Mezrab sanatçının işaret parmağının ucuna takılır.Radijsko tipalo je težko prevarati z umetnim prstom.
Ok, yay vasıtasıyla atılan ucu sivri ya da özellikle ucuna metalden sivri bir başlık takılan çubuktur.(2) Zakrivljeno rezilo oziroma rezilo z zakrivljeno, privzdignjeno konico.
Bu yorumun nasıl ucuna takıldığı açık değil.Ni popolnoma jasno, kako je prišel na takšno oddaljenost od Veste.
Batı ucunda, Fransa ve İtalya'nın birleştiği yerde Mont Blanc Tepesi mevcuttur.Francija, Italija in francoski del Švice se stikajo v masivu Mont Blanc.
Başının ucunda yumuşak kısa bir hortumu vardır.Na mehkem zadku je par kratkih cerkov.
Yaprak loplarının ucunda dikensi çıkıntılar bulunur.Na stičiščih reber manjkajo sklepniki.
Bilgi, mekanik bir ucun yüzeyi algılamasıyla toplanır.Informacija yra surenkama jaučiant paviršių su mechaniniu zondu.
Herkes can havliyle hayatın bir ucundan tutunmaya çalışmaktadır.Kiekvienas žmogus turi gyvenimo siūlą, audžiamą nornų.
Sağ elin başparmağı sol elin orta parmak ucuna vurulur.Dešiniosios rankos pirštais pilvo odą patraukite galvos link.
1955'te ölümün ucundan döndüğü alkol komasından dolayı hastaneye kaldırıldı.1955 m. jis buvo paguldytas į ligoninę dėl kraujuojančios skrandžio opos.
Anten ince olup ucunda topuz bulunmamaktadır.Suverpsi be verpstės ir išlenksi be lankčio.
Tepe, bu sırtın kuzey ucundadır.Piliakalnis yra kalvos šiauriniame gale.
Kılıcın ucundan hilal şeklinde, yoğunlaştırılmış enerji patlamaları ateşlenir.Dugno skerspjūvis V pavidalo, išsklaidantis sprogimo energiją.
Omurilik omurga kanalının son ucuna kadar uzanır.Mes kausimės iki paskutinio sviedinio.
Dolayısıyla, primer ve ters transkriptaz, RNA'nın 3' ucuna taşınmalıdır.Seega praimer ja pöördtranksriptaas peavad ümber paiknema viraalse RNA 3’-otsa.
Yolun batı ucunda, yol ile suyolu arasındaki arazinin genişliği çok daralır.Üksinda on maantee peal poole lühemgi maa vahel raskem.
B.C.'nin başkenti, Vancouver Adası'nın (Vancouver Island) güney ucunda konumlanmış olan Victoria'dır.Provintsi pealinn on Vancouveri saarel paiknev Victoria.
Şehir Altın Boynuz'un ucunda Çin ve Kuzey Kore sınırları yakınlarında yer almaktadır.Linn asub Jaapani mere rannikul, Hiina ja Põhja-Korea piiri lähedal Kuldsarve lahe kallastel.
Omurilik omurga kanalının son ucuna kadar uzanır.Õisiku mõõtmed suurenevad kuni viimase õie puhkemiseni.
Tarsus’ların ucunda üç adet tırnak yer alır.Kivikalme juures on ka kolmest tarandist tarandkalme.
Bükülü kablo çiftinin ucuna RJ-45 konnektörü takılır.Ühendamiseks kasutatakse RJ-45 pistikuid.
Bu yorumun nasıl ucuna takıldığı açık değil.Pole arusaadav, kuidas niisugust mõju käsitada.
Bahsi geçen kişiler ise masalara yaslanarak otururlar ve odanın en ucunda beraber içerler."Küllap ka müüri peal istuvatele meestele, kes koos teiega peavad sööma oma rooja ja jooma oma kust!"
Sumatra adasının kuzey ucunda bulunur.Hõlmab Sumatra saare põhjapoolse otsa.
Naissaare limanının kendi yangın tankı ve adanın güneydoğu ucundaki Hülkar yangın tankı da bulunuyor.Sadama lähistel asub ka Naissaare sadama tulepaak ning saare kagutipus Hülkari tulepaak.
1986'da hala binanın inşaati devam ederken binanın kuzey ucunda bir müzikhol açmayı kafama takmıştım.1986-ban volt annyi eszem, hogy hozzáadjak egy koncerttermet az épület északi végéhez, miközben építettem.
1986'da hala binanın inşaati devam ederken binanın kuzey ucunda bir müzikhol açmayı kafama takmıştım.1986년에 음악홀을 만들어야겠다는 생각이 들었어요. 건물을 짓는 사이 든 생각인데 북쪽 끝자락이면 좋겠더군요.
1986'da hala binanın inşaati devam ederken binanın kuzey ucunda bir müzikhol açmayı kafama takmıştım.En 1986, tuve la astucia de agregar un teatro al extremo norte del edificio mientras lo estaba contruyendo.
1986'da hala binanın inşaati devam ederken binanın kuzey ucunda bir müzikhol açmayı kafama takmıştım.Nel 1968 avevo in mente di aggiungere un anfiteatro alla fine dell'ala nord mentre la stavo costruendo.
1986'da hala binanın inşaati devam ederken binanın kuzey ucunda bir müzikhol açmayı kafama takmıştım.В 1986 меня посетила мысль поместить концертный зал в северной части здания, которое я строил.
1986'da hala binanın inşaati devam ederken binanın kuzey ucunda bir müzikhol açmayı kafama takmıştım.През 1986, докато се строеше залата реших, че трябва да има концертна зала в севернита й страна.
1986'da hala binanın inşaati devam ederken binanın kuzey ucunda bir müzikhol açmayı kafama takmıştım.ב-1986 הייתה לי השראה להוסיף אולם מוזיקה בצפון הבניין בזמן הבנייה שלו.
1986'da hala binanın inşaati devam ederken binanın kuzey ucunda bir müzikhol açmayı kafama takmıştım.في عام 1968 خطر ببالي ان اضع قاعة للموسيقى في الجهة الشمالية للمبنى اثناء بناءه.
1986'da hala binanın inşaati devam ederken binanın kuzey ucunda bir müzikhol açmayı kafama takmıştım.ミュージックホールを入れたいと 考えていました ディジー・ガレスピーという男が現れて そこで演奏しました
19 Yaşındaki Frege aktör olmanın aklının ucundan bile geçmediğini söylüyor.Frege, de 19 años, confesó que nunca se le había pasado por la mente ser actor.
19 Yaşındaki Frege aktör olmanın aklının ucundan bile geçmediğini söylüyor.Ibrahim Frege, âgé de 19 ans, raconte qu'il n'avait jamais pensé à faire l'acteur.
Achill Adası'ndaki Keem Koyu'nun ucundan saldıkları manila keneviri halatıyla hepsini öldürdüler.12 000 rekinów dosłownie rozciągając linę z manili z cypla na wyspie Achill w zatoce Keem.
Achill Adası'ndaki Keem Koyu'nun ucundan saldıkları manila keneviri halatıyla hepsini öldürdüler.letterlijk gewoon door een manila-touw te spannen vanop de top van de baai van Keem naar het eiland Achill.
Acil.' Tamam... Ve sonra mesajı karısının baş ucundaki masaya bıraktı.Это важно!" Ок.
Ağın diğer ucunda ise insanların fotoğraflarını ve mesajlarını gönderebileceği네트워크 저편에는 사람들이
Ağın diğer ucunda ise insanların fotoğraflarını ve mesajlarını gönderebileceğiובצד השני של הרשת, יהיה
Ağın diğer ucunda ise insanların fotoğraflarını ve mesajlarını gönderebileceğiوفي الجانب الأقصى من الشبكة سيكون هناك
Ağın diğer ucunda ise insanların fotoğraflarını ve mesajlarını gönderebileceği皆が写真やメッセージを送るため サーバーが作られます
Ağzımı açtım açacağım, Söyleyeceklerim dilimin ucunda.Aj, jižť otvírám ústa svá, mluví jazyk můj v ústech mých.
Ağzımı açtım açacağım, Söyleyeceklerim dilimin ucunda.Aku sudah siap sedia hendak berkata-kata
Ağzımı açtım açacağım, Söyleyeceklerim dilimin ucunda.Ecco, io apro la bocca, parla la mia lingua entro il mio palato
Ağzımı açtım açacağım, Söyleyeceklerim dilimin ucunda.Eis que já abri a minha boca; já falou a minha língua debaixo do meu paladar.
Ağzımı açtım açacağım, Söyleyeceklerim dilimin ucunda.Glej, odprl sem usta svoja, jezik moj govori v ustih mojih.
Ağzımı açtım açacağım, Söyleyeceklerim dilimin ucunda.He aquí, yo abro mi boca; mi lengua habla en mi paladar
Ağzımı açtım açacağım, Söyleyeceklerim dilimin ucunda.Iată, deschid gura, şi mi se mişcă limba în cerul gurii.
Ağzımı açtım açacağım, Söyleyeceklerim dilimin ucunda.Ímé, megnyitom már az én szájamat, és a beszéd nyelvem alatt van már.
Ağzımı açtım açacağım, Söyleyeceklerim dilimin ucunda.Katso, minä olen avannut suuni, kieleni puhuu suulakeni alla.
Ağzımı açtım açacağım, Söyleyeceklerim dilimin ucunda.Kìa , tôi đã mở_miệng ra , Lưỡi tôi nói trong họng tôi .
Ağzımı açtım açacağım, Söyleyeceklerim dilimin ucunda.Kìa, tôi đã mở miệng ra, Lưỡi tôi nói trong họng tôi.
Ağzımı açtım açacağım, Söyleyeceklerim dilimin ucunda.내가 입을 여니 내 혀가 입에서 동하는구나
Ağzımı açtım açacağım, Söyleyeceklerim dilimin ucunda.Laat mij uitspreken, nu ik eenmaal het woord heb genomen.
Ağzımı açtım açacağım, Söyleyeceklerim dilimin ucunda.Nože hľa, otvorím svoje ústa; môj jazyk bude hovoriť v mojich ústach.
Ağzımı açtım açacağım, Söyleyeceklerim dilimin ucunda.Oto teraz otworzę usta moje, a język mój będzie mówił w podniebieniu mojem.
Ağzımı açtım açacağım, Söyleyeceklerim dilimin ucunda.Se, jag upplåter nu mina läppar, min tunga tager till orda i min mun.
Ağzımı açtım açacağım, Söyleyeceklerim dilimin ucunda.Se, jeg har åbnet min Mund, min Tunge taler i Ganen;