Borunun üst ucu kapalıdır.Der östliche Hocheinstieg war verschlossen.
Bu noktada kakım ile arasındaki farkı, kuyruğunun ucunda beyaz olmasıdır.Zwischen diesen Bändern ist das Gefieder wie auch an der Kehle weiß.
Ülke konum itibarıyla Afrika kıtasının en güney ucunda yer almaktadır.Sie ist die am südlichsten gelegene Gemeinde des afrikanischen Festlandes.
Kuzeyde ise Cape Cod ile İspanya'nın güneybatı ucu arasındaki hat boyunca görülebilirler.Die nördlichsten Sichtungen gab es zwischen dem Cape Cod und der Süd-West Spitze Spaniens.
Maun, Okavango Deltası'nın güneydoğu ucunda yer almaktadır.Maun liegt am Südostrand des Okavangobeckens.
Sıklıkla vücuda belden ayak parmağı ucuna sıkı bir uyum sağlar.Zum Fuß ist der Körper meist ein wenig zugespitzt.
Kolay bulunur ve ucuzdur.Sie erscheint damit einfach und billig.
Eğik düzlem, iki ucu arasında yükseklik farkı bulunan yüzey.Die Augenhöhle (Orbita) ist durch zwei darüberliegende Knochen (Supraorbitale) verstärkt.
Çok basit ve ucuz imal edilip, çok pahalıya pazarlanmaktadır.Sie sind sehr stromsparend und kostengünstig konzipiert.
1928 - Ekmek otuz para ucuzladı.Noch 1970 kostete die Rheinüberfahrt 30 Pfennig.
Çekil sık sık deneylerde aşırı basıklara gitmemişi ucuz bir alternatif olarak kullanılır.Wegen der aufputschenden Wirkung wird es oft als billigere Alternative zu Kokain verwendet.
Bir ucu açık çizgidir.Es handelt sich um ein offenes Netz.
Araziler ucuza kapatılır (Baradan bu yaptığına üzülmüştür).Die leichten Seltenen Erden (LREE) sind hier jedoch abgereichert.
"Beşitaş ucuz kurtuldu: 2-0".Sie besiegten Beşiktaş 2:0.
Mora'nın güneybatı ucundaki Gallo Burnu'nun açıklarında iki dev Donanma karşı karşıya geldi.Schließlich sichtete Prien im äußersten Nordosten der Bucht zwei große Kriegsschiffe.
Ebe bir mendilin ucunu düğümleyerek eline alır.Das Gewicht wird mit einer Hand aus einer rechteckigen Abwurfzone geworfen.
Değil Kapısı bir giriş ve bir de çıkış ucuna sahiptir.Das Gehäuse besitzt je eine Eintritts- und eine Austrittsöffnung.
Üst ucunda bir duman deliği vardı.Im Erdgeschoss gab es eine Raucherhalle.
(Projenin hayata geçirilmesi üç yıllık bir geliştirme süreci ve 150 milyon dolar'dan daha ucuza malolmuştur.)(Repräsentativer Querschnitt einer 70-jährigen Karriere in 150 Bildern.)
Hem yeni hem de kullanılmış arabalar ucuzdur.Außerdem sind relativ kleine und kostengünstige Maschinen ausreichend.
Batı duvarının güney ucunda da dördüncü bir kapı olmalıdır.In der westlichen Wand befindet sich ein Vierpassfenster.
Kabarmasın diye de bir yemek kaşığının ucu ile nakışlanır.Darauf achten, nicht etwa aus Versehen eine Zitrone zu verwenden.
Amaç ucun ele geçirilmesidir.Ziel ist ihre Auswilderung.
Bu damarın ucu kördür ve içinde sürekli bir kan akışı yoktur.Gut verödete Venen sind dauerhaft verschlossen und stehen dem Blutfluss nicht mehr zur Verfügung.
Odanın doğu ucunda muhtemelen Khufu’nun bir heykelinin bulunduğu bir niş bulunmaktadır.An der Ostseite der Cella war vermutlich eine Statue der Kybele aufgestellt.
O dönemde erzak pahalıysa insanlar zengin, erzak ucuzsa insanlar yoksul demektir.Die Löhne waren gering, Arbeiter reichlich vorhanden und Rohstoffe billiger.
Maliyeti düşürmek için roketin ucuz malzemelerden yapılmasını düşünüyordu.Ziel des Unternehmens ist die Entwicklung kostengünstiger Raketen.
Bir ucu yere dayanarak çalınır.Man stürzt ihn vom Tarpejischen Fels.
Kafasının ucunda 2 turuncu anteni vardır.Der Kopf trägt zwei Paar Antennen.
Böylece vize alma işlemi Azerbaycan vatandaşları için daha kolay ve ucuz hale gelmiştir.So wurde es für die Bewohner des Festlandes leichter und schneller, nach Fehmarn überzusetzen.
Adanın en doğu ucu Kap San Juan burnunu oluşturur.Den östlichsten Punkt der Insel bildet das Kap San Juan.
Tom, pahalı şarap ve ucuz şarap arasındaki farkı söyleyemez.Tom est incapable de faire la différence entre un vin de qualité et de la piquette.
Perdenin ucundan göz attı.Elle jeta un coup d'œil à travers le rideau.
Tatoeba'ya katkıda bulunmak ucuz bir hobidir.Contribuer à Tatoeba est un passe-temps bon marché.
Otobüse binmek daha ucuz.C'est moins cher de prendre le bus.
Savaş sonrasında bazı ülkeler ucuz ve mekanik olarak güvenilir olan Stuart tankını kullandı.Après la guerre, quelques pays ont choisi d’équiper leurs armées de Stuart bon marché et fiables.
Bunun yanında imalatı da 3 kat daha ucuzdu.Les terres y étaient trois fois moins chères.
Arka tarafını çepedçevre saran dağlar, önünde ise ucu bucu görülmedyedn yeşil ovalar sarmış.Sur celle de Riom-ès-Montagnes : la cascade du Marais de la Prade ; la cascade de la Ribeyrette.
Bir ucundan kendisi tutar, öbür ucunu karşısındakine tutturur.Il suggère plutôt un épaulement traversant le chemin de part en part.
Bu yasak günümüzde kalkmıştır ancak ucuz yolla yapılan bu tür soju hala yapılmaya devam etmektedir.Bien que l'ère de la prohibition soit maintenant révolue, le soju bon marché continue d'être fait ainsi.
81 yılında Senate, imparator Titus'un onuruna yakın doğu ucuna üç gözlü bir zafer takı yaptırdı.En 81, le Sénat fait construire un grand arc de triomphe à trois voûtes honorant l'empereur Titus.
Ucuz olmalıdır.Il est bon marché.
Tabanda (dip) yer alan yaprakların sapı üç sapçığa ayrılır ve her birinin ucunda üçer yaprakçık bulunur.Claire-voie (Couvrir à)- Laisser entre chaque tuile la distance du tiers de sa largeur.
Kira ucuz.El alquiler es barato.
Bu, bir şeyler inşa etmenin en ucuz yolu değil.Ce n'était pas l'option la plus économique pour le chantier.
Bu sebeple bir ucundan diğer ucuna yürüyerek gidilebilir.Une partie peut se parcourir à pied.
Yaptıklarının ucu elbette ki Stanley'e dokunacaktır.Pour les articles homonymes, voir Stanley.
Dünyanın diğer ucundaki bir kişinin bilgilerinden faydalanılabilir.La présence d'une personne à sa droite peut être devinée.
Ucuza ürünler satar.Vendre beaucoup pour vendre bon marché ».
Sol ipin ucu geri cevrilip kendi ana ipi (başlangıcı) üzerinden sağa geçirtilir.Confluent de l'Oise (en bas) avec la Seine (en haut, de gauche à droite).
Değil Kapısı bir giriş ve bir de çıkış ucuna sahiptir.C'est un circuit à une entrée et une sortie.
Üst ucunda bir duman deliği vardı.Sur le dessus se trouvait une girouette.
Onun kredi ucunda geldiğinde, o Slavia dönmek istedim Belirtilen ve tekrar Jablonec için oynamak istemedi.Lorsque son prêt prend fin, il déclare qu'il veut revenir au Slavia et ne plus rejouer pour Jablonec.
Apache sunucusu C ve uygulama sunusu arka ucu genelde Java'da yazılır.Alors que le serveur Apache est écrit en C, le serveur d'applications est généralement écrit en Java.
Sırt yüzgecinin gövdeye bağlandığı kısım uzundur ve yüzgecin ucu yuvarlaktır.Sur l’angle de l’arc, un tore, et sur la face, de larges feuilles rondes.
İç kavuzun ucu iki parçalı diş şeklini almıştır.Et ainsi lui ont cassé deux dents...
Amaç ucun ele geçirilmesidir.La reconnaissance de toucher.
Kuyruğunun ucu daima siyahtır.Le bout de la queue est toujours noir.
Çünkü beni son görüşünü aklının bir ucuna kazıdın.ARTHUR : Bien, imaginons que je sème une idée dans votre crâne.
Kış mevsiminde tamamen beyaz bir renge kavuşur, sadece kuyruğunun ucu siyah kalır.La mue automnale lui confère un pelage hivernal blanc, où seul le bout de la queue reste noir.