Ana içeriğe geç
Sözlük

uğraşı ile cümle

uğraşı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Bu noktadan itibaren tüm çalışmalarında, hatta uğraşılarında buna odaklandı."Эта работа плоха со всех точек зрения, включая его собственную».
Brader aynı zamanda resim çiziyor ve makaleler ile de uğraşıyor.Также Вирпи коллекционирует кукол, занимается фотографией.
Sürekli babasını memnun etmek için uğraşır.Он постоянно выражает желание пообщаться с отцом.
Bu yüzden üstünde uğraşılarak, titiz bir şekilde hazırlanma şansı bulunmuştur.Она ставилась и с некоторой степенью вероятности решалась.
Şeyh Cüneyd posta oturuncaya kadar Erdebil Şeyhleri siyasetle ilgilenmez, sadece dinsel işlerle uğraşırlardı.До шейха Джунейда Ардебильские шейхи не интересовались политикой, занимались только религиозными делами.
Uyuşturucu kaçakçılıyla uğraşırken kardeşi tarafından ihbar edilerek müebbet hapis cezasına çarptırılmıştır.Заниматься наркоторговлей он начал из-за долгов своего старшего брата, который попал в тюрьму.
Adorno'nun eğitmenlik uğraşısı 1933 kış sömestirinde bitiyordu.Особняк Буксгевденов был разобран зимой 1933.
Sanatla ve ilimle uğraşırdı.С искусством, с самим собой.
Mezunların iş yerlerine tayini ile "Azerbaycan Hava Yolları" uğraşıyor.На старте карьеры играл на правах аренды в азербайджанском «Туран Эйре».
Babası gezici antikacılık işi ile uğraşıyordu ve gittiği her yere ailesini de sürüklüyordu.Его дед путешествовал по миру и собирал старинные вещи.
Yaratıcı düşünme ve araştırma ruhunu geliştirmek, düşünme uğraşısının kendi başına değerini göstermek.Воспитывали уважение к человеку и его разуму, учили самостоятельно мыслить.
Günlerdir bu meseleyle uğraşıyoruz.Долго говорим о том о сём.
Sonbaharda kış için yiyecek depolamak ve kışlık giyecek hazırlamak ile uğraşıyorlardı.وقد كان الخريف فترة انشغال نظرًا لضرورة تخزين المواد الغذائية وتجهيز الملابس لفصل الشتاء.
Köy insanları inşaatçılıkla uğraşır.الأطفال يعيدون بناء القرية.
Roma gençliği zıplama, güreş, boks ve yarış gibi çeşitli oyun ve egzersizlerle uğraşırdı.شباب روما عدة أشكال اللعب وممارسة، من قبيل القفز، المصارعة، والملاكمة، وسباقات.
Sadece bize en yakın yıldız için mümkün olan detaylı ölçümlerle uğraşır.حيث تتعامل الفيزياء الشمسية مع القياسات التفصيلية لأقرب نجم لنا.
Mahallenin ekonomisi halkın tamamı çiftçilik , hayvancılık ile uğraşır.بينما يقوم الوحش بإرهاب المجتمع الزراعي المحلي بأسره.
Chucky, Nica'yı da öldürmek için çok uğraşır ancak bir türlü öldüremez.كانت ستكون فتاة سنيك إذا لم تكن تركز على قتله".
MÖ 3. binyılda Hint yarımadasında matematikle uğraşıldığı ve matematiksel hesapların yapıldığı bilinmektedir.من المعروف أن في الألفية الثالثة ق.م بُذِلْت جهود في العلوم الخاصة بعلم الرياضة وتم القيام بالحسابات الرياضية.
Korsanlarla uğraşı kötü bitti ve sürgün edildi.بشكل عام، كان من الصعب مطاردة القراصنة والقبض عليهم .
Mahallede neredeyse tüm aileler hayvancılıkla uğraşır.تقريبا كل المزارع لديها أبقار على أرضها.
Bunun için uğraşıyorum” diyor.بل لأني مأمورٌ بذلك".
Bu yer aynı zamanda sosyalleşme ve entelektüel uğraşılar için de kullanılırdı.كان كذلك جامعا بمعنى فضاء للاجتماع والنشاط الفكري.
De Stijl taraftarları tinsel harmoninin ve düzenin yeni bir ütopik idealinin uğraşındadırlar.يسعى أنصار De Stijl بشكل أو آخر إلى التعبير عن المثالية الطوباوية الجديدة، من حيث الانسجام الروحي والنظام.
Hatta bazı kaynaklarda belirtildiği üzere boş işlerle uğraşırdı.وكما نفترض، فإن لدينا بعض الأشياء المجردة.
İki karakter de eski hayatlarının parçalarını bir araya getirmeye uğraşır.ولإيجاد مختلف عناصرها، نجمع العنصرين السابقين.
