Bana çocuk vermediğin için evimdeki bir uşak mirasçım olacak.››Şi Avram a zis: ,,Iată că nu mi-ai dat sămînţă, şi slujitorul născut în casa mea va fi moştenitorul meu.``
Bana çocuk vermediğin için evimdeki bir uşak mirasçım olacak.››Soggiunse Abram: «Ecco a me non hai dato discendenza e un mio domestico sarà mio erede»
Bana çocuk vermediğin için evimdeki bir uşak mirasçım olacak.››ειπε προσετι ο Αβραμ, Ιδου, δεν εδωκας εις εμε σπερμα και ιδου, οικετης μου θελει με κληρονομησει.
Bana çocuk vermediğin için evimdeki bir uşak mirasçım olacak.››Аврам рече още: Ето Ти не ми даде чадо; и, ето, един роден в дома ми ще ми стане наследник.
Bana çocuk vermediğin için evimdeki bir uşak mirasçım olacak.››И сказал Аврам: вот, Ты не дал мне потомства, и вот, домочадец мой наследник мой.
Bana çocuk vermediğin için evimdeki bir uşak mirasçım olacak.››ויאמר אברם הן לי לא נתתה זרע והנה בן ביתי יורש אתי׃
Bana çocuk vermediğin için evimdeki bir uşak mirasçım olacak.››وقال ابرام ايضا انك لم تعطني نسلا وهوذا ابن بيتي وارث لي.
Bana çocuk vermediğin için evimdeki bir uşak mirasçım olacak.››亞 伯 蘭 又 說 、 你 沒 有 給 我 兒 子 、 那 生 在 我 家 中 的 人 、 就 是 我 的 後 嗣
Bana çocuk vermediğin için evimdeki bir uşak mirasçım olacak.››亞伯蘭 又 說 、 你 沒有給 我 兒子 、 那 生 在 我 家中 的 人 、 就是 我 的 後嗣
'Ben burada oturup,' uşak 'yarına' dikkat"Aku akan duduk di sini," kata Footman itu, "sampai besok - '
'Ben burada oturup,' uşak 'yarına' dikkat"Będę tu siedzieć," Piechota stwierdził, że "do jutra -"
'Ben burada oturup,' uşak 'yarına' dikkat"Én itt ülök, a" Béka-inas megjegyezte: "holnap -"
'Ben burada oturup,' uşak 'yarına' dikkat'Eu sentar aqui ", comentou o Lacaio," até amanhã -'
'Ben burada oturup,' uşak 'yarına' dikkat"Ich werde hier sitzen," die Footman bemerkte, "bis morgen - '
'Ben burada oturup,' uşak 'yarına' dikkat'Ik zal hier zitten,' de lakei merkte, 'tot morgen -'
'Ben burada oturup,' uşak 'yarına' dikkat'Io sono seduto qui,' il cameriere ha osservato, 'fino a domani -'
'Ben burada oturup,' uşak 'yarına' dikkat"I se sta aici, denumită în continuare" infanterist remarcat, "până mâine -"
'Ben burada oturup,' uşak 'yarına' dikkat"Jag ska sitta här," betjänten anmärkte, "tills i morgon -"
'Ben burada oturup,' uşak 'yarına' dikkat"Jaz se tukaj sedel, v nadaljevanju Footman pripomnil," do jutri - "
'Ben burada oturup,' uşak 'yarına' dikkat"Jeg skal sidde her," tjenerne bemærkede, till i morgen - '
'Ben burada oturup,' uşak 'yarına' dikkat"Je vais m'asseoir ici", fait remarquer le valet de pied, à demain - '
'Ben burada oturup,' uşak 'yarına' dikkat'내가 여기 앉아한다'는 하인 '은 내일까지 -'언급
'Ben burada oturup,' uşak 'yarına' dikkat"Me sentaré aquí", comentó el Lacayo, "hasta mañana - '
'Ben burada oturup,' uşak 'yarına' dikkat"Minä istun tässä, jäljempänä lakeija huomautti," huomiseen - "
'Ben burada oturup,' uşak 'yarına' dikkat"Sadnem si tu," poznamenal lokaj, "až zajtra -"
'Ben burada oturup,' uşak 'yarına' dikkat"Sednu si tady," poznamenal lokaj, "až zítra -"
'Ben burada oturup,' uşak 'yarına' dikkat"Tôi sẽ ngồi ở đây, các bộ binh nhận xét," cho đến ngày mai "
'Ben burada oturup,' uşak 'yarına' dikkat"Θα καθίσετε εδώ," ο υπηρέτης παρατήρησε, "μέχρι αύριο - '
'Ben burada oturup,' uşak 'yarına' dikkat"Аз седя тук", отбеляза лакей, "до утре"
'Ben burada oturup,' uşak 'yarına' dikkat"Я буду сидеть здесь," Пехотинец заметил: "до завтра - '
'Ben burada oturup,' uşak 'yarına' dikkat"Я буду сидіти тут," Піхотинець зауважив: "до завтра - '
'Ben burada oturup,' uşak 'yarına' dikkat"אני אשב כאן," אמר המשרת, "עד מחר -"
'Ben burada oturup,' uşak 'yarına' dikkat"إنني أجلس هنا و،' احظ أجير "، حتى غدا --'
'Ben burada oturup,' uşak 'yarına' dikkatこの時点では家のドアが開き、大きなプレートがスキミングを来た
Ben uşak değilim.Я Доктор Ужасный.
Bir adam, bir uşak, daha yaşlı olan uşak, genç olana bakıyor ve "Bana bak.C'est un homme, un domestique, un domestique qui regarde ce domestique plus jeune, qui dit, " Regarde-moi.
Bir adam, bir uşak, daha yaşlı olan uşak, genç olana bakıyor ve "Bana bak.Een man, een oudere dienaar die naar deze jongere dienaar kijkt en zegt: "Kijk me aan.
Bir adam, bir uşak, daha yaşlı olan uşak, genç olana bakıyor ve "Bana bak.Er ist ein Mann, ein Diener; ein älterer Diener, der diesen jüngeren Diener ansieht und sagt: "Sieh mich an.
Bir adam, bir uşak, daha yaşlı olan uşak, genç olana bakıyor ve "Bana bak.Es un hombre, un criado, un viejo criado mirando a este criado joven, diciendo: "Mírame.
Bir adam, bir uşak, daha yaşlı olan uşak, genç olana bakıyor ve "Bana bak.É um homem, um criado, um criado mais velho a olhar para este criado mais novo. Ele diz: - "Olha para mim.
Bir adam, bir uşak, daha yaşlı olan uşak, genç olana bakıyor ve "Bana bak.È un uomo, un domestico, un anziano domestico che guarda un giovane domestico, e dice: "Guardami.
Bir adam, bir uşak, daha yaşlı olan uşak, genç olana bakıyor ve "Bana bak.Han är en man, en betjänt, en äldre betjänt som tittar på denna yngre betjänt, soch säger "Titta på mig.
Bir adam, bir uşak, daha yaşlı olan uşak, genç olana bakıyor ve "Bana bak.Je to muž, sluha, starší sluha se dívá na tohoto mladšího sluhu, a říká: "Podívej se na mě.
Bir adam, bir uşak, daha yaşlı olan uşak, genç olana bakıyor ve "Bana bak.남자, 하인, 나이가 많은 하인이 젋은 하인을 보면서 "이봐. 너가 앞으로 겪게 될 일에 대해 이야기 할 게 있다.
Bir adam, bir uşak, daha yaşlı olan uşak, genç olana bakıyor ve "Bana bak.Ő egy férfi, egy cseléd, egy idősebb cseléd aki figyeli a fiatalabbikat, mondván, "Nézz rám.
Bir adam, bir uşak, daha yaşlı olan uşak, genç olana bakıyor ve "Bana bak.To mężczyzna, starszy służący patrzący na młodszego, Mówi: "Spójrz na mnie.
Bir adam, bir uşak, daha yaşlı olan uşak, genç olana bakıyor ve "Bana bak.Он смотрит на молодого слугу и говорит: "Посмотри на меня.
Bir adam, bir uşak, daha yaşlı olan uşak, genç olana bakıyor ve "Bana bak.Той е мъж, слуга, възрастен слуга, който гледа този млад слуга и казва: "Погледни ме.
Bir adam, bir uşak, daha yaşlı olan uşak, genç olana bakıyor ve "Bana bak.גבר, משרת מבוגר יותר שמתבונן במשרת הצעיר הזה, ואומר, "הבט אלי. אני רוצה להזהיר אותך
Bir adam, bir uşak, daha yaşlı olan uşak, genç olana bakıyor ve "Bana bak.فهو رجل، خادم، خادم أكبر ينظر إلى الخادم الصغير قائلاً: "أنظر إلي. أريد أن أنذرك
Bir adam, bir uşak, daha yaşlı olan uşak, genç olana bakıyor ve "Bana bak.「こっちを見て これから君の身に起こることで 言っておきたいことがある どうか こっちを見て」
'Bir anlamda sizin çalıyor olabilir,' uşak olmadan gitti aramızda kapı olsaydı, ona katılıyor."Je možné, že nejaký zmysel v klopanie," lokaj pokračoval, bez účasti na nej, "keby sme mali dvere medzi nami.
'Bir anlamda sizin çalıyor olabilir,' uşak olmadan gitti aramızda kapı olsaydı, ona katılıyor.'귀하의 문을 두드리는 소리에 어떤 의미가있을 수도'하인없이 계속됐다 우리가 우리 사이에 문이있다면 '그녀에게 참석.
'Bir anlamda sizin çalıyor olabilir,' uşak olmadan gitti aramızda kapı olsaydı, ona katılıyor."Nie może być pewnym sensie w pukania" Piechur dalej bez uczęszczających do niej: "gdybyśmy drzwi między nami.
'Bir anlamda sizin çalıyor olabilir,' uşak olmadan gitti aramızda kapı olsaydı, ona katılıyor."אולי יש איזו תחושה של דפיקות שלך," המשיך המשרת על ללא השתתפות לה, 'אם היה לנו את הדלת בינינו.
'Bir anlamda sizin çalıyor olabilir,' uşak olmadan gitti aramızda kapı olsaydı, ona katılıyor."قد يكون هناك بعض المنطق في ضرب الخاص ،' ذهبت من دون أجير يحضر لها ، "اذا كان لنا الباب بيننا.
'Bir anlamda sizin çalıyor olabilir,' uşak olmadan gitti aramızda kapı olsaydı, ona katılıyor.私たちは私たちの間のドアがあれば"、彼女に出席。 例えば、あなたの中であった場合、あなたがノックかもしれない、と私はあなたをさせることができる、あなたが知っている。"
Bunun üzerine uşak elini efendisi İbrahimin uyluğunun altına koyarak bu konuda ant içti.Då lade tjänaren sin hand under sin herre Abrahams länd och lovade honom detta med ed.
Bunun üzerine uşak elini efendisi İbrahimin uyluğunun altına koyarak bu konuda ant içti.Da lagde Trællen sin Hånd under sin Herre Abrahams Lænd og svor ham Eden.
Bunun üzerine uşak elini efendisi İbrahimin uyluğunun altına koyarak bu konuda ant içti.Da la tjeneren sin hånd under Abrahams, sin herres lend og lovte ham dette med ed.