Ana içeriğe geç
Sözlük

tuzak ile cümle

tuzak kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
12
ORT. KELİME
Ölüler diyarının bağları sarmıştı, Ölüm tuzakları çıkmıştı karşıma.Ogarnęły mię były boleści śmierci, a potoki niepobożnych zatrwożyły mię.
Ölüler diyarının bağları sarmıştı, Ölüm tuzakları çıkmıştı karşıma.pekla [Hebr. šeol.] vezi so me obdale, smrtne zanke so me zajele.
Ölüler diyarının bağları sarmıştı, Ölüm tuzakları çıkmıştı karşıma.Πονοι του αδου με περιεκυκλωσαν, παγιδες θανατου με εφθασαν.
Ölüler diyarının bağları sarmıştı, Ölüm tuzakları çıkmıştı karşıma.Връзките на преизподнята ме обвиха; Примките на смъртта ме стигнаха.
Ölüler diyarının bağları sarmıştı, Ölüm tuzakları çıkmıştı karşıma.חבלי שאול סבבוני קדמוני מוקשי מות׃
Ölüler diyarının bağları sarmıştı, Ölüm tuzakları çıkmıştı karşıma.‎حبال الهاوية حاقت بي. اشراك الموت انتشبت بي‎.
Ölüler diyarının bağları sarmıştı, Ölüm tuzakları çıkmıştı karşıma.陰 間 的 繩 索 纏 繞 我 . 死 亡 的 網 羅 臨 到 我
Ölüler diyarının bağları sarmıştı, Ölüm tuzakları çıkmıştı karşıma.陰間 的 繩索纏繞 我 . 死亡 的 網羅臨 到 我
Ona tuzak kuran adamlar hep birlikte oraya gittiklerinde, onu Tanrısına dua edip yalvarırken gördüler.Akkor azok a férfiak berohantak és megtalálák Dánielt, a mint könyörge és esedezék az õ Istene elõtt.
Ona tuzak kuran adamlar hep birlikte oraya gittiklerinde, onu Tanrısına dua edip yalvarırken gördüler.Alors ces hommes entrèrent tumultueusement, et ils trouvèrent Daniel qui priait et invoquait son Dieu.
Ona tuzak kuran adamlar hep birlikte oraya gittiklerinde, onu Tanrısına dua edip yalvarırken gördüler.Atunci oamenii aceştia au dat năvală în casă, şi au găsit pe Daniel rugîndu-se şi chemînd pe Dumnezeul lui.
Ona tuzak kuran adamlar hep birlikte oraya gittiklerinde, onu Tanrısına dua edip yalvarırken gördüler.Bấy giờ những người đó nhóm lại, thấy Ða-ni-ên đương cầu nguyện nài xin trước mặt Ðức Chúa Trời mình.
Ona tuzak kuran adamlar hep birlikte oraya gittiklerinde, onu Tanrısına dua edip yalvarırken gördüler.Bấy_giờ những người đó nhóm lại , thấy Ða - ni-ên đương cầu_nguyện nài_xin trước mặt Ðức_Chúa_Trời mình .
Ona tuzak kuran adamlar hep birlikte oraya gittiklerinde, onu Tanrısına dua edip yalvarırken gördüler.Da kamen diese Männer zuhauf und fanden Daniel beten und flehen vor seinem Gott.
Ona tuzak kuran adamlar hep birlikte oraya gittiklerinde, onu Tanrısına dua edip yalvarırken gördüler.Então aqueles homens foram juntos, e acharam a Daniel orando e suplicando diante do seu Deus.
Ona tuzak kuran adamlar hep birlikte oraya gittiklerinde, onu Tanrısına dua edip yalvarırken gördüler.Entonces aquellos hombres se reunieron y hallaron a Daniel rogando e implorando delante de su Dios
Ona tuzak kuran adamlar hep birlikte oraya gittiklerinde, onu Tanrısına dua edip yalvarırken gördüler.Ketika musuh-musuh Daniel melihat Daniel sedang berdoa kepada Allahnya
Ona tuzak kuran adamlar hep birlikte oraya gittiklerinde, onu Tanrısına dua edip yalvarırken gördüler.그 무리들이 모여서 다니엘이 자기 하나님 앞에 기도하며 간구하는 것을 발견하고
Ona tuzak kuran adamlar hep birlikte oraya gittiklerinde, onu Tanrısına dua edip yalvarırken gördüler.När männen nu skyndade till, funno de Daniel bedjande och åkallande sin Gud.
Ona tuzak kuran adamlar hep birlikte oraya gittiklerinde, onu Tanrısına dua edip yalvarırken gördüler.Tedaj se pripode ti možje in zalotijo Daniela, da moli in milo prosi pred Bogom svojim.
Ona tuzak kuran adamlar hep birlikte oraya gittiklerinde, onu Tanrısına dua edip yalvarırken gördüler.Tedy muži ti shromáždivše se a nalezše Daniele, an se modlí a pokorně prosí Boha svého,
Ona tuzak kuran adamlar hep birlikte oraya gittiklerinde, onu Tanrısına dua edip yalvarırken gördüler.Vtedy sa náhle s hrmotom shromaždili tí mužovia a našli Daniela prosiť a pokorne sa modliť pred jeho Bohom.
Ona tuzak kuran adamlar hep birlikte oraya gittiklerinde, onu Tanrısına dua edip yalvarırken gördüler.Тогава ония човеци се събраха демонстративно и намериха, че Даниил отправяше просба и се молеше пред своя Бог.
Ona tuzak kuran adamlar hep birlikte oraya gittiklerinde, onu Tanrısına dua edip yalvarırken gördüler.Тогда эти люди подсмотрели и нашли Даниила молящегося и просящего милости пред Богом своим,
Ona tuzak kuran adamlar hep birlikte oraya gittiklerinde, onu Tanrısına dua edip yalvarırken gördüler.אדין גבריא אלך הרגשו והשכחו לדניאל בעא ומתחנן קדם אלהה׃
Ona tuzak kuran adamlar hep birlikte oraya gittiklerinde, onu Tanrısına dua edip yalvarırken gördüler.فاجتمع جميع حينئذ هؤلاء الرجال فوجدوا دانيال يطلب ويتضرع قدام الهه.
Ona tuzak kuran adamlar hep birlikte oraya gittiklerinde, onu Tanrısına dua edip yalvarırken gördüler.那 些 人 就 紛 紛 聚 集 、 見 但 以 理 在 他 神 面 前 祈 禱 懇 求
Ona tuzak kuran adamlar hep birlikte oraya gittiklerinde, onu Tanrısına dua edip yalvarırken gördüler.那些 人 就 紛紛 聚集 、 見但以理 在 他 神 面前 祈禱懇求
Önce tuzakları koyduk sonra o geldi. ve kıyıdan 80 mil uzakta onunla beraber yüzmeye başladım.이 상어는 저희가 덫을 끌어올릴 때 함께 올라왔습니다. 그건 지난 밤에 저와 함께 저 아래 있었다는 거죠. 그럼, 제가 혼자 수영을 하고 있을 때 이게 제 다리를 뜯어먹었다고 생각해봅시다.
Önce tuzakları koyduk sonra o geldi. ve kıyıdan 80 mil uzakta onunla beraber yüzmeye başladım.L-am tras sus; iată-l sus. Deci, e acolo cu mine noaptea. Eu înot și-mi apucă piciorul.
Önce tuzakları koyduk sonra o geldi. ve kıyıdan 80 mil uzakta onunla beraber yüzmeye başladım.Tiramos de él, aquí está. Luego, está allí conmigo por la noche, así que estoy nadando y se lleva mi pierna.
Önce tuzakları koyduk sonra o geldi. ve kıyıdan 80 mil uzakta onunla beraber yüzmeye başladım.Vedimme sitä; se tuli ylös. Se on tuolla jossain yössä uimassa kanssani, ja puraisee jalkani poikki.
Önce tuzakları koyduk sonra o geldi. ve kıyıdan 80 mil uzakta onunla beraber yüzmeye başladım.Vi trak den op. Her er den. Så det er mig derude om natten.
Önce tuzakları koyduk sonra o geldi. ve kıyıdan 80 mil uzakta onunla beraber yüzmeye başladım.Wir zogen ihn hoch. Hier ist er. Er ist also Nachts mit mir da draußen.
Önce tuzakları koyduk sonra o geldi. ve kıyıdan 80 mil uzakta onunla beraber yüzmeye başladım.Wyciągnęliśmy go w końcu na pokład i zastała nas noc. Pływam sobie, a on odgryza mi nogę.
Önce tuzakları koyduk sonra o geldi. ve kıyıdan 80 mil uzakta onunla beraber yüzmeye başladım.Τον τραβήξαμε πάνω. Λοιπόν, βρίσκεται εκεί έξω τη νύχτα μαζί μου. Λοιπόν, κολυμπάω και μου κόβει το πόδι.
Önce tuzakları koyduk sonra o geldi. ve kıyıdan 80 mil uzakta onunla beraber yüzmeye başladım.Изтеглихме я нагоре; излиза нагоре. Навън е с мен през нощта. Да кажем, аз си плувам, а тя ми отхапва крака.
Önce tuzakları koyduk sonra o geldi. ve kıyıdan 80 mil uzakta onunla beraber yüzmeye başladım.Мы подняли её, вот так. И вот она на свободе, со мной, ночью. И я плаваю рядом, и она откусывает мне ногу.
Önce tuzakları koyduk sonra o geldi. ve kıyıdan 80 mil uzakta onunla beraber yüzmeye başladım.משכנו אותו מעלה; הוא עולה. וכך, הוא שם איתי בלילה. אז אני שוחה לי, והוא נוגס ומוריד לי את הרגל.
Önce tuzakları koyduk sonra o geldi. ve kıyıdan 80 mil uzakta onunla beraber yüzmeye başladım.قمنا بجره لفوق وها هو معي هناك في الليل. إذن أنا أسبح معه وقضم رجلي.
Önce tuzakları koyduk sonra o geldi. ve kıyıdan 80 mil uzakta onunla beraber yüzmeye başladım.泳いでいた私は脚を 食いちぎられたとします 海岸から 120キロ離れています 私はどうなるのでしょう?
Önlerindeki sofra tuzak olsun onlara, Yandaşları için kapan olsun!(68:23) Да будет трапеза их сетью им, и мирное пиршество их – западнею;
Önlerindeki sofra tuzak olsun onlara, Yandaşları için kapan olsun!(69:23) Que leur table soit pour eux un piège, Et un filet au sein de leur sécurité!
Önlerindeki sofra tuzak olsun onlara, Yandaşları için kapan olsun!Ale mi dali miesto pokrmu žlče, a v mojej žízni ma napájali octom.
Önlerindeki sofra tuzak olsun onlara, Yandaşları için kapan olsun!Biarlah perjamuan mereka mendatangkan celaka, dan menjadi perangkap bagi tamu-tamu mereka
Önlerindeki sofra tuzak olsun onlara, Yandaşları için kapan olsun!De gav mig galle å ete, og for min tørst gav de mig eddik å drikke.
Önlerindeki sofra tuzak olsun onlara, Yandaşları için kapan olsun!De gåvo mig galla att äta, och ättika att dricka, i min törst.
Önlerindeki sofra tuzak olsun onlara, Yandaşları için kapan olsun!Hanno messo nel mio cibo veleno e quando avevo sete mi hanno dato aceto
Önlerindeki sofra tuzak olsun onlara, Yandaşları için kapan olsun!Ihr Tisch werde vor ihnen zum Strick, zur Vergeltung und zu einer Falle.
Önlerindeki sofra tuzak olsun onlara, Yandaşları için kapan olsun!저희 앞에 밥상이 올무가 되게 하시며 저희 평안이 덫이 되게 하소서
Önlerindeki sofra tuzak olsun onlara, Yandaşları için kapan olsun!Koiruohoa he antoivat minun syödäkseni ja juottivat minulle janooni hapanviiniä.
Önlerindeki sofra tuzak olsun onlara, Yandaşları için kapan olsun!Lad Bordet foran dem blive en Snare, deres Takofre blive en Fælde;
Önlerindeki sofra tuzak olsun onlara, Yandaşları için kapan olsun!Nguyện bàn tiệc trước mặt chúng nó trở nên cái bẫy; Khi chúng nó được bình an, nguyện nó lại trở nên cái lưới.
Önlerindeki sofra tuzak olsun onlara, Yandaşları için kapan olsun!Njih miza bodi pred njimi za zanko in brezskrbno njih življenje za zadrgo.
Önlerindeki sofra tuzak olsun onlara, Yandaşları için kapan olsun!Nýbrž místo pokrmu poskytli mi žluči, a v žízni mé napájeli mne octem.
Önlerindeki sofra tuzak olsun onlara, Yandaşları için kapan olsun!Owszem, miasto pokarmu podali mi żółć, a w pragnieniu mojem napoili mię octem.
Önlerindeki sofra tuzak olsun onlara, Yandaşları için kapan olsun!Să li se prefacă masa într'o cursă, şi liniştea într'un laţ!
Önlerindeki sofra tuzak olsun onlara, Yandaşları için kapan olsun!Séales una trampa la mesa que tienen delante; lo que es para bien, séales tropiezo
Önlerindeki sofra tuzak olsun onlara, Yandaşları için kapan olsun!Sõt ételemben mérget adnak vala, és szomjúságomban eczettel itatnak vala engem.
Önlerindeki sofra tuzak olsun onlara, Yandaşları için kapan olsun!Torne-se a sua mesa diante deles em laço, e sejam-lhes as suas ofertas pacíficas uma armadilha.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod