğer ucundaki kadı, ona Carol diyelim, telaşlıydı.Dzwoniąca kobieta, nazwijmy ją Carol, wpadła w panikę.
Hattın diğer ucundaki kadı, ona Carol diyelim, telaşlıydı.Egy nő -- nevezzük Carolnak -- volt a vonal végén, teljes pánikban.
Hattın diğer ucundaki kadı, ona Carol diyelim, telaşlıydı.Eine panische Frau war am anderen Ende der Leitung, nennen wir sie Carol.
Hattın diğer ucundaki kadı, ona Carol diyelim, telaşlıydı.Femeia de la telefon, să o numim Carol, era panicată.
Hattın diğer ucundaki kadı, ona Carol diyelim, telaşlıydı.캐롤이라는 여자가 전화를 걸었는데 꽤나 당황해하고 있었죠.
Hattın diğer ucundaki kadı, ona Carol diyelim, telaşlıydı.Kvinden i den anden ende af linjen, vi kalder hende Carol, var panisk.
Hattın diğer ucundaki kadı, ona Carol diyelim, telaşlıydı.La donna dall'altro lato, chiamiamola Carol, era nel panico.
Hattın diğer ucundaki kadı, ona Carol diyelim, telaşlıydı.La femme à l'autre bout de la ligne, nous l'appelerons Carole, paniquait.
Hattın diğer ucundaki kadı, ona Carol diyelim, telaşlıydı.La mujer del otro lado de la línea, llamémosla Carol, estaba aterrorizada.
Hattın diğer ucundaki kadı, ona Carol diyelim, telaşlıydı.Người phụ nữ ở đâu dây bên kia, chúng ta gọi cô ấy là Carol, đang hết sức hoảng loạn.
Hattın diğer ucundaki kadı, ona Carol diyelim, telaşlıydı.Η γυναίκα που με είχε πάρει, ας την πούμε Κάρολ, είχε πανικοβληθεί.
Hattın diğer ucundaki kadı, ona Carol diyelim, telaşlıydı.Жената, в другия край на линията, наричаме я Керол, се паникьоса.
Hattın diğer ucundaki kadı, ona Carol diyelim, telaşlıydı.Звонившая женщина, назовём её Кэрол, была в панике.
Hattın diğer ucundaki kadı, ona Carol diyelim, telaşlıydı.האישה בצד השני של הקו - נכנה אותה קרול - היתה מבוהלת.
Hattın diğer ucundaki kadı, ona Carol diyelim, telaşlıydı.المرأة على الطرف الآخر من الخط ، سوف نسميها ، كارول ، كانت مرتعبة
Hattın diğer ucundaki kadı, ona Carol diyelim, telaşlıydı.うろたえていました どうやら カリフォルニアにいるはずの元彼が
Hayatımın büyük kısmında konuşma kabiliyetimi aklımın ucundan bile geçirmedim.Den Großteil meines Lebens verschwendete ich keinen Gedanken an meine Fähigkeit, sprechen zu können.
Hayatımın büyük kısmında konuşma kabiliyetimi aklımın ucundan bile geçirmedim.Durante a maior parte da minha vida, nunca pensei duas vezes sobre a minha habilidade de falar.
Hayatımın büyük kısmında konuşma kabiliyetimi aklımın ucundan bile geçirmedim.Életem legnagyobb részében egy pillanatig sem gondoltam a beszédképességre.
Hayatımın büyük kısmında konuşma kabiliyetimi aklımın ucundan bile geçirmedim.En toda mi vida jamás me había detenido a pensar en mi habilidad de hablar.
Hayatımın büyük kısmında konuşma kabiliyetimi aklımın ucundan bile geçirmedim.Hampir seumur hidup saya, saya tidak mempertanyakan kemampuan saya untuk berbicara.
Hayatımın büyük kısmında konuşma kabiliyetimi aklımın ucundan bile geçirmedim.제 일생동안, 말하는 능력에 대해 신경써 본 적이 단 한번도 없습니다.
Hayatımın büyük kısmında konuşma kabiliyetimi aklımın ucundan bile geçirmedim.Majoritatea vieții mele nu m-a preocupat abilitatea mea de a vorbi.
Hayatımın büyük kısmında konuşma kabiliyetimi aklımın ucundan bile geçirmedim.Pendant la plus grande partie de ma vie, je n'ai jamais remis en cause ma capacité à parler.
Hayatımın büyük kısmında konuşma kabiliyetimi aklımın ucundan bile geçirmedim.Per gran parte della mia vita Ho dato sempre per scontata la mia capacità di parlare.
Hayatımın büyük kısmında konuşma kabiliyetimi aklımın ucundan bile geçirmedim.Po většinu svého života jsem nikdy moc nepřemýšlel nad schopností mluvit.
Hayatımın büyük kısmında konuşma kabiliyetimi aklımın ucundan bile geçirmedim.Przez większą część mojego życia nigdy nie zastanawiałem się nad umiejętnością mówienia.
Hayatımın büyük kısmında konuşma kabiliyetimi aklımın ucundan bile geçirmedim.Trong phần lớn cuộc đời mình, tôi chưa từng băn khoăn về khả năng phát ngôn của mình.
Hayatımın büyük kısmında konuşma kabiliyetimi aklımın ucundan bile geçirmedim.Voor het grootste deel van mijn leven dacht ik geen seconde na over mijn spraakvermogen.
Hayatımın büyük kısmında konuşma kabiliyetimi aklımın ucundan bile geçirmedim.Για όλη μου σχεδόν τη ζωή, ποτέ δεν το σκέφτηκα παραπάνω ότι μπορώ να μιλάω.
Hayatımın büyük kısmında konuşma kabiliyetimi aklımın ucundan bile geçirmedim.На протяжении большей части моей жизни я не задумывался насчёт моей способности говорить.
Hayatımın büyük kısmında konuşma kabiliyetimi aklımın ucundan bile geçirmedim.През по-голямата част от живота си никога не съм се замислял относно способността си да говоря.
Hayatımın büyük kısmında konuşma kabiliyetimi aklımın ucundan bile geçirmedim.במשך מרבית חיי, לא הקדשתי שניה של מחשבה ליכולת שלי לדבר.
Hayatımın büyük kısmında konuşma kabiliyetimi aklımın ucundan bile geçirmedim.طوال حياتي لم أفكر يوماً في قدرتي على الكلام.. كنت اتعامل مع قدرتي على الكلام كأمر مسلم به
Hayatımın büyük kısmında konuşma kabiliyetimi aklımın ucundan bile geçirmedim.不可能になるなんて 考えたこともありませんでした 呼吸のようなものでしたから
Hem de daha ilk kadehlerdeyiz. Derken odanın öbür ucundaki karımın, Bana kaş göz edişini gördüm.Είμαστε ακόμα στα πρώτα ποτά κι η γυναίκα μου από απέναντι γουρλώνει τα μάτια και άφωνα με ικετεύει:
Hepburn kitabı, konuşma üslubuyla yazılmıştı, sanki masanın bir ucuna oturmuş, size her şeyi anlatıyordu.El de Hepburn estaba escrito como si fuera una conversación, como si estuvierais charlando en una cafetería.
Hepburn kitabı, konuşma üslubuyla yazılmıştı, sanki masanın bir ucuna oturmuş, size her şeyi anlatıyordu.Hepburn-bogen var skrevet som en samtale, det var som om, hun sad overfor en og talte til en.
Hepburn kitabı, konuşma üslubuyla yazılmıştı, sanki masanın bir ucuna oturmuş, size her şeyi anlatıyordu.Het Hepburn-boek was in conversatie-stijl geschreven, alsof je met haar aan tafel zat en ze je alles vertelde.
Hepburn kitabı, konuşma üslubuyla yazılmıştı, sanki masanın bir ucuna oturmuş, size her şeyi anlatıyordu.햅번의 책은 아주 대화적인 문체로 쓰여졌어요 마치 탁자 맞은 편에 앉아서 여러분께 이야기를 해주는 것 같았죠
Hepburn kitabı, konuşma üslubuyla yazılmıştı, sanki masanın bir ucuna oturmuş, size her şeyi anlatıyordu.Styl książki Hepburn był potoczny i gawędziarski, jakby siedziała z nami przy stole i opowiadała.
Hepburn kitabı, konuşma üslubuyla yazılmıştı, sanki masanın bir ucuna oturmuş, size her şeyi anlatıyordu.Книгата на Хепбърн беше написана в много разговорен стил, беше като че ли тя седи насреща ти и ти я разказва.
Hepburn kitabı, konuşma üslubuyla yazılmıştı, sanki masanın bir ucuna oturmuş, size her şeyi anlatıyordu.Стиль книги Хепбёрн очень разговорный, как будто она сидит с вами за столом и рассказывает свою историю.
Hepburn kitabı, konuşma üslubuyla yazılmıştı, sanki masanın bir ucuna oturmuş, size her şeyi anlatıyordu.עכשיו הספר של הפבורן נכתב בסגנון מאוד שיחתי, זה היה כאילו היא יושבת מולך בשולחן ומספרת לך את הכל.
Hepburn kitabı, konuşma üslubuyla yazılmıştı, sanki masanın bir ucuna oturmuş, size her şeyi anlatıyordu.الآن كتاب هيبورن قد كتب بأسلوب حواري جدا، وكأنها كانت جالسة على طاولة تخبركم بكل هذا.
Hepburn kitabı, konuşma üslubuyla yazılmıştı, sanki masanın bir ucuna oturmuş, size her şeyi anlatıyordu.会話的に書かれ テーブルの向かいに座って読者に語りかけるようでした ディートリッヒの本は娘による観察であり
Hepimiz ofiste oturup bir ucundan diğer ucuna birbirimize bağırıyoruz.Chúng tôi ngồi chung một phòng và hét vào mặt nhau,
Hepimiz ofiste oturup bir ucundan diğer ucuna birbirimize bağırıyoruz.일례로 우린 한 사무실에 일하고, 사무실에서 서로에게 큰 소리로 얘기도하죠.
Hepimiz ofiste oturup bir ucundan diğer ucuna birbirimize bağırıyoruz.Mind egy irodában ülünk és átkiabálunk egymásnak az irodán.
Hepimiz ofiste oturup bir ucundan diğer ucuna birbirimize bağırıyoruz.Nos sentamos todos en una oficina y le gritamos al que está al otro lado.
Hepimiz ofiste oturup bir ucundan diğer ucuna birbirimize bağırıyoruz.Nous sommes tous assis dans le même bureau, et nous nous crions dessus à travers le bureau.
Hepimiz ofiste oturup bir ucundan diğer ucuna birbirimize bağırıyoruz.Sedneme si v kanceláři a křičíme na sebe.
Hepimiz ofiste oturup bir ucundan diğer ucuna birbirimize bağırıyoruz.Sentamo-nos num escritório e gritamos uns com os outros.
Hepimiz ofiste oturup bir ucundan diğer ucuna birbirimize bağırıyoruz.Siedzimy w jednym biurze i krzyczymy do siebie przez całe pomieszczenie.
Hepimiz ofiste oturup bir ucundan diğer ucuna birbirimize bağırıyoruz.Stăm cu toții într-un birou și țipăm unii la alții.
Hepimiz ofiste oturup bir ucundan diğer ucuna birbirimize bağırıyoruz.Stiamo tutti in un ufficio e ci urliamo da una parte all'altra,
Hepimiz ofiste oturup bir ucundan diğer ucuna birbirimize bağırıyoruz.We zitten allemaal in een kantoor en roepen naar elkaar.
Hepimiz ofiste oturup bir ucundan diğer ucuna birbirimize bağırıyoruz.Wir sitzen alle in einem Geschäftszimmer und schreien einander an.
Hepimiz ofiste oturup bir ucundan diğer ucuna birbirimize bağırıyoruz.Καθόμαστε όλοι σε ένα γραφείο και φωνάζουμε από τη μια άκρη στην άλλη.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod