"Namlunun ucundaki ünlüler".Du nouveau sur Famille-Sans-Nom *.
Yani küme, atın tam burnunun ucunda denebilir.Elles permettent de placer le cheval en lui fléchissant la nuque.
"Bir Çift Ucubeyiz İşte".Un peu comme ce pauvre cochon, ».
Uzun mesafeli bir patika olan Yorksire Wolds Way Ulusal Yolu köyün doğu ucundan geçmektedir.De nos jours le Chemin de Glyndŵr, sentier national de longue distance, passe par la ville.
Kullanışlı ve ucuzdur.Il est robuste et bon marché.
Yalnızca ahşabın ucu sivriltilirdi.Seul le pavillon de toit était amovible.
Onlardan birisi öldüğünde de onu yerler, Onların bir ucu Şam'da, bir ucu Horasan'da olacaktır.Quand un yámana mourrait, ils l’enveloppaient de peaux et déposaient des possessions prés de lui.
Arjantinli takım arkadaşı Juan Manuel Fangio'yu ucu ucuna geçerek birinci olabilmiştir.C'est la Maserati de Juan Manuel Fangio qui effectue le meilleur départ.
Sağ ucunda kontrol öğesi yoktur.Il n'y a pas de contrefort à droite de la façade.
Ne olduğunu bilmese de ipin ucunu bırakmayacak.Ne vous inquiétez pas, vous saurez où il se trouve.
Nokia 1202, piyasaya çıkdığı anda Nokia tarihinin en ucuz telefonu oldu.Le nokia 1202 est un téléphone de l'entreprise Nokia.
Ucuz iş gücü.Des studios bon marché.
Ülkenin güneydoğu ucunda bulunan eyalet Afganistan ve Pakistan ile sınırdır.Elle est située au sud-est du pays, à la frontière avec le Pakistan et l'Afghanistan.
Ayrıca kuzey ucunda Shichahai ile bağlantılıdır.Au nord, le lac est connecté au Shichahai.
Ucuz ve pratik olan bu kameralar bir anda çok geniş pazar bulmuştur.Ces petites balances, pratiques et bon marché, ont un succès immédiat.
Çok basit ve ucuz imal edilip, çok pahalıya pazarlanmaktadır.Sa chair, très estimée, se vend assez cher.
Eğer cisim yeterli miktarda ısıtılırsa spektrumun  kırmızı ucunda ışık yaymaya başlarlar. red hot.Si un objet est suffisamment chauffé, il commence à émettre de la lumière du côté rouge du spectre visible.
Roca Burnu, (Portekizce: Cabo da Roca), Avrupa'nın en batı ucu.Le Cabo da Roca (le cap de Roca) est le point le plus occidental du continent européen.
Bununla beraber maliyetleri çok ucuzdu.De surcroît, elles coûtent moins cher.
Erişkinlerin kanatlarının ucunda bulunan siyah kısımlar yalnızca uçarken görünür.Les rémiges noires des ailes ne sont pas visibles lorsque les ailes sont repliées.
Ancak bu dil, doğu ucunda gölün ayağı olan dere ile kesintiye uğrar.La Forêt d'Othe les sépare des Lingons à l'est.
Ucu sallanmaması için soyulup ateşte yumuşatılan söğüt (kʼąyʼ) dallarıyla bağlanır.Celui-ci tente de raisonner avec lui puis, désespéré, le poignarde avec un stylo (non mortellement).
Tablonun sağ ucunda, kucağındaki bebeğe bacayı gösteren bir çocuk vardır.Sur le côté gauche, il y a l'image d'une mère tenant un fils dans ses bras.
Ucu hafifçe geniş çubuklarla da çalınabilir.Il est même capable d'ouvrir les palourdes de petite taille.
Hem yeni hem de kullanılmış arabalar ucuzdur.Les voitures attelées utilisées sont légères.
Mendilimin Ucuna Sakız Bağladım Sakız 03.J’ai un super feeling avec cette Oreca 03.
Daha ucuza malolur.Moins coûteux.
Sentetik olarak yapılanları ucuza maledilebilmektedir.Ses Komposition Figuren pouvaient être fabriquées à très bas prix.
Nesneye bağ: İp ucunda oluşturulacak halkayı bir nesne içinden geçirmek gerekirse Bir adi düğüm atılır.Cornement : Se dit quand, sans abaisser une touche du clavier, un tuyau parle.
Kuzeydoğu ucu ise Tadjourah Körfezi'ne gider.La route suit la côte nord du Golfe de Tadjourah.
Batı Ucu alanı, Tokyo'dan sonra ofis kiraları bakımından dünyada ikinci pahalı yerdir.La Californie est le deuxième État derrière celui du Texas pour la valeur des exportations.
Dolayısıyla tüketicilere ucuz mal imkanı sağlanmış olacaktır.Cet accumulateur devrait être bon marché.
Bu kamera ucuz.Esta cámara es barata.
Tom çok ucuz bir kamera satın aldı.Tom compró una cámara muy barata.
O çok ucuz.Es muy barato.
Al onu, çok ucuz.Cómpralo, está muy barato.
Bu ikisinden daha ucuz olanıdır.Este es el más barato de los dos.
Eğer oraya otobüs ile gidersen daha ucuz.Es más barato si vas allí con el autobús.
Jessie masanın ucunda oturdu.Jessie se sentó al extremo de la mesa.
Ucuz değil.No es barato.
Yakınlarda ucuz bir otel biliyor musunuz?¿Sabe de algún hotel barato por aquí cerca?
Her şey çok ucuz.Todo está muy barato.
Dünyanın öteki ucuna gidiyorum.Me voy al otro lado del mundo.
Hayat pahalı, ölüm ucuz.La vida es cara, la muerte es barata.
Bir SuperDrive'ı içeren daha pahalı 1 GHz modeli de daha ucuza getirildi.Un modelo más costoso de 1 GHz que incluía el Apple SuperDrive fue bajado de precio.
Savaş sonrasında bazı ülkeler ucuz ve mekanik olarak güvenilir olan Stuart tankını kullandı.Tras la guerra, algunos países equiparon a sus ejércitos con los baratos y fiables Stuart.
Gulf Stream'in batı ucunda, Florida ile Bermuda arasında oldukça yüksek oranda gözlemlenmişlerdir.Ha sido ampliamente observada en el extremo occidental de la corriente del golfo, entre Florida y Bermuda.
Doğu ucunda hiçbir transept yok.No hay transepto en el extremo oriental.
Ayrıca kuzey ucunda Shichahai ile bağlantılıdır.Está conectado por el norte con el Shichahai.
Bu yasak günümüzde kalkmıştır ancak ucuz yolla yapılan bu tür soju hala yapılmaya devam etmektedir.Aunque la prohibición ha terminado, el soju barato sigue haciéndose de esa manera.
Jacobi, patentinin endüstriyel uygulaması olarak küçük ve ucuz bir işitme aygıtı meydana getirdi.Jacobi desacreditó los ayudantes de escucha pequeños y baratos como aplicación de su patente.
Kuyruğunun ucu daima siyahtır.La punta de su cola es siempre negra.
Daha ucuza malolur.Es más barato.
Dolayısıyla, primer ve ters transkriptaz, RNA'nın 3' ucuna taşınmalıdır.Por lo tanto, el primer y la transcriptasa inversa deben ser reubicado en el extremo 3 'del ARN viral.
Ucuz iş gücü.Bajo costo de mano de obra.
Brezilya sahillerinde ucuz ve popüler bir aparatiftir.Suele considerarse como un aperitivo muy barato y popular en algunas playas de Brasil.
Uzay sonsuza kadar devam mı ediyor?” gibi ucu açık sorularla bu konu üzerinde çalışmışlardır.Estas sombras se proyectarán para siempre en la cuna de los Viajes espaciales”.
Jackson, Wyoming kasabası vadinin güney ucundadır.La ciudad de Jackson, Wyoming, está en el extremo sur.
Onlardan birisi öldüğünde de onu yerler, Onların bir ucu Şam'da, bir ucu Horasan'da olacaktır.Una vez invocado, la muerte toma el alma del usuario y lo ata a ella mediante el pelo de esta misma.
Şehrin Churchill Yolu'nun kuzey ucunda yer alır.Se encuentra en el extremo norte de la calle Churchill de esa ciudad.