Ama tutukluluğun belirli bir süreyi geçmesi halinde artık tek başına yeterli değildir.إذا لم يكن لديه جمهورا حقيقيا سواها كان هذا يكفي لبعض الوقت.
1943 yılında tutuklandı ve 1945 yılına kadar tutukluğu sürdü.في عام 1943 اعتقلها الجستابو وظلت معتقلة حتى عام 1945.
Almanya'da iki yıl tutuklu kaldı.وظلت في المنفى بألمانيا لمدة إثنى عشر عاماً.
İzinsiz girdiğin için tutuklusun.ألقي القبض عليك لتجاوزك على الممتلكات.
Tutuklular gizlice Almanya'ya taşınmış ve iz bırakmadan kaybolmuşlardı.Os prisioneiros eram transportados secretamente para a Alemanha, e desapareciam sem deixar rasto.
Hapishanelerdeki tutukluların hemen hemen yarısı, steril olmayan dövme ekipmanlarını paylaşmaktadır.Estima-se que cerca de metade dos reclusos partilhem equipamento de tatuagem não esterilizado.
Mananar'da 146 tutuklu öldü.146 prisioneiros faleceram em Manzanar.
Tutukluların çoğu Çek Yahudisiydi.A maioria dos prisioneiros era de judeus tchecos.
1980 yılında, yedi tutuklu 53 gün sonra sona eren ilk açlık grevine katıldı.Em 1980, sete prisioneiros deram início à primeira greve de fome, a qual terminou 53 dias depois.
Sovyet dönemine kadar ulaşan şnfaz edilmiş tutukluların toplu mezarları açığa çıkarılmıştır.Valas comuns de prisioneiros executados datados da era soviética foram exumados.
1912 yılında Odessa'yı ziyaret sırasında tutuklandı ve 10 ay Sibirya'da tutuklu kaldı.Em 1912, foi preso ao visitar Odessa, encarcerado por 10 meses e depois exilado na Sibéria.
Fakat savcılık, tahliye kararına itiraz ederek tutukluluğunun devamını talep etti. ^ "Nihat Akdoğan kimdir?Na sua humilhação foi tirado o seu julgamento; Quem contará a sua geração?
Diğer tutuklular ise ifade vermeyi reddederek susmayı tercih ettiler.Os restantes inquiridos preferiram não responder.
11 Nisan 1945 tarihinde 3.Amerikan Ordusu desteğinde, tutukluların kendi çabalarıyla kurtarıldı.Em 6 de abril de 1945, com a chegada dos americanos os prisioneiros são libertados.
Sekiz aylık tutukluluktan sonra kaçtı, ama o tekrar yakalandı.Ficou presa por oito dias e depois fugiu.
Bölge II.Dünya Savaşı'nda politik tutuklular için kamp olarak kullanıldı.O local serviu como um acampamento para prisioneiros políticos durante a Segunda Guerra Mundial.
"Albay Dursun Çiçek 18 saat tutuklu kaldı".«Presidente da Gaviões da Fiel deixa prisão após 18 dias».
Siyasi tutuklular serbest bırakıldı.Os prisioneiros foram libertados.
12 sene tutuklu kaldı.Ele foi condenado a 12 anos de encarceramento.
Tutukluluğu yaklaşık üç yıl sürdü.Ele permanecerá fechado durante aproximadamente três anos.
Tutuklu olarak yargılanmaktadır.Foi absolvido em julgamento.
Grubun pek çok üyesi Japon askeri hapishanelerinde tutuklu kalmıştır.Ultimamente, vários membros do Exército Vermelho têm sido presos no Peru.
Bu gruptakiler daha sonra, polisin elinden tutuklu arkadaşlarını almak suçlamasıyla yargılandılar.Posteriormente, os grupos detidos condenaram o tratamento dispensado pelos policiais.
Holokost'tan sağ kurtulan tutuklulardan büyük bir kısmı çocuk ve yetimdi.Muitos dos rapazes que eram submetidos à castração tratava-se de crianças órfãs ou abandonadas.
Tutuklu yargılanan Demirtaş bir yıl hapis cezasına çarptırıldı.O suspeito preso no Chipre pagou uma fiança um dia após sua prisão.
Bu davalar çerçevesinde 200'den fazla TSK mensubu tutuklu olarak yargılanmaktadır.Cerca de 200 soldados atualmente servem em termos de prisão.
2. Sahne: Bir Hapishane Don Carlos hapishanede tutukludur.Scène 2: Een gevangenis Don Carlos is in de gevangenis geworpen.
1943'te 30 Polonyalı tutuklu, binanı duvarında kurşuna dizildi.In 1943 werden 30 Poolse gijzelaars geëxecuteerd bij de muur van het Godshuis.
Marie hemen onu tutukluluktan kurtarır.Marie is pas uit de gevangenis ontslagen.
Hüküm açıklanana dek tutuklu geçirilen süre hesaplamaya dahil değildir.Zijn vonnis zal niet worden voltrokken, mits de dief zich binnen de dag aanmeldt.
Binlerce siyasi tutukluyu serbest bıraktı.Duizenden politieke tegenstanders werd gearresteerd.
Çikatilo, bu süre içinde hep hücrede tutuklu kaldı.Priklopil hield haar al die tijd gevangen in zijn kelder.
Serbest bırakıldığı 10 Ekim 1955'e kadar da burada tutuklu kaldı.Hij werd gevangengenomen en op 10 oktober 1955 vrijgelaten.
Bu durumda da muharebe sırasında sıklıkla tutukluk yapıyorlardı.Ook ontsnappen ze hem vaak bij een arrestatiepoging.
Bu sefer 4 yıl tutuklu kaldı.Hij wordt voor vier jaar vastgezet.
Marguerite bu hapishanede çocuğunu öldürmesi suçuna sanıklık ile tutuklu olarak kalmaktadır.Marguérite vermoordt haar kind en wordt hiervoor terechtgesteld.
Tutukluluk halindeyken şiirler yazdı.Ook in gevangenschap bleef hij echter gedichten schrijven.
Siyasi tutuklular serbest bırakıldı.De gevangenen werden bevrijd.
Silahı tutukluk yapınca kız kardeşi Kristine'i çağırır ve eski günahlarını itiraf eder.Als Quaerts Cecile weer opzoekt bekent hij zijn zonden en noemt hij haar Madonna.
Rosa Luxemburg da dahil olmak üzere siyasi tutuklular serbest bırakıldı.Hij was sterk beïnvloed door onder andere Rosa Luxemburg.
Kendisi, "İran İslam Cumhuriyeti'nde en uzun süre tutuklu kalan siyasi mahkum oldu".Hierdoor was hij de langst gevangen gehouden politiek gevangene geworden van Libië.
Tutuklu muyum?Ben ik gearresteerd?
1980 yılında, yedi tutuklu 53 gün sonra sona eren ilk açlık grevine katıldı.W 1980 roku siedmiu więźniów wzięło udział w pierwszym strajku głodowym, który zakończył się po 53 dniach.
Mart ve Nisan 1946'ya kadar tutuklu kaldı.Zostali aresztowani w marcu i kwietniu 1940.
Güvenlik kuvvetleri ateş açtı; 4 tutuklu öldü.Pochód został zatrzymany przez siły bezpieczeństwa; cztery osoby zostały zastrzelone.
9 ay tutuklu kaldı.Przebywał w areszcie przez dziewięć miesięcy.
Tutuklulardan bilgi almak için işkence kullanılması konusunda ısrarcı davrandı .Znany był m.in. z torturowania jeńców.
Kısa bir tutukluluk dönemi geçirdi.Krótki czas spędziła we Włocławku.
Davada tutuklu sanık kalmadı.Oskarżony milczy.
Marie hemen onu tutukluluktan kurtarır.Nie udaje jej się to, gdyż Robert wychodzi z więzienia.
Kralı Gargantua olarak çizdiği bir karikatür sebebiyle 1832'de Ste Pelagic'te altı ay boyunca tutuklu kaldı.1832 – za karykaturę Gargantua został skazany na sześć miesięcy pozbawienia wolności.
Kádár'ın bulunduğu hapishane boşaltılarak tüm tutuklular Nazi toplama kamplarına gönderildi.Po odkryciu kryjówki cała grupa została wysłana do nazistowskich obozów koncentracyjnych.
Duruşması 3 ay tutukluluktan sonra Nürnberg'de başladı.Proces odbył się po trzech miesiącach w areszcie śledczym w Norymberdze.
12 sene tutuklu kaldı.Dwanaście godzin temu zostałam w nim uwięziona.
2. Sahne: Bir Hapishane Don Carlos hapishanede tutukludur.Odsłona 2 Markiz Posa przybywa do uwięzionego Don Carlosa.
Tutukluluğu yaklaşık üç yıl sürdü.Proces przeciwko niemu trwał prawie trzy lata.
Nakilde 2 tutuklu öldü, 4 tutuklu yaralandı.Zginęło dwóch Cayuse, 4 zostało schwytanych.
Dava beraatle sonuçlandı ve tutukluların çoğu Aralık 1955'te serbest bırakıldı.Większość skazanych zwolniono z więzienia w Boże Narodzenie roku 1951.
Tutukluluğu yaklaşık 2 ay boyunca sürdü.Oblężenie trwało niemal dwa miesiące.
Bazı cezaevlerinde tutuklular sürekli olarak birbirinden ayrı tutuluyordu.Wielokrotnie katował więźniów na różne sposoby.