Ana içeriğe geç
Sözlük

tutuklu ile cümle

tutuklu kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Altı ay tutuklu kaldı.Rimase detenuta per sei mesi.
Geçmişte, Sovyet esir kamplarında ki tutukluluğunun getirdiği bir durumdan muzdarip olduğu keşfedildi.Non si sa cosa sia successo con le guardie carcerarie polacche che vennero internate.
Guy Lüzinyalı 1188'e kadar Şam'da tutuklu iken o tarihte salıverildi.Guido fu rilasciato dalla sua prigionia di Damasco nel 1188.
Yazılarının çoğunu tutuklu olduğu dönemde yazdı.Durante la prigionia scrisse molte delle sue opere.
Tutuklandı, bir ay tutuklu kaldı.Arrestato preventivamente e detenuto per un mese.
Arminius'un karısı olan hamile kızı Thusnelda, babası tarafından tutuklu olarak Germanicus'a teslim edildi.Segeste consegnò la figlia incinta, moglie di Arminio, a Germanico sotto forma di prigioniera.
Ayrıca tutuklular, gardiyanlar tarafından sürekli tecavüze uğradılar.Gli internati furono sottoposti anche a maltrattamenti da parte delle guardie.
Cezaevlerindeki 70 bin tutuklu ve hükümlüden 26 bin 500'ü hemen serbest kaldı.Almeno 17.000 prigionieri – sia politici che penali - sono stati liberati.
Ayrıca hapishaneyi basıp siyasi tutukluları serbest bırakıldı.Un altro compito dell'Organizzazione consisteva nella liberazione dei detenuti politici.
Fakat Mystras'da tutuklu olan kardeşi Ahmed Bey'i kurtardı ve Teselya'ya geri döndü.Alla fine il signor Gold lo guarisce tornati a Storybrooke.
Daha sonra Almanlar tarafından tutuklandı ve savaşın geri kalanında Almanya'da tutuklu kaldı.Viene arrestato e imprigionato dai tedeschi, che in quel periodo occupavano la città.
Burada "yeniden eğitilmiş" bazı tutuklular sonradan bizzat birer işkenceci haline getirilmişlerdi.Alcuni, che avevano sacrificato sotto tortura, tornarono per essere torturati di nuovo.
Bu sefer 4 yıl tutuklu kaldı.Arrestato, ebbe quattro anni di carcere.
Sekiz aylık tutukluluktan sonra kaçtı, ama o tekrar yakalandı.La raggiunse otto mesi dopo, ma trovò la morte.
Davada tutuklu kalan tek kişi ise mühendis Halil Karakılıç.L'unico che resta fermo nelle sue decisioni è il signor Hall, docente di dibattito.
Siyasi tutuklular serbest bırakıldı.I prigionieri furono poi rilasciati.
Birçok kişi tutukluyken hayatını kaybedecektir.Parecchie centinaia persero la vita durante la detenzione.
Marie hemen onu tutukluluktan kurtarır.Mario Marrìa esce di prigione.
Fakat Sayid tutuklu kadının çocukluk arkadaşı Nadia olduğunu anlıyor.Per quanto riguarda Kaede, invece, la considera solo un'amica d'infanzia.
Bir gün sonra, özgür siyasi tutuklular için başka bir protesto daha düzenledi.На следующий день прошла ещё одна демонстрация, участники которой требовали освобождения политзаключённых.
Tutuklandı, bir ay tutuklu kaldı.Арестовывался, месяц провел в тюрьме.
Orada bir süre Bekirağa Bölüğü'nde tutuklu kaldı.Некоторое время он находился в замке под стражей.
Bir ikinci silah da tutukluk yaptı.Второй пистолет также нужно будет покупать.
1930 - İspanya'da siyasi tutuklular için genel af ilan edildi.1976 — В Испании объявлено об амнистии политических заключённых.
Tutukluluk halindeyken şiirler yazdı.Кроме политики, писал стихи во время своего пребывания в тюрьме.
Robben Adası: Nelson Mandela'nın tutuklu kaldığı adadır.Был заключен в тюрьму на острове Роббен в соседней с Нельсоном Манделой камере.
Siyasi tutuklular serbest bırakıldı.Освобождены политические заключённые.
Savaş kamplarında esir olarak on bir ay tutuklu kaldı.Более полугода содержался в лагере для военнопленных.
İki yıl tutuklu kaldı.Два года находился в заключении.
9 ay tutuklu kaldı.Отбыл в заключении 9 месяцев.
Türkiye'de de tıpkı diğer ülkelerde olduğu gibi iki çeşit cezaevi bulunmaktadır: tutuklu ve hükümlü cezaevi.Существуют две разновидности «общака» — в местах лишения свободы и вне мест лишения свободы.
Cezaevleri tutuklu gazetecilerle doluydu.Убийцы журналистов осуждены.
Siyasi görüşleri nedeniyle tutuklandı; 1933-1936 arasında tutuklu kaldı.Несколько раз подвергался арестам; в 1931—1937 гг. находился в тюремном заключении.
27 Aralık - Tutuklu "babalar"dan 10'u serbest bırakıldı.27 декабря — «Отцы и дети».
Tutuklu bulunduğu süre içinde işkence gördü.Во время заключения подвергался пыткам.
Tutukluların eğitim gereksinimlerini karşılamak.Обеспечение профессиональной подготовки заключённых.
Mahkeme süresince 1,5 yıl tutuklu kaldı.Пробыл в заключении 1,5 года.
Ardından suç vasfı değişerek "suç işlemeye tahrik"ten tutukluluğa sevk edildiler.С его слов, им двигала только жажда «преступления ради преступления».
Burada tutuklulara ağır işkence ve kötü muameleler yapıldığı iddia edildi.Некоторые заключённые, по сообщениям, подвергались пыткам и плохому обращению.
Açık cezaevleri tutuklulara aşırı kısıtlama getirmeyen cezaevleridir.Поэтому тюремная система не должна причинять заключённым дополнительные страдания.
Heyetin tutuklu temsilcileriyle yürüttüğü görüşmeler sonuç alınamadan sona erdi.Долгая переписка с чиновниками ничем не закончилась.
Danimarka yetkilileri Yahudi tutuklulara her fırsatta yemek yardımı yaptı.Члены юденрата делали все возможное, чтобы помочь узникам.
Tutuklulardan bilgi almak için işkence kullanılması konusunda ısrarcı davrandı .Не гнушается лично участвовать в пытках пленных, чтобы узнать нужную информацию.
Kádár'ın bulunduğu hapishane boşaltılarak tüm tutuklular Nazi toplama kamplarına gönderildi.Перед тем, как отпустить их, всех арестованных передали Сербии.
Bu sefer 4 yıl tutuklu kaldı.Четыре года находился в заключении.
10 Haziran 2006 üç tutuklu ölü bulunmuştur.أعلن عن مقتل ثلاثة معتقلين في 10 يونيو 2006.
Blackwell Adası (Blackwell's Island) cezaevinde bir yıl tutuklu kaldı.حكم عليها بالسجن لمدة عام في سجن جزيرة بلاكويل.
12 sene tutuklu kaldı.وبقي في السجن لمدة اثنتي عشرة سنة.
Yazılarının çoğunu tutuklu olduğu dönemde yazdı.معظم كتاباته تمت في أثناء سجنه.
Hapishanelerdeki tutukluların hemen hemen yarısı, steril olmayan dövme ekipmanlarını paylaşmaktadır.يتشارك نصف عدد نزلاء السجن تقريبا في استعمال معدات رسم الوشم غير المعقمة.
Binlerce siyasi tutukluyu serbest bıraktı.عملا بهذه القوانين، أطلق سراح 400 سجين سياسي.
Türkiye'de pek çok gazeteci, ülkenin çeşitli yerlerindeki hapishanelerde tutuklu bulunmaktadır.ولا يزال بعض الرهبان القياديين محتجزين في سجون مختلفة في أنحاء البلاد.
Marie hemen onu tutukluluktan kurtarır.أما نيك فيتم طرده.
Mart 1997'de, Sankoh ev hapsinde tutuklu olaak kaldı ama daha sonra Nijerya'ya kaçtı.في مارس 1997، فر سنكوح إلى نيجيريا، حيث تم وضعه قيد الإقامة الجبرية.
Kadın tutuklu ve hükümlülerin de ayrı bölümlerde tutulmaları gerekir.فوضعوا الرجال في السجون، والنساء في محتشد خاص.
Sekiz ay kadar Askeri Cezaevi'nde tutuklu kaldı.سجن زوجها لمدة ثمانية عشر شهراً.
Cezaevleri tutuklu gazetecilerle doluydu.ولقد امتلأت السجون بالمعتقلين.
Çikatilo, bu süre içinde hep hücrede tutuklu kaldı.وحين أسّس الفور كاتس كان مكانها محجوزاً فيها.
Tutuklu olarak Ömer'in huzuruna getirildi.ويتم الدفع بالباقين إلى سجن إيفين.
Bir süre tutuklu kaldıktan sonra 18 Aralık 1947'de serbest bırakıldı.بفضل بعض من زملائه، أُفرج عنه من المعتقل في ديسمبر 1946.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod