Onu söylemek uğursuzluk getirir.It's bad luck to say that.
Kara kedi uğursuzluk getirir.Black cats bring bad luck.
Çünkü kısırlık uğursuzluk işaretidir.Fear is sign of weakness.
Kan grubunu botlarına yapıştırıyor. -Bu uğursuzluk getirir. -Hayır, zekice.Let's move out.
O profesörle yine karşılaşması gerçekten de uğursuzluk olmalı.She must be really ill fated with that professor.
Bilin ki, kendilerinin uğradığı uğursuzluk Allah katındandır, fakat çoğu bunu bilmezler.But surely the omen was with God, yet most of them did not understand.
Bu uğursuzluk size öğüt verildiği için mi?Do you (consider it a bad omen) that you should be warned?
İyice bil ki uğradıkları uğursuzluk, Allah'tandı, fakat çoğu bilmezdi bunu.But surely the omen was with God, yet most of them did not understand.
Gözünüzü açın! Onların uğursuzluk kuşu, Allah katındadır, fakat çokları bilmiyorlar.But surely the omen was with God, yet most of them did not understand.
Dedi: "Uğursuzluk kuşunuz Allah katındadır. Daha doğrusu siz, imtihana çekilen bir topluluksunuz.In reality you are a people under trial (for your own inauspiciousness)."
Dediler: "Sizin yüzünüzden uğursuzlukla karşılaştık/biz sizi uğursuzluk sebebi saymaktayız.They rejoined: "We feel you augur ill.
Dediler: "Uğursuzluk kuşunuz sizinle beraberdir.(The messengers) said: "The augury is within your own selves.
Ve şomluk ve uğursuzluk yâranı. Nedir şomluk ve uğursuzluk yâranı?But those of the left hand -- how (unhappy) those of the left hand --
Bizim ayetlerimizi tanımayanlara gelince bunlar; şomluk, uğursuzluk yâranıdır.But those who deny Our revelations are the people of the left hand:
Bilesiniz ki, onlara gelen uğursuzluk Allah katındandır, fakat onların çoğu bunu bilmezler.But surely the omen was with God, yet most of them did not understand.
Salih: Size çöken uğursuzluk (sebebi), Allah katında (yazılı) dır.(Saleh) replied: "The evil you presage can only come from God.
Size nasihat ediliyorsa bu uğursuzluk mudur?Do you (consider it a bad omen) that you should be warned?
Akıllarını kullanmayanlar üzerine Allah bir uğursuzluk yükler.He puts doubt in (the minds of) those who do not think.
Salih: "Size çöken uğursuzluk (sebebi) Allah katında (yazılı)dır.(Saleh) replied: "The evil you presage can only come from God.
Dediler ki, "Sen ve beraberindekiler bize uğursuzluk getirdiniz."They said: "You betoken evil, and those with you."
Uğursuzluk üstüne uğursuzluğa sahip bir günde üzerlerine vahşi bir rüzgar gönderdik.We let loose against them a violent roaring wind on a day of ill omen, continuous,
Elçiler: "Uğursuzluğunuz kendinizdendir. Bu uğursuzluk size öğüt verildiği için mi?They said, 'Your augury is with you; if you are reminded?
Dediler: "Uğursuzluk kuşunuz sizinle beraberdir. Size öğüt verildi diye mi bütün bunlar?They said, 'Your augury is with you; if you are reminded?
Dedi: "Uğursuzluk kuşunuz Allah katındadır.He said: your augury is with Allah.
Onların uğursuzluk kuşu, Allah katındadır, fakat çokları bilmiyorlar.Verily, their evil omens are with Allah but most of them know not.
Her insanın uğursuzluk kuşunu onun boynuna takmışızdır.For every person We have attached his fate to his neck.
Hussain Manawer sürekli durdurulmasının sebebinin uğursuzluk olduğunu düşünüyor.Hussain Manawer thinks he is jinxed he gets stopped so often.
Kara kedi uğursuzluk getirir.Schwarze Katzen bringen Unglück.
Onu söylemek uğursuzluk getirir.Ça porte malheur de dire ça.
Yöre halkı bu koruluktan kesim yapmayı uğursuzluk olarak kabul etmektedir.Estamos seguros de que cabe aquele desassombrado municipalista toda a razão.
Baykuşun ötüşünü görmek uğursuzluktur.Mała, o jasnym ubarwieniu małpa.
İnkârcılar, elçileri, kendilerine uğursuzluk getirmekle suçladılar.The Messengers voi tarkoittaa seuraavia asioita: Pahan sanansaattajat (engl.
Kara kedi uğursuzluk getirir.Mustat kissat tuovat epäonnea.
İnkârcılar, elçileri, kendilerine uğursuzluk getirmekle suçladılar.Demikianlah Allah telah melindungi rasul-Nya dari perbuatan jahat hamba-hamba-Nya yang kafir.
Örneğin, aynı kibritle art arda üç sigara yakmanın uğursuzluk getireceğine inanılır.Ba mẫu tự trong huy hiệu được khắc họa hình ảnh những đốt tre vàng.
İnkârcılar, elçileri, kendilerine uğursuzluk getirmekle suçladılar.影の使者に襲われた者も影の使者になってしまうという。
Gece aynaya bakmak uğursuzluk getireceği düşüncesiyle hoş karşılanmaz.在一個夜晚中為織占卜,卻看不到讓他免於不幸的方法。
Halk İnanışları Yol üzerinde kaplumbağa ve tavşan’a rastlanması uğursuzluk sayılır.승강장에 토끼와 거북의 석상이 있다.
Örneğin, aynı kibritle art arda üç sigara yakmanın uğursuzluk getireceğine inanılır.V treťom príbehu sa stretávajú zápalky a čajník, ktorý svojou vriacou vodou ničí horiace zápalky.
Gece aynaya bakmak uğursuzluk getireceği düşüncesiyle hoş karşılanmaz.Ei tohi huligaansusel lasta praegust silmapilku tarvitada segaduste loomiseks.
-Bu uğursuzluk getirir.-Eso es de mala suerte.
-Bu uğursuzluk getirir.-Este ghinion.
-Bu uğursuzluk getirir. -Hayır, zekice. Deltaların hepsi bunu yapar.Et tarvitse tuota kamu.
-Bu uğursuzluk getirir. -Hayır, zekice. Deltaların hepsi bunu yapar.Nu sticker vi.
-Bu uğursuzluk getirir. -Hayır, zekice.To přináší smůlu.
-Bu uğursuzluk getirir. -Hayır, zekice..זה מביא מזל רע .לא, זה חכם-
-Bu uğursuzluk getirir.- Isso dá azar.
-Bu uğursuzluk getirir.To prinaša nesrečo.
-Bu uğursuzluk getirir.- To prináša smolu.
-Bu uğursuzluk getirir.-Είναι γρουσουζιά.
-Bu uğursuzluk getirir.-Това е лош късмет.
Gerçekten de. O profesörle yine karşılaşması gerçekten de uğursuzluk olmalı.لابد وان حظها سيء عندما اشرفت على اختباره تلك البروفيسوره
Gerçekten de. O profesörle yine karşılaşması gerçekten de uğursuzluk olmalı.どうする? デートの約束はお流れだな
-Hayır, zekice. Deltaların hepsi bunu yapar. Son mektup da uğursuzluk getirir.Kita berangkat.
Hussain Manawer sürekli durdurulmasının sebebinin uğursuzluk olduğunu düşünüyor.Hussain Manawer cree que le han echado un mal de ojo de tanto que lo detienen.
Hussain Manawer sürekli durdurulmasının sebebinin uğursuzluk olduğunu düşünüyor.Hussain Manawer pensa ser vítima de uma maldição, de tantas vezes que já foi retido.
Hussain Manawer sürekli durdurulmasının sebebinin uğursuzluk olduğunu düşünüyor.Hussain Manawer se fait si souvent arrêter qu’il pense être maudit.
Hussain Manawer sürekli durdurulmasının sebebinin uğursuzluk olduğunu düşünüyor.Ο Hussain Manawer πιστεύει ότι είναι γκαντέμης που τον σταματάνε τόσο συχνά.
Hussain Manawer sürekli durdurulmasının sebebinin uğursuzluk olduğunu düşünüyor.Хуссейн Манавер считает, что его сглазили, так как его часто останавливают.
Kan grubunu botlarına yapıştırıyor. -Bu uğursuzluk getirir. -Hayır, zekice.أنت لن تحتاج ذلك، يا رجل. نحن لن نبتعد كثيرا.