Kim uğrarsa uğrasın, kapıyı açmamalısın.كائن من يكون الذي يمر يجب ان لاتفتح له الباب
Bunlar bir zamanlar matematik felsefecilerinin başlıca uğraşı alanıydı.Estes foram uma vez o estudo primário dos filósofos da matemática.
Günlerdir bu meseleyle uğraşıyoruz.Já vínhamos tratando isso há alguns dias.
Bu sebepten Tenaya yeniden güncellendiğinde bile onu yok etmek için uğraşır.Assim, por mais que ele tente salvar o mundo, ele está destinado a destruí-lo.
Bununla beraber, bu uğraşını "çok küçük bir deney" olarak değerlendirmiştir.No entanto, foi considerado "um pouco demais no nariz".
Ayrıca iplik eğirme ve dokumacılık da uğraşırlar.Eles também refrigeram e lubrificam o processo.
Bunun için uğraşıyorum” diyor.Então eu brigo por isso".
Sanatla ve ilimle uğraşırdı.Discutiam arte e religião.
Ağacın kurumuş dalını çıkarmaya uğraşıyordum.Participaram na Queima das Fitas de Leiria.
Uzun uğraşılardan sonra, buradan kurtuldu.Com muito esforço, conseguiram tirá-la dali.
Nüfusun hemen hemen %80'lik bir bölümü çeşitli tarım işleriyle uğraşıyordu.Há décadas, cerca de 75% de toda área era ocupada por dezenas de famílias de agricultores.
İklimin etkisi ile tarım ile uğraşılmaktadır.O impacto da agricultura sobre o meio ambiente.
Yaratıcı düşünme ve araştırma ruhunu geliştirmek, düşünme uğraşısının kendi başına değerini göstermek.Exercitar a mente e o corpo e ser capaz de avaliar o próprio esforço.
Erişim tarihi: 1 Şubat 2013. ^ "ŞAHAN GÖKBAKAR'LA KİM UĞRAŞIYOR?G1, 14 de fevereiro de 2008 "Onde está o Beijoqueiro?".
Yirmi üç yaşındaydık ve yıllardır uğraşıyorduk.Estava com 26 anos e deveria passar muitos anos encarcerado.
Sürekli babasını memnun etmek için uğraşır.Sempre pede para o tio brincar com ele.
Bir süre hücredeki sobayı yakmakla uğraşır, daha sonra paltosunu çıkarmadan kerevete uzanır.Ele retira a máscara, e a enterra em seu porão, prometendo nunca mais usa-la.
Bu olaydan sonra yaşamı boyunca uyuşturucu sorunuyla uğraşır.Ela teria de lidar com as feridas do acidente por toda a vida.
Hayvancılıkla da uğraşılmaktadır.Disto também se ocupa a zootecnia.
Babası gezici antikacılık işi ile uğraşıyordu ve gittiği her yere ailesini de sürüklüyordu.Seu pai era um pastor Adventista e levava sua família aonde quer que ele trabalhasse.
Bilinçsiz yapıldığından ne kadar uğraşılsa da bir yararı olmayacaktır.De nada vale o conhecimento se não se tornar útil.
Hep Baljeet'le uğraşır.Sempre discutindo com a Yellow Buster.
Heykeller yapar, sanatla uğraşır.Ele dá show, ela negocia cachê.
Bundan ötürü John, babasının ev bakımı gibi günlük işlerle ilgilenmesi için uğraşır.Por seu lado, o filho John aceita mal a ideia de cuidar do pai.
Bilim adamları başta fizik konuları ağırlıklı olarak uğraşırlar.Os cientistas lidam principalmente com temas de física.
Kısa sürede ticaretle uğraşıp zengin olur.Ze werkt mee in de zaken en wordt rijk.
Başkalarının mutluluğu yakalaması için uğraşırken, kendi yalnızlığını sorgulamaya başlar.Doordat zij alleen maar opkomt voor andere mensen, wordt zij op haar eigen eenzaamheid gewezen.
Pavese'nin Yaşama Uğraşı" yazılı olarak bulunmuştur.Piet heeft het boek (lijdend voorwerp) (van Jan) geleend.
Medhes: Bozuk arzulara saptırmak için alimlerle uğraşır.Toezang: men zal pogen de ontevredenen te sussen.
Karakterler okuyucunun hikayeye doğrudan katılmasını sağlar ve bunun için uğraşırlar.Tom legt zijn lezers rustig uit hoe dit probleem aan te pakken.
Tarımla uğraşılmaktadır, ve meyvecilikle de aktif olarak rol oynar.Hier werd en wordt de landbouw beoefend, met de nadruk op de fruitteelt.
Henüz yeni yeni bağcılıkla da uğraşılıyor.Ook is er nieuw remmingwerk geslagen.
Yalak'ta yaşayan köylüler pamuk ile uğraşırlar.Verder werken een aantal dorpsbewoners in Jakoetsk.
Cevahir sürekli onunla uğraşır ve gittikçe Zeynep'e gönlünü kaptırmaktadır.Ze blijven weer alleen achter en Zjenja wordt steeds assertiever.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod