Sigarayı bırakmak kolay değildir, fakat sağlığının uğruna bırakmalısın.To give up smoking is not easy, but you should for the sake of your health.
Sağlığım uğruna işimi bırakacağım.I'll quit my job for the sake of my health.
Onun şimdi uğruna yaşamak için hiçbir şeyi yok.Now he has nothing to live for.
Geleceğin uğruna çalışsan iyi olur.You'd better study for the sake of your future.
O sağlığının uğruna sigara içmeyi bıraktı.He has given up smoking for the sake of his health.
Onlar ülkeleri uğruna savaştılar.They fought for the sake of their country.
Özgürlük uğruna öldüler.They died for the cause of liberty.
O, sağlığı uğruna daha sıcak bir yere taşındı.She moved to a warmer place for the sake of her health.
Yaşlı insanlar, uğruna yaşayacak bir şeye ihtiyaç duyar.Old people need something to live for.
Kadın onu başka bir erkek uğruna terk etti.She left him for another man.
Para uğruna yaptı.He did it for money.
İnsan değerini tanıyan kişinin uğruna ölür.Man dies for the sake of the one who recognizes his worth.
Sadece kusur arama uğruna her şeyde kusur bulma.Please don't nitpick just for the sake of nitpicking.
Babam sağlığı uğruna sigarayı bıraktı.My father has quit smoking for the sake of his health.
Tom uğruyor.Tom is coming around.
İnançlarım uğruna hiçbir zaman ölmezdim çünkü yanılıyor olabilirim.I would never die for my beliefs because I might be wrong.
Birisi uğruyor.Someone is coming over.
Uzun vadeli çıkarların uğruna, biz geliştirme departmanını satmaya karar verdik.For the sake of long-term interests, we have decided to sell the development department.
Hepsi bir hiç uğruna olmuş olabilir.This could all be for nothing.
Şantaja uğruyorum.I'm being blackmailed.
Tom'un prestiji de erozyona uğruyor.Tom's prestige is also being eroded.
Yapılabilen her şey uğrunda çekilen acıya değmez.Not everything that can be done is worth the pain of doing it.
Bazı idealler uğrunda ölmeye değer, değil mi, Tom?Some ideals are worth dying for, aren't they, Tom?
Bilinmeyen bir düşman tarafından saldırıya uğruyoruz.We are being attacked by an unknown enemy.
Tom onu düzeltmek için ne zaman uğruyor?When's Tom coming over to fix that?
Saldırıya uğruyoruz.We're being attacked.
O sadece sarhoş olma uğruna içer.He drinks only for the sake of getting drunk.
Peki gerçekten kimin uğrunda?So who really cares?
Biz sivrisinekler tarafından saldırıya uğruyoruz.We're being attacked by mosquitos.
Son zamanlarda hayal kırıklığına uğruyorum.I've been getting frustrated lately.
Tom yarın uğruyor.Tom is coming over tomorrow.
Neden bu kadar hayal kırıklığına uğruyorsun?Why are you so disappointed?
Uğrunda ölmek için iyi bir ilke.It's a good principle to die for.
Bunlar, uğrunda ölmek için iyi ilkeler.These are good principles to die for.
Tom her gün uğruyor.Tom has been stopping by every day.
İnsanlar birbirinin uğruna var olurlar.Men exist for the sake of one another.
Tom iki seferdir başarısızlığa uğruyor.Tom is a two-time loser.
Para, bazılarının uğruna öldüğü bir şey.Money is what some die for.
Dilimiz uğruna savaştık.We fought for our language.
Tobias, İsabella tarafından şantaja uğruyordu.Tobias was being blackmailed by Isabella.
Sen yüz iş uğruna bir kan dök." diye cevap vermiştir.And you need free speech to fight for equality."
Uzun süredir hasta olan köle bir kız, gizli bir iblis tarafından sıkıntıya uğruyordu.A slave girl had long been ill, troubled by a hidden demon.
Size yardım edeceksem, dava uğruna yardım edeceğim."If I can help you in any way, call me."
Bu Komite her yıl, bu amaç uğruna çabalayan kişilere Raoul Wallenberg ödülü vermektedir.It gives the Raoul Wallenberg Award annually to recognize persons who carry out those goals.
O yüzden Uğruların (haydutların) bu yıldızlara bakarak yollarını buldukları söylenir.They tell him the stars have guided them and the birds have witnessed their vows.
"Uğrunda ölmeyi göze alacağım birçok dava var ama uğrunda öldüreceğim hiçbir dava yoktur.""There are many causes that I am prepared to die for but no causes that I am prepared to kill for".
Açık teknoloji bu amaç uğrunda bir anahtar konumundadır.Open technology is stated as a fundamental key for such an aim.
Bu akımı benimseyenler ağır zulme uğruyorlardı.Those who harmed them became sacer.
Aksine insanın onun uğruna her gün savaşması gerekirdi.He had to compromise his entire being every day.
Amaç edindikleri şey uğruna savaşıyor olmaları önemliydi.They fought for what they knew was right.
Çalışmaları, uğruna savaştığı Fin İç Savaşı yüzünden aksadı.His studies were interrupted by the Finnish Civil War, which he fought in.
Bazı durumlarda sansasyon yaratmak uğruna doğruları çarpıttığı görülmektedir.Instead it raises the question of whether factual errors were made in good faith.
Her şey Senin Uğruna 07."For Everything" 07.
İçimi tazeler, Adı uğruna bana doğru yollarda öncülük eder.He guides me along the right paths for his name’s sake.
Bazı karakterleri görüşü uğruna kullanmıştır. "His appearance in other characters will be looked for with interest."
"Bu sizin uğrunuza feda edilen bedenimdir.It is your soul that I am buying for you.
Her Şey Senin Uğruna 02.You Belong to Me 2.
Döneminde Galya kıyıları Sakson korsanların saldırılarına uğruyordu.Coastal settlements risked raids by Saxon pirates.
İnançları uğruna ölmeye hazırdılar ve en nihayetinde öldüler."Oblivion for the dead, especially for the last time."
Özgürlük, geçici bir güvenlik uğruna feda edilebilir mi?Can free will ever win over fate?