uçurum ile cümle

uçurum kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Yani gördüğünüz şey, o uçurum, o vadili yüksek uçurum, 2008 ekonomik krizi.So what you see, that precipice, that high precipice with the valley, is the 2008 financial crisis.
Bunu anlamanın bir yolu, aradaki uçuruma bakmaktır.Now, a way to look at this is take a look at the chasm.
Böylece uzun bir mesafe koşarak bir uçurumdan atladım.So took a running leap and jumped over the edge of a cliff.
Bir yükseklik, veya uçurum. Ona benzer bir yapı.A LEDGE, OR CLlFF, OR BUlLDlNG OF SOME KlND
Varoluşun karanlık uçurumuna doğru dikkatle bakarak ve ışığı bularak.Peering into the dark abyss of existance and finding light.
Şimdi bir uçurumu geçiyoruz; dinozorlar, işte bu uçurumun üstüne ele geçirmişti.And we're coming over a cliff, and at the top of that cliff, dinosaurs had basically taken over.
Ama uçurumun aşağısında, son derece az bulunduklarını görüyoruz.At the bottom of the cliff, we find that they're rare as hens' teeth.
İşte dinozorların kökenlerini burada buluyoruz: Uçurumun aşağısında.That's where dinosaur origins is to be found: at the bottom of the cliff.
Uçurumdan düştük ama iyileştik.We went off a cliff but we recovered.
Artık zengin ve fakir arasında bir uçurum yok.There's no gap between rich and poor any longer.
Arap ülkeleri, Güney Asya ve sahra-altı Afrika arasında bir uçurum var gibi.Arab states, South Asia and sub-Saharan Africa.
Ancak, çakal da kuşun ardından uçuruma koşar.But the thing is, the coyote runs off the cliff right after him.
Fakat bu üç kategori arasında bile, çok büyük bir uçurum var.But even between those three categories, it's too wide a gulf.
Kıtalar birbirinden ayrılıyor... yerkabuğunda devasa uçurumlar oluşturuyorlardı.The continents were drifting apart, opening huge rifts in the Earth's crust.
Sonra öldüler... ...ve trilyonlarcası bu uçurumların diplerine yığıldı.They died, and fell, in their trillions, to the bottom of the rifts.
Ne dediğimi anlıyorsunuz, oraya ulaşmak için çok büyük bir uçurum var arada.You know what I am saying, it's just too big of chasm to cross.
Fakirlik artmakta ve zenginlerle fakirler arasındaki uçurum büyümekte.Poverty is on the rise and the gap is widening between the rich and the poor.
Ülkem bu kuralları 70'lerde, 80'lerde ve 90'larda ihlal etti ve neredeyse uçurumdan yuvarlandık.My country broke them in the 70s, 80s and 90s, and we almost went off the cliff.
Öyleyse sorun nedir, bu uçurum neden oluştu, ve bunu düzeltmek için ne yapabiliriz?So what's the problem, why has this chasm opened up, and what can we do to fix it?
Sağda bir uçuruma yaklaşıyoruz.We're coming around a cliff here on the right.
Birincisi, bir uçurumdan wingsuit ile atlayıp bir dünya rekoru kırmayı istiyorum.The first one, I want to set a world record in flying from a cliff with my wingsuit.
Sayet "Mali ucurum" a toslarsak ne olur?What will happen if we hit the Fiscal Cliff?
"Hadi mali ucuruma dogru bir yaris yapalim! ""Let's have a drag race to the fiscal cliff!"
Mali ucurum tehlikeli bir bölgedirThe fiscal cliff is a danger zone
Secilmis temsilcilerimiz kontrolden cikti ve arabalarini ucuruma dogru surdulerOur elected reps skidded out of control And drove their cars right over the brink
Mali ucurum tehlikeli bir bölgedir.The fiscal cliff is a danger zone
Bizi bu mali ucurumdan kurtarmis olabilirlerdi!They could have saved us from the fiscal cliff!
Çoğu zaman sanat ve bilim, aralarındaki uçurum üzerinden boş gözlerle birbirlerini süzerler.Most of the time, art and science stare at each other across a gulf of mutual incomprehension.
Ben büyürken dünyada muazzam bir uçurum vardı.There was an enormous gap in the world when I grew up.
Ama bugün dünyamız budur. Artık uçurum yok.But this is the world we have today, no longer any gap.
En zengin ve bizi geri kalanı arasındaki uçurum daha da büyüyor.The gap between the very richest and the rest of us is getting bigger.
Son videoda bir lirayı uçurumdan aşağı bırakmıştım. -In the last video, I dropped myself or a penny from the top of a cliff.
Diyelim ki aynı uçurumdayız , uçurumun rengi bu sefer mor olsun.Let's say I have the same cliff, and it has now turned purple.
Uçurum 500 metre yüksekliğindeydi.It was 500 meters high-- it's a 500 meter high cliff.
Eğer uçmanın nasıl olduğunu unuttutsan uçurumdan düşmek sadece yaralar."Jumping off a cliff only hurts if you forget how to fly."
Bu uçurumlarda yüz binlerce kuşun yavası varIn these cliffs are the nests of hundreds of thousands of seabirds
Uçurum kenarlarında konaklıyor, Sivri kayalar onun kalesi.On the cliff he dwells, and makes his home, on the point of the cliff, and the stronghold.
Onun anası (bağrına atılacağı) haviye(uçurum)dur.Will have the Abyss for abode.
Artık onun da anası (son durağı) "haviye"dir (uçurum).Will have the Abyss for abode.
Onun, ana kucağı gibi sığınacak yeri, ana yurdu, cehennem uçurumudur.Will have the Abyss for abode.
Ve ne bildirdi sana, nedir cehennem uçurumu?How will you comprehend what that is?
Şeytan insanı (uçuruma sürükleyip sonra) yüzüstü bırakıp rezil rüsvay eder.Satan always betrays man.
Şeytan insanı (uçuruma sürükleyip sonra) yapayalnız ve yardımcısız bırakmaktadır.Satan always betrays man.
Kimin tartıları hafif gelirse, onun anası da (varacağı yer, sığınacağı durağı) hâviye (uçurum)dır.But he whose deeds are lighter in the balance
O uçurumun ne olduğunu sen nereden bileceksin?How will you comprehend what that is?
Onun da anası uçurumdur.Will have the Abyss for abode.
O uçurumun ne olduğunu bilir misin?How will you comprehend what that is?
Yoksa öfkem üzerinize çöker. Ve kimin üstüne öfkem inerse o uçuruma gider.And he on whom My Anger descends, he is indeed perished.
Kimi de gazabım çarparsa artık o uçuruma düşmüştür.And he on whom My Anger descends, he is indeed perished.
Ve biz onların aralarına tehlikeli bir uçurum koyduk.And We will place between them a barrier.
Biz onların aralarında bir uçurum koyduk.And We will place between them a barrier.
Biz onların aralarına tehlikeli bir uçurum/yıkıcı bir düşmanlık koyduk.And We will place between them a barrier.
Biz onların arasına tehlikeli bir uçurum koyduk.And We will place between them a barrier.
Onların arasına bir öfke ve nefret uçurumu koymuşuzdur.And We will place between them a barrier.
Papulyas: Yunanistan "uçurumun kenarında"Papoulias: Greece "on brink of abyss"
Ayrıca ülke hâlâ yoksul durumda. Zengin ve fakir arasındaki uçurum giderek büyüyor.Additionally, the country is still poor, with a growing gap between the rich and the needy.
Arnavutluk'un önde gelen partileri arasında genişleyen uçurum, felç halinin devamına yol açabilir.The widening rift between Albania's main parties threatens to cause further paralysis.
Tam tersine, iyi ve kötü ülkeler arasındaki uçurum genişlemeye devam ediyor.""On the contrary, the gap between good and bad performers continues to widen."
Bulgaristan Teknolojik Uçurumu Kapatmayı HedefliyorBulgaria Aims to Bridge Digital Divide
Dik uçurumlar adanın güney kıyısını süslüyor.Sharp cliffs decorate the islands' south coast.

İlgili Sayfalar