Osmiyum'a ait olan, biraz önceki gibi zayıf bir çizgiyle uğraşıyorduk.אנחנו עוסקים באיפיון דומה חלש מאוד, השייך לאוסמיום.
Osmiyum'a ait olan, biraz önceki gibi zayıf bir çizgiyle uğraşıyorduk.كما أننا نتعامل مع خصائص ضعيفة ومشابهه لعنصر الأوزميوم,
Osmiyum'a ait olan, biraz önceki gibi zayıf bir çizgiyle uğraşıyorduk.オスミウムも調べています これは超新星の熱核爆発で生まれる
O zaman bir tam denklemle uğraşıyoruz demektir.Así que estamos ante una ecuación exacta.
O zaman bir tam denklemle uğraşıyoruz demektir.Então estamos lidando com uma equação exata.
O zaman bir tam denklemle uğraşıyoruz demektir.Mamy więc do czynienia z równaniem zupełnym.
O zaman bir tam denklemle uğraşıyoruz demektir.אז יש לנו משוואה מדויקת.
O zaman bir tam denklemle uğraşıyoruz demektir.ذلك أننا نتعامل مع معادلة دقيقة.
O zaman bir tam denklemle uğraşıyoruz demektir.これは、完全方程式であることが 確認できました。
O zaman neden bununla uğraşıyoruz, diye sorabilirsiniz. -E você deve estar se perguntando, bem, por que nós estamos fazendo isso afinal?
O zaman neden bununla uğraşıyoruz, diye sorabilirsiniz. -I mógłbyś się zastanawiać, po co to wszystko?
O zaman neden bununla uğraşıyoruz, diye sorabilirsiniz. -Und du magst dich wundern, nun, weshalb machen wir all dies überhaupt?
O zaman neden bununla uğraşıyoruz, diye sorabilirsiniz. -Y puedes estar preguntándote, ¿Por qué estamos haciendo esto?
O zaman neden bununla uğraşıyoruz, diye sorabilirsiniz. -И вы можете быть удивлены, ну, почему же мы делать это на всех?
O zaman neden bununla uğraşıyoruz, diye sorabilirsiniz. -وحسنا، كنت قد يتساءل لماذا نحن يفعل ذلك على الإطلاق؟
Paydadaysa her zaman mol ve Kelvin'le, ne olursa olsun, uğraşıyoruz.A ve jmenovateli vždy počítáme s mol a K, naprosto vždy.
Paydadaysa her zaman mol ve Kelvin'le, ne olursa olsun, uğraşıyoruz.I w mianowniku zawsze mamy mole i Kelwiny bez względu na wszystko.
Peter: Bu sene benim kişisel uğraşım çok eğlenceli oldu.פיטר: השנה, היוזמה האישית שלי היתה פיצוץ
Politikacılara hayatı cehenneme çevirmek yerine böyle ufak konularla uğraşıyoruz.Alors que nous devrions faire vivre un enfer à nos hommes politiques, on se soucie de problèmes minuscules.
-PR departman grubu ve benzer şirketler halkın ayaklanmasını bastırmak için çok uğraşıyorlar.De groep PR en andere bedrijven doen hun best om de publieke mening uit te roeien.
-PR departman grubu ve benzer şirketler halkın ayaklanmasını bastırmak için çok uğraşıyorlar.Departamentul PR al grupului si alte companii incerca din rasputeri sa linisteasca opinia publica
-PR departman grubu ve benzer şirketler halkın ayaklanmasını bastırmak için çok uğraşıyorlar.Die PR Abteilung der Gruppe versucht ihr bestes um die öffentliche Meinung zu unterdrücken,
-PR departman grubu ve benzer şirketler halkın ayaklanmasını bastırmak için çok uğraşıyorlar.지금 그룹홍보실과 관련업체들이 총력을 기울여 여론을 진화하고 있습니다
-PR departman grubu ve benzer şirketler halkın ayaklanmasını bastırmak için çok uğraşıyorlar.Le Groupe PR et ses fillières font leur maximum pour faire cesser l'opinion publique...
-PR departman grubu ve benzer şirketler halkın ayaklanmasını bastırmak için çok uğraşıyorlar.Naši mluvčí a spřízněné společnosti se snaží co nejvíce uhasit veřejné mínění.
-PR departman grubu ve benzer şirketler halkın ayaklanmasını bastırmak için çok uğraşıyorlar.Oddelenie pre styk s verejnosťou robí čo môže, aby umlčalo verejnú mienku.
-PR departman grubu ve benzer şirketler halkın ayaklanmasını bastırmak için çok uğraşıyorlar.PR departementet och besläktade företag försöker sitt bästa för att förgöra den allmänna åsikten
-PR departman grubu ve benzer şirketler halkın ayaklanmasını bastırmak için çok uğraşıyorlar.PR grupperne og de andre firmaer prøver at dæmpe denne offentlige mening.
-PR departman grubu ve benzer şirketler halkın ayaklanmasını bastırmak için çok uğraşıyorlar.PR oddelek družbe in sorodna podjetja se trudijo pogasiti mnenja ljudstva.
-PR departman grubu ve benzer şirketler halkın ayaklanmasını bastırmak için çok uğraşıyorlar.PR групата и Подобните компании дават най-доброто от себе си.....
-PR departman grubu ve benzer şirketler halkın ayaklanmasını bastırmak için çok uğraşıyorlar.Tiedotusosasto yrittää parhaansa mukaan saada julkisen tilanteen rauhoitettua.
-PR departman grubu ve benzer şirketler halkın ayaklanmasını bastırmak için çok uğraşıyorlar.Το τμήμα Δημοσίων Σχέσεων προσπαθεί να αποσιωποιήσει το γεγονός.
-PR departman grubu ve benzer şirketler halkın ayaklanmasını bastırmak için çok uğraşıyorlar.Сейчас пиар-команда усердно работает с прессой...
-PR departman grubu ve benzer şirketler halkın ayaklanmasını bastırmak için çok uğraşıyorlar.אני מצטער גברתי .
-PR departman grubu ve benzer şirketler halkın ayaklanmasını bastırmak için çok uğraşıyorlar.قسم العلاقات العامه والاقسام التابعه لها تبذل اقصى مجهودها لتهدئة الرأئ العام
-PR departman grubu ve benzer şirketler halkın ayaklanmasını bastırmak için çok uğraşıyorlar.取り静める? これは取り静めるなのかしら?
Problem su ki, neden hala zavalli ögrenciyle ugrasiyor.Die Frage ist, warum er unbedingt die arme neue Schülerin quälen muss.
Problem su ki, neden hala zavalli ögrenciyle ugrasiyor.Il problema è, perchè deve torturare quella povera studentessa trasferita?
Problem su ki, neden hala zavalli ögrenciyle ugrasiyor.그게 왜 하필이면 불쌍한 전학생 괴롭히는 일이냐는거지.
Problem su ki, neden hala zavalli ögrenciyle ugrasiyor.Le problème c'est : pourquoi s'efforce-t-il à torturer cette pauvre étudiante transférée ?
Problem su ki, neden hala zavalli ögrenciyle ugrasiyor.Mutta kysymys kuuluu: miksi kiduttaa köyhää vaihto-oppilasta.
Problem su ki, neden hala zavalli ögrenciyle ugrasiyor.Otázka je, prečo musí takto to úbohé dievča trápiť.
Problem su ki, neden hala zavalli ögrenciyle ugrasiyor.Problemet är det, varför måste han tortera den nya studenten?
Problem su ki, neden hala zavalli ögrenciyle ugrasiyor.Problém je, proč musí mučit tuhle přestupující studentku?
Problem su ki, neden hala zavalli ögrenciyle ugrasiyor.Tapi masalahnya, mengapa dia harus menyiksa murid pindahan yang miskin itu?
Problem su ki, neden hala zavalli ögrenciyle ugrasiyor.Težava je v tem, da ne vem, zakaj more mučiti ubogo dijakinjo, ki je bil premeščena.
Problem su ki, neden hala zavalli ögrenciyle ugrasiyor.Vấn đề ở đây là tại sao cậu ta lại thích tra tấn cô bé tội nghiệp mới chuyển đến thế
Problem su ki, neden hala zavalli ögrenciyle ugrasiyor.Το πρόβλημα είναι, γιατί πρέπει να ταλαιπωρεί την καημένη την καινούρια μαθήτρια.
Problem su ki, neden hala zavalli ögrenciyle ugrasiyor.Проблема в том, почему он должен пытать бедную студентку-стипендиатку.
Problem su ki, neden hala zavalli ögrenciyle ugrasiyor.למה לגרום סבל לתלמידה המסכנה בברכה
Problem su ki, neden hala zavalli ögrenciyle ugrasiyor.المشكله هي، لماذا يتوجب عليه تعذيب تلك الفتاه الم نقوله الفقيره ؟
Problem su ki, neden hala zavalli ögrenciyle ugrasiyor.その上 言ってみれば あいつの命を救ったのは彼女でしょ?
R2de uğraşırken kolaylıkla Cebir 1'de öğrendiklerimizi kullanıp x ve y cinsinden denklem yazabiliriz. -Nemusíte mít parametrické vyjádření.
R2de uğraşırken kolaylıkla Cebir 1'de öğrendiklerimizi kullanıp x ve y cinsinden denklem yazabiliriz. -パラメトリック方程式は xとyの2式です。
Sadece size nasıl çalıştıklarını göstermeye uğraşıyorum.Chcę tutaj tylko pokazać sens, jak to wszystko się dzieje.
Sadece size nasıl çalıştıklarını göstermeye uğraşıyorum.Eu só quero dar um senso de como as coisas funcionam.
Sadece size nasıl çalıştıklarını göstermeye uğraşıyorum.Ich möchte nur Sie geben das Gefühl wie die Dinge funktionieren.
Sadece size nasıl çalıştıklarını göstermeye uğraşıyorum.Je to jen zjednodušení, abychom si to vysvětlili.
Sadece size nasıl çalıştıklarını göstermeye uğraşıyorum.나는 단지 여러분이 어떻게 반응들이 일어나는지에 대한 이해를 하기 바랄뿐입니다.
Sadece size nasıl çalıştıklarını göstermeye uğraşıyorum.Len vám chcem dať pojem o tom ako to funguje.