Kanada'nın Kuzey Kanada denen kuzey bölgelerinden biri, ülkenin kuzeybatı ucunu kaplamaktadır.Kanadské území zahrnuje severní část Severní Ameriky.
Kesenin içine girdikten sonra her biri ilerleyen 100 gün boyunca bir meme ucuna bağlı kalır.Jakmile se do kapsy dostanou, zůstanou přisátá na bradavce dalších 100 dní.
Kimse kendine ateist demeyi aklının ucundan geçirmezdi.” demiştir.Nimeni nu visa să se considere un ateu.”
Kafasının ucunda 2 turuncu anteni vardır.Pe cap are două antene.
81 yılında Senate, imparator Titus'un onuruna yakın doğu ucuna üç gözlü bir zafer takı yaptırdı.În anul 81 d.Hr., Senatul a decis construirea unui arc de triumf triplu, în onoarea împăratului Titus.
Jagdpanzer IV/48 modelinin topunun namlu ucuna ağızlık takılmıştı.Varianta Jagdpanzer IV/48 avea o frână de gură montată pe tun.
Popüler olmasının nedeni ucuz olması, güvenilir olması, iş görmesi ve fazla pahalı olmamasıdır.Este popular deoarece este sigur, acționează bine și nu costă mulți bani.
Bükülü kablo çiftinin ucuna RJ-45 konnektörü takılır.Pentru conectarea cablului cat.5e se utilizează aproape întotdeauna conectori RJ-45.
Amacı, halka ucuz eğlence sağlamaktı.Pentru ei, aceasta este o formă ieftină de divertisment.
Amaç ucun ele geçirilmesidir.Argumentul de captură este necesar.
İp ucuna bir Tam kazık bağı bağlayarak başlanır.Ceea ce fac este că încep să strângă firul undiței.
Bir kere kalan RS-25D’ler kullanıldığında, daha ucuz ve harcanabilir olanıyla değiştirilirler.VC-25A sunt de așteptat să fie înlocuite, deoarece au devenit mai puțin rentabil să funcționeze.
Bu çizgenin 8 {\displaystyle 8} ucu bulunmaktadır.Pentru aceasta din centru se trag 8 linii care înseamnă 8 carturi.
En ucuzu ve en kolayı hazır almaktır.Cuprul este cel mai ieftin și cel mai folosit.
Ülkenin güney ucunda, Paris Havzası Belçikalı Lorraine adında küçük bir dördüncü bölgeye ulaşır.Bazinul Paris reprezintă o a patra mică zonă în extremitatea sudică a Belgiei, Lorena Belgiană.
Bir ucu açık çizgidir.O singură linie laterală simplă.
Kolun bir ucunda taş atmaya yarayan bir sapan vardı.Cel ce stătea pe el avea în mână o cumpănă.
Silahların tamiri kolay ve ucuzdur.Procesul de fabricație este simplu și ieftin.
Yaptıklarının ucu elbette ki Stanley'e dokunacaktır.Dincolo de ele se afla o așezare pe care Stanley a numit-o Stanleyville.
Akünün bir ucundaki bir ankastre konektörün her iki terminali vardır.Un arbore cu n ≥ 2 vârfuri conține cel puțin două vârfuri terminale.
Kesenin içine girdikten sonra her biri ilerleyen 100 gün boyunca bir meme ucuna bağlı kalır.Odată ajunși, fiecare va rămâne atașat la un mamelon pentru următoarele 100 de zile.
8 Ocak - Yoksullara ucuz ekmek verilmesi kararnamesi yayınlandı.8 ianuarie: Sunt instituite rațiile de alimente în Marea Britanie.
Kral Gılgamış ölümden kurtulma çabasıyla dünyanın öbür ucuna kaçar.Regele de pe cealaltă parte fuge nevrând să lupte cu marele conducător.
Toplumdan dışlanıp, ne istiyorsa yapma özgürlüğünü olan ucube bir serseri.Este vorba de capacitatea de a fi liber, de a face ceea ce vrei.
Bu, bir şeyler inşa etmenin en ucuz yolu değil.Asta pare a fi cea mai bună afacere, aceea de a produce ceva din nimic.
1800'lere kadar Apalaş Dağları ülkenin en batı ucu sayılıyordu.Cele mai profitabile colonii din Indiile Occidentale au aparținut pe la 1800 Regatului Unit.
Genellikle uzun bir sopa veya direğin ucunda salınırlar.Adesea sunt vazuți cu un picior sau mai mulți despicați.
Sizi Thunderbird'den daha fena yapar ve çok daha ucuzdur."Este foarte diferit de "Euphoria", este mult mai indecent și mai mult hip-hop."
Testi ucu ucuna geçebildi.El de-abia a reușit să treacă testul.
Testi ucu ucuna geçebildi.El a reușit să treacă testul cu greu.
Anahtarın ucu kırıldı.Vârful cheii s-a rupt.
1850'li yıllarda gerçekleşen vergi reformları, ucuz gazetlerin daha geniş bir şekilde yayılmasını sağlamıştır.Az 1850-es évek adóreformjai lehetővé tették olcsóbb lapok terjesztését.
Çocukluk yıllarında Porter, klasiklerden ucuz romanlara kadar her şeyi okuyordu.Gyerekkorában sokat olvasott klasszikusoktól a ponyvaregényekig mindent.
Popüler olmasının nedeni ucuz olması, güvenilir olması, iş görmesi ve fazla pahalı olmamasıdır.Népszerű, mert biztonságos, hatékony, és nem kerül sokba.
Chlamydomonas ucuz defined medyum da kolaylıkla ürer.A Chlamydomonas meghatározott táptalajon könnyen és olcsón növeszthető.
O da ucube bir ortamda kötü koşullar altında bu görevi yerine getirir.A férfi még e rettenetes szituációban is tagadni próbál.
81 yılında Senate, imparator Titus'un onuruna yakın doğu ucuna üç gözlü bir zafer takı yaptırdı.81-ben a szenátus egy diadalívet emeltetett Titus tiszteletére a Circus keleti végébe.
Genellikle hem çok amaçlı hem de en ucuz yöntem olduğu için kullanılmaktadır.Többnyire ez a legolcsóbb és legegyszerűbb módszer.
Mısır'ın bir ucundan diğer ucuna toplam protestocuların sayısı yaklaşık 8 milyon olarak hesaplandı.A protestánsok száma a nagyszámú felekezetekben összesen kb. 800 millió.
Cermenlerin askerleri ucuzdur, bundan dolayı rahat yağma yapılabilir.A bambusz szálkák könnyen megsebeznek, így legyünk óvatosak.
Daha ucuza malolur.Olcsóbbak.
Herkes can havliyle hayatın bir ucundan tutunmaya çalışmaktadır.Mindegyikük ragadozó életmódot folytat.
Arjantinli takım arkadaşı Juan Manuel Fangio'yu ucu ucuna geçerek birinci olabilmiştir.Az első rajthelyet Juan Manuel Fangio szerezte meg.
Yani küme, atın tam burnunun ucunda denebilir.Csak azt kellene külön leírni, ha a ló feje balra nézne.
Üst ucu da ip bağlamak için çentiklidir.Odafönt Ford még mindig a kötelet tartja.
Devrenin iki açık ucu arasındaki dirençlerin eş değeri (Rth) bulunur.Az Rx ellenállás értéke ezen két pont között értelmezhető.
Bu istasyonlar görece basit, ucuz, ancak etkili ve güvenli uzay platformları olarak hizmet verdi.Az ottani országok igényeinek jól megfelelt, mivel egyszerű, olcsó és hatékony repülőgép volt.
Ancak ucu ucuna kurtarıyorduk.Csak a nagysáncon indult.
Oyunda bir ucu kıvrık bir sopanın olması, her üç hokey türünün ortak özelliğini oluşturur.Ahhoz, hogy kavicskőnek tekintsünk egy kőzetet, három jellemző tulajdonságot kell mutatnia.
Üretimi de çok ucuzdu.Előállításuk olcsóbb.
Kız arkadaşıyla birlikte Londra'nın Batı Ucu kısmında ikâmet etmektedir.Ebben az időben költöztek feleségével London délnyugati részébe.
1850'li yıllarda gerçekleşen vergi reformları, ucuz gazetlerin daha geniş bir şekilde yayılmasını sağlamıştır.1850-luvun verouudistukset mahdollistivat halpojen ja laajalevikkisempien sanomalehtien julkaisun.
Jagdpanzer IV/48 modelinin topunun namlu ucuna ağızlık takılmıştı.Alun perin Jagdpanzer IV/48:n tykissä oli suujarru.
Daha ucuza malolur.Osakkeita vieläkin edullisemmin.
Silahın oldukça ağır ve namlusunun kolayca fark edilebilmesine karşın üretimi kolay ve ucuzdu.Vaikka se oli raskas ja sen suuliekki oli helppo havaita, se oli halpa ja helppo valmistaa.
Hem yeni hem de kullanılmış arabalar ucuzdur.Esimerkki: Käytettyjä autoja halvalla.
Kullanışlı ve ucuzdur.Kallis ja halpa.
Çünkü beni son görüşünü aklının bir ucuna kazıdın.Hän jättää pään näkyviin viimeisen uhrinsa luo.
Ve çalışanların ucuz maliyeti finansal bir alternatif olarak yerini yıllarca korudu.Avioliitto takasi hänelle turvatun taloudellisen aseman muutamaksi vuodeksi.
Maliyeti azaltmak için kontaklar daha ucuz malzemelerden de yapılabilir.Mukaan liitetään halvempaa tavaraa.