Ana içeriğe geç
Sözlük

ucu ile cümle

ucu kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Ucuza ürünler satar.تعمل على أجهزة رخيصة الثمن.
Bu yorumun nasıl ucuna takıldığı açık değil.ما زال من غير الواضح كيف نُفذت هذه المحاولة الأولى.
Kesenin içine girdikten sonra her biri ilerleyen 100 gün boyunca bir meme ucuna bağlı kalır.في الصيف، من المعتاد أن تجد مئة شخص يصعدون إلى القمة من خلال الطريق العادي كل يوم.
Alkol Almanya'da da ucuzdur.الكحول في ألمانيا رخيص
Hem yeni hem de kullanılmış arabalar ucuzdur.Carros novos e usados são baratos.
Peter, kendisine yeni bir kariyer bulmada zorlanmaktadır ve bunun için ucuz bir fahişe olmayı bile dener.Peter tem problemas em encontrar um novo emprego, e tenta até mesmo se tornar uma prostituta barata.
Ancak ondan daha ucuzdu.E estes eram mais baratos que ele.
Bir SuperDrive'ı içeren daha pahalı 1 GHz modeli de daha ucuza getirildi.O modelo mais caro, de 1 GHz, incluía um SuperDrive.
Üretimi de çok ucuzdu.A produção também era baixa.
1850'li yıllarda gerçekleşen vergi reformları, ucuz gazetlerin daha geniş bir şekilde yayılmasını sağlamıştır.Reformas tributárias na década de 1850 permitiram uma maior circulação de jornais por um preço menor.
Halkın temel ihtiyaçları çok ucuz fiyatlara devlet tarafından karşılanıyordu.Por sua vez, as necessidades básicas da população foram preenchidas a custos baixos pelo Estado.
Dağın güney ucu bir zamanlar adanın Atlantik kıyı şeridinin bir parçasıydı.O limite sul da montanha fez, no passado, parte da costa atlântica.
Uraga Kanalı, Tokyo Körfezi'nin (eskiden Edo Körfezi olarak bilinirdir, 1868'e kadar) güney ucundadır.O canal de Uraga se encontra no extremo sul da baía de Tóquio (antes de 1868, era conhecida como baía de Edo).
Boxter modeli, Porsche 968'den sonra Porsche'nin ürettiği en küçük ve en ucuz otomobildir.O Boxter assumiu no lugar do 968 o posto de menor e mais acessível modelo da Porsche.
Kuyruğunun ucu daima siyahtır.A ponta de sua cauda é sempre preta.
Tabanda (dip) yer alan yaprakların sapı üç sapçığa ayrılır ve her birinin ucunda üçer yaprakçık bulunur.Éramos três caras que dançavam (e cantavam) com ele e 3 caras que se apresentavam com ele em todo concerto.
Schaunard ve Colline çok basit ve ucuz hazır yemekle dönerler.Chegam Schaunard e Colline trazendo comida.
Mors zıpkını ucu (qalagyaq), ladin kökleriyle bağlanmıştır.Naginata: Bastão com facão (Alabarda).
Karasunokuçi (からすのくち): Kılıcın ucundaki yırtık.Elimina!, no mangá: Rajada da Espada Espacial!.
İpin bir ucundan tutularak, oyuncağın yukarı aşağı hareket edecek şekilde sallanması şeklinde oynanır.Se difere do pião no modo de fazer o brinquedo funcionar.
Mendilimin Ucuna Sakız Bağladım Sakız 03.Quero Sugar Sua Gordura / O Pato Detido 06.
Rotanın batı ucu, Fransızca-Hollandaca dil sınırında bulunmaktadır.A cidade fica na rota de férias germano-holandesa Oranier-Route.
Amaç ucun ele geçirilmesidir.É obrigatório capturar.
Veya Değil kapısı da yine Veya kapısının çıkış ucuna Değil eklenerek elde edilmiştir.Uma porta NOR é composta por uma porta OR seguida de uma NOT.
"Yalnızca Bir Çift Ucubeyiz...".""Somos apenas um punhado de homens.
Bu doğrunun bir ucuna 1 ve diğer ucuna da -1 denir.Devemos, portanto, escolher um desses vértices e chamá-lo n_2.
Tohum taslağı tekdir, çiçek eksenin ucuna taşınır.As sementes férteis irão afundar e as mortas flutuarão.
Komandolar ucu kancalı kalın demir çubuklarla gemiye tutunmaya başladı.Os couraçados eram navios chapados com pranchas de ferro grossas.
Buna bağlı olarak da kiralar ucuzdur.Por isso, segundo ele, o aluguel custa assim tão pouco.
Daha sonra Afrika'nın güney ucunu dolaşarak, Hint Okyanusu'na yöneldi.Esteve também na África do Sul, e navegou pelo Oceano Índico.
Dünyanın diğer ucundaki bir kişinin bilgilerinden faydalanılabilir.Existe uma capacidade de se imaginar no lugar do outro.
Diğer ucu ise Direk üzerinde bulunan Gönder baskı sistemine takılır.Além disto, a pressão deve ser contínua no bordo de fuga.
Bazı araçların ucu sivri parçaları.Danos em componentes dos veículos.
Tahtadan veya bambudan yapılan kazıklar keskin ucu yukarı gelecek şekilde toprağa saplanır.A mesmas consistem numa estaca afiada de madeira ou bambu colocada verticalmente no chão.
Ada, güney ucunda Mısır'da bulunan en eski İslami binalardan birini barındırır.A ilha tem um dos mais antigos edifícios islâmicos no Egito, o Nilômetro, em sua extremidade sul.
Yaprakçık ucu iki loplu ya da kesiklidir.Eles enxergam duas cores, ou dicromacia.
Kim Jong-nam, 2007'ye kadar Makao'da Coloane Adası'nın güney ucunda bir apartman dairesinde yaşamıştır.A partir de 2003, Kim Jong-nam viveu em um exílio fora da Coreia do Norte.
Bu borunun ucunda bir supap daha mevcuttur.Sobre esta última janela encontra-se um relógio.
Günümüzde ucuz bir kaynak olarak birçok sektörde hızla kullanılmaya başlanmıştır.Investe-se muito dinheiro, entretanto, em cadeias.
Kuzey ucunda bir ayakla fazla suları Sakarya Irmağı’na boşalır.«Sendas com um pé na final da Copa Rio».
Xander, izin almak istercesine Anya'ya göz ucuyla bakar.Lis tem vergonha da excentricidade da mãe.
Bir arkhon tarafından yönetilen şehrin bulunduğu alan, Bosporos Krallığı'nın doğu ucunda yer almaktaydı.O local era governado por um arconte, e ficava no limite oriental do Reino do Bósforo.
4=0 düğümü 3- Sağ ucu alttaki halkadan arkaya geçirip sağ kenara.Let S = { a, b, c } um semigrupo zero à direita.
Ucuz cihazlar için, işletim sistemini lisanslama maliyeti önemli idi.No entanto, por conta das taxas de importação, os aparelhos eram caros.
Los Angeles'tan Tokyo'ya en ucuz uçuş hangisi?Qual é o voo mais barato de Los Angeles para Tóquio?
Juan de la Cosa haritasında Güney Amerika'nın doğu ucunun detayı.Pormenor do extremo oriental da América do Sul no mapa de Juan de la Cosa.
Bazıları bizim kadınlarımıza ucuz diyor, fakat biz onlara sadece "Anne" diyoruz." ifadesini duydular.Sommige mensen betitelen onze vrouwen als 'goedkoop' maar wij noemen ze gewoon 'Mama'").
Baştan çıkan Von Bohm işin ucunu bırakır ve sisteme teslim olur, sonunda da Lola'yla evlenirler.Von Bohm raakt geleidelijk zelf verwikkeld in het systeem door met Lola te trouwen.
Bir ucu açık borularda kuşkusuz ki, bir doğuşkanlar dizisi vardır.Boven water hebben de bladeren een duidelijke pijlvorm.
Ebe bir mendilin ucunu düğümleyerek eline alır.Het versiersel wordt aan een lint om de hals gedragen.
Alt ucundaysa içinde cıva bulunan küresel veya silindirik bir hazne bulunur.Of juist een laagte, hel of helle een moerassige plaats.
PCR kolayca işlenir ve ucuzdur.PCP is vrij goedkoop en gemakkelijk te maken.
Daha ucuza malolur.Goedkoop over.
81 yılında Senate, imparator Titus'un onuruna yakın doğu ucuna üç gözlü bir zafer takı yaptırdı.De senaat liet in 81 in de korte oostelijke zijde de grote triomfboog ter ere van keizer Titus bouwen.
Popüler olmasının nedeni ucuz olması, güvenilir olması, iş görmesi ve fazla pahalı olmamasıdır.Het is populair omdat het veilig is, goed werkt en niet veel geld kost.
Kafasının ucunda 2 turuncu anteni vardır.Op de kop zitten twee grote antennes.
Rodos şehri adanın kuzey ucu sonundadır.Rodos-stad bevindt zich in het uiterste noorden van het eiland.
Haçın iki ucunda kalp şekli vardır.Aan weerszijden van het kruis staan twee lindebomen.
Ardından gemi Afrika'nın güney ucundaki Ümit Burnu'na (Cape of Good Hope) ilerledi.Na een lange reis bereikte het schip de zuidwestelijkste punt van Afrika, Kaap de Goede Hoop.
Kundak gemisi olarak kullanılacak gemiler genellikle eski ya da bu amaçla inşa edilmiş ucuz gemilerdi.Branders waren meestal oude of goedkope schepen.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod