uçağın ile cümle
uçağın kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
12
ORT. KELİME
Kendini uçağın sahibi sanıyor.Hij moet denken dat hij eigenaar is van het vliegtuig.
Kendini uçağın sahibi sanıyor.Ia pikir ia yang memiliki pesawat.
Kendini uçağın sahibi sanıyor.Ia pikir ia yang memiliki pesawat.
Kendini uçağın sahibi sanıyor. İlk uçuşu olmalı.Ja... oni.
Kendini uçağın sahibi sanıyor.Il se croit où, lui ?
Kendini uçağın sahibi sanıyor.Ne t'en fais pas.
Kendini uçağın sahibi sanıyor.Мисли си, че самолетът е негов.
Kendini uçağın sahibi sanıyor.Он наверное подумал, что он - хозяин самолета.
Kendini uçağın sahibi sanıyor.يعتقد بأن الطائرة ملكه
Ne kadar çok savaş uçağını indirip nesne yok ederseniz, o kadar çok tecrübe ve kredi kazanırsınız.Čím více sestřelíte letounů a zničíte objektů, tím více získáte zkušeností a kreditů.
Ne kadar çok savaş uçağını indirip nesne yok ederseniz, o kadar çok tecrübe ve kredi kazanırsınız.Im więcej samolotów i obiektów naziemnych na Waszym koncie, tym więcej doświadczenia i kredytów dla Was!
Ne kadar çok savaş uçağını indirip nesne yok ederseniz, o kadar çok tecrübe ve kredi kazanırsınız.Plus vous détruirez d'avions et d'objets, plus vous obtiendrez d'expérience et de crédits.
O da tam olarak 15 ton valizle Büyük bir Birleşik Devletler ulaşım uçağına binerNastoupil do amerického dopravního letadla s 15 tunami zavazadel.
Olan şu, beyaz adam uçağını bir binaya doğru uçururken,Khi một người da trắng lao máy bay vào toà nhà,
Olan şu, beyaz adam uçağını bir binaya doğru uçururken,실제로 백인이 건물로 비행기를 몰았을 때는
Olan şu, beyaz adam uçağını bir binaya doğru uçururken,אבל מה שקרה זה, כשהבחור הלבן התנגש בבניין,
Olan şu, beyaz adam uçağını bir binaya doğru uçururken,ولكن ما حدث كان، عندما دخل ذلك الرجل الأبيض بطائرته في المبنى ،
Olan şu, beyaz adam uçağını bir binaya doğru uçururken,国内にいた私の中東出身の友達全員が
O, uçağın koridorunda yürürken oturmak ile ilgili konuşan anne, baba ve çocuktan oluşan bir aile idi.Byla to rodina, matka, otec a dítě, kteří šli uličkou a bavili se o tom, kde sedět.
O, uçağın koridorunda yürürken oturmak ile ilgili konuşan anne, baba ve çocuktan oluşan bir aile idi.Chỉ là một gia đình, bố, mẹ và con, đi xuống lối đi bàn về chỗ ngồi.
O, uçağın koridorunda yürürken oturmak ile ilgili konuşan anne, baba ve çocuktan oluşan bir aile idi.Egy család volt, anya, apa, gyerek. A folyosón sétálva beszélgettek az ülésekről.
O, uçağın koridorunda yürürken oturmak ile ilgili konuşan anne, baba ve çocuktan oluşan bir aile idi.Eram uma família, uma mãe, um pai, uma criança, a percorrer o corredor e a falar sobre onde se sentarem.
O, uçağın koridorunda yürürken oturmak ile ilgili konuşan anne, baba ve çocuktan oluşan bir aile idi.Era o familie, mama, tata, copilul ce mergeau pe culoar și vorbeau despre unde să stea.
O, uçağın koridorunda yürürken oturmak ile ilgili konuşan anne, baba ve çocuktan oluşan bir aile idi.Era una familia, una madre, un padre, un niño caminando por el pasillo hablando sobre los asientos.
O, uçağın koridorunda yürürken oturmak ile ilgili konuşan anne, baba ve çocuktan oluşan bir aile idi.Es war eine Familie, Mutter, Vater, Kind, die den Gang entlang gingen und über die Plätze sprachen.
O, uçağın koridorunda yürürken oturmak ile ilgili konuşan anne, baba ve çocuktan oluşan bir aile idi.Het was een familie: moeder, vader, kind, die het gangpad afliep en praatte over de zitplaats.
O, uçağın koridorunda yürürken oturmak ile ilgili konuşan anne, baba ve çocuktan oluşan bir aile idi.Itu adalah sebuah keluarga dengan ayah, ibu, anak, yang berjalan di lorong dan berbicara tentang tempat duduk.
O, uçağın koridorunda yürürken oturmak ile ilgili konuşan anne, baba ve çocuktan oluşan bir aile idi.그들은 아빠, 엄마, 아이로 구성된 가족이었을 뿐입니다. 중동 지역의 남성으로서,
O, uçağın koridorunda yürürken oturmak ile ilgili konuşan anne, baba ve çocuktan oluşan bir aile idi.To była cała rodzina. Matka, ojciec, dziecko, w przejściu dyskutowali o siedzeniach.
O, uçağın koridorunda yürürken oturmak ile ilgili konuşan anne, baba ve çocuktan oluşan bir aile idi.Това е едно семейство, майка, баща, дете, които вървят между седалките и си говорят за мястото за сядане.
O, uçağın koridorunda yürürken oturmak ile ilgili konuşan anne, baba ve çocuktan oluşan bir aile idi.Це була звичайна сім'я: мама, тато і дитина йшли по салону і обговорювали, де краще сидіти.
O, uçağın koridorunda yürürken oturmak ile ilgili konuşan anne, baba ve çocuktan oluşan bir aile idi.זו היתה משפחה: אם, אב, ילד, שהלכו במעבר ודיברו על מקומות הישיבה. בתור זכר בן המזרח התיכון,
O, uçağın koridorunda yürürken oturmak ile ilgili konuşan anne, baba ve çocuktan oluşan bir aile idi.كانت عائلة , أم , أب , و طفل , يمشون بالممر , يتحدثون عن المقاعد. الآن , كرجل شرق أوسطي ,
O, uçağın koridorunda yürürken oturmak ile ilgili konuşan anne, baba ve çocuktan oluşan bir aile idi.座席について話してただけですよ もちろんアメリカの航空機には
Pilot uçağın yönünü çoktan değiştirmişti ve... henüz o kadar da uzak değildik.A pilóta már visszafordította a gépet, és nem voltunk túl messze.
Pilot uçağın yönünü çoktan değiştirmişti ve... henüz o kadar da uzak değildik.De piloot had het vliegtuig al gedraaid, en we waren nog niet ver.
Pilot uçağın yönünü çoktan değiştirmişti ve... henüz o kadar da uzak değildik.Der Pilot hatte die Maschine schon gewendet und wir waren nicht so weit weg.
Pilot uçağın yönünü çoktan değiştirmişti ve... henüz o kadar da uzak değildik.El piloto ya había virado el avión, y no estábamos tan lejos.
Pilot uçağın yönünü çoktan değiştirmişti ve... henüz o kadar da uzak değildik.Il pilota aveva già fatto dietro front, e non eravamo così lontani.
Pilot uçağın yönünü çoktan değiştirmişti ve... henüz o kadar da uzak değildik.조종사는 이미 비행기를 선회하고 있었고, 우리는 그리 멀리가지 못했습니다.
Pilot uçağın yönünü çoktan değiştirmişti ve... henüz o kadar da uzak değildik.Le pilote avait déjà tourné l'avion, et nous n'étions pas si loin.
Pilot uçağın yönünü çoktan değiştirmişti ve... henüz o kadar da uzak değildik.Người phi công đã lái chiếc may bay vòng quanh, và chúng tôi chưa đi xa lắm.
Pilot uçağın yönünü çoktan değiştirmişti ve... henüz o kadar da uzak değildik.O piloto já tinha dado meia volta e ainda não estávamos muito longe.
Pilot uçağın yönünü çoktan değiştirmişti ve... henüz o kadar da uzak değildik.Piloten hade redan vänt flygplanet, och det var inte långt till flygplatsen.
Pilot uçağın yönünü çoktan değiştirmişti ve... henüz o kadar da uzak değildik.Piloten havde allerede vendt flyet om, og vi var ikke nået særlig langt.
Pilot uçağın yönünü çoktan değiştirmişti ve... henüz o kadar da uzak değildik.Pilot je že obrnil letalo nazaj in nismo bili tako daleč.
Pilot uçağın yönünü çoktan değiştirmişti ve... henüz o kadar da uzak değildik.Pilot od razu zawrócił samolot, bo nie byliśmy bardzo daleko.
Pilot uçağın yönünü çoktan değiştirmişti ve... henüz o kadar da uzak değildik.Pilot telah membelokkan pesawat dan kita tidak terlalu jauh.
Pilot uçağın yönünü çoktan değiştirmişti ve... henüz o kadar da uzak değildik.Pilotul întorsese deja avionul, și nu eram așa departe.
Pilot uçağın yönünü çoktan değiştirmişti ve... henüz o kadar da uzak değildik.Pilot už letadlo dávno otočil a nebyli jsme tak daleko.
Pilot uçağın yönünü çoktan değiştirmişti ve... henüz o kadar da uzak değildik.Pilot vtedy už obrátil lietadlo a neboli sme tak ďaleko.
Pilot uçağın yönünü çoktan değiştirmişti ve... henüz o kadar da uzak değildik.Ο πιλότος είχε ήδη στρέψει το αεροπλάνο, και δεν ήμασταν τόσο μακρυά.
Pilot uçağın yönünü çoktan değiştirmişti ve... henüz o kadar da uzak değildik.Пилот тем временем уже развернул самолёт, мы недалеко улетели.
Pilot uçağın yönünü çoktan değiştirmişti ve... henüz o kadar da uzak değildik.Пилотът вече беше обърнал самолета обратно, и ние не бяхме толкова надалеч.
Pilot uçağın yönünü çoktan değiştirmişti ve... henüz o kadar da uzak değildik.Пілот тим часом вже розвернув літак, а відлетіли ми недалеко.
Pilot uçağın yönünü çoktan değiştirmişti ve... henüz o kadar da uzak değildik.הטייס כבר סובב את המטוס, ולא היינו רחוקים.
Pilot uçağın yönünü çoktan değiştirmişti ve... henüz o kadar da uzak değildik.و كان الطيار قد ادار الطائرة بالفعل، و لم نكن بعيدين.
Pilot uçağın yönünü çoktan değiştirmişti ve... henüz o kadar da uzak değildik.飛び立ってすぐで マンハッタンが見えています
Şanslıyım ki, arkadaşım uçağını ödünç verdi.Am marele noroc de-a putea împrumuta avionul unui prieten.
Şanslıyım ki, arkadaşım uçağını ödünç verdi.J'ai la chance de pouvoir emprunter I'avion d'un ami.