uca ile cümle

uca kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Sen ve ben aynı uçakta olacağız.You and I'll be on the same flight.
Uçak ne zaman kalkıyor?When does the plane leave?
Onlar uçağa ayak bastılar.They stepped on board the airplane.
Bu havayolunun uçak içi yemeğini beğeniyorum.I like this airline's in-flight meal.
Uçak toz ile kaplanmıştı.The plane was coated with dust.
Biz uçakta karşılaştık.We met on the plane.
Uçak kalkıyor.The plane is taking off.
Uçakla Boston'a gitmek için yeterli paramız yok.We don't have enough money to go to Boston by airplane.
Uçağın bir saate kalkmaz.Your plane doesn't leave for an hour.
Uçağın 2.30'da kalkıyor.Your flight leaves at 2:30.
Tom uçakta.Tom is on the plane.
Benim uçak üç saat içinde kalkar.My flight leaves in three hours.
Benim uçak bir saatten daha az bir sürede kalkar.My flight leaves in less than an hour.
Boston'a geri giden uçağım üç saat içinde kalkar.My flight back to Boston leaves in three hours.
Havalandıktan sonra dakikalar içinde uçağın başı dertteydi.Within minutes after the take-off, the airplane was in trouble.
Pilot uçağın hızını artırdı.The pilot increased the speed of the plane.
Yakındaki bir okulda birçok çocuk uçak kazasına şahit oldu.Many children at a nearby school witnessed the plane crash.
Bu uçakla ilk yolculuğum.This is my first journey by airplane.
Bu uçak it dalaşı yaparken, bombalama yapabilme kabiliyetine sahip.This aircraft is capable to dogfight and bomb at the same time.
Bu uçak gizlenebiliyor ve cruise füzelerini nakledebiliyor.This aircraft is stealthy and carries cruise missiles.
Bir uçak gemisi ancak bir taktik nükleer silahla yok edilebilir.An aircraft carrier can only be destroyed with a tactical nuclear weapon.
Uçak yüzden fazla tatilciyle birlikte Boston Havaalanı'ndan kalktı.The plane took off from Boston airport with more than a hundred holiday-makers on board.
O trajik bir uçak kazasıydı.That was a tragic plane crash.
Uçağın kokpit ses kayıt cihazı yoktu.The airliner didn't have a cockpit voice recorder.
Tom yanan uçaktan atladı.Tom jumped out of the blazing plane.
Uçak güvenli bir biçimde indi.The plane landed safely.
Pilot, uçağın kontrolü için mücadele ediyor.The pilot is battling for the control of the aircraft.
Uçak alçalmaya başladı.The plane began its descent.
Pilot, uçağı kontrol ederken zorluk yaşadı.The pilot was having trouble controlling the aircraft.
Bu uçak en gelişmiş uçuş yönetim sistemlerinden biriyle donatılmıştır.This aircraft is equipped with one of the most sophisticated flight management systems.
Tom yanan uçaktan kaçabildi.Tom was able to escape from the burning plane.
Uçak tropikal bir fırtınaya girdi.The plane ran into a tropical thunderstorm.
Uçaktaki insanlar çok sinirliydi.People on the plane were very nervous.
Mary, uçak kazasından sonra tek hayatta kalandır.Mary is the only survivor of the plane crash.
Uçak bir pilot hatası nedeniyle düştü.The aircraft crashed because of a pilot error.
Uçak tamamen kontrolden çıktı.The plane is completely out of control.
Uçağımız Air France uçağının yönünde hareket ediyordu.Our plane was moving in the direction of the Air France airliner.
Uçağımız tehlikeli bir biçimde Türk Hava Yolları uçağına yaklaşıyordu.Our plane was dangerously approaching the Turkish Airlines airliner.
Uçaktaki herkes güvendeydi.Everyone on board was safe.
Her iki uçak da aynı irtifada uçuyordu.Both planes were flying at the same altitude.
Bu hava koridoru büyük ölçüde askeri uçak tarafından işletilir.This air corridor is largely run by military aircraft.
Pilot uçağı kontrol etmek için mücadele ediyordu.The pilot was struggling to control the plane.
Bütün yolcular uçaktan tahliye edildi.All the passengers were evacuated from the plane.
Uçağımız denize çakıldı.Our plane crashed into the sea.
Karım ve Mary uçağın arkasındaydılar.My wife and Mary were in the rear of the aircraft.
Tom'un uçağı kayboldu.Tom's plane went missing.
Sen eğleniyorken zaman uçar.Time flies when you are having fun.
Uçak havadan keşif yapıyor.The aircraft was conducting aerial reconnaissance.
Onlar için uçak bileti rezervasyonu yapmak zorundaydım.I had to book a flight for them.
Onun için uçak bileti rezervasyonu yapmak zorundaydım.I had to book a flight for him.
Onun için bir uçak bileti rezervasyonu yaptırmak zorundaydım.I had to book a flight for her.
Harrison uçağını golf sahasına çarptıktan sonra ciddi şekilde yaralandı.Harrison Ford was seriously injured after he crashed his plane into a golf course.
O birçok farklı türdeki uçakları uçurmayı öğrendi.She learned to fly many different kinds of planes.
Yuri Gagarin ikinci kez uzaya gitmeden önce bir uçak kazasında öldü.Yuri Gagarin was killed in a plane crash before he could travel in space a second time.
Belki o bir uçtan bir uca inandırıcı bir fikirdi.Perhaps it was a convincing idea overall.
Uçağımız yarın ne zaman kalkar?What time does our plane leave tomorrow?
Uçak yere çakıldı mı?Did the plane crash?
Yakalayacak bir uçağın yok mu?Don't you have a plane to catch?
Bilim adamları, sadece Antarktika'da yaşayan bir uçan penguen kolonisi keşfetti.Scientists have just discovered a colony of flying penguins living in Antarctica.
Uçak kendini fırtınanın merkezinde buldu.The airplane found itself in the eye of the storm.

İlgili Sayfalar