uca ile cümle

uca kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
RC-135 Uçuş halindeki bir RC-135 Rivet Müşterek keşif uçağı.RC-135 An RC-135 Rivet Joint reconnaissance aircraft in flight.
Reggiane Re.2003 keşif uçağı, Re.2002'den türetilmiştir.The Reggiane Re.2003 reconnaissance aircraft was derived from the Re.2002.
Korunmuş uçaklarPreserved aircraft
Thornton daha sonra arızalı bir paraşütle uçaktan atladı ve öldü.Thornton then jumped out of the plane with a faulty parachute and died.
Pist yoktu ama deniz uçağı rampası vardı.There was no air strip, but there was a seaplane ramp.
El sallayarak, onu uçakla evine, annesinin yanına gönderir.He, waving goodbye, sends her off on her flight back home to her mother.
Yeni tasarımı, orta kanat, konsol yüzer uçak içindi.His new design was for a mid-wing, cantilever floatplane.
ABD uçakları Wonsan'ı bombalarken, Kuzey Kore, 1951US planes bombing Wonsan, North Korea, 1951
Peru uçaklarından biri düşürülmüş ve alevler içinde Putumayo Nehri'ne düşmüştür.One of the Peruvian planes was shot down, falling into the Putumayo River in flames.
Tüm iletişim uçtan uca şifrelenir.All communication is end-to-end encrypted.
4 Mayıs 1945'te İngiliz uçakları tarafından öldürüldü.He was killed by British aircraft on May 4, 1945.
Mekikte uçan Amerikalı olmayan son kişiydiHe was the last non-American to fly aboard the Shuttle.
1993 yılında Gabon'da takım uçağının düşmesi sonucu ölenler arasındaydı.[1]He was among those killed in the crash of the team plane in Gabon in 1993.[1]
Uçak kazasındaki ölümünün ardından yardımcısı Oswald Skippings, 26 yaşında başbakan oldu.After his death, his deputy Oswald Skippings became Chief Minister at the age of 26.
On iki adımın tamamı için gözden geçirilmiş gravürler Tripus Aureus'ta ("Altın Üçayak") görünür.Revised engravings for all twelve steps appear in Tripus Aureus ("Golden Tripod").
Cessna'nın 2. Dünya Savaşı'ndan sonra üretime aldığı ilk çift motorlu Pervaneli uçaktı. [1]It was the first twin-engine aircraft that Cessna put into production after World War II.[1]
Tanımladığı olağandışı böcekler arasında uçamayan deniz tatarcığı Pontomyia da vardır.Among the unusual insects that he described was the flightless marine midge Pontomyia.
Uçak motoru üretimiAircraft engine manufacturing
Her bir uçak kendi ağırlığının üç katı altın değerindedir.Each plane is worth three times the value of its own weight of gold.
Uçaktaki 231 kişinin tamamı ciddi bir şekilde yaralanmadan kurtuldu.All 231 aboard survived without serious injuries.
Uçak, 1997'de LOT Polish Airlines'a teslim edilmişti.[1][2]It was first delivered to LOT in 1997.[2][3]
Kuşlar uzun mesafe uçarlar.Vögel fliegen lange Strecken.
Şehrin üzerinde bir uçak uçuyor.Ein Flugzeug fliegt über der Stadt.
Havaalanına vardığımda uçağın ayrıldığını gördüm.Als ich am Flughafen ankam, sah ich das Flugzeug abheben.
Kötü havadan dolayı uçak geç kaldı.Das Flugzeug hatte wegen des schlechten Wetters Verspätung.
UFO ne demek? Sanırsam, tanımlanamayan uçan nesne demek.„Wofür steht ‚Ufo‘?“ – „Ich glaube, das bedeutet ‚unbekanntes Flugobjekt‘.“
Uçağımız bulutların üstünden uçtu.Unser Flugzeug flog über den Wolken.
Kuşlar sık sık birlikte uçarlar.Vögel fliegen oft zusammen.
Kuşlar genellikle birlikte uçar.Vögel fliegen oft zusammen.
Bazı tür kuşlar uçamaz.Manche Vögel können nicht fliegen.
Uçağın penceresinden aşağıdaki Fuji Dağı'na doğru baktım.Ich sah aus dem Fenster des Flugzeugs auf den Fuji-Berg hinunter.
Uçak çalışmak üzere.Das Flugzeug ist im Begriff zu starten.
Bu uçak Narita'ya ne zaman varacak?Wann kommt dieses Flugzeug in Narita an?
O uçakta iki kişilik rezervasyon yapabilir miyim?Kann ich zwei Plätze buchen für diesen Flug?
Babaannem uçabiliyor.Meine Großmutter kann fliegen.
Babaannem uçabilir.Meine Großmutter kann fliegen.
Anneannem uçabiliyor.Meine Großmutter kann fliegen.
Anneannem uçabilir.Meine Großmutter kann fliegen.
Uçakla Tokyo'dan Osaka'ya gitti.Er reiste von Tokio nach Osaka mit dem Flugzeug.
Kurtlar sürüyle gezer ama kartallar yalnız uçar.Wölfe ziehen im Rudel umher, Adler aber fliegen allein.
Kanadı var ama uçamaz ancak yüzebilir.Es hat Flügel, aber fliegen kann es damit nicht, nur schwimmen.
Kuşlar nasıl uçarlar?Wie fliegen die Vögel?
Her gün işe uçakla gidiyorsun.Du fliegst jeden Tag mit dem Flugzeug zur Arbeit.
Sonbaharda, birçok kuş daha sıcak ülkelere uçar.Im Herbst fliegen viele Vögel in wärmere Länder.
Tayland'a giderken az kalsın uçağımı kaçırıyordum.Bei meiner Thailandreise hätte ich beinahe meinen Flug verpasst.
Tatil başlayınca, Türkiye'ye uçakla gideceğim.Wenn die Ferien beginnen, werde ich mit dem Flugzeug in die Türkei fliegen.
Tom ve ben aynı uçakta olacağız.Tom und ich werden im gleichen Flieger sein.
Senin yere düşüp yığıldığını görmek isteyenlere uçabildiğini göster.Zeige denen, die dich fallen sehen wollen, dass du fliegen kannst.
Uçabildiğinin hayalini kur, o zaman kanatlanırsın!Träume vom Fliegen, dann wachsen dir Flügel!
Melekler neden uçabilirler?Warum können Engel fliegen?
Senin düşüşünü görmek isteyenlere, uçabildiğini göster.Zeig denen, die dich fallen sehen wollen, dass du fliegen kannst.
Uçamayacağımı kim söyledi? İstersem her şeyi yapabilirim!Wer sagt, dass ich nicht fliegen kann? Ich kann alles, wenn ich will!
Tom kâğıttan uçak yaptı.Tom machte einen Papierflieger.
Uçabildiğinin hayalini kur, o zaman kanatlanırsın.Träume vom Fliegen, dann wachsen dir Flügel.
„Alman nüfus cüzdanı ile İstanbul'a uçabilir miyim?" „Hayır, uçakla uçabilirsin."„Kann ich mit einem deutschen Personalausweis nach Istanbul fliegen?“ – „Nein, du brauchst ein Flugzeug.“
106. kademe hariç bütün diğer uçaklar 50% film malzemeleri ile silahlandırılması lazım.Alle Staffeln mit Ausnahme der 106. haben für Details 50 % der Flugzeuge mit anderem Filmmaterial auszurüsten.
Iquitos'a Lima'dan kara yolu ile ulaşmak mümkün olmayıp, ulaşım uçak ya da vapurlarla olur.Iquitos ist von Lima aus nicht auf dem Landweg erreichbar, sondern nur mit dem Flugzeug oder dem Boot.
Saldırı, Japon uçak gemisi Wakamiya'dan başlatılmıştır.Der Angriff erfolgte vom japanischen Flugzeugmutterschiff Wakamiya aus.
Gelecek bahar ayında 3 adet Po-2 uçağı Minsk'e indi.Im darauf folgenden Frühling wurden drei Po-2 nach Minsk überstellt.
Saldırı zamanı saat 02:33 olarak (uçak saati) note edildi.Als Angriffszeit wurde 02:33 Uhr (Bordzeit) notiert.

İlgili Sayfalar