Ana içeriğe geç
Sözlük

uğraşmak ile cümle

uğraşmak kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Bu varlıklarla uğraşmak tehlikelidir.Über diese Tatsachen zu reden werde gefährlich.
Otto bu durumla uğraşmak için Almanya'ya döndü.Anschließend kehrte Otto nach Deutschland zurück.
Halkı tarım, hayvancılıkla uğraşmakta, bir kısmı Lefkoşa ve Girne'de çeşitli sektörlerde çalışmaktadır.Sie ist bei Tieren und vielen (vor allem niederen) Pflanzengruppen verbreitet.
Hane reislerinin tamamı ziraatla uğraşmakta ve 14 kilelik arazide çiftçilik faaliyetlerini sürdürmekteydi.Trotzdem vererbt er seinen zehn Mägden und Knechten den gesamten Bauernhof.
Halk; açık sebzecilik, meyvecilik ve seracılıkla uğraşmaktadır.Unter den Früchten favorisieren sie süße und ölig-fleischige Früchte.
Şehirlerde yaşayan halk, ticaretle uğraşmaktaydı.In beiden Städten arbeitete er im Handel.
1975 yılından bugüne grafik ve karikatür sanatıyla uğraşmaktadır.Seit 1975 arbeitet er als Grafik-Designer und Karikaturist.
Dört-beş aile küçükbaş hayvancılık ile uğraşmaktadır.Vier oder fünf Knechte kümmerten sich um die Landwirtschaft mit ihren 50 Kühen.
Erfelek’te ilçe halkının büyük bir kısmı tarım ve hayvancılıkla uğraşmaktadır.Die meisten Menschen im Vihiga County leben von Landwirtschaft und Viehzucht.
Onunla uğraşmak istemezsiniz.Vous ne devez pas vous en mêler.
Lex ise yeni bir tehlike ile uğraşmak zorundadır.Irving les prévient d'un nouveau danger.
Her halukarda, Gallienus hala kendi dönemindeki birçok ayaklanma ile uğraşmak zorundaydı.Tout au long de son règne, Guillaume le Conquérant a dû faire face à de nombreuses rébellions.
Bu sırada sıradan ölümlülerin dertleriyle uğraşmak zorunda kalır.Il doit être compréhensible pour le commun des mortels.
Sürekli olarak eyaletlerde baş gösteren ayaklanmalarla uğraşmak zorunda kaldı.Il dut faire face à de constantes rébellions.
Yalnızca edebiyat ile uğraşmaktaydı.Il s'occupait de littérature.
11 yıl halk dansları yapmış halen dansla uğraşmakta.Elle suit alors des cours de danse pendant onze ans.
Halkın büyük çoğunluğu seracılıkla uğraşmaktadır.Mais l'Homme est, sur la plupart des choses, disputeur.
Çalışan nüfusun ise % 56,7'si tarım ile uğraşmaktadır.Le secteur tertiaire prédomine avec 56,9 % des emplois.
Köyün erkekleri balıkçılık ile uğraşmaktadır.Le village vit de la pêche.
Sadece bazı haneler hobi olarak bahçe işleriyle uğraşmaktadır.Elle-même s'occupe personnellement des jardins.
Halen seramik sanatıyla uğraşmaktadır.Il se lance dans la céramique artistique.
"AP gericidir, bölücü tahriklerle ve dini siyasete alet etmekle uğraşmaktadır" der.Toutefois, « le temps fait son œuvre parmi les élites religieuses et politiques judéennes ».
Genellikle tarım ve hayvancılıkla uğraşmakta olup, gelir düzeyi ile eğitim düzeyleri yüksektir.Plus généralement, il est lié au revenu et au niveau d’éducation.
Halkın büyük bir kısmı, ilçenin adından da anlaşılacağı üzere, aşçılıkla uğraşmaktadır.Aquí se muestran la mayoría de ellos de forma clasificada; Hoja de Arriba.
Charlie, Romanya’da ejderhalarla uğraşmakta, Bill ise Mısır’da büyücü bankasında görev yapmaktadır.Bill trabaja para el banco de magos en Egipto y Charlie cría dragones en Rumanía.
Şu an Google'da Go dilinin geliştirilmesi ile uğraşmaktadır.Actualmente trabajaba para Google en el desarrollo del lenguaje Go.
HUAC'ın faaliyetlerini, "Bugün en Amerikan karşıtı bir durumla uğraşmak zorundayız.Llamó a las actividades de la HUAC "las cosas menos americanas con las que hayamos tenido que lidiar hoy.
Kızlarla uğraşmaktan ve onlarla alay etmekten zevk alır.Le gusta burlarse o meterse a discusiones con ella.
Babası avcılıkla uğraşmaktadır.El padre se prepara para ir de caza.
