Ana içeriğe geç
Sözlük

uğraşı ile cümle

uğraşı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
11
ORT. KELİME
Bu sene benim kişisel uğraşım çok eğlenceli oldu.Este ano o meu Esforço Individual tem sido espectacular.
Bu sene benim kişisel uğraşım çok eğlenceli oldu.Mijn individuele project was dit jaar echt geweldig.
Bu sene benim kişisel uğraşım çok eğlenceli oldu.Αυτό τον χρόνο η Προσωπική μου Προσπάθεια ήταν τέλεια.
Bu sütunun o günün imkanlarıyla nasıl yapılmış olabileceğini anlamak için hala uğraşıyorum.Pořád mám problém pochopit, jak je vyroben.
Bu sütunun o günün imkanlarıyla nasıl yapılmış olabileceğini anlamak için hala uğraşıyorum.Sono ancora alle prese con come è fatta.
Bu sütunun o günün imkanlarıyla nasıl yapılmış olabileceğini anlamak için hala uğraşıyorum.Todavía estoy luchando con cómo se hace.
Bu sütunun o günün imkanlarıyla nasıl yapılmış olabileceğini anlamak için hala uğraşıyorum.Wciąż zastanawiam się jak zostało to wykonane.
Bu sütunun o günün imkanlarıyla nasıl yapılmış olabileceğini anlamak için hala uğraşıyorum.Це переможна корона. Все ще намагаюсь зрозуміти яким чином вона зроблена.
Bu sütunun o günün imkanlarıyla nasıl yapılmış olabileceğini anlamak için hala uğraşıyorum.Я все еще пытаюсь понять как она сделана.
Bütün bunlar olurken, ben havacılık doktorası almama rağmen, hava modifikasyonları ile uğraşıyordum.În tot acest timp, eu mă ocupam de meteorologie deşi lucram la un doctorat în aeronautică.
Bütün bunlar olurken, ben havacılık doktorası almama rağmen, hava modifikasyonları ile uğraşıyordum.Intussen werkte ik aan weermodificatie, hoewel ik promoveerde in de lucht- en ruimtevaart.
Bütün bunlar olurken, ben havacılık doktorası almama rağmen, hava modifikasyonları ile uğraşıyordum.이 모든 일들이 일어나는 동안, 저는 기상 수정 분야를 연구하고 있었습니다- 항공학으로 박사학위를 밟고 있었는데도 불구하고 말입니다.
Bütün bunlar olurken, ben havacılık doktorası almama rağmen, hava modifikasyonları ile uğraşıyordum.W tym samym czasie działałem w dziedzinie modyfikacji pogody, pomimo robienia doktoratu z aeronautyki.
Bütün bunlar olurken, ben havacılık doktorası almama rağmen, hava modifikasyonları ile uğraşıyordum.ובזמן שכל זה קרה, אני הייתי בתחום של התאמת מזג האוויר, למרות קבלת תואר שלישי באווירונאוטיקה.
Bütün bunlar olurken, ben havacılık doktorası almama rağmen, hava modifikasyonları ile uğraşıyordum.وأثناء كل ذلك ، كنت على اطلاع بمجال بحوث تغيير الطقس وبالرغم من أن دراستي في الدكتوراة كانت في علم الطيران
Bütün bunlar olurken, ben havacılık doktorası almama rağmen, hava modifikasyonları ile uğraşıyordum.博士号は航空工学で取得しました 気象の制御というテーマは始まったばかりで
Büyük ihtimalle bu kanıtı ilk bulan insan bu açılarla uğraşıyordu.E probabilmente, la persona che per prima ha trovato questa dimostrazione stava semplicemente giocando.
Büyük ihtimalle bu kanıtı ilk bulan insan bu açılarla uğraşıyordu.E, provavelmente, a primeira pessoa que descobriu esta prova estava apenas brincando.
Büyük ihtimalle bu kanıtı ilk bulan insan bu açılarla uğraşıyordu.Вероятно, този, който е намерил това доказатезлство просто е налучквал.
Bu yüzden non-pulmoner arterler ile uğraşırken, biz oksijenli, ancak bir pulmoner arter oksijen vardır.Deci când avem de-a face cu artere non-pulmonare, suntem oxigenaţi dar o arteră pulmonară nu are oxigen.
Bu yüzden non-pulmoner arterler ile uğraşırken, biz oksijenli, ancak bir pulmoner arter oksijen vardır.Jadi ketika kita berurusan dengan non-paru arteri, kita oksigen, tetapi arteri paru memiliki oksigen.
Bu yüzden non-pulmoner arterler ile uğraşırken, biz oksijenli, ancak bir pulmoner arter oksijen vardır.우리가 폐동맥이 아닌 혈관에 대해 다룰 땐 이건 산소가 있는 피가 흐르지만 폐동맥에는 산소가 없어요
Bu yüzden non-pulmoner arterler ile uğraşırken, biz oksijenli, ancak bir pulmoner arter oksijen vardır.Takže když řešíme tepny mimo plicní okruh, krev bude okysličená, ale plicní tepnou neteče okysličená krev.
Bu yüzden non-pulmoner arterler ile uğraşırken, biz oksijenli, ancak bir pulmoner arter oksijen vardır.חזרה אל העליה השמאלית. עכשיו אנו בחדר השמאלי. השאיבה היא אל אבי העורקים
Bu yüzden non-pulmoner arterler ile uğraşırken, biz oksijenli, ancak bir pulmoner arter oksijen vardır.حتى عندما نتعامل مع غير-الرئوية الشرايين، نحن اﻷوكسيجين، لكن شريان الرئوي قد لا الأكسجين.
Can sıkıcı sayılarla uğraşıyorum ama...Aku benar-benar bosan dengan angka tapi...
Can sıkıcı sayılarla uğraşıyorum ama...Eu trabalho com números entediantes...
Can sıkıcı sayılarla uğraşıyorum ama...이, 딱딱한 숫자를 다루고는 있지만...
Can sıkıcı sayılarla uğraşıyorum ama...Trabajo con números aburridos pero...
Can sıkıcı sayılarla uğraşıyorum ama...- Маю справу з числами...
Can sıkıcı sayılarla uğraşıyorum ama...أنا أتعامل مع الأرقام المملة و لكن
Charles bu filmi çekerken aynı zamanda o sandalyeyle uğraşıyordu.1940. Zur gleichen Zeit als Charles den Stuhl gemacht hat, hat er auch diesen Film gemacht.
Charles bu filmi çekerken aynı zamanda o sandalyeyle uğraşıyordu.Al mismo tiempo que Charles estaba haciendo esa silla, estaba haciendo esta película.
Charles bu filmi çekerken aynı zamanda o sandalyeyle uğraşıyordu.Charles가 저 의자를 만들 당시 이 영화 역시 동시에 만들었죠.
Charles bu filmi çekerken aynı zamanda o sandalyeyle uğraşıyordu.Cùng thời gian Charles đang làm chiếc ghế đó, ông làm luôn đoạn phim này.
Charles bu filmi çekerken aynı zamanda o sandalyeyle uğraşıyordu.Dans le même temps que Charles faisait cette chaise, il faisait ce film.
Charles bu filmi çekerken aynı zamanda o sandalyeyle uğraşıyordu.În timp ce Charles făcea acel scaun el făcea acest film.
Charles bu filmi çekerken aynı zamanda o sandalyeyle uğraşıyordu.Nello stesso periodo in cui Charles stava facendo quella sedia, stava facendo questo filmato.
Charles bu filmi çekerken aynı zamanda o sandalyeyle uğraşıyordu.Toen Charles die stoel maakte, maakte hij tegelijkertijd deze film.
Charles bu filmi çekerken aynı zamanda o sandalyeyle uğraşıyordu.W tym samym czasie, kiedy Charles robił to krzesło, kręcił ten film.
Charles bu filmi çekerken aynı zamanda o sandalyeyle uğraşıyordu.Когда Чарльз проектировал это кресло, он паралелльно снимал этот фильм.
Charles bu filmi çekerken aynı zamanda o sandalyeyle uğraşıyordu.По същото време, по което Чарлз правел стола, правел и този филм.
Charles bu filmi çekerken aynı zamanda o sandalyeyle uğraşıyordu.באותו זמן שצ'ארלס עשה את הכיסא הזה, הוא גם עשה את הסרט.
Charles bu filmi çekerken aynı zamanda o sandalyeyle uğraşıyordu.في نفس الوقت الذي كان تشارلز يصنع ذاك الكرسي كان يصنع هذا الفلم
Charles bu filmi çekerken aynı zamanda o sandalyeyle uğraşıyordu.この映画も作ったのです つまりポイントは、このようなビジョンの範囲、デザインの
Chirs'in dediği gibi, SAP denilen büyük bir yazılım firmasının CEO'luğu için uğraşıyordumComo o Chris disse, eu estava a tentar ser o director de uma grande companhia de "software" chamada S.A.P.
Chirs'in dediği gibi, SAP denilen büyük bir yazılım firmasının CEO'luğu için uğraşıyordumÉpp arra pályáztam, ahogy Chris megjegyezte,™ hogy egy nagy, S.A.P. nevű szoftvercég igazgatója legyek.
Chirs'in dediği gibi, SAP denilen büyük bir yazılım firmasının CEO'luğu için uğraşıyordumIk was op weg om, zoals Chris zei, de CEO te worden van een groot softwarebedrijf genaamd SAP.
Chirs'in dediği gibi, SAP denilen büyük bir yazılım firmasının CEO'luğu için uğraşıyordumJak wspomniał Chris, ubiegałem się o posadę prezesa dużej firmy softwarowej, SAP.
Chirs'in dediği gibi, SAP denilen büyük bir yazılım firmasının CEO'luğu için uğraşıyordumJeg var kørt i stilling til, som Chris sagde, at blive CEO hos et stort software firma ved navn SAP.
Chirs'in dediği gibi, SAP denilen büyük bir yazılım firmasının CEO'luğu için uğraşıyordumLa vremea aceea, candidam, cum spunea Chris, pentru a fi CEO-ul unei mari companii de software numită SAP.
Chirs'in dediği gibi, SAP denilen büyük bir yazılım firmasının CEO'luğu için uğraşıyordum크리스 앤더슨이 소개한 것처럼 저는 당시 SAP라는 거대 소프트웨어 회사의 CEO가 되려하고 있었습니다.
Chirs'in dediği gibi, SAP denilen büyük bir yazılım firmasının CEO'luğu için uğraşıyordumTôi đang trên con đường, như Chris đã nói, trở thành CEO của một công ty phần mềm lớn gọi là SAP
Chirs'in dediği gibi, SAP denilen büyük bir yazılım firmasının CEO'luğu için uğraşıyordumWie Chris schon sagte, sollte ich CEO einer großen Softwarefirma namens SAP werden.
Chirs'in dediği gibi, SAP denilen büyük bir yazılım firmasının CEO'luğu için uğraşıyordumYo era candidato, como dijo Chris, para convertirme en CEO de una gran compañía de software llamada SAP.
Chirs'in dediği gibi, SAP denilen büyük bir yazılım firmasının CEO'luğu için uğraşıyordumКакто Крис каза, аз се кандидатирах за изпълнителен директор на голяма софтуерна компания - S.A.B.
Chirs'in dediği gibi, SAP denilen büyük bir yazılım firmasının CEO'luğu için uğraşıyordumЯ тогда планировал, как сказал Крис, возглавить большую софтверную компанию SAB.
Chirs'in dediği gibi, SAP denilen büyük bir yazılım firmasının CEO'luğu için uğraşıyordumכמו שכריס אמר, התמודדתי על תפקיד מנכ"ל בחברת תוכנה מאוד גדולה בשם SAP
Chirs'in dediği gibi, SAP denilen büyük bir yazılım firmasının CEO'luğu için uğraşıyordumكنت أعمل , كما قال " كريس " , لأصبح مدير تنفيذي لشركة برمجيات ضخمة تدعى " إس أي بي"
Chirs'in dediği gibi, SAP denilen büyük bir yazılım firmasının CEO'luğu için uğraşıyordum私は、SAPという、強大なソフトウェア会社のCEOになる予定でした ペレス氏は「君がこのプロジェクトを率いていくのではないのか?」と言いました
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod