Bunun üzerine uşak elini efendisi İbrahimin uyluğunun altına koyarak bu konuda ant içti.Da legte der Knecht seine Hand unter die Hüfte Abrahams, seines Herrn, und schwur ihm solches.
Bunun üzerine uşak elini efendisi İbrahimin uyluğunun altına koyarak bu konuda ant içti.De dienaar zwoer dat hij Abrahams opdracht zou uitvoeren.
Bunun üzerine uşak elini efendisi İbrahimin uyluğunun altına koyarak bu konuda ant içti.Ðoạn , người đầy_tớ để tay lên đùi Áp - ra-ham chủ mình , và thề sẽ làm theo như lời người đã dặn biểu .
Bunun üzerine uşak elini efendisi İbrahimin uyluğunun altına koyarak bu konuda ant içti.Ðoạn, người đầy tớ để tay lên đùi Áp-ra-ham chủ mình, và thề sẽ làm theo như lời người đã dặn biểu.
Bunun üzerine uşak elini efendisi İbrahimin uyluğunun altına koyarak bu konuda ant içti.Então pôs o servo a sua mão debaixo da coxa de Abraão seu senhor, e jurou-lhe sobre este negócio.
Bunun üzerine uşak elini efendisi İbrahimin uyluğunun altına koyarak bu konuda ant içti.Entonces el siervo puso su mano debajo del muslo de Abraham su señor, y le juró sobre este asunto
Bunun üzerine uşak elini efendisi İbrahimin uyluğunun altına koyarak bu konuda ant içti.Hlapec torej položi roko svojo pod ledje Abrahama, gospodarja svojega, in mu priseže za to reč.
Bunun üzerine uşak elini efendisi İbrahimin uyluğunun altına koyarak bu konuda ant içti.종이 이에 주인 아브라함의 환도뼈 아래 손을 넣고 이 일에 대하여 그에게 맹세하였더라
Bunun üzerine uşak elini efendisi İbrahimin uyluğunun altına koyarak bu konuda ant içti.Le serviteur mit sa main sous la cuisse d`Abraham, son seigneur, et lui jura d`observer ces choses.
Bunun üzerine uşak elini efendisi İbrahimin uyluğunun altına koyarak bu konuda ant içti.Niin palvelija pani kätensä herransa Aabrahamin kupeen alle ja lupasi sen hänelle valalla vannoen.
Bunun üzerine uşak elini efendisi İbrahimin uyluğunun altına koyarak bu konuda ant içti.Podłożył tedy sługa rękę swoję pod biodro Abrahama, pana swego, i przysiągł mu na to.
Bunun üzerine uşak elini efendisi İbrahimin uyluğunun altına koyarak bu konuda ant içti.Robul şi -a pus mîna subt coapsa stăpînului său Avraam, şi i -a jurat că are să păzească aceste lucruri.
Bunun üzerine uşak elini efendisi İbrahimin uyluğunun altına koyarak bu konuda ant içti.Tedy vložil služebník ten ruku svou pod bedro Abrahama, pána svého, a přisáhl jemu na tu řeč.
Bunun üzerine uşak elini efendisi İbrahimin uyluğunun altına koyarak bu konuda ant içti.Veté azért a szolga az õ kezét az õ urának Ábrahámnak tompora alá, és megesküvék néki e dolog felõl.
Bunun üzerine uşak elini efendisi İbrahimin uyluğunun altına koyarak bu konuda ant içti.Vtedy položil služobník svoju ruku pod bedro Abraháma, svojho pána, a prisahal mu dotyčne tejto veci.
Bunun üzerine uşak elini efendisi İbrahimin uyluğunun altına koyarak bu konuda ant içti.И положил раб руку свою под стегно Авраама, господина своего, и клялся ему в сем.
Bunun üzerine uşak elini efendisi İbrahimin uyluğunun altına koyarak bu konuda ant içti.Тогава слугата тури ръката си под бедрото на господаря си Авраама и му се закле за това нещо.
Bunun üzerine uşak elini efendisi İbrahimin uyluğunun altına koyarak bu konuda ant içti.וישם העבד את ידו תחת ירך אברהם אדניו וישבע לו על הדבר הזה׃
Bunun üzerine uşak elini efendisi İbrahimin uyluğunun altına koyarak bu konuda ant içti.فوضع العبد يده تحت فخذ ابراهيم مولاه وحلف له على هذا الامر
Bunun üzerine uşak elini efendisi İbrahimin uyluğunun altına koyarak bu konuda ant içti.僕 人 就 把 手 放 在 他 主 人 亞 伯 拉 罕 的 大 腿 底 下 、 為 這 事 向 他 起 誓
Bunun üzerine uşak elini efendisi İbrahimin uyluğunun altına koyarak bu konuda ant içti.僕人 就 把手 放在 他 主人 亞伯拉罕 的 大腿 底下 、 為這 事 向 他 起誓
Bunun üzerine uşak yiyecekleri halkın önüne koydu. RAB'bin sözü uyarınca halk yedi, birazı da arttı.A tak położył przed nie; i jedli, a zbyło według słowa Pańskiego.
Bunun üzerine uşak yiyecekleri halkın önüne koydu. RAB'bin sözü uyarınca halk yedi, birazı da arttı.A tak predložili pred nich, a jedli aj zvýšili podľa slova Hospodinovho.
Bunun üzerine uşak yiyecekleri halkın önüne koydu. RAB'bin sözü uyarınca halk yedi, birazı da arttı.A tak předložil jim, i jedli, a zůstalo ještě vedlé řeči Hospodinovy.
Bunun üzerine uşak yiyecekleri halkın önüne koydu. RAB'bin sözü uyarınca halk yedi, birazı da arttı.Atunci le -a pus pînile înainte; şi au mîncat şi le -a mai şi rămas, după cuvîntul Domnului.
Bunun üzerine uşak yiyecekleri halkın önüne koydu. RAB'bin sözü uyarınca halk yedi, birazı da arttı.Ấy vậy, người đặt các bánh đó trước mặt họ; họ ăn, và còn thừa lại, y như lời của Ðức Giê-hô-va đã phán.
Bunun üzerine uşak yiyecekleri halkın önüne koydu. RAB'bin sözü uyarınca halk yedi, birazı da arttı.Da satte han det frem for dem, og de spiste og levnede efter HERRENs Ord.
Bunun üzerine uşak yiyecekleri halkın önüne koydu. RAB'bin sözü uyarınca halk yedi, birazı da arttı.Då satte han fram det för dem. Och de åto och fingo över, såsom HERREN hade sagt.
Bunun üzerine uşak yiyecekleri halkın önüne koydu. RAB'bin sözü uyarınca halk yedi, birazı da arttı.Então lhos pôs diante; e comeram, e ainda sobrou, conforme a palavra do Senhor.
Bunun üzerine uşak yiyecekleri halkın önüne koydu. RAB'bin sözü uyarınca halk yedi, birazı da arttı.Entonces él lo puso delante de ellos. Y comieron, y sobró, conforme a la palabra de Jehovah
Bunun üzerine uşak yiyecekleri halkın önüne koydu. RAB'bin sözü uyarınca halk yedi, birazı da arttı.És õ eleikbe adá, és evének, és még maradt is belõle, az Úrnak beszéde szerint.
Bunun üzerine uşak yiyecekleri halkın önüne koydu. RAB'bin sözü uyarınca halk yedi, birazı da arttı.Il mit alors les pains devant eux; et ils mangèrent et en eurent de reste, selon la parole de l`Éternel.
Bunun üzerine uşak yiyecekleri halkın önüne koydu. RAB'bin sözü uyarınca halk yedi, birazı da arttı.Inderdaad bleef er nog eten over, precies zoals de HERE had gezegd.
Bunun üzerine uşak yiyecekleri halkın önüne koydu. RAB'bin sözü uyarınca halk yedi, birazı da arttı.Ja hän tarjosi heille; ja he söivät, ja jäi tähteeksikin, Herran sanan mukaan.
Bunun üzerine uşak yiyecekleri halkın önüne koydu. RAB'bin sözü uyarınca halk yedi, birazı da arttı.저가 드디어 무리 앞에 베풀었더니 여호와의 말씀과 같이 다 먹고 남았더라
Bunun üzerine uşak yiyecekleri halkın önüne koydu. RAB'bin sözü uyarınca halk yedi, birazı da arttı.Lo pose davanti a quelli, che mangiarono, e ne avanzò, secondo la parola del Signore
Bunun üzerine uşak yiyecekleri halkın önüne koydu. RAB'bin sözü uyarınca halk yedi, birazı da arttı.Postavi torej prednje, in jedli so in je še ostalo po besedi GOSPODOVI.
Bunun üzerine uşak yiyecekleri halkın önüne koydu. RAB'bin sözü uyarınca halk yedi, birazı da arttı.Så satte han det frem for dem, og de åt og fikk tilovers efter Herrens ord.
Bunun üzerine uşak yiyecekleri halkın önüne koydu. RAB'bin sözü uyarınca halk yedi, birazı da arttı.Und er legte es ihnen vor, daß sie aßen; und es blieb noch übrig nach dem Wort des HERRN.
Bunun üzerine uşak yiyecekleri halkın önüne koydu. RAB'bin sözü uyarınca halk yedi, birazı da arttı.Τοτε εβαλεν εμπροσθεν αυτων, και εφαγον και αφηκαν υπολοιπον, κατα τον λογον του Κυριου.
Bunun üzerine uşak yiyecekleri halkın önüne koydu. RAB'bin sözü uyarınca halk yedi, birazı da arttı.Он подал им, и они насытились, и еще осталось, по слову Господню.
Bunun üzerine uşak yiyecekleri halkın önüne koydu. RAB'bin sözü uyarınca halk yedi, birazı da arttı.Тогава той сложи пред тях, та се нахраниха, и остана излишък, според Господното слово.
Bunun üzerine uşak yiyecekleri halkın önüne koydu. RAB'bin sözü uyarınca halk yedi, birazı da arttı.ויתן לפניהם ויאכלו ויותרו כדבר יהוה׃
Bunun üzerine uşak yiyecekleri halkın önüne koydu. RAB'bin sözü uyarınca halk yedi, birazı da arttı.فجعل امامهم فأكلوا وفضل عنهم حسب قول الرب
Bunun üzerine uşak yiyecekleri halkın önüne koydu. RAB'bin sözü uyarınca halk yedi, birazı da arttı.僕 人 就 擺 在 眾 人 面 前 、 他 們 喫 了 、 果 然 還 剩 下 、 正 如 耶 和 華 所 說 的
Bunun üzerine uşak yiyecekleri halkın önüne koydu. RAB'bin sözü uyarınca halk yedi, birazı da arttı.僕人 就 擺在 眾人 面前 、 他 們喫 了 、 果然 還 剩下 、 正如 耶和華 所 說的
Bu uşak, onun sözleri tekrarlayarak için bu iyi bir fırsat düşünmek görünüyordu. varyasyonları.Az inas úgy tűnt, hogy szerintem ez egy jó lehetőség megismételte megjegyzését, és eltérések.
Bu uşak, onun sözleri tekrarlayarak için bu iyi bir fırsat düşünmek görünüyordu. varyasyonları.De Footman leek dit een goede kans dat voor het herhalen van zijn opmerking, met variaties.
Bu uşak, onun sözleri tekrarlayarak için bu iyi bir fırsat düşünmek görünüyordu. varyasyonları.Die Footman schien dies eine gute Gelegenheit für die Wiederholung seiner Bemerkung denken, mit Variationen.
Bu uşak, onun sözleri tekrarlayarak için bu iyi bir fırsat düşünmek görünüyordu. varyasyonları.El lacayo parecía pensar que era una buena oportunidad para repetir su observación, con variaciones.
Bu uşak, onun sözleri tekrarlayarak için bu iyi bir fırsat düşünmek görünüyordu. varyasyonları.Il cameriere sembrava pensare questo una buona occasione per ripetere la sua osservazione, con variazioni.
Bu uşak, onun sözleri tekrarlayarak için bu iyi bir fırsat düşünmek görünüyordu. varyasyonları."Minä istun tässä," hän sanoi, "päälle ja pois, päiviä ja päivää. "
Bu uşak, onun sözleri tekrarlayarak için bu iyi bir fırsat düşünmek görünüyordu. varyasyonları.Sluhovi Zdalo sa, že to dobrá príležitosť na opakovanie jeho poznámka, s variácií.
Bu uşak, onun sözleri tekrarlayarak için bu iyi bir fırsat düşünmek görünüyordu. varyasyonları.Sluhovi Zdálo se, že to dobrá příležitost k opakování jeho poznámka, s variací.
Bu uşak, onun sözleri tekrarlayarak için bu iyi bir fırsat düşünmek görünüyordu. varyasyonları.The 보병과 함께, 그의 말을 반복이 좋은 기회를 생각하는 듯
Bu uşak, onun sözleri tekrarlayarak için bu iyi bir fırsat düşünmek görünüyordu. varyasyonları.Tjenerne syntes at synes, at det en god anledning til at gentage sin bemærkning med variationer.
Bu uşak, onun sözleri tekrarlayarak için bu iyi bir fırsat düşünmek görünüyordu. varyasyonları."Tôi sẽ ngồi ở đây," ông nói, "và tắt, ngày và ngày.
Bu uşak, onun sözleri tekrarlayarak için bu iyi bir fırsat düşünmek görünüyordu. varyasyonları.Valetului părea să cred că de această ocazie un bun pentru repetarea remarca lui, cu variaţii.
Bu uşak, onun sözleri tekrarlayarak için bu iyi bir fırsat düşünmek görünüyordu. varyasyonları.Ο υπηρέτης φαινόταν να πιστεύουν αυτό μια καλή ευκαιρία για την επανάληψη παρατήρησή του, με παραλλαγές.
Bu uşak, onun sözleri tekrarlayarak için bu iyi bir fırsat düşünmek görünüyordu. varyasyonları.Лакей изглеждаше да мисля, че това е добра възможност за повтаряне му забележка, с вариации.