Ucuz olmalıdır.Die zijn goedkoop.
Schaunard ve Colline çok basit ve ucuz hazır yemekle dönerler.Schaunard en Colline komen met eten aanzetten.
Hem yeni hem de kullanılmış arabalar ucuzdur.De handel in zowel nieuwe als gebruikte auto's groeide eveneens snel.
Çiçekler gövdenin ucunda, gevşek salkım biçimindedirler.De bloemen zijn in dichte (schijn)aren gerangschikt.
Bu borunun ucunda bir supap daha mevcuttur.Onder deze zeef zit er nog een.
Kuyruk ucu da siyahtır.Ook de punt van de bek is zwart.
Lenf kapillerleri bir ucu kapalı formasyondadır.De golfbanen liggen in een gesloten cirkelvorm.
Ucuzluğa yol açar.Zij waarschuwen voor goedkope genade.
Ancak hayatın sürdürülmesi için gereken zorunlu ihtiyaçlar da son derece ucuzdur.De activiteiten die noodzakelijk zijn voor hun voortbestaan worden echter effectief uitgevoerd.
Bir ucu hidrofilik, öbür ucu hidrofobik moleküllere amfifilik veya amfipatik denir.Een molecuul dat uit een hydrofiel en een hydrofoob deel bestaat heet een amfifiel molecuul.
Karakulağın kulaklarının ucunda sivri tüy kümecikleri vardır.Achter de oren zitten kaneelkleurige vlekken.
İlin kuzey ucunda Flensburg kenti yer alır.Aan de andere kant van de grens ligt de Duitse stad Flensburg.
Akşam yemeğinde sofranın en ucunda oturur.Ik wacht U aan mijn tafel.
Harflerin her ucu, her bir oyuncu için çıkış noktasıdır.Ieder station vormt het startpunt voor een speler.
Başka alıcı bulamayan üretici, tütünü değerinden çok ucuza satmak zorunda kalır.Wie hem koopt kan hem niet meer goedkoper verkopen en is verdoemd.
Gaganın üst ucu ise aşağıya doğru kanca gibi kıvrıktır.De onderste tak van de vork kromt opvallend naar beneden.
Ucuz ve temizdir.Alles ziet er fris en schoon uit.
Uçak, Short Skyvan'ın uzatılmış modeli olup nispeten ucuzdu ve düşük bakım maliyetlerine sahipti.Southwest hanteerde een model van lage kosten en goedkope vliegtickets.
Ucuncu album den sonra 2017’de bagimsiz olarak yeni eser cikarana kadar ara verdi.Na deze tour heeft de band een pauze ingelast en pas in 2017 kwam een nieuw album "Laune der Natur" uit.
Tohum taslağı tekdir, çiçek eksenin ucuna taşınır.Door de zwaartekracht gaat de bloemtros naar beneden hangen.
Öteki ucu ise, çekme halatlarına bağlanıyordu.De aanhanger was verbonden aan een trekker.
Köyün bir ucundan diğer ucuna 15 dakikada gezilebilmektedir.Het ligt op een kwartier rijden van de rest van het resort.
Bu da küçük bir kalem ucu kadardır.Het geheel lijkt op een groot aangescherpt potlood.
Ancak sivri, ucuz kahramanlıklardan da uzak durmaya çalıştım.Bovendien mochten ze alleen in de kleinere, goedkopere producties meespelen.
Sadece güney ucunda mangrovlar vardır.Langs de zuidkust bevinden zich mangroven.
Kaşıkçılar, adlarını çok uzun, ucu iyice yassılaşmış yayvan gagalarından alırlar.Langpootmuggen danken hun naam aan de zeer lange en sprieterige poten.
Ucuz bir yöntemdir. %70’e kadar verime ulaşılabilir.Andere percentages zijn mogelijk zolang ze opgeteld niet minder dan 170% bedragen.
Küçük koalalar ağaç dalının ucuna daha çok yaklaşabilirken büyük koalalar ağaç gövdesine daha yakın dururlar.Een gevelde boom wordt in stukken geknaagd, hoe dikker de boom hoe korter de stukken.
Üst ucunda bir duman deliği vardı.Op de rotsbodem lag een rechthoekige haard.
Eskiden peştamalların iki ucuna enlemesine işlemeler yapılırdı.Hier lag vroeger het perron tussen de twee sporen.
Ucuza ürünler satar.Slecht renderende onderdelen worden verkocht.
Tarsus’ların ucunda üç adet tırnak yer alır.Op hun weg komen ze drie berserkers tegen.
Ucuz bir otelde geceledik.We overnachtten in een goedkoop hotel.
Ucuz bir otelde geceyi geçirdik.We overnachtten in een goedkoop hotel.
Çoraplar ucuzlukta.De sokken zijn in de aanbieding.
Onlar ucuzlukta mı?Zijn ze in de aanbieding?
1850'li yıllarda gerçekleşen vergi reformları, ucuz gazetlerin daha geniş bir şekilde yayılmasını sağlamıştır.Reformy podatkowe z 1850 roku pozwoliły na wydawanie wielu tanich gazet o dość dużym nakładzie.
Ucuzluğa yol açar.Powoduje pocenie się.
Ebe bir mendilin ucunu düğümleyerek eline alır.Rączka (Rąsia) – rączka jest ożywioną dłonią poruszającą się na palcach.
Üniversitenin ana yerleşkesi Glasgow'un batı ucunda Gilmorehill'dedir.Miasteczko uniwersyteckie znajduje się w Gilmorehill w zachodniej części Glasgow.
Ucuz olmalıdır.Jest niedrogi.
Bu benim aklımın ucundan bile geçmiyordu.Przez myśl mi to nie przeszło.
Bunlardan en ucuz kayıt şekli miniDV dir.Jest to najtańszy rodzaj papieru.
Yalnızca ahşabın ucu sivriltilirdi.Był to jedynie kamienny schron.
Ucuz makyaj malzemelerini sevmiyor.Nie lubi makijażu.
Ökaryotik organizmalarda çoğu mRNA, 3' ucunda poliadenile olur.Większość cząsteczek RNA jest także poliadenylowana na końcu 3'.
Progressive rock'ı kendi öz temasını ucuzlatmadan daha dinlenebilir bir şekilde yaptığımızı düşünüyorum."Myślę, że tworzymy progresywny rock bardziej przystępnym do słuchania bez zaniżania jego progresywności.
Bükülü kablo çiftinin ucuna RJ-45 konnektörü takılır.Kabel zakończony jest złączem RJ-45.
Eşmerkezli kablo kullanan Ethernet için kablonun her iki ucuna 50 Ohm(Ω) 'luk bir sonlandırma direnci konulur.Na obu końcach kabla montowany jest rezystor (tzw. terminator) o rezystancji 50 Ω.
Ardından gemi Afrika'nın güney ucundaki Ümit Burnu'na (Cape of Good Hope) ilerledi.Przed opuszczeniem Przylądka Dobrej Nadziei zmierzył pierwszy łuk południka w Afryce Południowej.
Bu, bir şeyler inşa etmenin en ucuz yolu değil.Nie są one więc najbardziej ogólnym sposobem tworzenia funkcji.
Fakat bu oranlar ucuz kitap kolaylığının doğmasına denk gelen zamanda artmaya başladı.W międzyczasie dyskutowane było, co się stanie jeśli śluza utraci szczelność.
Daha ucuz ve makine ile dokunan kumaşlar el ile boyanan geleneksel ipek kumaşların yerini almaktadır.Tańsze, sporządzane maszynowo tkaniny mogą zaś zastąpić tradycyjny, barwiony ręcznie jedwab.
Tabanda (dip) yer alan yaprakların sapı üç sapçığa ayrılır ve her birinin ucunda üçer yaprakçık bulunur.甲と乙 Kou to Otsu), na twarzy każdej z nich jest krąg z trzema otworami tworzącymi trójkąt.
Bu, katılımcıların işlemleri ucuza doğrulamasına ve denetlemesine izin verir.Umożliwia szczegółową kontrolę dokonanych transakcji.
Kulakçıklar yarım daire şeklinde ucu sivridir.Górna warga wykazuje kształt półkolisty.
Üretimi de çok ucuzdu.Są też tańsze w produkcji.
Ayrıca silahın ucu incedir.Pistolet uchodzi również za niezawodny.
Kafaları iri ve ağır, kulakları geniş, ucu püsküllü olan kuyrukları ince ve oldukça kısadır.Jego głowa jest krótsza, a uszy wąskie i zwisające, nisko osadzone.
Bu kullanımın ikinci bir nedeni de o dönemlerde şenliklerde içilen standart biralardan daha ucuz olmasıdır.Co ważniejsze, podręcznik do niej sprzedawany był bardzo tanio jak na owe czasy.