Ana içeriğe geç
Sözlük

uğraşı ile cümle

uğraşı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Yazma uğraşını çocuk edebiyatı üzerine kurmuş bir edebiyatçıdır.Tiểu sử ngắn do một học giả viết.
Kısa sürede ticaretle uğraşıp zengin olur.Về sau trở nên giàu có, sống lâu.
Tarım, ahalinin büyük çoğunluğunun ana uğraşıdır.Nghề nông là nghề chính của đại đa số nhân dân trong huyện.
Şimdi yayıncılıkla uğraşıyor...現在は出版業を行っている。
Yirmi üç yaşındaydık ve yıllardır uğraşıyorduk.32歳と長寿であった。
Korsanlarla uğraşı kötü bitti ve sürgün edildi.偽物に気を取られていた海賊たちは一網打尽にされ逮捕された。
Ticarette daha çok manavlık ve pazarcılıkla uğraşılır.忙しい麻陽に代わって買い物をしたりしている。
Fakat babası bu olayın gitdikçe ileri gitmemesi için uğraşırken John bu becerisini kayb eder.しかし、それまでにジョンが仕事でミスをしないかヒヤヒヤしている。
Bu uğraşından esinlenerek bir komedi hikâyesi yazma çalışmalarını sürdürmektedir.家業を手伝いながら、漫画執筆を続ける。
Babası kereste ticareti ile uğraşıyordu.父は問屋業に従事していた。
Mevcut sayfayı yeniden yüklemek için Yenile butonu Uğraşıyı durdurmak için Dur butonu.再生中にこのボタンを押すと停止する。
Bir kısmı da ticaretle uğraşır.部分人以经商为业。
Kadınlar aileye bakmakla yükümlüdür, ayrıca el işiyle uğraşırlar.與一馬一樣因太忙而疏於照顧家庭。
Gerçel sayıların karekökleriyle uğraşırken bu yapılan çok kolaydır.在处理实数的平方根时这是容易做到的。
Ariobarzanes de babasının bu politik uğraşına devam etti.拉普朗什继续着他的政治活动。
Genel kadın haklarını elde etme uğraşı, erkeklerin seçim hakkının kaldırılması uğraşı ile iç içe girmiştir.男人从未允许妇女行使其不可剥夺的选举权。
Ayrıca arıcılıkla da uğraşılmaktadır.頗具苦心志也。
Yirmi üç yaşındaydık ve yıllardır uğraşıyorduk.一共传了32代,经历了数百年。
Bilinçsiz yapıldığından ne kadar uğraşılsa da bir yararı olmayacaktır.그러나 채무자의 고의나 과실없이 이행할 수 없게 된때에는 그러하지 아니하다.
Ticaretle de uğraşılmaktadır.마케팅에서도 중요하다.
Ağacın kurumuş dalını çıkarmaya uğraşıyordum.날카로운 부리를 이용해 나무의 잎을 잘라내어 삼켰을 것이다.
Bazı kişisel şeylerle uğraşıyordum.여러 자치사업을 벌였다.
Bazı kişisel şeylerle uğraşıyordum.הייתי צריך לטפל בבעיות אישיות.
Bu daire sanki bir "zındık avcılığı" uğraşına girdi.המבנה דומה ללהקת ציידים נודדת.
Stüdyodaydık, bu şarkıyla uğraşıyordu ve bana dedi ki, 'Eva, bu şarkıyı benimle yapmak ister misin?'התחלנו לדבר על מוזיקה ועל החיים ופתאום שאנן שאל: תגיד, בא לך לכתוב שיר ביחד איתנו?.
Roma gençliği zıplama, güreş, boks ve yarış gibi çeşitli oyun ve egzersizlerle uğraşırdı.לנוער הרומאי היו כמה צורות של שעשוע וספורט: (אימון), קפיצה, היאבקות, איגרוף ומרוץ.
Bununla beraber, bu uğraşını "çok küçük bir deney" olarak değerlendirmiştir.עם זאת, רשימותיו נחשבות כ"תיעוד גרוע".
Ayrıca meyvecilikle de uğraşılmaktadır.כמו כן היא אוכלת פירות.
Beldede tarımla uğraşılmaktadır.עוסק בהתמודדות עם חרם.
Kadınlar aileye bakmakla yükümlüdür, ayrıca el işiyle uğraşırlar.המשפחות גם אחראיות על כך שהקשר יישמר.
Heykeller yapar, sanatla uğraşır.כותב מאמרים על אמנות והוראת אמנות.
Kısa sürede ticaretle uğraşıp zengin olur.Занимава се с търговия и забогатява.
Bellibaşlı kişiler soğancılıkla uğraşırlar ve pazarlamasını kendileri yaparlar.Пазарно ориентираните хора правят каквото е възможно, за да продадат себе си.
Silah ticaretiyle uğraşırlar.Търговия с оръжия.
Bu üçüne bücür der, hep kötü işlerle uğraşır.Слагате ме в затвора, правите всички онези ужасни неща с мен.
Bilimle uğraşır.Той помага на науката.
Bazı kişisel şeylerle uğraşıyordum.Занимава се с частен бизнес.
Uzun süre uğraşıp, herkesin coşku ile birlikte söyleyeceği bir marş oluşturmaya çalışır.Той се примирява и обещава да изпълни по едно желание на всички присъстващи.
Güçsüzlere yardım eder, ailesinin intikamını almak için uğraşır.Тя се възползва от влиянието си, за да помага на приятелите и да отмъщава на враговете си.
Hayvancılıkla uğraşırlar.Занимавали се със скотовъдство.
Seracılık mahallenin en başta gelen uğraşılarındandır.Активите поначало са всичко, което предприятието притежава.
Sahil boyunda ise balıkçılık ile uğraşılır.Покрай брега е развит риболовът.
Normal İnsanlar gibi giyinip, hayvancılık işiyle uğraşır.Natjecatelji rade kao normalni farmeri, bave se poljoprivredom i stočarstvom.
Yılmaz Odabaşı, yazarlık uğraşının yanı sıra, fotoğraf çekmekte ve resim çizmektedir.Osim pisanja povremeno se bavio fotografijom i crtanjem.
Bazı kişisel şeylerle uğraşıyordum.Bavile su se gospodarskim pitanjima.
Nüfusun hemen hemen %80'lik bir bölümü çeşitli tarım işleriyle uğraşıyordu.Većina (oko 80%) stanovništva živjelo je od poljoprivrede.
Kadınlar aileye bakmakla yükümlüdür, ayrıca el işiyle uğraşırlar.Nastavljate raditi vlastiti posao i zaokupljeni ste obitelji.
Güçsüzlere yardım eder, ailesinin intikamını almak için uğraşır.Pokúša sa zachrániť deti a pomstiť smrť svojej manželky.
Bu uğraşın sonucunun milletlerarası bilim camiasının büyük başarılarından biri olduğu kabul edilmektedir.Za výsledky, ktoré dosiahol, sa mu dostalo širokého uznania medzinárodnej vedeckej komunity.
Bunun yanında tarım ve hayvancılıkla da uğraşılmaktadır.Čiastočne sa zaoberali aj roľníctvom a dobytkárstvom.
Bu ocakta başka bir cam işiyle uğraşılmaz, sâdece nazar boncuğu yapılır.Lenže koberec nie je na predaj a leží na ňom tlstý pudlík.
Natufiler mağaralarda yaşıyor, muhtemelen ziraatle uğraşıyorlardı.V jaskyniach sa ocitli sekundárne, pravdepodobne splavením.
Nüfusun %70 hayvancılık ve tarımla uğraşır.70% vládnych výdavkov ide na obranu a bezpečnosť.
Bazı kişisel şeylerle uğraşıyordum.Ide spravidla o súkromné aktivity.
Bazı kişisel şeylerle uğraşıyordum.Poskušamo urediti nekaj osebnih zadev.
Bunlar bir zamanlar matematik felsefecilerinin başlıca uğraşı alanıydı.Včasih so predstavljali glavnino študija filozofov matematike.
Bununla beraber köy halkının temel uğraşısı ormancılık değildi.Sicer pa je bila osnovna funkcija stadhouderja nevojaška.
Kısa sürede ticaretle uğraşıp zengin olur.Bili so podjetni in hitro obogateli.
Özellikle bağcılıkla uğraşılır.Posebno pozornost posvečajo grmenju.
Frank kendisini temize çıkarmak ve Jack'i bulmak için uğraşır.Toniui pavyksta nuo jų pabėgti ir pačiam surasti Franką.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod