Düştünse tuzağa kendi sözlerinle, Ağzının sözleriyle yakalandınsa,zaplietol si sa jako do osídla do rečí svojich úst; lapil si sa do rečí svojich úst.
Düştünse tuzağa kendi sözlerinle, Ağzının sözleriyle yakalandınsa,επαγιδευθης δια των λογων του στοματος σου, επιασθης δια των λογων του στοματος σου
Düştünse tuzağa kendi sözlerinle, Ağzının sözleriyle yakalandınsa,Ти си се впримчил с думите на устата си, Хванат си с думите на устата си.
Düştünse tuzağa kendi sözlerinle, Ağzının sözleriyle yakalandınsa,ты опутал себя словами уст твоих, пойман словами уст твоих.
Düştünse tuzağa kendi sözlerinle, Ağzının sözleriyle yakalandınsa,נוקשת באמרי פיך נלכדת באמרי פיך׃
Düştünse tuzağa kendi sözlerinle, Ağzının sözleriyle yakalandınsa,ان علقت في كلام فمك ان اخذت في كلام فيك
Düştünse tuzağa kendi sözlerinle, Ağzının sözleriyle yakalandınsa,你 就 被 口 中 的 話 語 纏 住 、 被 嘴 裡 的 言 語 捉 住
Düştünse tuzağa kendi sözlerinle, Ağzının sözleriyle yakalandınsa,你 就 被 口中 的 話語纏 住 、 被 嘴裡 的 言語 捉住
Eğer çıkmazsanız tuzağa düşersiniz.Si no pueden salir, se sienten atrapados.
Haberi uluslar arasında duyuldu. Kurdukları tuzağa düştü, Onu çengellerle Mısıra sürüklediler.A počuly o ňom národy; lapený bol do ich jamy, a doviedli ho za obrúčky do Egyptskej zeme.
Haberi uluslar arasında duyuldu. Kurdukları tuzağa düştü, Onu çengellerle Mısıra sürüklediler.Các dân nghe tiếng về nó; nó bị bắt trong hầm; sau khi đã đặt móc nơi hàm, các nước điệu nó sang đất Ê-díp-tô.
Haberi uluslar arasında duyuldu. Kurdukları tuzağa düştü, Onu çengellerle Mısıra sürüklediler.Da das die Heiden von ihm hörten, fingen sie ihn in ihren Gruben und führten ihn an Ketten nach Ägyptenland.
Haberi uluslar arasında duyuldu. Kurdukları tuzağa düştü, Onu çengellerle Mısıra sürüklediler.Da opbød man Folkene mod den, i Grav blev den fanget, de slæbte den bort med Kroge til Ægyptens Land.
Haberi uluslar arasında duyuldu. Kurdukları tuzağa düştü, Onu çengellerle Mısıra sürüklediler.És meghallák ezt róla a népek; vermökben megfogaték, és elvivék õt horgokon Égyiptom földjére.
Haberi uluslar arasında duyuldu. Kurdukları tuzağa düştü, Onu çengellerle Mısıra sürüklediler.In slišali so o njem narodi; ujet je bil v njih jami in peljali so ga z obroči v nosnicah v deželo Egiptovsko.
Haberi uluslar arasında duyuldu. Kurdukları tuzağa düştü, Onu çengellerle Mısıra sürüklediler.이방이 듣고 함정으로 그를 잡아 갈고리로 꿰어끌고 애굽 땅으로 간지라
Haberi uluslar arasında duyuldu. Kurdukları tuzağa düştü, Onu çengellerle Mısıra sürüklediler.Las naciones oyeron de él, y fue cazado en la trampa de ellas. Y lo llevaron con ganchos a la tierra de Egipto
Haberi uluslar arasında duyuldu. Kurdukları tuzağa düştü, Onu çengellerle Mısıra sürüklediler.Ma contro di lui le genti fecero lega, restò preso nella loro fossa e in catene fu condotto in Egitto
Haberi uluslar arasında duyuldu. Kurdukları tuzağa düştü, Onu çengellerle Mısıra sürüklediler.Mutta kansat kuulivat siitä: se pyydystettiin heidän kuoppaansa ja vietiin turpakoukussa Egyptin maahan.
Haberi uluslar arasında duyuldu. Kurdukları tuzağa düştü, Onu çengellerle Mısıra sürüklediler.Ora as nações ouviram falar dele; foi apanhado na cova delas; e o trouxeram com ganchos � terra do Egito.
Haberi uluslar arasında duyuldu. Kurdukları tuzağa düştü, Onu çengellerle Mısıra sürüklediler.To gdy usłyszały o nim narody, w jamie ich pojmany jest, a zawiedziony w łańcuchach do ziemi Egipskiej.
Haberi uluslar arasında duyuldu. Kurdukları tuzağa düştü, Onu çengellerle Mısıra sürüklediler.To když uslyšeli národové, v jámě jejich polapen jest, a doveden v řetězích do země Egyptské.
Haberi uluslar arasında duyuldu. Kurdukları tuzağa düştü, Onu çengellerle Mısıra sürüklediler.И народите чуха за него; Хванат биде в ямата им, И с куки го закараха в Египетската земя.
Haberi uluslar arasında duyuldu. Kurdukları tuzağa düştü, Onu çengellerle Mısıra sürüklediler.И услышали о нем народы; он пойман был в яму их, и в цепях отвели его в землю Египетскую.
Haberi uluslar arasında duyuldu. Kurdukları tuzağa düştü, Onu çengellerle Mısıra sürüklediler.וישמעו אליו גוים בשחתם נתפש ויבאהו בחחים אל ארץ מצרים׃
Haberi uluslar arasında duyuldu. Kurdukları tuzağa düştü, Onu çengellerle Mısıra sürüklediler.فلما سمعت به الامم أخذ في حفرتهم فأتوا به بخزائم الى ارض مصر.
Haberi uluslar arasında duyuldu. Kurdukları tuzağa düştü, Onu çengellerle Mısıra sürüklediler.列 國 聽 見 了 、 就 把 他 捉 在 他 們 的 坑 中 、 用 鉤 子 拉 到 埃 及 地 去
Haberi uluslar arasında duyuldu. Kurdukları tuzağa düştü, Onu çengellerle Mısıra sürüklediler.列國聽見 了 、 就 把 他 捉 在 他 們 的 坑 中 、 用鉤 子 拉到 埃及 地去
İsayı, halkın önünde söylediği sözlerle tuzağa düşüremediler. Verdiği yanıta şaşarak susup kaldılar.A nemohli ho lapiť za slovo pred ľudom a podiviac sa jeho odpovedi umĺkli.
İsayı, halkın önünde söylediği sözlerle tuzağa düşüremediler. Verdiği yanıta şaşarak susup kaldılar.Così non poterono coglierlo in fallo davanti al popolo e, meravigliati della sua risposta, tacquero
İsayı, halkın önünde söylediği sözlerle tuzağa düşüremediler. Verdiği yanıta şaşarak susup kaldılar.E não puderam apanhá-lo em palavra alguma diante do povo; e admirados da sua resposta, calaram-se.
İsayı, halkın önünde söylediği sözlerle tuzağa düşüremediler. Verdiği yanıta şaşarak susup kaldılar.És nem tudták õt megfogni beszédében a nép elõtt; és csodálkozván az õ feleletén, elhallgatának.
İsayı, halkın önünde söylediği sözlerle tuzağa düşüremediler. Verdiği yanıta şaşarak susup kaldılar.I nemohli ho za slovo popadnouti před lidem, a divíce se odpovědi jeho, umlkli.
İsayı, halkın önünde söylediği sözlerle tuzağa düşüremediler. Verdiği yanıta şaşarak susup kaldılar.I nie mogli go podchwycić w mowie jego przed ludem, a zadziwiwszy się odpowiedzi jego, umilknęli.
İsayı, halkın önünde söylediği sözlerle tuzağa düşüremediler. Verdiği yanıta şaşarak susup kaldılar.In niso ga mogli ujeti v besedi vpričo ljudstva, in umolknejo, čudeč se odgovoru njegovemu.
İsayı, halkın önünde söylediği sözlerle tuzağa düşüremediler. Verdiği yanıta şaşarak susup kaldılar.저희가 백성 앞에서 그의 말을 능히 책잡지 못하고 그의 대답을 기이히 여겨 잠잠하니라
İsayı, halkın önünde söylediği sözlerle tuzağa düşüremediler. Verdiği yanıta şaşarak susup kaldılar.Nu L-au putut prinde cu vorba înaintea norodului; ci, miraţi de răspunsul Lui, au tăcut.
İsayı, halkın önünde söylediği sözlerle tuzağa düşüremediler. Verdiği yanıta şaşarak susup kaldılar.Og de kunde ikke fange ham i Ord i Folkets Påhør, og de forundrede sig over hans Svar og tav.
İsayı, halkın önünde söylediği sözlerle tuzağa düşüremediler. Verdiği yanıta şaşarak susup kaldılar.Og de var ikke i stand til å fange ham i ord i folkets påhør, og de undret sig over hans svar, og tidde.
İsayı, halkın önünde söylediği sözlerle tuzağa düşüremediler. Verdiği yanıta şaşarak susup kaldılar.Trước mặt dân chúng, họ không bắt lỗi lời Ngài phán chi được; và lấy lời đáp của Ngài làm lạ, thì nín lặng.
İsayı, halkın önünde söylediği sözlerle tuzağa düşüremediler. Verdiği yanıta şaşarak susup kaldılar.Und sie konnten sein Wort nicht tadeln vor dem Volk und verwunderten sich seiner Antwort und schwiegen still.
İsayı, halkın önünde söylediği sözlerle tuzağa düşüremediler. Verdiği yanıta şaşarak susup kaldılar.И не могли уловить Его в слове перед народом, и, удивившись ответу Его, замолчали.
İsayı, halkın önünde söylediği sözlerle tuzağa düşüremediler. Verdiği yanıta şaşarak susup kaldılar.И не можаха да уловят нещо в думата пред народа; и, зачудени на отговора Му, млъкнаха.
İsayı, halkın önünde söylediği sözlerle tuzağa düşüremediler. Verdiği yanıta şaşarak susup kaldılar.І не могли вони схопити Його на слові перед народом; і, дивуючись одповіддю Його, мовчали.
İsayı, halkın önünde söylediği sözlerle tuzağa düşüremediler. Verdiği yanıta şaşarak susup kaldılar.ולא יכלו ללכדו בדבר לפני העם ויתמהו על מענהו ויחרישו׃
İsayı, halkın önünde söylediği sözlerle tuzağa düşüremediler. Verdiği yanıta şaşarak susup kaldılar.فلم يقدروا ان يمسكوه بكلمة قدام الشعب. وتعجبوا من جوابه وسكتوا
İsayı, halkın önünde söylediği sözlerle tuzağa düşüremediler. Verdiği yanıta şaşarak susup kaldılar.他 們 當 著 百 姓 、 在 這 話 上 得 不 著 把 柄 . 又 希 奇 他 的 應 對 、 就 閉 口 無 言 了
İsayı, halkın önünde söylediği sözlerle tuzağa düşüremediler. Verdiği yanıta şaşarak susup kaldılar.他 們當 著 百姓 、 在 這話 上 得不 著 把柄 . 又 希奇 他 的 應對 、 就 閉口無言了
Kesimevine götürülen öküz gibi Hemen izledi onu delikanlı; Tuzağa düşen geyik gibi,äkkiä hän lähti hänen jälkeensä, niinkuin härkä menee teuraaksi, niinkuin hullu jalkaraudoissa kuritettavaksi,
Kesimevine götürülen öküz gibi Hemen izledi onu delikanlı; Tuzağa düşen geyik gibi,De odată a început să meargă după ea, ca boul care se duce la măcelărie, ca un cerb care aleargă spre cursă,
Kesimevine götürülen öküz gibi Hemen izledi onu delikanlı; Tuzağa düşen geyik gibi,egli incauto la segue, come un bue va al macello; come un cervo preso al laccio
Kesimevine götürülen öküz gibi Hemen izledi onu delikanlı; Tuzağa düşen geyik gibi,Ele a segue logo, como boi que vai ao matadouro, e como o louco ao castigo das prisões;
Kesimevine götürülen öküz gibi Hemen izledi onu delikanlı; Tuzağa düşen geyik gibi,En seguida se va tras ella, como va el buey al matadero, como un cordero al que lo ata; va como un venado
Kesimevine götürülen öküz gibi Hemen izledi onu delikanlı; Tuzağa düşen geyik gibi,Han følger henne straks, lik en okse som går til slakterbenken, som i fotjern, hvormed dåren tuktes,
Kesimevine götürülen öküz gibi Hemen izledi onu delikanlı; Tuzağa düşen geyik gibi,Hắn liền đi theo nàng , Như một con bò đến lò cạo , Như kẻ ngu_dại bị cùm dẫn đi chịu hình_phạt ,
Kesimevine götürülen öküz gibi Hemen izledi onu delikanlı; Tuzağa düşen geyik gibi,Hắn liền đi theo nàng, Như một con bò đến lò cạo, Như kẻ ngu dại bị cùm dẫn đi chịu hình phạt,
Kesimevine götürülen öküz gibi Hemen izledi onu delikanlı; Tuzağa düşen geyik gibi,Hij liep haar achterna, als een koe naar het slachthuis, als een boef op weg naar het schavot,
Kesimevine götürülen öküz gibi Hemen izledi onu delikanlı; Tuzağa düşen geyik gibi,Išiel hneď za ňou, jako ide vôl na zabitie a jako blázon v putách, aby bol káznený,
Kesimevine götürülen öküz gibi Hemen izledi onu delikanlı; Tuzağa düşen geyik gibi,소년이 곧 그를 따랐으니 소가 푸주로 가는 것 같고 미련한자가 벌을 받으려고 쇠사슬에 매이러 가는 것과 일반이라
Kesimevine götürülen öküz gibi Hemen izledi onu delikanlı; Tuzağa düşen geyik gibi,Šel za ní hned, jako vůl k zabití chodívá, a jako blázen v pouta, jimiž by trestán byl.