Son arzum Almanya'nın birlik ve barış uğruna, Doğu ve Batı arasındaki anlayışı kurtarmak gerektiğidir.Utolsó kívánságom, hogy Németország egységét megőrizzék, a Kelet és a Nyugat pedig jusson megértésre.”
Aksine insanın onun uğruna her gün savaşması gerekirdi.Ezeknek az embereknek a szó szoros értelmében a mindennapi létükért kellett nap mint nap megküzdeniük.
İkinci filmde Fallen'ı yenmek uğruna Optimus Prime ile birleşerek kendini feda etmiştir.Majd feláldozta magát azért, hogy Optimusz Fővezér legyőzhesse a Bukottat.
Final bölümünde karşımıza yine çıkar.Bu sefer yıllarca uğruna çalıştığı şirkete karşı savaşmaktadır.A Parlament ezután újra szavaz, ezúttal a Bizottság egészéről.
Bütün servetini, hayatını adadığı bilimsel araştırmalar uğruna tüketmiş olduğu rivayet edilir.Hän on pettynyt, että tiede, jolle hän on uhrannut koko elämänsä, johti katastrofiin.
Para uğruna yaptı.Hän teki sen rahan vuoksi.
Onun şimdi uğruna yaşamak için hiçbir şeyi yok.Nyt hänellä ei ole mitään minkä vuoksi elää.
Öte yandan Centauri İmparatoru Cartagia, kişisel güç ve ihtirasları uğruna Gölgeler'le bir anlaşma yapmıştır.Ο Κενταυριανός Αυτοκράτορας Καρτάγια αναπτύσσει μία σχέση με τις Σκιές.
Bir sorumluluk ya da bir ideal uğruna değil, zorunlu oldukları için savaşırlar.De går ikke i krig for vinding eller hævn men simpelthen fordi de har lyst.
Hakimiyet uğruna mücadeleler ve iç çekişmeler sonucunda devletin kendilerine bağlantıları zayıflamıştı.Indbyrdes og i forhold til frihedskampen er deres situation omsider afklaret.
"Bu sizin uğrunuza feda edilen bedenimdir.Dette er min kropp som gis for dere.
Amaç edindikleri şey uğruna savaşıyor olmaları önemliydi.De krevde nå realiseringen av det de hadde kjempet for.
Bu amaç uğruna kendini feda eder.Selv må hun sørge derfor.
Osmanlılar ile Safevîler, 150 yıldan daha uzun bir süre Irak'ın verimli toprakları uğruna savaştılar.De osmanske tyrkerne og safavidene kjempet om de fruktbare slettene i Irak i mer enn 150 år.
Gece mücadelesi uğruna kendini hayattan soyutlamıştır.Han forgifter seg selv samme natt.
Mammadov, devletliğimiz uğruna hayatını feda etti.Zamjatin beholdt sitt sovjetiske statsborgerskap livet ut.
Baskına uğrayınca onun uğruna savaştılar.Vendte de uten tillatelse tilbake, skulle de ha sitt liv forbrutt.
Size yardım edeceksem, dava uğruna yardım edeceğim."Bahkan jika saya dapat membantu wasit, saya akan melakukannya dengan senang hati."
Okuduğu okula isimi verilir. ^ "MƏMMƏDOV SEYMUR QƏHRƏMAN oğlu". veten-ugrunda.az.Namanya dijadikan nama perguruan tinggi, yaitu STAI DR.KHEZ. Muttaqien (STAI Muttaqien) di Purwakarta.
Aksine insanın onun uğruna her gün savaşması gerekirdi.Sebab banyak sekali orang yang selalu tampil menarik setiap hari sesuai pekerjaannya.
"Bir ihtimal uğruna".Beri mereka kesempatan".
Lakin çıkarlar uğruna yapılmış davranışlar sonucunda düşmanlık kazanılmamalıdır.Apabila perbuatan tersebut dilakukan dengan terpaksa bukanlah pencerminan dari akhlak.
Bu oyuncuların pek çoğu yüksek öğrenim uğruna kenti terk etmek zorunda kalmışlardı.Sehingga, masyarakat dari desa ini banyak yang bersekolah ke luar desa.
Oysa yıldızlara sahip olmak uğruna ömrümüzü hayallere satarız.Bà là nguồn cảm hứng cho các thế hệ phụ nữ theo đuổi giấc mơ vươn tới các vì sao.
Aksine insanın onun uğruna her gün savaşması gerekirdi.Là giống cần được vận động đều hàng ngày.
"Bir ihtimal uğruna".'Phải có lý do nào đó.'
Fethin daha bir ülkeyi parlattığı gündü; Biz uğruna can verdiğimiz yerde göründü.その日は鳴物(なりもの)停止(ちようじ)の日で役者たちは隙(ひま)、大勢の若衆も参詣に来た。
Baskına uğrayınca onun uğruna savaştılar.武哉からそのことを指摘された時には、激昂して殴り飛ばしてしまった。
Allah, zalimleri sevmez."(Al-i İmran 140) "Bildiğin gibi, Rabbin seni hak uğruna, öz yurdundan çıkarmıştı.主祀 天照大神(あまてらすすめおおかみ) 配祀。
Palpatine’in bu amaç uğruna attığı ilk adım, Jedi Konseyi’ne kişisel bir temsilci ataması oldu.これを裏付けるパルパティーンの最初の行動は、ジェダイ評議会に彼の個人的な代理人を送り込むことだった。
Ancak uğruna savaştığı o günleri göremedi.しかし、彼が戦っている姿を誰一人見ていない。
Aksine insanın onun uğruna her gün savaşması gerekirdi.ご主人様の代わりに毎日けなげに働きに行くのであった。
Tam bağımsızlık uğruna güzel şeyler söylüyor.完全に独立して生えている為、良く目立つ。
Amaç edindikleri şey uğruna savaşıyor olmaları önemliydi.彼等は正しいと知っていたもののために戦った。
Okuduğu okula isimi verilir. ^ "MƏMMƏDOV SEYMUR QƏHRƏMAN oğlu". veten-ugrunda.az.諸住究(もろずみ きわむ) みんなからは究と呼ばれる高校生の少年。
Oysa yıldızlara sahip olmak uğruna ömrümüzü hayallere satarız.星の夢とは戦わない。
Günümüzde Börklüce Mustafa'yı komünist fikirler uğruna isyan eden ilk kişi olarak görenler de vardır.シェイフ・ウベイドゥッラーはクルド人のなかで近代的ナショナリズム思想を追求した最初期の指導者の1人とされる。
İçimi tazeler, Adı uğruna bana doğru yollarda öncülük eder.祂使我的灵魂甦醒, 为自己的名引导我走义路。
Yorgunluğa bakmaksızın kendini çatlatmak pahasına da olsa olanca gayret ve kuvvetini itaat uğruna sarf eder.對加於自身的侮辱必定施以懲罰,在幾件事情上會表示慈愛和人情味。
2014'ten beri Aşk Uğruna setinde tanıştığı İngiliz yardımcı yönetmen Tom Ackerley ile ilişki içerisindedir.自2014年起,羅比一直與英國副導湯姆·艾克禮(Tom Ackerley)交往。
Ve bir de uğruna canını verebileceği, aşık olduğu Eyşan'ı vardır.贺铸妻為宗室濟國公趙克彰之女,夫妻恩愛甚篤。
Okuduğu okula isimi verilir. ^ "MƏMMƏDOV SEYMUR QƏHRƏMAN oğlu". veten-ugrunda.az.劉倬琦是私生女,曾就讀於東華三院李潤田紀念中學。
Size yardım edeceksem, dava uğruna yardım edeceğim."如果他们有意向购买的话,我可以为他们提供帮助”。
Fethin daha bir ülkeyi parlattığı gündü; Biz uğruna can verdiğimiz yerde göründü.特宣布中外于朕誔日毋(不)得建立祝寿道场…若不遵谕旨朕必加以(处)分不少宽贷特谕。
Bir sorumluluk ya da bir ideal uğruna değil, zorunlu oldukları için savaşırlar.反對強制投票的理由視投票並非責任,而是權利。
Aksine insanın onun uğruna her gün savaşması gerekirdi.天天因此必須跟另一個自己對決。
Her şey Senin Uğruna 07.너 때문이야 7.
İntikam uğruna yapmayacağı şey olmayan bir karakterdir.복수형을 쓰지 않는 것에 대해서도 불만 여론이 있다.
2014'ten beri Aşk Uğruna setinde tanıştığı İngiliz yardımcı yönetmen Tom Ackerley ile ilişki içerisindedir.영화 《스윗 프랑세즈》에서 만난 영국인 조감독 톰 애컬리(Tom Ackerley)와 2014년부터 교제 중이다.
Bütün bunlar bir .hiç uğruna, kapısında çalıştığı zalim ağa Haceli'nin (Hayati Hamzaoğlu) yüzünden olmuştur.그러나 하비의 모든 호족들이 유비를 반겼던 것은 아니었기 때문에, 이 일은 훗날 유비가 여포에게 하비를 빼앗기는 결과를 초래하였다.
Amaç edindikleri şey uğruna savaşıyor olmaları önemliydi.그들이 피하려고 하는 것은 무엇인가에 대한 것이다.
"Uğruna savaştığımız özgürlüklerimiz, görevlerimiz ve hakklarımız var.저희는 그들의 자유롭고, 행복하고, 성취된 삶을 살 권리를 지지합니다."
Ülkem uğruna hapse girdiğim için kendimi iyi hissediyorum."차라리 제가 감옥에 가 있는 것이 더 편할 것 같습니다”.
Aksine insanın onun uğruna her gün savaşması gerekirdi.그래서 어떤 의미에선 매일이 도전 같았다.
Size yardım edeceksem, dava uğruna yardım edeceğim."אילו היית אומרת לי, הייתי מסייעת לך".
Son arzum Almanya'nın birlik ve barış uğruna, Doğu ve Batı arasındaki anlayışı kurtarmak gerektiğidir.משאלתי האחרונה היא כי גרמניה תבין את מהותה, ותסייע להבנה בין המזרח ובין המערב.
Özgürlük, geçici bir güvenlik uğruna feda edilebilir mi?האם ניתן להתעלם לרגע מן המוסרי?
Açık teknoloji bu amaç uğrunda bir anahtar konumundadır."טכנולוגיה פתוחה" מוגדרת להיות אחד מהיסודות העיקרים להשגת מטרה זו.
Bazı karakterleri görüşü uğruna kullanmıştır. "חוששני שהם עשו עליכם ניסויים"
Boş bir adam uğruna hayatını ve kendine güvenenlerin hayatını riske etmek istemiyordu.הוא לא היה מוכן לסכן את חיי האנשים והכלבים מתוך עקשנות גרידא.