Ana içeriğe geç
Sözlük

uğrun ile cümle

uğrun kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
10
ORT. KELİME
-dayanışma veya ideoloji uğruna yapılmadığını görürsünüz.-nie robią tego dla społeczniści ani dla ideologii.
-dayanışma veya ideoloji uğruna yapılmadığını görürsünüz.-no lo hacen por camaradería o para defender una ideología.
-dayanışma veya ideoloji uğruna yapılmadığını görürsünüz.- så gør de det ikke for et fællesskab eller for at støtte en ideologi.
-dayanışma veya ideoloji uğruna yapılmadığını görürsünüz.-tun die Leute es nicht aus Kameradschaft oder um die Ideologie dahinter zu unterstützen.
-dayanışma veya ideoloji uğruna yapılmadığını görürsünüz.- tun die Leute es nicht aus Verbundenheit oder um die Ideologie dahinter zu unterstützen.
-dayanışma veya ideoloji uğruna yapılmadığını görürsünüz.-Они не делают его для общения или для поддержки идеологии.
-dayanışma veya ideoloji uğruna yapılmadığını görürsünüz.הם לא עושים זאת בגלל האחווה- .או תמיכה באידאולוגיה
-dayanışma veya ideoloji uğruna yapılmadığını görürsünüz.ستجد أنهم لا يفعلون ذلك لأجل متتبعيهم و لا لأجل دعم الأفكار
-dayanışma veya ideoloji uğruna yapılmadığını görürsünüz.簡単で無料だからだ
Dediğim gibi, sadece bir süre düşünelim, Bunu bugün bir iddia uğruna dile getirelimSólo supongan, como les he dicho, que adquirimos... pongamos por caso hoy...
Dediğim gibi, sadece bir süre düşünelim, Bunu bugün bir iddia uğruna dile getirelimSupposons, comme j'ai dit, que nous acquérons -- disons, aujourd'hui --
Değerli insanlarla, gereksiz şeyler uğruna boşuna harcadığım zaman için pişmanım.A ľutoval som čas, ktorý som premárnil na veci, na ktorých nezáležalo s ľuďmi, na ktorých mi záležalo.
Değerli insanlarla, gereksiz şeyler uğruna boşuna harcadığım zaman için pişmanım.Arrependi-me do tempo que perdi em coisas sem importância, com pessoas importantes.
Değerli insanlarla, gereksiz şeyler uğruna boşuna harcadığım zaman için pişmanım.Dan saya menyesali waktu yang saya buang untuk hal-hal yang tidak berarti dengan orang-orang yang berarti.
Değerli insanlarla, gereksiz şeyler uğruna boşuna harcadığım zaman için pişmanım.E rimpiango il tempo sprecato in cose di poca importanza per persone che contano.
Değerli insanlarla, gereksiz şeyler uğruna boşuna harcadığım zaman için pişmanım.Et j'ai regretté le temps que j'ai perdu sur des choses qui n'ont pas d'importance avec des gens qui comptent.
Değerli insanlarla, gereksiz şeyler uğruna boşuna harcadığım zaman için pişmanım.Ik had spijt van de tijd die ik verspild heb aan onbelangrijke zaken met mensen die belangrijk voor me zijn.
Değerli insanlarla, gereksiz şeyler uğruna boşuna harcadığım zaman için pişmanım.그리고 전 중요하지 않은 것들로 낭비한 시간을 후회했어요. 중요한 사람들을 두고 말이죠.
Değerli insanlarla, gereksiz şeyler uğruna boşuna harcadığım zaman için pişmanım.Litoval jsem toho promarněného času nad věcmi, na kterých nezáleželo, s lidmi, na kterých mi záleží.
Değerli insanlarla, gereksiz şeyler uğruna boşuna harcadığım zaman için pişmanım.Obžaloval sem čas, ki sem ga zapravil za stvari, ki niso bile pomembne, z ljudmi, ki mi veliko pomemnijo.
Değerli insanlarla, gereksiz şeyler uğruna boşuna harcadığım zaman için pişmanım.Og jeg fortrød den tid jeg havde spildt på ting som ikke betød noget med mennesker som betød noget.
Değerli insanlarla, gereksiz şeyler uğruna boşuna harcadığım zaman için pişmanım.Și am regretat timpul pe care l-am pierdut făcând lucruri care nu contează, cu oameni care contează.
Değerli insanlarla, gereksiz şeyler uğruna boşuna harcadığım zaman için pişmanım.Và tôi hối tiếc về khoảng thời gian tôi phí hoài vào những việc không đáng với những người xứng đáng.
Değerli insanlarla, gereksiz şeyler uğruna boşuna harcadığım zaman için pişmanım.Y lamento el tiempo que desperdicié en cosas que no importaban con gente que sí importan.
Değerli insanlarla, gereksiz şeyler uğruna boşuna harcadığım zaman için pişmanım.Żałowałem tego czasu, który zmarnowałem na błahych sprawach, z ludźmi, na których mi zależało.
Değerli insanlarla, gereksiz şeyler uğruna boşuna harcadığım zaman için pişmanım.Και μετάνιωσα για το χρόνο που σπατάλησα σε πράγματα που δεν έχουν σημασία με ανθρώπους που είναι σημαντικοί.
Değerli insanlarla, gereksiz şeyler uğruna boşuna harcadığım zaman için pişmanım.И съжалявах за времето, което изгубих за неща, които нямаха значение с хора, които бяха от значение.
Değerli insanlarla, gereksiz şeyler uğruna boşuna harcadığım zaman için pişmanım.И я пожалел о времени, которое потратил даром с людьми, которые мне дороги.
Değerli insanlarla, gereksiz şeyler uğruna boşuna harcadığım zaman için pişmanım.І я пошкодував про час, витрачений дарма на неважливі речі з дорогими для мене людьми.
Değerli insanlarla, gereksiz şeyler uğruna boşuna harcadığım zaman için pişmanım.ואני התחרטתי על הזמן שבזבזתי על דברים שלא חשובים עם אנשים שכן חשובים.
Değerli insanlarla, gereksiz şeyler uğruna boşuna harcadığım zaman için pişmanım.و ندمت على الوقت الذي ضيعت على أمور غير مهمة مع أشخاص يهمونني.
Değerli insanlarla, gereksiz şeyler uğruna boşuna harcadığım zaman için pişmanım.無駄にした という後悔を感じました 人間関係についても考えました
Deney uğruna, bizim nehir tanıyor Unio fluviatilis, bu yüzden우리 강물이 실험을 위해서 내실수 the Unio fluviatilis; 때문에
Deney uğruna, bizim nehir tanıyor Unio fluviatilis, bu yüzdenUnio fluviatilis, אשר הנהר שלנו מעניקה, לשם הניסוי; כך
Deney uğruna, bizim nehir tanıyor Unio fluviatilis, bu yüzdenوالنهرية UNIO ، الذي يتيح لنا النهر ، من أجل التجربة ، لذا
Deney uğruna, bizim nehir tanıyor Unio fluviatilis, bu yüzden私は私の材料はどこから来たか知っている。
Diyebilirim ki tarihteki hiçbir büyük başarı parasal çıkarlar uğruna elde edilmedi.Aș spune că toate marile realizări de-a lungul istoriei nu au venit de la sistemul monetar.
Doğruluk uğruna acı çekseniz bile, ne mutlu size! İnsanların ‹‹korktuğundan korkmayın, ürkmeyin.››Ale kdybyste pak i trpěli pro spravedlnost, blahoslavení jste. Strachu pak jejich nebojte se, ani se kormuťte,
Doğruluk uğruna acı çekseniz bile, ne mutlu size! İnsanların ‹‹korktuğundan korkmayın, ürkmeyin.››Ale keby ste aj trpeli pre spravedlivosť, blahoslavení ste. A ich bázne sa nebojte ani sa neznepokojujte,
Doğruluk uğruna acı çekseniz bile, ne mutlu size! İnsanların ‹‹korktuğundan korkmayın, ürkmeyin.››Ali ko bi tudi trpeli za pravičnost, blagor vam. Ne bojte pa se jih in se ne plašite,
Doğruluk uğruna acı çekseniz bile, ne mutlu size! İnsanların ‹‹korktuğundan korkmayın, ürkmeyin.››Chiar dacă aveţi de suferit pentru neprihănire, ferice de voi! N-aveţi nici o teamă de ei, şi nu vă tulburaţi!
Doğruluk uğruna acı çekseniz bile, ne mutlu size! İnsanların ‹‹korktuğundan korkmayın, ürkmeyin.››E se anche doveste soffrire per la giustizia, beati voi! Non vi sgomentate per paura di loro, né vi turbate
Doğruluk uğruna acı çekseniz bile, ne mutlu size! İnsanların ‹‹korktuğundan korkmayın, ürkmeyin.››그러나 의를 위하여 고난을 받으면 복 있는 자니 저희의 두려워함을 두려워 말며 소동치 말고
Doğruluk uğruna acı çekseniz bile, ne mutlu size! İnsanların ‹‹korktuğundan korkmayın, ürkmeyin.››Men om I også måtte lide for Retfærdigheds Skyld, er I salige. Nærer ingen Frygt for dem, og forfærdes ikke;
Doğruluk uğruna acı çekseniz bile, ne mutlu size! İnsanların ‹‹korktuğundan korkmayın, ürkmeyin.››Nếu anh em phải vì sự công bình mà chịu khổ, ấy thật là có phước. Chớ sợ điều họ sợ và đừng rối trí;
Doğruluk uğruna acı çekseniz bile, ne mutlu size! İnsanların ‹‹korktuğundan korkmayın, ürkmeyin.››Nếu anh_em phải vì sự công_bình mà chịu khổ , ấy thật_là có phước . Chớ sợ điều họ sợ và đừng rối trí ;
Doğruluk uğruna acı çekseniz bile, ne mutlu size! İnsanların ‹‹korktuğundan korkmayın, ürkmeyin.››Αλλ' εαν και πασχητε δια την δικαιοσυνην, εισθε μακαριοι τον δε φοβον αυτων μη φοβηθητε μηδε ταραχθητε,
Doğruluk uğruna acı çekseniz bile, ne mutlu size! İnsanların ‹‹korktuğundan korkmayın, ürkmeyin.››за да живеете през останалото в тялото време, не вече по човешки страсти, а по Божията воля.
Doğruluk uğruna acı çekseniz bile, ne mutlu size! İnsanların ‹‹korktuğundan korkmayın, ürkmeyin.››Но если и страдаете за правду, то вы блаженны; а страха их не бойтесь и не смущайтесь.
Doğruluk uğruna acı çekseniz bile, ne mutlu size! İnsanların ‹‹korktuğundan korkmayın, ürkmeyin.››Тільки ж, коли б і страждали задля правди, блаженні ви; страху яс їх не бійтесь, анї трівожтесь;
Doğruluk uğruna acı çekseniz bile, ne mutlu size! İnsanların ‹‹korktuğundan korkmayın, ürkmeyin.››אבל אשריכם גם אם תענו למען הצדקה אך מוראם לא תיראו ולא תעריצו׃
Doğruluk uğruna acı çekseniz bile, ne mutlu size! İnsanların ‹‹korktuğundan korkmayın, ürkmeyin.››ولكن وان تألمتم من اجل البر فطوباكم. واما خوفهم فلا تخافوه ولا تضطربوا
Doğruluk uğruna acı çekseniz bile, ne mutlu size! İnsanların ‹‹korktuğundan korkmayın, ürkmeyin.››你 們 就 是 為 義 受 苦 、 也 是 有 福 的 . 不 要 怕 人 的 威 嚇 、 也 不 要 驚 慌 . 〔 的 威 嚇 或 作 所 怕 的
Doğruluk uğruna acı çekseniz bile, ne mutlu size! İnsanların ‹‹korktuğundan korkmayın, ürkmeyin.››你 們就是 為義 受苦 、 也是 有福 的 . 不要 怕人 的 威嚇 、 也 不要 驚慌 . 〔 的 威嚇 或 作 所 怕 的
Dubai'ninki cevabını vermesine rağmen, demokrasi yine de uğruna mücadele edilecek bir değerdir.Bất chấp những điều trên, chế độ dân chủ vẫn là cái chúng ta phải tranh đấu để đạt được.
Dubai'ninki cevabını vermesine rağmen, demokrasi yine de uğruna mücadele edilecek bir değerdir.De ehhez le kell mondjunk az instrumentális érvekről.
Dubai'ninki cevabını vermesine rağmen, demokrasi yine de uğruna mücadele edilecek bir değerdir.민주국가는 아니었지만, 상대적으로 번영한 군주국가였다는 것입니다. 민주주의는 우리가 싸워야 얻을 수 있는 가치였습니다. 그러나 우리는
Dubai'ninki cevabını vermesine rağmen, demokrasi yine de uğruna mücadele edilecek bir değerdir.la démocratie reste une chose de valeur pour laquelle nous devrions nous battre.
Dubai'ninki cevabını vermesine rağmen, demokrasi yine de uğruna mücadele edilecek bir değerdir.ليس نظاماً ديمقراطياً وإنما نظام توارث ملكي، علينا السعي وراء الديمقراطية كقيمة. ولكي نحقق ذلك
Dubai'ninki cevabını vermesine rağmen, demokrasi yine de uğruna mücadele edilecek bir değerdir.でも このような数字は気にせずに 民主主義の価値を認め 民主主義を守るべきです でもそのためには 民主主義を手段として 扱うことをやめるべきでしょう
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod