İşletme fakülteleri bu cinsiyetler arası not farklılığı ile bayadır uğraşıyorlar.Jadi sekolah-sekolah bisnis telah bergumul dengan kesenjangan nilai antar jenis kelamin.
İşletme fakülteleri bu cinsiyetler arası not farklılığı ile bayadır uğraşıyorlar.Kauppakorkeakoulut ovat pulassa sukupuolten välisten arvosanaerojen kanssa.
İşletme fakülteleri bu cinsiyetler arası not farklılığı ile bayadır uğraşıyorlar.경영대학은 이런 성별의 차이 문제로 고심해 왔습니다.
İşletme fakülteleri bu cinsiyetler arası not farklılığı ile bayadır uğraşıyorlar.Las escuelas de administración han batallado con esta diferencia de notas entre géneros.
İşletme fakülteleri bu cinsiyetler arası not farklılığı ile bayadır uğraşıyorlar.Le business school si confrontano con questa differenza di valutazione a seconda del sesso.
İşletme fakülteleri bu cinsiyetler arası not farklılığı ile bayadır uğraşıyorlar.Les écoles de commerce ont du mal avec cet écart de note entre les sexes.
İşletme fakülteleri bu cinsiyetler arası not farklılığı ile bayadır uğraşıyorlar.Obchodné školy zápasia s touto priepasťou medzi známkami oboch pohlaví.
İşletme fakülteleri bu cinsiyetler arası not farklılığı ile bayadır uğraşıyorlar.Obchodní školy zápasí s touto propastí mezi známkami obou pohlaví.
İşletme fakülteleri bu cinsiyetler arası not farklılığı ile bayadır uğraşıyorlar.Poslovne šole se spopadajo s problemom razlik med ocenami obeh spolov.
İşletme fakülteleri bu cinsiyetler arası not farklılığı ile bayadır uğraşıyorlar.Så handelshøjskoler har kæmpet med denne kønsforskel.
İşletme fakülteleri bu cinsiyetler arası not farklılığı ile bayadır uğraşıyorlar.Şcolile de afaceri s-au confruntat cu acest decalaj dintre sexe.
İşletme fakülteleri bu cinsiyetler arası not farklılığı ile bayadır uğraşıyorlar.Οι σχολές διοίκησης επιχειρήσεων παλεύουν με αυτό το χάσμα των βαθμών των δύο φύλων.
İşletme fakülteleri bu cinsiyetler arası not farklılığı ile bayadır uğraşıyorlar.Бизнес университетите се борят с това оценяване по пола.
İşletme fakülteleri bu cinsiyetler arası not farklılığı ile bayadır uğraşıyorlar.Бізнес школи ведуть боротьбу з гендерним питанням в оцінюванні.
İşletme fakülteleri bu cinsiyetler arası not farklılığı ile bayadır uğraşıyorlar.לכן המוסדות להוראת למינהל עסקים מנסים להתמודד עם פער מיגדרי זה.
İşletme fakülteleri bu cinsiyetler arası not farklılığı ile bayadır uğraşıyorlar.فكليات إدارة الاعمال تعاني من هذه الفجوة بين درجات الجنسين.
İşletme fakülteleri bu cinsiyetler arası not farklılığı ile bayadır uğraşıyorlar.元々同じくらいの 資質があっても
İsval halkını reddeden bu ülkenin varlığımızı tanıması için uğraşıyorum.Actúo para que este país, que rechazó al pueblo de Isvar, reconozca nuestra existencia.
İsval halkını reddeden bu ülkenin varlığımızı tanıması için uğraşıyorum.Ajo para que este país, que rejeitou o povo isvalano, reconheça a nossa presença.
İsval halkını reddeden bu ülkenin varlığımızı tanıması için uğraşıyorum.Jag försöker få det här landet- -som försköt isvalanerna, att erkänna vår närvaro.
İsval halkını reddeden bu ülkenin varlığımızı tanıması için uğraşıyorum.Jeg forsøger at få dette land, - - som fornægtede isvalanerne, til at erkende vores tilstedeværelse.
İsval halkını reddeden bu ülkenin varlığımızı tanıması için uğraşıyorum.Podejmuję kroki, żeby ten kraj, który odepchnął isvalski naród, zaakaceptował jego obecność.
İsval halkını reddeden bu ülkenin varlığımızı tanıması için uğraşıyorum.Yritän saada tämän maan- -joka torjui isvalanit, tunnustamaan läsnäolomme.
İsval halkını reddeden bu ülkenin varlığımızı tanıması için uğraşıyorum.Θέλω αυτή η χώρα, που απέρριψε τους Ισλαβανούς, να μάθει την παρουσία μας.
İsval halkını reddeden bu ülkenin varlığımızı tanıması için uğraşıyorum.Я поступаю так для того, чтобы эта страна, которая отвергла ишваланцев, признала наше существование.
"İyi konuşmaydı" dedi ve ben, "Teşekkürler, neyle uğraşıyorsun?" dedim.Anh ấy nói, "Nói hay lắm." Và tôi bảo, "Cảm ơn.
"İyi konuşmaydı" dedi ve ben, "Teşekkürler, neyle uğraşıyorsun?" dedim.Azt mondta: "Szép beszéd volt". Én azt mondtam:
"İyi konuşmaydı" dedi ve ben, "Teşekkürler, neyle uğraşıyorsun?" dedim."Boa apresentação". E eu: "Obrigado.
"İyi konuşmaydı" dedi ve ben, "Teşekkürler, neyle uğraşıyorsun?" dedim.Dice, "Bella chiacchierata" E io, "Grazie, lei cosa fa qui?"
"İyi konuşmaydı" dedi ve ben, "Teşekkürler, neyle uğraşıyorsun?" dedim.Dijo, "Buena charla" Y yo dije; "Gracias, ¿Cuál es tu trabajo?"
"İyi konuşmaydı" dedi ve ben, "Teşekkürler, neyle uğraşıyorsun?" dedim.El spune, "Draguta discutie." Eu spun, "Multumesc, tu cu ce te ocupi aici?"
"İyi konuşmaydı" dedi ve ben, "Teşekkürler, neyle uğraşıyorsun?" dedim.Er sagte, "Schönes Gespräch." Und ich "Danke, was machen Sie hier?"
"İyi konuşmaydı" dedi ve ben, "Teşekkürler, neyle uğraşıyorsun?" dedim.Ik vroeg hem wat hij deed.
"İyi konuşmaydı" dedi ve ben, "Teşekkürler, neyle uğraşıyorsun?" dedim.Il a dit, "jolie présentation." Et j'ai dit, "Merci, quel est votre rôle ici?"
"İyi konuşmaydı" dedi ve ben, "Teşekkürler, neyle uğraşıyorsun?" dedim.그가 "잘 얘기 했어요" 그래서 전 "고맙습니다. 어떤 일을 하시나요?"
"İyi konuşmaydı" dedi ve ben, "Teşekkürler, neyle uğraşıyorsun?" dedim.Powiedział: "Niezły wykład", a ja odpowiedziałem: "Dziękuję, czym się tutaj zajmujesz?"
"İyi konuşmaydı" dedi ve ben, "Teşekkürler, neyle uğraşıyorsun?" dedim.Μου είπε: "Ωραία ομιλία". Και εγώ του είπα:
"İyi konuşmaydı" dedi ve ben, "Teşekkürler, neyle uğraşıyorsun?" dedim.Он сказал: "Отличная речь". И я ответил:
"İyi konuşmaydı" dedi ve ben, "Teşekkürler, neyle uğraşıyorsun?" dedim.Той каза, "Хубава лекция." И аз казах, "Благодаря ти, а ти какво правиш тук?"
"İyi konuşmaydı" dedi ve ben, "Teşekkürler, neyle uğraşıyorsun?" dedim.הוא אמר, "שיחה טובה." ואז שאלתי אותו, "תודה, מה אתה עושה פה?"
"İyi konuşmaydı" dedi ve ben, "Teşekkürler, neyle uğraşıyorsun?" dedim.قال هو :"كلمة جميلة". وقلت له :"شكرا، ما وظيفتك هنا؟"
"İyi konuşmaydı" dedi ve ben, "Teşekkürler, neyle uğraşıyorsun?" dedim.「タップ数を数えています」 と言います
Jonathan ile konuşuyordum -- o da bu işle uğraşıyor--Et je parlais à Jonathan de la façon dont la musique, -- il est impliqué là-dedans --
Jonathan ile konuşuyordum -- o da bu işle uğraşıyor--Și tocmai vorbeam cu Jonathan despre cum muzica
Jonathan ile konuşuyordum -- o da bu işle uğraşıyor--Stavo proprio parlando con Jonathan di come la musica, -- lo riguarda --
Jonathan ile konuşuyordum -- o da bu işle uğraşıyor--Và tôi vừa trao đổi với Jonathan về cách mà âm nhạc, -Anh ấy cũng tham gia vào cái này-
Jonathan ile konuşuyordum -- o da bu işle uğraşıyor--שוחחתי קודם עם ג'ונתן על האופן בו המוסיקה - - הוא מעורב בכך -
Joseph'le mi uğraşıyorsun?Belästigst du Joseph?
Joseph'le mi uğraşıyorsun?Stai dando fastidio Joseph?
Joseph'le mi uğraşıyorsun?Ты дразнишь Джозефа?
Karbon 12 ile uğraşıyormuşuz gibi düşünelim çünkü en çok o bilinir. a그러나 우리가 탄소 12만을 취급한다고 하면 단지 가장 흔한 원소이기 때문입니다.
Karbon 12 ile uğraşıyormuşuz gibi düşünelim çünkü en çok o bilinir. aAber sagen wir, dass wir es zu tun mit Kohlenstoff 12, nur weil Das ist das häufigste Element.
Karbon 12 ile uğraşıyormuşuz gibi düşünelim çünkü en çok o bilinir. aAle řekněme, že máme uhlík 12, protože to je prostě nejběžnější.
Karbon 12 ile uğraşıyormuşuz gibi düşünelim çünkü en çok o bilinir. aAle załóżmy, że rozważamy tylko węgiel o masie 12, tylko dlatego, że jest go najwięcej.
Karbon 12 ile uğraşıyormuşuz gibi düşünelim çünkü en çok o bilinir. aMas vamos dizer que estamos lidando com carbono 12, só porque esse é o elemento mais comum.
Karbon 12 ile uğraşıyormuşuz gibi düşünelim çünkü en çok o bilinir. aTapi katakanlah kita sedang berhadapan dengan karbon 12, hanya karena itulah unsur yang paling umum.
Karbon 12 ile uğraşıyormuşuz gibi düşünelim çünkü en çok o bilinir. aДа кажем, че имаме въглерод-12, просто защото е най-често срещан.
Kelvin'le, ne olursa olsun, uğraşıyoruz.Kelvin egal was.
Kelvin'le, ne olursa olsun, uğraşıyoruz.Kelvin geen kwestie wat.
Kelvin'le, ne olursa olsun, uğraşıyoruz.Kelvin no importa lo que pase.