Ana içeriğe geç
Sözlük

uğraşı ile cümle

uğraşı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Bellibaşlı kişiler soğancılıkla uğraşırlar ve pazarlamasını kendileri yaparlar.Het vuile werk door anderen opknappen en het resultaat zelf pakken.
Bazı kişisel şeylerle uğraşıyordum.Przechodziłem wtedy przez sprawy osobiste.
Jack bu sorunla uğraşırken ikinci ve daha büyük bir problemle karşılaşır.Jack początkowo z trudem dostosowuje się do życia w nowym, większym świecie.
Takım arkadaşları Maya ve Boomer ile dövüş sanatlarıyla uğraşır.Towarzyszą mu przyjaciele – Maya i Boomer.
Kadınlar aileye bakmakla yükümlüdür, ayrıca el işiyle uğraşırlar.Dziewczęta muszą same prowadzić firmę i dbać o pracowników.
Sonbaharda kış için yiyecek depolamak ve kışlık giyecek hazırlamak ile uğraşıyorlardı.Pozwolił na przysyłanie paczek żywnościowych i odzieży na zbliżającą się zimę.
Başlıca tarım uğraşı bağcılık ve zeytinciliktir.Upierzenie głównie oliwkowozielone.
Bu amaçla sistemler üzerinde düzenlemeler yaparak sistemlerin daha etkin hale getirilmesi için uğraşırlar.Umyślnie te kraje Zwiedzam, bym polepszyła wasze obyczaje.
Bunun üzerine Mehmed Çelebi uzun bir sure, kaçan kardeşi Musa Çelebi'yi yakalamak için uğraşıya geçti.Al–Otaibi rozpoczynał swoją karierę w Al-Shabab, z którego przeszedł do Al-Ittihad.
Buford onunla sürekli uğraşır.Buford zakłada się z nimi.
Brader aynı zamanda resim çiziyor ve makaleler ile de uğraşıyor.Plura ägnar sig även i viss utsträckning åt att måla tavlor.
Ticaretle de uğraşılmaktadır.Även sheriffen kommer till affären.
Yalak'ta yaşayan köylüler pamuk ile uğraşırlar.Kem Kem Iridjalene är kullar i Algeriet.
Pavese'nin Yaşama Uğraşı" yazılı olarak bulunmuştur."Svårigheter är vår prövning" skrev Lidia en gång.
Ancak kışları ise hayvancılık ile uğraşırlar.Före vintersömnen äter djuren sig feta.
Genel kadın haklarını elde etme uğraşı, erkeklerin seçim hakkının kaldırılması uğraşı ile iç içe girmiştir.Allmän rösträtt för män träder i kraft.
Çoğunlukla balıkçılık, ticaret ve turizm ile uğraşırlar.Befolkningen ägnar sig huvudsakligen åt fiske, hantverk och turism.
Genel dil bilimi alanı öncelikle temel araştırmalarla uğraşır.Dessa är statligt oberoende och inriktar sig främst på grundforskning.
Dilimizi bozmaya uğraşıyorlar.De försöker förstöra vårt språk.
Wattpad bir yıl içinde birkaç küçük ve bir de büyük olan rekabetlerle uğraşıyor.Wattpad проводить кілька малих конкурсів за рік і один головний.
Konserlerde, Ohlin sahnede istediği atmosfer ve görüntüyü vermeye çok uğraşırdı.Олін був готовий на все, щоб досягти бажаного образу і атмосфери на концертах.
İdari işlerle imparatorun kendisi uğraşıyordu ve ona bu işte İmparatorluk Sarayı Bakanı yardım etmekteydi.Адміністративними питаннями займався імператор, якому допомагав голова Міністерства імператорського двору.
Heykeller yapar, sanatla uğraşır.Пише картини, займається оформлювальним мистецтвом.
Güçsüzlere yardım eder, ailesinin intikamını almak için uğraşır.Вона бажає скористатися напругою і помститися за смерть своїх близьких.
Akköy'de geçici bir uğraşı bulurlar.Їх чітко чути за межами акваріуму.
Ticaretle de uğraşılmaktadır.Займалися також торгівлею.
Devletin mafyayı yönetmesi için uğraşır.Уряд розширює комендантську годину.
Genellikle tarımla değil, hayvan avlama (özellikle bizon) işi ile uğraşırlardı.Займалися переважно полюванням та скотарством, збиральництвом.
Her aile tarımla uğraşır.Кожна родина займалася своїми промислом.
Bunun için uğraşıyorum” diyor.Я запевняю вас, що я спробував це.”
Halkı bağcılık, gemicilik ve tarımla uğraşır.Жителі міста займалися виноградарством, мореплавством та землеробством.
Şimdi Kemer Rusya'da yaşıyor ve 2021'den beri aktif olarak müzikle uğraşıyor.Зараз Арка живе в Росії і активно займається музикою з 2021 року.
İklimin etkisi ile tarım ile uğraşılmaktadır.Zabývá se vlivem počasí a podnebí na zemědělství.
De Stijl taraftarları tinsel harmoninin ve düzenin yeni bir ütopik idealinin uğraşındadırlar.Proponenti tohoto stylu se snaží vyjádřit nový utopický ideál duchovní harmonie a řádu.
Yılmaz Odabaşı, yazarlık uğraşının yanı sıra, fotoğraf çekmekte ve resim çizmektedir.Mezi jeho záliby, kromě psaní, patří např. potápění a fotografování.
Gizemli ve karışık davaları çözmekle uğraşır.Všude tam řeší v zájmu spravedlnosti tajemné a zdánlivě neřešitelné záhady.
Bu dönemde devrimci faaliyetlerle uğraşır.Revoluční taktika v té době.
Bu sebepten Tenaya yeniden güncellendiğinde bile onu yok etmek için uğraşır.Proč by měl Armádu zatlačit zpět, když ji může vyvraždit.
Hep Baljeet'le uğraşır."Vždycky jsem si přál vidět něco s kusadly".
Ağacın kurumuş dalını çıkarmaya uğraşıyordum.Získává se z povrchového poranění tenké kůry stromů.
İnşaat fonunun bir bölümü, yirmi sekiz yıllık bir uğraşının sonunda toplanmıştı.Tím byla síť pařížských kanálů po 23 letech práce dokončena.
Köy halkı o zamanlar arıcılıkla uğraşırdı ve balı çok güzel olurdu.Belgičané byli tehdy velmi hrdí na to, že mají velmi rychlý okruh.
Yazılarını yayınlayabilmek için çok uğraşır.Pomáhal mu publikovat jeho texty.
Bu da oyuncuların oyunda sürekli bir uğraşı olmasını sağlayan bir etkendir.Znamená to ale i to, že i hráč může být kýmkoliv napaden.
Geri kalan kesim ise ormancılıkla uğraşır.Zbytek směsi zastupuje koncentrovaný líh.
Halk genellikle tarımla uğraşır.Většinou gestikulujeme když s někým mluvíme.
Burada Hasanlı Kürtlerinin isyanları ile uğraşıp asayişi yeniden temin etti.Zde kostel po řádné konzervaci znovu nechal postavit.
Bu yer aynı zamanda sosyalleşme ve entelektüel uğraşılar için de kullanılırdı.Spojili se ze sociálních a intelektuálních důvodů.
Günlerdir bu meseleyle uğraşıyoruz.M-am gândit mult în ultimele zile.
Genel dil bilimi alanı öncelikle temel araştırmalarla uğraşır.De aceea domeniile de cercetare se așteaptă sa fie mai apropiate de cercetarea fundamentală.
Geri kalan kesim ise ormancılıkla uğraşır.Se amestecă restul de verdeață.
Sanatla ve ilimle uğraşırdı.Cu arta noastră și cu stilul nostru.
Bu üçüne bücür der, hep kötü işlerle uğraşır.Acesta mereu îi testează pe cei trei dându-le o serie de sarcini.
Pavese'nin Yaşama Uğraşı" yazılı olarak bulunmuştur.El a scris „conform criteriilor lui Moss...
Ariobarzanes de babasının bu politik uğraşına devam etti.Alexandru Ianai a continuat politica războinică a tatălui său.
Köy halkı tarımla uğraşır.Sătenii se ocupă cu albinăritul.
Tanımlama, bilimsel bilgi ve kanıtlama gibi konularla bu eserinde uğraşır.Lipsesc din el, de exemplu, termenii din arte și științe.
O zamandan beri dini etkinliklerle uğraşıyor.De atunci, el se ocupă cu activitățile religioase.
O zamandan beri dini etkinliklerle uğraşıyor.De atunci, el este implicat în activități religioase.
Sonbaharda kış için yiyecek depolamak ve kışlık giyecek hazırlamak ile uğraşıyorlardı.Ősszel el kellett raktározniuk a gyűjtögetett élelmet és ruházatot kellett készíteniük a télre.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod
uğraşı ile cümle - Sayfa 8 - uğraşı kelimesiyle örnek cümleler | KKTC App