Kentin Gymnasiumu, şehrin kuzey ucunda yer almaktadır.…教場在所城北門外。
Bir bireyin ayaklarının ucunda yükselip bir ağaç dalına tutunduğu gözlemlenmiştir.曾見過牠們以一肢來掛在樹上。
Flörenin ucunda puan kaydetmek için en az 500 gr basınç uygulanması gereken bir düğme vardır.在桥墩500米外的望台上设有电线按钮,以控制触发爆炸。
Ebe bir mendilin ucunu düğümleyerek eline alır.拍蟲子:將蟲子用手觸碰使他昏倒。
Veya kapısı da iki veya daha fazla giriş, bir adette çıkış ucuna sahiptir.分子經過鍵結斷裂後,產生兩個或兩個以上的產物。
Mendilimin Ucuna Sakız Bağladım Sakız 03.龙剑袨服,熊戟〇〇。
Çiçekler gövdenin ucunda, gevşek salkım biçimindedirler.當花苞明顯高於苞片時,稱為聯生(concaulescent)。
Bu borunun ucunda bir supap daha mevcuttur.同時現場遺留一把鐵錘。
Bu sebeple bir ucundan diğer ucuna yürüyerek gidilebilir.이렇게 하면 다른 한쪽에서는 걸어서 갈 수 있다.
Mendilimin Ucuna Sakız Bağladım Sakız 03.26) 충북 단양군어상천면 허영강 사 망 `03.
Amino asidin bağlanması 3' ucundadır.아사노 종가 제3대 당주.
Değil Kapısı bir giriş ve bir de çıkış ucuna sahiptir.개찰구는 1곳 뿐이고 출입구는 동서로 있다.
Kapak kısmını üstüne kapatarak ucunu içine yerleştirin.고등어 등 부어류를 꼬리지느러미로 내리쳐서 포식한다.
Yani, küme atın burnunun tam ucunda denebilir.사리는 전신사리, 쇄신사리 등으로 나눌 수 있다.
Kızlardan biri bir gece, baş ucunda duran birisinin varlığıni hissederek gözlerini açtı.어느 날, 혼자 살고있는 한 청년이 방 안에서 누군가의 시선을 느낀 것 같다는 기분이 들었다.
Kimse kendine ateist demeyi aklının ucundan geçirmezdi.” demiştir.אף אחד לא חלם על לכנות את עצמו 'אתאיסט'."
Elektroskopun ilk olarak yükü boşaltılır, sonra cihazın üst ucuna yüklü bir cisim yaklaştırılır.ראשית פורקים את האלקטרוסקופ, ולאחר מכן מקרבים אליו גוף טעון.
Bu benim aklımın ucundan bile geçmiyordu.זאת אומרת, זה לא עובר במוחי.
Kolun bir ucunda taş atmaya yarayan bir sapan vardı.נאלצתי לתת לגברת אגרוף בפרצוף.
Sonra Yarımadanın batı ucundaki Tekir Burnu üzerine taşındı.על המפנה המערבי שוכן היישוב אודם.
Bu sebeple bir ucundan diğer ucuna yürüyerek gidilebilir.דבר זה יכול לגרום להליכה אחורה.
Eskiden peştamalların iki ucuna enlemesine işlemeler yapılırdı.בעבר היו שני מנהגים בנוגע לחיוב המזונות לאחר מות הבעל.
Yalıtkanın üst ucunda bir oluk bulunmaktadır.הפעם הייתה ידו של מיתרידתס על העליונה.
Mezrab sanatçının işaret parmağının ucuna takılır.מגי מרחמת על אצבע אבק.
Münster'in kuzey ucunda yer alır.מונטסראט שוכנת מעל החלק הצפוני.
Patagonya'da, güney ucundaki soğuk-ılıman bölgede görülürler.В Патагония се среща в прохладните умерени зони чак до южния край на континента.
1955'te ölümün ucundan döndüğü alkol komasından dolayı hastaneye kaldırıldı.През 1955 г. заради кръвоизлив е приет в болница.
Kent Vancouver Adası'nın güneydoğu ucunda, Juan de Fuca Boğazı kıyısında yer almaktadır.Разположен е в южния край на остров Ванкувър, на брега на протока Хуан де Фука.
Kimi zaman külah ucuna da faset atılabilir.Понякога могат и да ходят докато уловят плячката.
Ardından gemi Afrika'nın güney ucundaki Ümit Burnu'na (Cape of Good Hope) ilerledi.То започва от южния Атлантически океан и преминава южно от нос Добра надежда в Южна Африка.
Mezrab sanatçının işaret parmağının ucuna takılır.Подът на оркестъра е от утъпкана пръст.
Burada Virginia eyaletinin en uç doğu ucuna gelmiştir.На следващия ден преминава над източния щат Вирджиния.
Şâyet, bizde bir kötü niyet görürseniz hemen bizi süngülerinizin ucuna takınız...”И ако след като разбереш грешките си, решиш да се поправиш, ще те упрекнат в скъперничество."
Goller sahanın her iki ucuna atılır.И двата автомобила на Стюарт се запалват на старта.
Yanlarını korumak için zırh giydirilmiş, dişlerinin ucuna sivri demir ya da pirinç takılmıştır.Ako mu je Defense prenizak, onda mu se daje Željezo (Iron).
Sadece güney ucunda mangrovlar vardır.Samo na južnom kraju postoje skromne mangrove.
Ancak bazı kimseler dilin ucunu kesebileceğinden dişin uzaklaştırılmasını önerir.Međutim, neki preporučuju uklanjanje neonatalnih zubi budući da bi zub mogao porezati ili odsjeći vrh jezika.
Petriç, (Bulgarca: Петрич) Bulgaristan'ın güney batı ucunda bulunan bir şehirdir.Petrič (bugarski: Петрич) grad je u jugozapadnoj Bugarskoj.
Bu caddenin güney ucunda Hadrian Su Yolu Kapısı bulunur.Na južnom kraju ove ulice su Delhijska vrata.
5) Nâzar ber-kadem Anlamı Gözün ayak ucuna bakarak yürünmesi, fuzûli (boş) bakışlardan muhafazasıdır.Luciji su izvađene oči i stavljene na tanjur, pa se ona smatra zaštitnicom očiju i vida.
Mendilimin Ucuna Sakız Bağladım Sakız 03.Rezanje repe na rezance pomoću sjeckalice 3.
Adada herhangi bir turistik tesis bulunmamakta sadece kuzey ucunda çakarlı deniz feneri bulunmaktadır.Na otoku nema skoro ničega osim svjetionika.
Ayrıca bazı enstrümanların tellerinin ucuna teli korumak için ipek sarılmış da olabilir.Također se može napraviti projekcija neke od traka transduktora kako bi se dobio automat.
Limburg ili ("Felemenkçe" ve "Limburgca": Limburg) Hollanda'nın 12 ilinden en güneydoğu ucunda bulunan ildir.Limbursko alebo Limburg je najjužnejšia z dvanástich holandských provincií.
Sesinin de çok güzel olduğu ve dünyanın öbür ucundan bile duyulduğu söylenir.Aj slabý šepot je dobre počuteľný na druhej strane.
Çünkü beni son görüşünü aklının bir ucuna kazıdın.S touto spoločnosťou si naplnil svoju víziu do poslednej bodky.
Ucuna iğne takılmış şırınga kısaca iğne olarak adlandırılır.Nakazila sa zrejme použitou injekčnou ihlou.
Anten ince olup ucunda topuz bulunmamaktadır.Nestačí ho pustiť a sadnúť si na lavičku.
Eğer cisim yeterli miktarda ısıtılırsa spektrumun  kırmızı ucunda ışık yaymaya başlarlar. red hot.Ak objekt dostatočne zahrejeme, tak začne vyžarovať svetlo v červenom konci spektra.
Bu yorumun nasıl ucuna takıldığı açık değil.Už si ani nepamätám ako znelo naše posledné klamstvo o tom.
Daha sonra mRNA 5' ucundan okunmaya başlar.Následne ho začala sledovať kontrašpionáž MI5.
Bu borunun ucunda bir supap daha mevcuttur.V tomto ústí sa nachádza ložisko štrku.
Ülkenin güney ucunda, Paris Havzası Belçikalı Lorraine adında küçük bir dördüncü bölgeye ulaşır.Pariška kotlina doseže majhno četrto območje na najjužnejši Belgijski Loreni.
Aton her işinin ucunda bir el olan bir Güneş olarak çizilirdi.Aton se je običajno upodabljal kot sončni disk z dolgimi žarki z majhno človeško roko na vsakem koncu.
Ancak bir kere ipin ucunu kaçırdığı zaman kontrol edilemez bir hale bürünmektedir.Ko se gabez enkrat nekontrolirano ukorenini, pa se ga je težko znebiti.
Ada, Pasifik Okyanusu'nun güneydoğusunda, Polinezya Üçgeni'nin güneydoğu ucunda yer almaktadır.Otok leži v jugovzhodnem Tihem oceanu na jugovzhodnem delu polinezijskega trikotnika.
Yaprakların ucunda sivri bir çıkıntı bulunur.Nad njimi je izstopajoč napušč.
Arjantinli takım arkadaşı Juan Manuel Fangio'yu ucu ucuna geçerek birinci olabilmiştir.Dirkaški naslov je osvojil Argentinec Juan Manuel Fangio.
Çünkü beni son görüşünü aklının bir ucuna kazıdın.Samo še to: da rad pogledal poslednjič v tvoje bi oko.
Île de la Cité'nin batı ucunda bulunmaktadır.La Macarena se nahaja na severni strani mesta.