Ana içeriğe geç
Sözlük

tutuklu ile cümle

tutuklu kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Blackwell Adası (Blackwell's Island) cezaevinde bir yıl tutuklu kaldı.Végül egy évre a Blackwell’s Island Fegyházba küldték.
Siyasi tutuklular serbest bırakıldı.Szabadon engedték a politikai foglyokat.
10 Haziran 2006 üç tutuklu ölü bulunmuştur.2006. június 14-én 100 halottról számoltak be.
Bir hapishane denetimi sırasında, siyasi tutuklular tarafından linç edilerek öldürülmüştür.Rendőrségi vizsgálati fogsága során kínzói agyonverték.
FETÖ/PDY soruşturması kapsamında tutukludur.Box office / business for Fogságban.
Tutuklulardan bilgi almak için işkence kullanılması konusunda ısrarcı davrandı .Ezt a fegyvert kínzás használtak, hogy információt csikarjanak ki a foglyokból.
Tutukluluk halindeyken şiirler yazdı.Katonáskodása idején már verseket írt.
Siyasi görüşleri nedeniyle tutuklandı; 1933-1936 arasında tutuklu kaldı.Lebukott, így börtönbe került, börtönbüntetését 1936–39 közt töltötte.
Gazetelerde hemen ertesi günü tutukluların intihar ettiği haberi çıktı.Néhány nappal később öngyilkosságról beszélt a sajtó.
Tutuklu olarak yargılanmaktadır.Elítéltek árulóként.
Bunun üzerine bir klik Orgetorix'in tutuklu olarak bir yargılamaya tabi tutulması istedi.Például a kliens meghívja a proxy egy metódusát.
Tutukluluğu yaklaşık 2 ay boyunca sürdü.Az imágó mintegy 2 hónapig él.
Ama buralara sıradan suçlular değil, siyasal tutuklular kapatılırdı.Körülbelül 1935-től nem csak politikai foglyokat vittek a táborba, hanem közönséges bűnözőket is.
Davada tutuklu sanık kalmadı.Senkit nem tartóztattak le az ügyben.
1943'te 30 Polonyalı tutuklu, binanı duvarında kurşuna dizildi.1930-ban a lengyel választások után számos ellenzéki politikust börtönöztek be az erődben.
Türk askerleri 22 Mart'ta kadar tutuklu kalmışlardır.A németek március 22-éig vonultak vissza.
Bu tutukluluğu 18 yıl sürecektir.Fogságban 18 évig él.
Schröder ile birlikte 14 Ocak 1948'e kadar tutuklu kaldı.Hän pysyi vankina Schröderin kanssa aina vapauttamiseensa 14. tammikuuta 1948 saakka.
Binlerce siyasi tutukluyu serbest bıraktı.Hän vapautti heti aluksi 600 poliittista vankia.
Ama buralara sıradan suçlular değil, siyasal tutuklular kapatılırdı.Tavallisten rikollisten lisäksi sinne lähetettiin poliittisia vankeja.
Yazılarının çoğunu tutuklu olduğu dönemde yazdı.Hän kirjoittikin useimmat kirjoistaan vankeudessa.
Marie hemen onu tutukluluktan kurtarır.Michael yrittää pelastaa hänet kuolemantuomiolta.
Siyasi tutuklular serbest bırakıldı.Poliittisia vankeja armahdettiin.
Davanın tek kadın tutuklusuydu.Yksi pidätetyistä oli nainen.
Sekiz aylık tutukluluktan sonra kaçtı, ama o tekrar yakalandı.Hän vapautui oltuaan kahdeksan kuukautta vankeudessa ja siirtyi sen jälkeen uudelleen ulkomaille.
Tutukluların çoğu Çek Yahudisiydi.Tuolloin pääosa vangeista oli juutalaisia.
Bu komisyon aracılığıyla Türkiye'deki siyasi davaları takip etti ve tutukluları ziyaret etti.Siellä hän osallistui poliittisten vankien mielenilmauksiin ja yritti paeta.
Orada bir süre Bekirağa Bölüğü'nde tutuklu kaldı.Myöhemmin hänet siirrettiin joksikin aikaa Käkisalmeen.
Siyasi tutukluların ve sürgün edilenlerin büyük kısmına, evlerine dönme izni verildi.Sopimus antoi pakolaisille ja sotavangeille luvan palata kotimaihinsa.
Mahkûm olarak Berlin'deki Spandau Cezaevi'nde 20 yıl tutuklu olarak kaldı.Hänet tuomittiin orjatyövoiman käytöstä kahdenkymmenen vuoden vankeusrangaistukseen Spandaun vankilaan.
2. Sahne: Bir Hapishane Don Carlos hapishanede tutukludur.Σκηνή 2: Μία φυλακή Ο Δον Κάρλος έχει φυλακισθεί.
Temmuz 1976’da kısmi siyasi af ilan etti ve 400 tutukluyu salıverdi.Τον Ιούλιο του 1976 έδωσε μερική αμνηστία και ελευθέρωσε 400 κρατουμένους.
Binlerce siyasi tutukluyu serbest bıraktı.Ο στρατός απελευθέρωσε περί τους 1.000 πολιτικούς κρατουμένους.
Bu uygulamaya Mart 1977’de devam etti ve Mayıs ayında tüm siyasi tutuklular affedildi.Συνέχισε αυτήν την πολιτική τον Μάρτιο του 1977, και τελικά έδωσε καθολική αμνηστία τον Μάιο του ίδιου έτους.
Ancak el-Hezlul hala diğer aktivistlerle birlikte tutuklu bulunmakta.Ωστόσο, η αλ-Χαδλούλ παραμένει φυλακισμένη όπως και οι υπόλοιποι ακτιβιστές.
Kalan tutukluları kurtarmak için kuşatanlar geri çekildi.Οι Ιουδαίοι πολιορκητές για να σώσουν τους υπόλοιπους κρατουμένους αποσύρθηκαν.
Siyasi görüşleri nedeniyle tutuklandı; 1933-1936 arasında tutuklu kaldı.Ήταν πολιτικός κρατούμενος το 1933-36.
Siyasi tutuklular serbest bırakıldı.Οι φυλακισμένοι ελευθερώθηκαν.
Tutukluluğu yaklaşık üç yıl sürdü.Η δίκη τους διήρκεσε σχεδόν τρία χρόνια.
Bir gün sonra, özgür siyasi tutuklular için başka bir protesto daha düzenledi.Ήταν πιο εύκολη η απελευθέρωση ενός πολιτικού κρατουμένου από ενός πολιτικού καταδίκου.
Tutukluların çoğu Çek Yahudisiydi.Οι κρατούμενοι ήταν κυρίως εβραϊκής καταγωγής, καθώς και Μάρτυρες του Ιεχωβά.
Dava beraatle sonuçlandı ve tutukluların çoğu Aralık 1955'te serbest bırakıldı.Τελικά, η απόφαση εκτέλεσης ματαιώθηκε και οι τελευταίοι απελευθέρωσαν τους φυλακισμένους στις 5 Οκτωβρίου.
Yazılarının çoğunu tutuklu olduğu dönemde yazdı.Han skrev det meste, mens han sad i fængsel.
Fakat Sayid tutuklu kadının çocukluk arkadaşı Nadia olduğunu anlıyor.Sayid opdager at kvinden er Nadia, en barndomsven.
12 sene tutuklu kaldı.Han fik 12 års fængsel.
Tutuklu bulunduğu süre içinde işkence gördü.Under fængslingen blev han tortureret.
Binlerce siyasi tutukluyu serbest bıraktı.Der var flere tusinde politiske fanger..
Bu tutukluluğu 18 yıl sürecektir.Forude venter 18 års fængsel.
Tutuklular bir sene Şam'da tutuldular.Frans sad i fangensskab i et års tid.
Sonuçta bu tutuklular bırakılmışlardır.De tilfangetagne blev til sidst løsladt.
Bu sefer 4 yıl tutuklu kaldı.Han idømtes fire års fængsel.
9 ay tutuklu kaldı.Han blev idømt 9 års fængsel.
Yine de kulede tutuklu olarak kalmıştır.Hun blev indespærret i fangehullet.
Kalan tutukluları kurtarmak için kuşatanlar geri çekildi.De arresterede omgående de tilbageværende europæere.
Tutukluların çoğu Çek Yahudisiydi.De fleste af ofrene var jøder.
Konya'da bulunduğu sırada husumetten doğan bir iftira sonucu kısa bir süre tutuklu kaldı.Deretter viste det seg at noe var galt med ølet, slik at det ble udrikkelig etter kort tid.
1980 yılında, yedi tutuklu 53 gün sonra sona eren ilk açlık grevine katıldı.I 1980 deltok sju fanger i en første sultestreik, som endte etter 53 dager.
Hüküm açıklanana dek tutuklu geçirilen süre hesaplamaya dahil değildir.Det gis heller ikke noe forbehold om at tiltale bare skal finne sted når allmenne hensyn tilsier det.
Odisseas tutukluyu öldürdü ve mektubu alarak Palamedes'in çadırına gitti.Odyssevs drepte deretter fangen og skjulte gullet i Palamedes' telt.
Marie hemen onu tutukluluktan kurtarır.Marie hjelper til med å ordne flukten.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod