Tutuklu bulundukları ıslahevi, şansa bakın ki, her zamanki gezilerimden birinin tam ortasında.Die Strafanstalt, in der sie inhaftiert sind,
Tutuklu bulundukları ıslahevi, şansa bakın ki, her zamanki gezilerimden birinin tam ortasında.이 친구들이 수감되어 있는 교정 시설을 일상적으로 다니는 길에서 우연히 발견하게 되었습니다.
Tutuklu bulundukları ıslahevi, şansa bakın ki, her zamanki gezilerimden birinin tam ortasında.המעון הסגור בו הם שוהים נמצא בדיוק באמצע אחד מהטיולים הקבועים שלי,
Tutuklu bulundukları ıslahevi, şansa bakın ki, her zamanki gezilerimden birinin tam ortasında.لقد كانت تلك الاصلاحية التي حُبس فيها هؤلاء الاطفال في منتصف الطريق في إحدى رحلاتي الاعتيادية ..
Tutuklu bulundukları ıslahevi, şansa bakın ki, her zamanki gezilerimden birinin tam ortasında.たまたま 私がよく走るルートの 途中にありました そこは鉄条網に囲まれて
Tutukluk yaptı! Ben aldım! Hayır, kahretsin!Nej, for satan.
Tutukluk yaptı! Ben aldım!Obtičal sem.
Tutukluk yaptı!Está encravada!
Tutukluk yaptı!¡Se me trabó!
Tutukluk yaptı!Επαθα εμπλοκή!
Tutukluk yaptı!...זה תקוע
tutukluluk ve işkenceexperiencias de prisión y de tortura
tutukluluk ve işkencefängelse och tortyr
tutukluluk ve işkencela prison et la torture
tutukluluk ve işkencevankeus ja kidutuskokemukset
tutukluluk ve işkenceтюремное заключение и пытки
tutukluluk ve işkenceالسجن وتجارب التعذيب
tutukluluk ve işkence迫害及歧视 监禁或遭受酷刑
Tutuklu muyum?¿Estoy siendo arrestado?
Tutuklu muyum?Jestem aresztowany?
Tutuklu muyum?Oh. Jsem zatčen?
Tutuklu muyum?Sono in arresto?
Tutuklu muyum?Sunt arestat ?
Tutuklu muyum?Είμαι υπό κράτηση;
Tutuklu muyum?Меня арестуют?
Tutuklu muyum?>いいや。あなたをベース外に連れ出さなくちゃならない。
Tutuklu olacaklara dedik ki " Gidip yurtta bekleyin, çalışma pazar günü başlayacak."Ai futuri prigionieri abbiamo detto: "Aspettate nei vostri dormitori. Lo studio comincerà domenica."
Tutuklu olacaklara dedik ki " Gidip yurtta bekleyin, çalışma pazar günü başlayacak."A leendő raboknak azt mondtuk, hogy várjanak a kollégiumban. A kísérlet vasárnap kezdődik.
Tutuklu olacaklara dedik ki " Gidip yurtta bekleyin, çalışma pazar günü başlayacak."A los que iban a ser prisioneros les dijimos: "Esperad en casa.
Tutuklu olacaklara dedik ki " Gidip yurtta bekleyin, çalışma pazar günü başlayacak."Aos jovens que iam ser prisioneiros, dissemos: "Esperem em casa. O estudo vai começar no domingo."
Tutuklu olacaklara dedik ki " Gidip yurtta bekleyin, çalışma pazar günü başlayacak."Børnene, der skulle være fanger, vi sagde, "Vent hjemme på kollegierne. Studiet begynder på søndag."
Tutuklu olacaklara dedik ki " Gidip yurtta bekleyin, çalışma pazar günü başlayacak."Chłopcom wytypowanym na więźniów powiedzieliśmy: "Czekajcie w akademiku. Zaczniemy w niedzielę".
Tutuklu olacaklara dedik ki " Gidip yurtta bekleyin, çalışma pazar günü başlayacak."Copii care urmau să fie prizonieri, lor le-am spus: "Aşteptaţi acasă, în căminele voastre.
Tutuklu olacaklara dedik ki " Gidip yurtta bekleyin, çalışma pazar günü başlayacak."Deckám, ktoré mali byť väzňami, sme povedali, "Čakajte doma na internáte. Experiment začne v nedeľu."
Tutuklu olacaklara dedik ki " Gidip yurtta bekleyin, çalışma pazar günü başlayacak."Den zukünftigen Gefangenen sagten wir: "Wartet zu Hause in euren Zimmern. Wir beginnen am Sonntag."
Tutuklu olacaklara dedik ki " Gidip yurtta bekleyin, çalışma pazar günü başlayacak."그래서 죄수역 학생들에게 "일요일에 실험을 재개할테니 숙소에서 기다려라"라고 했죠.
Tutuklu olacaklara dedik ki " Gidip yurtta bekleyin, çalışma pazar günü başlayacak."Những đứa trẻ sẽ trở thành tù nhân Chúng tôi nói" Đợi ở nhà ở nhà trọ. Nghiên cứu sẽ bắt đầu vào chủ nhật"
Tutuklu olacaklara dedik ki " Gidip yurtta bekleyin, çalışma pazar günü başlayacak."Těm děckám, který budou hrát vězně, jsme řekli: "Čekejte doma na koleji. Studie začne v neděli."
Tutuklu olacaklara dedik ki " Gidip yurtta bekleyin, çalışma pazar günü başlayacak."Vangeiksi valituille sanoimme: "Odottakaa kotona. Koe alkaa sunnuntaina."
Tutuklu olacaklara dedik ki " Gidip yurtta bekleyin, çalışma pazar günü başlayacak."Тем, кто были заключенными, мы сказали: "Ждите в общежитии, исследование начнется в воскресенье".
Tutuklu olacaklara dedik ki " Gidip yurtta bekleyin, çalışma pazar günü başlayacak."Тим, що мали бути в'язнями, ми сказали "Сидіть вдома у свої гуртожитках. Експеримент почнеться в неділю".
Tutuklu olacaklara dedik ki " Gidip yurtta bekleyin, çalışma pazar günü başlayacak."לנערים שעמדו להיות האסירים, אמרנו: "חכו במעונות. המחקר יתחיל ביום ראשון."
Tutuklu olacaklara dedik ki " Gidip yurtta bekleyin, çalışma pazar günü başlayacak."أخبرنا الطلاب الذين سيكونون السجناء، "انتظروا في مهاجعكم. سوف تبدأ الدراسة يوم الأحد."
Tutuklu olacaklara dedik ki " Gidip yurtta bekleyin, çalışma pazar günü başlayacak."私達は彼らに言いました 「自宅や寄宿舎で待ってください 実験は日曜日に始めます」 私達が言わなかったのは
Tutuklu ya da gardiyan olarak rastgele atadık.Arbitrariamente les nombramos prisioneros o carceleros.
Tutuklu ya da gardiyan olarak rastgele atadık.Atribuímos ao acaso o papel de prisioneiros ou guardas.
Tutuklu ya da gardiyan olarak rastgele atadık.무작위로 간수와 죄수로 나누었습니다.
Tutuklu ya da gardiyan olarak rastgele atadık.L'essere prigioniero o guardia fu assegnato a caso.
Tutuklu ya da gardiyan olarak rastgele atadık.Losowo dostali role więźniów i strażników.
Tutuklu ya da gardiyan olarak rastgele atadık.Määräsimme heidät satunnaisesti vangeiksi ja vartijoiksi.
Tutuklu ya da gardiyan olarak rastgele atadık.Náhodně jsme je rozdělili na vězně a dozorce.
Tutuklu ya da gardiyan olarak rastgele atadık.Náhodne sme ich rozdelili na väzňov a dozorcov.
Tutuklu ya da gardiyan olarak rastgele atadık.Phân họ làm tù nhân và gác ngục một cách ngẫu nhiên.
Tutuklu ya da gardiyan olarak rastgele atadık.Şi am ales la întâmplare care vor juca rolul gardienilor şi care vor fi prizonieri.
Tutuklu ya da gardiyan olarak rastgele atadık.Teilten sie zufällig in Gefangene und Wärter ein.
Tutuklu ya da gardiyan olarak rastgele atadık.Un rôle leur a été attribué au hasard, prisonnier ou gardien.
Tutuklu ya da gardiyan olarak rastgele atadık.Véletlenszerűen jelöltük ki a rabokat és az őröket.
Tutuklu ya da gardiyan olarak rastgele atadık.Vi valgte tilfældigt hvem, der skulle være fange og vagt.
Tutuklu ya da gardiyan olarak rastgele atadık.We kozen willekeurig of ze gevangene of bewaker werden.
Tutuklu ya da gardiyan olarak rastgele atadık.Τυχαία τους αναθέσαμε τους ρόλους των φυλακισμένων και των φρουρών.