Mary ona yardım akıllı uşak olduğunu bir akıllı taşıma olduğunu gördüm ve inΜαρία είδε ότι ήταν μια έξυπνη μεταφορά και ότι ήταν μια έξυπνη υπηρέτης ο οποίος βοήθησε in.
Mary ona yardım akıllı uşak olduğunu bir akıllı taşıma olduğunu gördüm ve inМария увидела, что это умный перевозки и что он был умным лакея, который помог ей дюйм
Mary ona yardım akıllı uşak olduğunu bir akıllı taşıma olduğunu gördüm ve inМарія побачила, що це розумний перевезення і що він був розумним лакея, який допоміг їй дюйм
Mary ona yardım akıllı uşak olduğunu bir akıllı taşıma olduğunu gördüm ve inМери видя, че беше умен превоз и, че е умен лакей, които помогнаха си инча
Mary ona yardım akıllı uşak olduğunu bir akıllı taşıma olduğunu gördüm ve inמרי וראה שזה עגלה חכמה שזה משרת חכם שעזר לה פנימה
Mary ona yardım akıllı uşak olduğunu bir akıllı taşıma olduğunu gördüm ve inشهدت مريم أنه كان النقل الذكية ، وأنه كان خادم الذكية الذي ساعدها في.
Mary ona yardım akıllı uşak olduğunu bir akıllı taşıma olduğunu gördüm ve inインチ 彼の帽子の彼の長い防水コートと防水カバーが輝いていた
Sabahleyin Yonatan Davutla buluşmak üzere tarlaya gitti. Yanına bir uşak almıştı.A rano wyszedł Jonatan na pole według czasu postanowionego z Dawidem, i chłopiec mały z nim.
Sabahleyin Yonatan Davutla buluşmak üzere tarlaya gitti. Yanına bir uşak almıştı.Des Morgens ging Jonathan hinaus aufs Feld, dahin David bestimmt hatte, und ein kleiner Knabe mit ihm;
Sabahleyin Yonatan Davutla buluşmak üzere tarlaya gitti. Yanına bir uşak almıştı.És reggel kiméne Jonathán a mezõre a Dáviddal együtt meghatározott idõben, és egy kis gyermek volt vele.
Sabahleyin Yonatan Davutla buluşmak üzere tarlaya gitti. Yanına bir uşak almıştı.Jônatas, pois, saiu ao campo, pela manhã, ao tempo que tinha ajustado com Davi, levando consigo um rapazinho.
Sabahleyin Yonatan Davutla buluşmak üzere tarlaya gitti. Yanına bir uşak almıştı.아침에 요나단이 작은 아이를 데리고 다윗과 정한 시간에 들로 나가서
Sabahleyin Yonatan Davutla buluşmak üzere tarlaya gitti. Yanına bir uşak almıştı.Næste Morgen gik Jonatan fulgt af en dreng ud i Marken, til den Tid han havde aftalt med David.
Sabahleyin Yonatan Davutla buluşmak üzere tarlaya gitti. Yanına bir uşak almıştı.Protož stalo se ráno, že vyšel Jonata na pole k času uloženému Davidovi, a pachole malé s ním.
Sabahleyin Yonatan Davutla buluşmak üzere tarlaya gitti. Yanına bir uşak almıştı.Qua ngày sau, Giô-na-than đi ra ngoài đồng tại nơi đã hẹn cùng Ða-vít; có một đứa tôi tớ trẻ theo người.
Sabahleyin Yonatan Davutla buluşmak üzere tarlaya gitti. Yanına bir uşak almıştı.Qua_ngày sau , Giô-na-than đi ra ngoài đồng tại nơi đã hẹn cùng Ða - vít ; có một đứa tôi_tớ trẻ theo người .
Sabahleyin Yonatan Davutla buluşmak üzere tarlaya gitti. Yanına bir uşak almıştı.Zjutraj pa odide Jonatan na polje na kraj, določen Davidu, in majhen deček ž njim.
Sabahleyin Yonatan Davutla buluşmak üzere tarlaya gitti. Yanına bir uşak almıştı.На другой день утром вышел Ионафан в поле, во время, которое назначил Давиду, и малый отрок с ним.
Sabahleyin Yonatan Davutla buluşmak üzere tarlaya gitti. Yanına bir uşak almıştı.ויהי בבקר ויצא יהונתן השדה למועד דוד ונער קטן עמו׃
Sabahleyin Yonatan Davutla buluşmak üzere tarlaya gitti. Yanına bir uşak almıştı.وكان في الصباح ان يوناثان خرج الى الحقل الى ميعاد داود وغلام صغير معه.
Sabahleyin Yonatan Davutla buluşmak üzere tarlaya gitti. Yanına bir uşak almıştı.次 日 早 晨 、 約 拿 單 按 著 與 大 衛 約 會 的 時 候 、 出 到 田 野 、 有 一 個 童 子 跟 隨
Sabahleyin Yonatan Davutla buluşmak üzere tarlaya gitti. Yanına bir uşak almıştı.次日 早晨 、 約拿單 按 著與 大衛約 會的 時候 、 出到 田野 、 有 一 個 童子 跟隨
'Sizin gibi bir şey' dedi uşak, ıslık çalarak başladı."Alles, was du willst", sagte der Diener und begann zu pfeifen.
'Sizin gibi bir şey' dedi uşak, ıslık çalarak başladı.'Alles wat je wilt,' zei de lakei, en begon te fluiten.
'Sizin gibi bir şey' dedi uşak, ıslık çalarak başladı."Alt du vil," sagde tjenerne, og begyndte at fløjte.
'Sizin gibi bir şey' dedi uşak, ıslık çalarak başladı.'Apa pun yang Anda mau,' kata Footman, dan mulai bersiul.
'Sizin gibi bir şey' dedi uşak, ıslık çalarak başladı."Bármi úgy tetszik," mondta a Béka-inas, és kezdte fütyörészve.
'Sizin gibi bir şey' dedi uşak, ıslık çalarak başladı.Bất cứ điều gì bạn thích, bộ binh, và bắt đầu huýt sáo.
'Sizin gibi bir şey' dedi uşak, ıslık çalarak başladı."Mitä haluat," sanoi lakeija ja alkoi vihellys.
'Sizin gibi bir şey' dedi uşak, ıslık çalarak başladı.Ničesar vam je všeč, "je dejal Footman, in se je začela žvižgati.
'Sizin gibi bir şey' dedi uşak, ıslık çalarak başladı."Orice iti place", a spus infanterist, şi a început să fluieri.
'Sizin gibi bir şey' dedi uşak, ıslık çalarak başladı."Qualquer coisa que você gosta", disse o Lacaio e começou a assobiar.
'Sizin gibi bir şey' dedi uşak, ıslık çalarak başladı."Todo lo que te gusta", dijo el lacayo-, y comenzó a silbar.
'Sizin gibi bir şey' dedi uşak, ıslık çalarak başladı."Tout ce que vous voudrez, dit le valet de pied, et commencé en sifflant.
'Sizin gibi bir şey' dedi uşak, ıslık çalarak başladı.'Tutto quello che vuoi,' ha detto il Lacchè, e ha cominciato a fischiare.
'Sizin gibi bir şey' dedi uşak, ıslık çalarak başladı."Vad som helst du vill, sa betjänt, och började vissla.
'Sizin gibi bir şey' dedi uşak, ıslık çalarak başladı."Vše, co chcete," řekl komorník a začaly hvízdat.
'Sizin gibi bir şey' dedi uşak, ıslık çalarak başladı."Všetko, čo chcete," povedal komorník a začali hvízdať.
'Sizin gibi bir şey' dedi uşak, ıslık çalarak başladı."Wszystko, co chcesz," powiedział Piechota, a zaczął gwizdać.
'Sizin gibi bir şey' dedi uşak, ıslık çalarak başladı."Όλα σας αρέσει", είπε ο υπηρέτης, και ξεκίνησε σφυρίζοντας.
'Sizin gibi bir şey' dedi uşak, ıslık çalarak başladı."Все что угодно, сказал лакей, и начался свист.
'Sizin gibi bir şey' dedi uşak, ıslık çalarak başladı."Все що завгодно, сказав лакей, і почався свист.
'Sizin gibi bir şey' dedi uşak, ıslık çalarak başladı."Всичко, което пожелаете," каза лакей, и започна да си подсвирква.
Sonra İbrahim uşaklarının yanına döndü. Birlikte yola çıkıp Beer-Şevaya gittiler. İbrahim Beer-Şevada kaldı.Abraham regresó a sus siervos, y levantándose se fueron juntos a Beerseba. Y Abraham habitó en Beerseba
Sonra İbrahim uşaklarının yanına döndü. Birlikte yola çıkıp Beer-Şevaya gittiler. İbrahim Beer-Şevada kaldı.Então voltou Abraão aos seus moços e, levantando-se, foram juntos a Beer-Seba; e Abraão habitou em Beer-Seba.
Sonra İbrahim uşaklarının yanına döndü. Birlikte yola çıkıp Beer-Şevaya gittiler. İbrahim Beer-Şevada kaldı.In Abraham se vrne k hlapcema, in vstanejo ter gredo skupaj v Bersebo. In bival je Abraham v Bersebi.
Sonra İbrahim uşaklarının yanına döndü. Birlikte yola çıkıp Beer-Şevaya gittiler. İbrahim Beer-Şevada kaldı.이에 아브라함이 그 사환에게로 돌아와서 함께 떠나 브엘세바에 이르러 거기 거하였더라
Sonra İbrahim uşaklarının yanına döndü. Birlikte yola çıkıp Beer-Şevaya gittiler. İbrahim Beer-Şevada kaldı.Poi Abramo tornò dai suoi servi; insieme si misero in cammino verso Bersabea e Abramo abitò a Bersabea
Sonra İbrahim uşaklarının yanına döndü. Birlikte yola çıkıp Beer-Şevaya gittiler. İbrahim Beer-Şevada kaldı.Tedy navrátil se Abraham k služebníkům svým; a vstavše, šli spolu do Bersabé; nebo bydlil Abraham v Bersabé.
Sonra İbrahim uşaklarının yanına döndü. Birlikte yola çıkıp Beer-Şevaya gittiler. İbrahim Beer-Şevada kaldı.Vtedy sa navrátil Abrahám ku svojim sluhom, a vstali a išli spolu do Bér-šeby. A Abrahám býval v Bér-šebe.
Sonra İbrahim uşaklarının yanına döndü. Birlikte yola çıkıp Beer-Şevaya gittiler. İbrahim Beer-Şevada kaldı.И возвратился Авраам к отрокам своим, и встали и пошли вместе в Вирсавию; и жил Авраам в Вирсавии.
Sonra İbrahim uşaklarının yanına döndü. Birlikte yola çıkıp Beer-Şevaya gittiler. İbrahim Beer-Şevada kaldı.וישב אברהם אל נעריו ויקמו וילכו יחדו אל באר שבע וישב אברהם בבאר שבע׃
Sonra İbrahim uşaklarının yanına döndü. Birlikte yola çıkıp Beer-Şevaya gittiler. İbrahim Beer-Şevada kaldı.ثم رجع ابراهيم الى غلاميه. فقاموا وذهبوا معا الى بئر سبع. وسكن ابراهيم في بئر سبع
Sonra İbrahim uşaklarının yanına döndü. Birlikte yola çıkıp Beer-Şevaya gittiler. İbrahim Beer-Şevada kaldı.於 是 亞 伯 拉 罕 回 到 他 僕 人 那 裡 、 他 們 一 同 起 身 往 別 是 巴 去 、 亞 伯 拉 罕 就 住 在 別 是 巴
Sonra İbrahim uşaklarının yanına döndü. Birlikte yola çıkıp Beer-Şevaya gittiler. İbrahim Beer-Şevada kaldı.於是 亞伯拉罕 回到 他 僕人 那 裡 、 他 們 一同 起身 往別 是 巴去 、 亞伯拉罕 就 住在 別是巴
Sonra İsa yüzbaşıya, ‹‹Git, inandığın gibi olsun›› dedi. Ve uşak o anda iyileşti.E Gesù disse al centurione: «Và, e sia fatto secondo la tua fede». In quell'istante il servo guarì
Sonra İsa yüzbaşıya, ‹‹Git, inandığın gibi olsun›› dedi. Ve uşak o anda iyileşti.Entonces Jesús dijo al centurión: --Ve, y como creíste te sea hecho. Y su criado fue sanado en aquella hora
Sonra İsa yüzbaşıya, ‹‹Git, inandığın gibi olsun›› dedi. Ve uşak o anda iyileşti.In Jezus veli stotniku: Pojdi, in kakor si veroval, naj se ti zgodi. In hlapec njegov je ozdravel tisto uro.
Sonra İsa yüzbaşıya, ‹‹Git, inandığın gibi olsun›› dedi. Ve uşak o anda iyileşti.I řekl Ježíš setníkovi: Jdiž, a jakžs uvěřil, staň se tobě. I uzdraven jest služebník jeho v tu hodinu.
Sonra İsa yüzbaşıya, ‹‹Git, inandığın gibi olsun›› dedi. Ve uşak o anda iyileşti.예수께서 백부장에게 이르시되 가라 네 믿은대로 될지어다 하시니 그 시로 하인이 나으니라