Ana içeriğe geç
Sözlük

tutuklu ile cümle

tutuklu kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Bu yürüyüşe katılamayan güçsüz ya da hasta 7.500 tutuklu kamplarda ya da çevresinde kalır.Jest to niemożliwe dopóki nie wymordujemy lub przesiedlimy stamtąd 25 000 000 osób.".
Cezaevleri tutuklu gazetecilerle doluydu.Wielu dziennikarzy przetrzymywanych jest w więzieniach.
Tutuklu yargılanan Demirtaş bir yıl hapis cezasına çarptırıldı.Redaktor Naszej Doli został skazany na rok więzienia.
Orada bir süre Bekirağa Bölüğü'nde tutuklu kaldı.Cały dzień był przetrzymywany w milicyjnej izolatce.
Hapishanelerdeki tutukluların hemen hemen yarısı, steril olmayan dövme ekipmanlarını paylaşmaktadır.Nästan hälften av de som sitter i fängelse delar på osteril tatueringsutrustning.
Marozia, 50 yıl tutuklu kalmıştır.Moro mördades efter 55 dagar i fångenskap.
Sekiz aylık tutukluluktan sonra kaçtı, ama o tekrar yakalandı.Han satt åtta månader i förvaringsarrest, men blev därefter frikänd.
Tutuklular bir sene Şam'da tutuldular.Bremer satt fängslad i Storbritannien under ett år.
Güvenlik kuvvetleri ateş açtı; 4 tutuklu öldü.Polisen öppnade eld och fyra arbetare skadades.
1980 yılında, yedi tutuklu 53 gün sonra sona eren ilk açlık grevine katıldı.1980 ägde den första hungerstrejken rum, med sju deltagare, vilken varade i 53 dagar.
26 Kasım 2015'te tutuklu yargılanmak üzere cezaevine götürüldü.Han sitter idag 2015 i fängelse.
Ancak birçok cezaevinde tutuklu ve hükümlüler bir arada barındırılmaktadır.De skall verkställa domen över dig i många kvinnors åsyn.
Savaş kamplarında esir olarak on bir ay tutuklu kaldı.Han fick tillbringa nästan elva månader i krigsfångenskap.
Mahkeme süresince 1,5 yıl tutuklu kaldı.Därför dömdes han till fängelse i 1,5 år.
Tutukluların çoğu Çek Yahudisiydi.Det överväldigande flertalet var judar.
Yazılarının çoğunu tutuklu olduğu dönemde yazdı.Більшість його творів була написана під час ув'язнення.
Sovyet dönemine kadar ulaşan şnfaz edilmiş tutukluların toplu mezarları açığa çıkarılmıştır.Було розкопано масові поховання страчених в'язнів, що датуються радянським періодом.
Tutuklu kalma gerekçesi Atatürk'ü tahkir etmek olduğu için bu kişiler sorumluluk almaktan kaçındı.«За те, що мене не заарештували, я повинен бути вдячним Димитрову.
Siyasi görüşleri nedeniyle tutuklandı; 1933-1936 arasında tutuklu kaldı.Після подавлення повстання був заарештований і з 1936 по 1945 роки провів у тюремному ув'язненні.
Tutukluluğu yaklaşık 2 ay boyunca sürdü.Судовий процес тривав близько двох місяців.
Ayrıca hapishaneyi basıp siyasi tutukluları serbest bırakıldı.Він також закликав звільнити затриманих політиків.
Mahkeme süresince 1,5 yıl tutuklu kaldı.У 1930 р. засуджений на 1,5 року.
Hapishanelerdeki tutukluların hemen hemen yarısı, steril olmayan dövme ekipmanlarını paylaşmaktadır.Близько половини ув'язнених використовують повторно нестерильні засоби для татуювання.
Bu dava nedeniyle iki yıl tutuklu kaldı.За це його засудили на 2 роки.
Binlerce siyasi tutukluyu serbest bıraktı.Кілька тисяч політичних супротивників військових були заарештовані.
Siyasi tutuklular serbest bırakıldı.Політв'язні були звільнені.
2. Sahne: Bir Hapishane Don Carlos hapishanede tutukludur.Scéna 2: Ve vězení Don Carlos byl uvězněn.
Hapishanelerdeki tutukluların hemen hemen yarısı, steril olmayan dövme ekipmanlarını paylaşmaktadır.Téměř polovina vězňů sdílí nesterilizované tetovací nástroje.
Binlerce siyasi tutukluyu serbest bıraktı.Zasloužil se o osvobození několika politických vězňů.
Yazılarının çoğunu tutuklu olduğu dönemde yazdı.Během věznění napsal většinu nejdůležitějších děl.
3 Nisan 1972'de tutuklu şair ve muhalif Pedro Luis Boitel, açlık grevi yaptığını ilan etti.Naposled se tak stalo v roce 1972, kdy kvůli hladovce zemřel básník a disident Pedro Luis Boitel.
Daha sonra Almanlar tarafından tutuklandı ve savaşın geri kalanında Almanya'da tutuklu kaldı.Byl zajat Němci a zbytek války přežil v zajetí.
Bu tür cezaevlerinde tutuklulara, hapisten çıktıktan sonraki yaşama hazırlayıcı bir eğitim verilir.Ve vězení ho vězni učí základy života.
Hapishanelerdeki bu ırksal ayrımın sona ermesiyle tutuklular ırklarına göre organize olmaya başladılar.Když se věznice přestaly rozdělovat podle rasy, vězni uvnitř se začali organizovat do rasových oddílů.
Tsvangirai ve 14 parti mensubu Lupen'deki ceza evinde bir müddet tutuklu kaldılar.Holubyho věznili spolu se 40 osobami v Hlohovci.
Tutukluluğu yaklaşık 2 ay boyunca sürdü.Obléhání trvalo téměř dva měsíce.
Bu sefer 4 yıl tutuklu kaldı.Zde byl 4 měsíce vězněn.
Albüm ABD'de bulunan siyasi tutuklulara ithaf edilmişti.Byl odhalen památník politickým vězňům ve Valdicích.
Marie hemen onu tutukluluktan kurtarır.Michele se ho proto hned vydává zachránit.
Güvenpark'tan başlayacak, (Berberoğlu'nun tutuklu bulunduğu) İstanbul Maltepe Cezaevi'ne yürüyeceğiz.K zámečku se lze dostat snadno ze zastávky Malešické náměstí autobusů MHD.
Heyetin tutuklu temsilcileriyle yürüttüğü görüşmeler sonuç alınamadan sona erdi.Jednání mezi ÚZSVM a zástupci Kliniky skončila bez úspěchu.
Siyasi görüşleri nedeniyle tutuklandı; 1933-1936 arasında tutuklu kaldı.Jeho politická činnost byla sledována policií a v letech 1930 a 1931 byl kvůli ní vyhoštěn.
9 ay tutuklu kaldı.Na devět dní je uvězněna.
Bu karışıklık sırasında II. Hisam Kurtuba'da tutuklu olarak kalmıştır.Hishama II. držel jako rukojmí v Córdobě.
Bu iki parlamenter iki hafta tutuklu kaldıktan sonra hemen salıverildiler.Oba disidenti byli po necelých třech měsících z vazby propuštěni.
Bu tutukluluğu 18 yıl sürecektir.Celkem byl vězněn 18 let.
Hapishanelerdeki tutukluların hemen hemen yarısı, steril olmayan dövme ekipmanlarını paylaşmaktadır.Aproape jumătate dintre deținuții din închisori folosesc în comun echipament de tatuare nesteril.
Daha sonra da ve diğer tutuklu Demokrat Parti üyeleri ile birlikte Yassıada'da hapsedildi.Ulterior împreună cu alte persoane membre ala Partidului Democrat, Menderes este închis pe Yassiada.
Dava beraatle sonuçlandı ve tutukluların çoğu Aralık 1955'te serbest bırakıldı.Această încercare a eșuat și majoritatea acestor libanezi au fost, în cele din urmă, eliberați în anul 2000.
9 ay tutuklu kaldı.Totuși, el nu va sta în închisoare decât 9 luni.
12 sene tutuklu kaldı.A fost condamnat la 12 ani de închisoare.
Siyasi tutukluların ve sürgün edilenlerin büyük kısmına, evlerine dönme izni verildi.Unele articole prevăd repatrierea forțată a refugiaților și imunitatea lor după reîntoarcerea în patrie.
Siyasi tutuklular serbest bırakıldı.Eliberarea prizonierilor politici.
Bu sefer 4 yıl tutuklu kaldı.A fost condamnat la 4 ani închisoare.
Siyasi görüşleri nedeniyle tutuklandı; 1933-1936 arasında tutuklu kaldı.Arestat de către regimul comunist din motive politice, a stat în închisoare în perioada 1948-1955.
Tutuklu olduğu sürede Deniz Gezmiş ve Yusuf Aslan gibi devrimci gençlerle tanıştı ve onların öykülerini yazdı.Este perioada în care reia și fortifică legăturile cu Iașul tinereții și al formării sale ca scriitor.
İki yıl tutuklu kaldı.Este arestat, stă 2 ani în închisoare.
Tutuklu, bir hakim huzuruna çıkarıldı.Deținutul a fost adus în fața unui judecător.
Cinayet nedeniyle tutuklusun.Ești arestat pentru crimă.
Hapishanelerdeki tutukluların hemen hemen yarısı, steril olmayan dövme ekipmanlarını paylaşmaktadır.A börtönlakók közel fele használ közösen nem steril tetováló felszerelést.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod