Kafasının ucunda 2 turuncu anteni vardır.Op de kop zitten twee grote antennes.
Haçın iki ucunda kalp şekli vardır.Aan weerszijden van het kruis staan twee lindebomen.
Ardından gemi Afrika'nın güney ucundaki Ümit Burnu'na (Cape of Good Hope) ilerledi.Na een lange reis bereikte het schip de zuidwestelijkste punt van Afrika, Kaap de Goede Hoop.
Çiçekler gövdenin ucunda, gevşek salkım biçimindedirler.De bloemen zijn in dichte (schijn)aren gerangschikt.
Bu borunun ucunda bir supap daha mevcuttur.Onder deze zeef zit er nog een.
Karakulağın kulaklarının ucunda sivri tüy kümecikleri vardır.Achter de oren zitten kaneelkleurige vlekken.
İlin kuzey ucunda Flensburg kenti yer alır.Aan de andere kant van de grens ligt de Duitse stad Flensburg.
Akşam yemeğinde sofranın en ucunda oturur.Ik wacht U aan mijn tafel.
Ucuncu album den sonra 2017’de bagimsiz olarak yeni eser cikarana kadar ara verdi.Na deze tour heeft de band een pauze ingelast en pas in 2017 kwam een nieuw album "Laune der Natur" uit.
Tohum taslağı tekdir, çiçek eksenin ucuna taşınır.Door de zwaartekracht gaat de bloemtros naar beneden hangen.
Köyün bir ucundan diğer ucuna 15 dakikada gezilebilmektedir.Het ligt op een kwartier rijden van de rest van het resort.
Sadece güney ucunda mangrovlar vardır.Langs de zuidkust bevinden zich mangroven.
Küçük koalalar ağaç dalının ucuna daha çok yaklaşabilirken büyük koalalar ağaç gövdesine daha yakın dururlar.Een gevelde boom wordt in stukken geknaagd, hoe dikker de boom hoe korter de stukken.
Üst ucunda bir duman deliği vardı.Op de rotsbodem lag een rechthoekige haard.
Eskiden peştamalların iki ucuna enlemesine işlemeler yapılırdı.Hier lag vroeger het perron tussen de twee sporen.
Tarsus’ların ucunda üç adet tırnak yer alır.Op hun weg komen ze drie berserkers tegen.
Ebe bir mendilin ucunu düğümleyerek eline alır.Rączka (Rąsia) – rączka jest ożywioną dłonią poruszającą się na palcach.
Üniversitenin ana yerleşkesi Glasgow'un batı ucunda Gilmorehill'dedir.Miasteczko uniwersyteckie znajduje się w Gilmorehill w zachodniej części Glasgow.
Bu benim aklımın ucundan bile geçmiyordu.Przez myśl mi to nie przeszło.
Ökaryotik organizmalarda çoğu mRNA, 3' ucunda poliadenile olur.Większość cząsteczek RNA jest także poliadenylowana na końcu 3'.
Bükülü kablo çiftinin ucuna RJ-45 konnektörü takılır.Kabel zakończony jest złączem RJ-45.
Eşmerkezli kablo kullanan Ethernet için kablonun her iki ucuna 50 Ohm(Ω) 'luk bir sonlandırma direnci konulur.Na obu końcach kabla montowany jest rezystor (tzw. terminator) o rezystancji 50 Ω.
Ardından gemi Afrika'nın güney ucundaki Ümit Burnu'na (Cape of Good Hope) ilerledi.Przed opuszczeniem Przylądka Dobrej Nadziei zmierzył pierwszy łuk południka w Afryce Południowej.
Tabanda (dip) yer alan yaprakların sapı üç sapçığa ayrılır ve her birinin ucunda üçer yaprakçık bulunur.甲と乙 Kou to Otsu), na twarzy każdej z nich jest krąg z trzema otworami tworzącymi trójkąt.
Çiçekleri, dalların ucunda sarı ya da kırmızımsı salkımlar halinde bulunur.Wewnątrz koszyczka kwiaty rurkowe żółte lub czerwone na szczytach.
Bu versiyon kanat ucuna takılı dümenler kullanıyordu.Wersja ta miała zdwojone sterownice.
Ucunda ise tekerlekli patenciler için çimentolanmış iki alan bulunmaktadır.Znajdują się na nim dwie partie skałek wapiennych tworzące dwa niewielkie grzbiety.
Bağcılar'ın en batı ucunda yer alır.Jednakże najpospolitszy jest na zachodzie.
Sapların ucuna doğru birkaç kümede meydana gelir.Na tergitach odwłoka występuje para poprzecznych pasków.
Yani, küme atın burnunun tam ucunda denebilir.Masa guza może stanowić czoło wgłobienia.
Her iki ucunda kayalıklarla sınırlanmıştır.Na obydwie strony opada skalnymi ścianami.
Batı Afrika'nın en batı ucundaki yarımada üzerinde yer alır.Jest najdalej wysuniętym na zachód punktem Afryki.
Herkes can havliyle hayatın bir ucundan tutunmaya çalışmaktadır.Wszystkie prowadzą drapieżniczy tryb życia.
Barzan bölgesi Irak'ın Erbil iline bağlı olup ülkenin en kuzey ucunda yer almaktadır.Region Barzan należy do prowincji Erbil w Regionalnej Autonomii Kurdysjkiej i znajduje się na północy Iraku.
Kent Vancouver Adası'nın güneydoğu ucunda, Juan de Fuca Boğazı kıyısında yer almaktadır.Staden ligger på den södra spetsen av ön Vancouver Island vid Juan de Fucasundet.
Yunanistan, Güneydoğu Avrupa'da Balkan Yarımadası'nın en güney ucunda yer alır.Grekland ligger i sydöstra Europa och utgör Balkanhalvöns södra spets.
Bu benim aklımın ucundan bile geçmiyordu.Nej, du gick bara förbi utan minsta reflektion.
Kafasının ucunda 2 turuncu anteni vardır.Huvudet har två par antenner.
Sağ ip ucunu çekince fora boşalır ve bağ çözülür.Håll höger i spåret, så undviker du kollisioner.
Mendilin Ucundakiler, 1954, şiir.Åbo 1911 Mitt Helsingfors... : dikter.
Şehir Ladoga Gölü'nün kuzey ucunda yer almaktadır.Den låg norr om Ladoga.
Doğu ucunda üç gömme şapel bulunur.Dessutom fanns tre kapell vid östra väggen.
Böylece havya ucundaki sıcaklık değerini sabit tutma imkânı sağlamaktadır.Taktil förnimmelse kan vara att i gräset känna något kallt mot foten.
Palmaria, La Spezia Körfezi'nin batı ucunda, Ligurya Denizi'nde bulunan bir İtalyan adasıdır.Palmaria är en italiensk ö i Liguriska havet i västligaste delen av La Speziabukten.
Kimse kendine ateist demeyi aklının ucundan geçirmezdi.” demiştir.Нікому й на думку не спадало назвати себе атеїстом».
İki ucu açık, kenarlı ve ucuna doğru darlaşıp oluk halinde uzun bir tahtadır.Яшха знаходиться між двома лагунами, Сканаб (Sacnab) та Яшха (Yaxhá).
Güney ucunda yükselti 2,000 metreyi aşar.2 000 метрів на південній стороні.
Kuyruğunun ucunda siyah bir nokta bulunur.На хвостовому стеблі є чорна пляма.
Kolektör ucundan ise transistörün çıkışı alınır.У протилежну сторону здійснюється вихід на проспект Тракторобудівників.
Başlık RNA'nın 5' ucunda olur.Повернемося до 5-ї дивізії НГУ.
Kanada'nın Kuzey Kanada denen kuzey bölgelerinden biri, ülkenin kuzeybatı ucunu kaplamaktadır.На території Канади природні зони змінюють одна одну з півночі на південь.
Şehrin Churchill Yolu'nun kuzey ucunda yer alır.Собор розташований у північній частині вулиці Черчілль Роуд (Churchill Road).
Bu sebeple bir ucundan diğer ucuna yürüyerek gidilebilir.Може виникнути і за іншого порядку ходів.
Bu yüzün iki ucunda Dioskuruslar atların yularlarını tutmaktadırlar.По рейках вагони тягли упряжки з двох коней.
Buna ilave olarak çoğu ekzopeptidazlar sadece N ucundan etiket kaldırabilir.Більшість екзопептидаз можуть видалити полігістидиновий тег тільки якщо він розташований на N-кінці.
Vadinin kuzey ucundaki dış kapı ise Morannon'a açılır.Війська Заходу зупиняються перед Моранноном.
Anlatıcı sarkacın keskin ucunun "tıslama" şeklinde çıkardığı sesten bahseder.Про Кулика згадує Довженко в повісті «Зачарована Десна».
"Kalemin ucundan kitabın rahmine...", Birgün Kitap.«Душа замість мене» - книга всуціль сповідальна.
Üst ucunda bir duman deliği vardı.Вгору піднявся величезний стовп чорного диму.
İki alt türü bilinmektedir: Solanum nigrum subsp. nigrum, Tüylerin ucunda salgı bezleri yoktur.Існують два підвиди: Felis nigripes nigripes — в Намібії.