Bu sistemle hizmet maliyeti çok düşük tutulmaktaydı.Este carro tinha a suspensão um pouco rebaixada.
Öğrenci en az haftada iki bölümden sorumlu tutulmaktadır.De leerling heeft een dienstverband van minimaal 24 uur per week bij een bedrijf.
Bu bölge, Mareşal von Manstein'in Güney Ordular Grubu tarafından tutulmaktaydı.Deze operatie werd toegewezen aan de bevelhebber van Legergroep Zuid, von Manstein.
Piyade Tümeni tarafından tutulmaktadır.De haltes werden door infanteristen bewaakt.
(Daha çok Prof. Farnsworth'le aynı kan grubundan olduğu için yakınında tutulmaktadır.)Volgens geruchten werkt ze daar vooral omdat ze dezelfde bloedgroep heeft als Professor Farnsworth.
Elizabeth Garrett Anderson'un arşivleri London School of Economics'deki Kadın Kütüphanesinde tutulmaktadır.De archieven van Millicent Fawcett zijn te vinden in de Women's Library van de London School of Economics.
Günümüzde enformasyonun büyük kısmı (bilimsel tahminlere göre %80'lik kısmı) metin olarak tutulmaktadır..De omroep wordt grotendeels (iets meer dan 80%) gefinancierd door kijk- en luistergeld.
Elizabeth Garrett Anderson'un arşivleri London School of Economics'deki Kadın Kütüphanesinde tutulmaktadır.Archiwa Emily Faithfull są przechowywane w Women's Library w bibliotece London School of Economics.
İşlenen cinayetlerden ve binaların yakılmasından sorumlu tutulmaktadır.Po egzekucji mienie zamordowanych zrabowano a budynki spalono.
Zamanda seyahate çıkmadan önce toplanan öğeler olaydan gerçekleştikten sonra da envanterde tutulmaktadır.Również rzeczy zgromadzone w ekwipunku przed cofnięciem czasu pozostaną w nim po fakcie.
Kendisi imparatoriçenin öldürülmesinden sorumlu tutulmaktadır.Wydał nawet polecenie aresztowania cesarzowej.
2. Güney Afrika Tümeni ise 8. Ordu ihtiyatında tutulmaktadır.Strażnica II kategorii Pobiedna była 9. w 8 Brygadzie Wojsk Ochrony Pogranicza.
Bu sistemle hizmet maliyeti çok düşük tutulmaktaydı.Taka organizacja pozwalała utrzymać niskie koszty.
Ayrıca bu grup daha önce Kahire'deki İsrail büyükelçiliğine yapılan bir saldırıdan da sorumlu tutulmaktadır.Ultras beskylldes också för attacken mot Israels ambassad i Kairo.
NBA'de bir oyunda 40 ve üzerinde ribaund alan oyuncuların listesi tutulmaktadır.Detta är en lista över de NBA-spelare som gjort minst 60 poäng i en NBA-match.
Kurtbasarlar çoğunlukla yaylalar ve kışlalarda tutulmaktadırlar.Järnsparven håller sig ofta dold i buskage och liknande.
Kendisi imparatoriçenin öldürülmesinden sorumlu tutulmaktadır.Hon skulle dö som kejsarinna.
Bugün kilisenin inisiyatifine bağlı olarak kapı hâlâ kapalı tutulmaktadır.Він виголошує молитву, після чого двері церковці самі прочиняються.
Karşılıklı olarak yapılan işlemlerin kayıtları açık olarak tutulmakta ve doğrulanmaktadır.Rozeznávají se vkladní knížky s výpovědní lhůtou nebo bez ní.
Fakat yeniçeriler tarafından çok tutulmaktaydı ve bunun için canına dokunulması uygun görülmemekteydi.Měli špatné známky a nezáleželo jim tolik na tom, zda budou chyceni.
Altı orijinal modifiye bombanın ikisi Prag Askeri Tarih Kurumu tarafından tutulmaktadır.Două din cele șase grenade originale modificate sunt păstrate de Institutul de Istorie Militară din Praga.
Baltık ülkelerinde sıcaklık değerlerinin kaydı 250 yıldır tutulmaktadır.Înregistrările de temperatură pe perioada cea mai îndelungată din zona Mării Baltice acoperă circa 250 de ani.
Kurtlar ise duvarların altlarındaki mağaralarda tutulmaktaydı.Aceste animale erau pictate pe pereții peșterilor.
Amerika Birleşik Devletleri Kuvvetleri tarafından kontrol altında tutulmaktadır.Az ENSZ ellenőrzése alatt áll.
Bu veriler ayrı iki dosyada tutulmaktadır.Az ide tartozó dokumentumokat két teremben tárolják.
Günümüzde de Çingeneler yaşadıkları bütün ülkelerde ayrımcılığa tabi tutulmaktadır.Jelenleg az elterjedési területén található összes országban védelmet élvez.
Fakat yeniçeriler tarafından çok tutulmaktaydı ve bunun için canına dokunulması uygun görülmemekteydi.Nagyon elfoglalt voltam a turnék miatt, ami különben sem lett volna jó a gyerek számára.
2013 ve 2016 yıllarında en az üç cinayetten sorumlu tutulmaktadır.2018 Syrjää vastaan nostettiin syyte kolmesta pahoinpitelystä vuosina 2014–2016.
Gölün bulunduğu çevre bugün koruma altında tutulmaktadır.Σήμερα η λιμνοθάλασσα της Αλυκής είναι προστατευμένη περιοχή.
Bu veriler ayrı iki dosyada tutulmaktadır.Το αποτέλεσμα περιλήφθηκε σε δύο αναφορές.
Baltık ülkelerinde sıcaklık değerlerinin kaydı 250 yıldır tutulmaktadır.Kontinuerlige temperaturmålinger fra det baltiske område dækker ca. 250 år.
(Daha çok Prof. Farnsworth'le aynı kan grubundan olduğu için yakınında tutulmaktadır.)(Her boede han blandt andet sammen med Larica-sanger Kristian Nielsen).
Kullanılmadığı zamanlarda Kadeh mücevher işlemeli bir kutunun içinde tutulmaktadır.Når pokalen ikke er i brug, bliver den opbevaret i et juvelbesat skrin.
Baltık ülkelerinde sıcaklık değerlerinin kaydı 250 yıldır tutulmaktadır.Temperaturmålinger fra Baltikum har funnet sted i 250 år.
Amerika Birleşik Devletleri Kuvvetleri tarafından kontrol altında tutulmaktadır.Han holdes imidlertid i forvaring av amerikanske myndigheter.
Olaydan bir kız çocuğu sorumlu tutulmaktadır.Et kvinneliv er styrt av tilfeldighetene.
Bu veriler ayrı iki dosyada tutulmaktadır.Hal ini disahkan dengan dua dokumen.
Bu şenliklerde büyükler saygı ön planda tutulmaktadır.Para murid dalam sidang mufakat atas rencana baik tersebut.
Ayrıca parti Hollanda gizli servisi tarafından sürekli takip altında tutulmaktaydı.Karena selalu dikejar-kejar oleh serdadu Belanda.
Diğer mahkûmlarla temas etmesi önlenmekte ve kendisi ayrı bir yerde tutulmaktaydı.Ia dijadikan tahanan dan dipaksa bertarung dengan tahanan yang lainnya.
Kullanılmadığı zamanlarda Kadeh mücevher işlemeli bir kutunun içinde tutulmaktadır.Khi không dùng đến thì chiếc cốc được đặt trong chiếc rương nữ trang.
Bu kesim, General Hasso von Manteuffel'in 3. Panzer Ordusu tarafından tutulmaktaydı.Những đội quân này thuộc Tập đoàn quân Thiết giáp số 3 của Hasso von Manteuffel.
Söz konusu tüy, günümüzde Britanya Doğa Tarihi Müzesi'nde tutulmaktadır.同標本は現在、大英自然史博物館に収められている。
Matris'in Koruyucusu tarafından tutulmaktadır.マティアスの保護者。
Biryani de popüler mutfak ürünlerinden birisi olup en çok Hindistan ve Pakistanlılar arasında tutulmaktadır.シンディービリヤニはパキスタン料理のなかでとても人気のあるメニューであり、パキスタン全域はおろか世界中で食べられている。
Bu veriler ayrı iki dosyada tutulmaktadır.其他證件都要看這兩項。
Ayrıca parti Hollanda gizli servisi tarafından sürekli takip altında tutulmaktaydı.同时它们已被纳入荷兰的定期服务。
Günümüzde enformasyonun büyük kısmı (bilimsel tahminlere göre %80'lik kısmı) metin olarak tutulmaktadır..由于目前的大多数信息(80%)是以文本的形式来保存,文本挖掘被认为具有较高的商业潜在价值。
Bu sistemle hizmet maliyeti çok düşük tutulmaktaydı.系統管理費用較低。
Olaydan bir kız çocuğu sorumlu tutulmaktadır.이로 인해 한 참전용사의 부인 한 명은 아이를 유산하였다.
Ancak sevdiği insanlar LuthorCorp’ta bulunan serumu bulması için rehine tutulmaktadır.그의 올바른 행동에 대한 확신을 얻은후, 그는 릴리퍼트에 거주하고 릴리퍼트 왕실에서 마음에 드는 사람이 된다.
Orada savaşta yaralanan ve delirmiş Dalekler tutulmaktadır.במלחמת העצמאות נלחם בקרבות משמר העמק ונפצע.
Olimpiyat Oyunları'ndaki tüm mesafeler ve birkaç başka yarış için rekor kaydı tutulmaktadır.Рекордите се пазят за всички дисциплини на Летните Олимпийски игри и някои други състезания.
Liste 1940 yılından beri tutulmaktadır.Нейният запис е от 1940 година.
Bu kesim, General Hasso von Manteuffel'in 3. Panzer Ordusu tarafından tutulmaktaydı.Тези войски са част от 3-та танкова армия на генерал Хасо фон Мантойфел.
Kendisi imparatoriçenin öldürülmesinden sorumlu tutulmaktadır.Тя взема отново титлата императрица.
Olaydan bir kız çocuğu sorumlu tutulmaktadır.Postoji, dakle, niz obveza koje dijete treba obaviti.
O dönemlerde Kızılkaya'da vergi defterleri tutulmaktaydı.Počas natáčania Upírskych denníkov žila v Atlante.
Fakat yeniçeriler tarafından çok tutulmaktaydı ve bunun için canına dokunulması uygun görülmemekteydi.Viselo však pre ňu veľmi vysoko, nedosiahla na neho a musela si nechať prejsť chuť.
Devlet mührünün mührü Slovakya cumhurbaşkanı tarafından tutulmaktadır.Pečatidlo štátnej pečate uschováva prezident Slovenskej republiky.