Onun büyük düşü, resim sanatı ile uğraşmaktı.Y con gran interés, se dedicó al arte del dibujo.
Onunla uğraşmak istemezsiniz.No luchar contra él.
Köyün erkekleri balıkçılık ile uğraşmaktadır.Los pobladores también se dedican a la pesca.
Köyden, Uşak ilinde yaşayanlar ticaret ile uğraşmaktadırlar.Y la gente del mismo pueblo ayuda al mayordomo con sus tareas.
Her halukarda, Gallienus hala kendi dönemindeki birçok ayaklanma ile uğraşmak zorundaydı.Galeazzo tuvo que hacer frente a varias rebeliones en su parte del Señorío.
Köyde, yerleşik nüfus tarım ve hayvancılıkla uğraşmaktadır.Dentro de la Reserva existen algunos asentamientos humanos que se dedican a actividades agrícolas y ganaderas.
Halen seramik sanatıyla uğraşmaktadır.Sigue conservando industria cerámica.
Yararsız, boşu boşuna zaman kaybı yaratan işlerle uğraşmak anlamına gelir.Lo recomendable es el trabajo minucioso sin pérdida de tiempo.
Bu yıllar boyunca Okul Savaşı ve Belçika Kongo Cumhuriyeti'nin bağımsızlığı ile uğraşmak zorunda kaldı.Durante questi anni ha dovuto fare i conti con la guerra scolastica e l'indipendenza del Congo belga.
Sağlık ve egzersiz çalışmalarıyla uğraşmak için koleje dönmeyi planlamıştır.Aveva previsto di tornare al college per studi sulla salute e sull'esercizio.
Diğer ikisi de güya sarraflık ile uğraşmaktaydılar.Entrambe le trincee erano tra loro collegate da passaggi.
Halkın büyük bir kısmı, ilçenin adından da anlaşılacağı üzere, aşçılıkla uğraşmaktadır.Ma lo! molti sono indotti dalla loro propria lussuria verso l'ignoranza.
Halen Ankara'da ticaretle uğraşmakta, bir restoran işletmektedir.Attualmente Mera risiede a Tokyo, dove gestisce un ristorante.
Ayrıca reklamcılık, pazarlama, emlakçılık ve yayıncılıkla da uğraşmaktadır.Si occupa di consulenze nell'ambito della ristorazione, di licensing, pubblicità e di editoria.
Köylünün %90'ına yakını İstanbul'da ticaretle uğraşmaktadır.A Marsiglia il 90% degli arrivi prendevano la via di Istanbul.
Birkaç aile de arıcılıkla uğraşmaktadır.Una vecchia coppia vive poveramente.
Norma Bates ise Norman'la tek başına uğraşmak zorunda kalıyor.Gilbert Burns avrebbe dovuto affrontare Norman Parke.
İlçede yaşayanların birçoğu emekli, geri kalan kısmı ise tarım ve hayvancılık ile uğraşmaktadır.La maggior parte degli abitanti sono contadini, mentre il resto lavora nei servizi e nel commercio.
Kaçakçılar ile uğraşmak için ülke ekonomisi para ve emek harcar.Soldi che vanno in tasca a passeurs e militari.
Diğer siyah ve beyaz mahkûmlar onula uğraşmak isterler.I bianchi e le persone di colore devono unirsi e lavorare insieme.
11 yıl halk dansları yapmış halen dansla uğraşmakta.Ha fatto parte per undici anni della Nazionale danese.
Böyle bir sorun ile uğraşmak zordur.Трудно смириться с такой проблемой.
Babası tekstil işiyle uğraşmaktaydı.Отец был занят в текстильном производстве.
Bu sırada sahildekiler uçağın gövdesi ile uğraşmaktadır.Те, кто остался на берегу, укрываются под обломками самолёта.
O gece bir klanın ağırlıklarını kayık ve sallara yüklemekle uğraşmaktaydılar.В тот день на борту шла великая война с клопами и тараканами.
Tıp eğitimi aldı, ancak 1957 yılında askere çağrılmadan evvel fotoğrafçılıkla uğraşmak için tıbbı bıraktı.Он почти не мог говорить, но отказывался обращаться к врачу до января 1956 года.
Köyün erkekleri balıkçılık ile uğraşmaktadır.Жители села занимались рыбацким промыслом.
1975 yılından bugüne grafik ve karikatür sanatıyla uğraşmaktadır.Живописью и графикой занимается с 1975.
Şu anda hakemliğin yanında sigortacılık mesleğiyle de uğraşmaktadır.Параллельно с тренерской работой он занимается страховым бизнесом.
Çocukluktan temel hobisi kitap okumak ve sporla uğraşmak olmuştur.С детства главным хобби Ровшана было чтение книг и занятия спортом.
Köyün neredeyse tamamı fındıkçılıkla uğraşmaktadır.Почти вся страна занята пустыней.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod