Lengerhane, gemicilikte denize atılan zincir ve ucundaki çıpanın üretildiği yer anlamında kullanılır.Ленгерхан має вигляд місця, прикутого ланцюгом, який кинутий у море, і з якорем на кінці.
Star TV'nin resmî sitesinde Gecenin Ucunda 4 Ekim 2022 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi.априкінці ночі на офіційному Star TV .
Guadalcanal: Guadalcanal, her iki ucunda birer üs bulunan büyük bir adadır.Guadalcanal Guadalcanal je velký ostrov se dvěma základnami na každém konci.
Dwejra noktası olarak bilinen bir burnun ucunda yer alıyordu.Nacházelo se na špičce výběžku známého jako Dwejra Point.
Üniversitenin ana yerleşkesi Glasgow'un batı ucunda Gilmorehill'dedir.Hlavní sídlo univerzity je v Gilmorehill v části West End.
Eşmerkezli kablo kullanan Ethernet için kablonun her iki ucuna 50 Ohm(Ω) 'luk bir sonlandırma direnci konulur.Segment musí být na obou koncích zakončen terminátory (rezistor 50 ohmů).
5) Nâzar ber-kadem Anlamı Gözün ayak ucuna bakarak yürünmesi, fuzûli (boş) bakışlardan muhafazasıdır.Najdou se ojedinělé výjimky: ko (kráva) → kyr (krávy), øye (oko) → øyne (oči).
Bükülü kablo çiftinin ucuna RJ-45 konnektörü takılır.B' Čísla současně udávají pořadí kontaktů na konektoru RJ-45.
Çiçekleri uzun bir sapın ucunda küme hâlinde bulunur.Květenství na dlouhém stvolu.
Apple Kalem'in bir ucunun manyetik çıkarılabilir bir kapağı vardır.Jeden konec Apple Pencil má magnetický odnímatelný uzávěr.
Sağ ucunda kontrol öğesi yoktur.Na trati není taktová doprava.
Geminin her iki ucunda kemer zırhı sıfıra kadar inmekteydi.Do obou kaplí se vstupuje z lodi půlkruhovými oblouky.
Sesinin de çok güzel olduğu ve dünyanın öbür ucundan bile duyulduğu söylenir.Měl prý pěkný zvuk a bylo jej daleko slyšet.
Vadinin kuzey ucundaki dış kapı ise Morannon'a açılır.Severní vstup do Udûnu zabezpečovala Černá brána Morannon.
Eşmerkezli kablonun ucuna BNC konnektörü takılır.Konektor je připojen do (přímé větve) BNC T-konektoru.
Köprünün iki ucunda da takım üsleri yer alır.Po obou vnějších okrajích mostu vedou ještě dva odstavné pruhy.
Tablonun sağ ucunda, kucağındaki bebeğe bacayı gösteren bir çocuk vardır.Žena sedící vpravo kojí dítě.
Yabani tavşana göre daha küçük olan kulaklarının ucunda benekler vardır.A podle původního konceptu měly skrývat králičí uši.
Kanada'nın Kuzey Kanada denen kuzey bölgelerinden biri, ülkenin kuzeybatı ucunu kaplamaktadır.Kanadské území zahrnuje severní část Severní Ameriky.
Kesenin içine girdikten sonra her biri ilerleyen 100 gün boyunca bir meme ucuna bağlı kalır.Jakmile se do kapsy dostanou, zůstanou přisátá na bradavce dalších 100 dní.
Kimse kendine ateist demeyi aklının ucundan geçirmezdi.” demiştir.Nimeni nu visa să se considere un ateu.”
Kafasının ucunda 2 turuncu anteni vardır.Pe cap are două antene.
81 yılında Senate, imparator Titus'un onuruna yakın doğu ucuna üç gözlü bir zafer takı yaptırdı.În anul 81 d.Hr., Senatul a decis construirea unui arc de triumf triplu, în onoarea împăratului Titus.
Jagdpanzer IV/48 modelinin topunun namlu ucuna ağızlık takılmıştı.Varianta Jagdpanzer IV/48 avea o frână de gură montată pe tun.
Bükülü kablo çiftinin ucuna RJ-45 konnektörü takılır.Pentru conectarea cablului cat.5e se utilizează aproape întotdeauna conectori RJ-45.
Amaç ucun ele geçirilmesidir.Argumentul de captură este necesar.
İp ucuna bir Tam kazık bağı bağlayarak başlanır.Ceea ce fac este că încep să strângă firul undiței.
Ülkenin güney ucunda, Paris Havzası Belçikalı Lorraine adında küçük bir dördüncü bölgeye ulaşır.Bazinul Paris reprezintă o a patra mică zonă în extremitatea sudică a Belgiei, Lorena Belgiană.
Kolun bir ucunda taş atmaya yarayan bir sapan vardı.Cel ce stătea pe el avea în mână o cumpănă.
Akünün bir ucundaki bir ankastre konektörün her iki terminali vardır.Un arbore cu n ≥ 2 vârfuri conține cel puțin două vârfuri terminale.
Kesenin içine girdikten sonra her biri ilerleyen 100 gün boyunca bir meme ucuna bağlı kalır.Odată ajunși, fiecare va rămâne atașat la un mamelon pentru următoarele 100 de zile.
Kral Gılgamış ölümden kurtulma çabasıyla dünyanın öbür ucuna kaçar.Regele de pe cealaltă parte fuge nevrând să lupte cu marele conducător.
Genellikle uzun bir sopa veya direğin ucunda salınırlar.Adesea sunt vazuți cu un picior sau mai mulți despicați.
Testi ucu ucuna geçebildi.El de-abia a reușit să treacă testul.
Testi ucu ucuna geçebildi.El a reușit să treacă testul cu greu.
81 yılında Senate, imparator Titus'un onuruna yakın doğu ucuna üç gözlü bir zafer takı yaptırdı.81-ben a szenátus egy diadalívet emeltetett Titus tiszteletére a Circus keleti végébe.
Mısır'ın bir ucundan diğer ucuna toplam protestocuların sayısı yaklaşık 8 milyon olarak hesaplandı.A protestánsok száma a nagyszámú felekezetekben összesen kb. 800 millió.
Herkes can havliyle hayatın bir ucundan tutunmaya çalışmaktadır.Mindegyikük ragadozó életmódot folytat.
Arjantinli takım arkadaşı Juan Manuel Fangio'yu ucu ucuna geçerek birinci olabilmiştir.Az első rajthelyet Juan Manuel Fangio szerezte meg.
Yani küme, atın tam burnunun ucunda denebilir.Csak azt kellene külön leírni, ha a ló feje balra nézne.
Ancak ucu ucuna kurtarıyorduk.Csak a nagysáncon indult.
Jagdpanzer IV/48 modelinin topunun namlu ucuna ağızlık takılmıştı.Alun perin Jagdpanzer IV/48:n tykissä oli suujarru.
Çünkü beni son görüşünü aklının bir ucuna kazıdın.Hän jättää pään näkyviin viimeisen uhrinsa luo.
Yunanistan, Güneydoğu Avrupa'da Balkan Yarımadası'nın en güney ucunda yer alır.Kreikka käsittää Balkanin niemimaan eteläisimmän osan.
B.C.'nin başkenti, Vancouver Adası'nın (Vancouver Island) güney ucunda konumlanmış olan Victoria'dır.Lounaisella Vancouverinsaarella sijaitsee provinssin pääkaupunki Victoria.
Sadece güney ucunda mangrovlar vardır.Saaren eteläosissa on mangrovemetsää.
Parki ülkenin kuzeyinde Bamingui-Bangoran bölgesinin doğu ucunun büyük bir bölümünü kaplamaktadır.Se sijaitsee maan pohjoisella puoliskolla, Bamingui-Bangoranin kansallispuistosta itään.
Koyun güneybatı ucunda bir küçük koy daha vardır.Lammesta länteen sijaitsee pieni Piikkilampi.
Palawan, Filipinler'in güneybatı ucundaki en büyük ada.Se on Filippiinien suurista saarista lounaisin.
Cubit, dirsekten orta parmağın ucuna kadar olan mesafeye eşit eski bir uzunluk ölçüsü birimidir.Kyynärä on vanha pituusmitta, joka osapuilleen vastaa kyynärpään ja keskisormen pään välistä etäisyyttä.
Üst gaganın ucunda törpü çentiği bulunur.Yläpuolella on suuri kattokruunu.
Borjomi-Haragauli Ulusal Parkı’nın doğu ucunda, Borcomi vadisinde yer alır.Kaupunki sijaitsee Bordžomin rotkon luoteisosassa Bordžomi-Kharagaulin kansallispuiston itäreunalla.
Kimse kendine ateist demeyi aklının ucundan geçirmezdi.” demiştir.Κανένας δεν ήθελε να αποκαλέσει τον εαυτό του άθεο.»
Değil Kapısı bir giriş ve bir de çıkış ucuna sahiptir.Η πύλη NOT (ΟΧΙ) έχει μόνο μία είσοδο και δίνει μόνο μία έξοδο.
Olumlu sonuç alınmaması üzerine, bunların ucuna 12 adet dalgakıran yapılmıştır.Όπως φαίνεται, όλα εξελίσσονταν τότε ευνοϊκά για τους Δωδεκανήσιους.
Her iki ucunda kayalıklarla sınırlanmıştır.Από τότε, οι δύο βράχοι ακινητοποιήθηκαν.
Karakulağın kulaklarının ucunda sivri tüy kümecikleri vardır.Στα αυτιά είναι κρεμασμένα κρικοειδή σκουλαρίκια.
Bu yorumun nasıl ucuna takıldığı açık değil.Δεν γνωρίζετε τον κρυφό λόγο που με κάνει να δείχνω έτσι.
Mendilin Ucundakiler, 1954, şiir.Συγνώμη λίγο, Πατρίδα, 2005, ποιήματα.
Doğu ucunda bir deniz feneri bulunur.Υπάρχει ένας φωτεινός ραδιοφάρος στα βόρεια.